
Uyuşturucu kullanma suçu nedir, cezası ne kadardır?
Uyuşturucu kullanma suçu, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak ya da kullanmak için satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktır; Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi bu fiiller için iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörür. Üst sınır beş yıl olduğu için dava asliye ceza mahkemesinde görülür.
İlk soruşturmada ceza yargılaması hemen başlamaz. Cumhuriyet savcısı, CMK 171’deki genel şartları aramadan kamu davasının açılmasını beş yıl süreyle erteler ve en az bir yıl denetimli serbestlik uygular. Kişi bu beş yılı ihlal olmadan geçirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; ihlal hâlinde kamu davası açılır.
TCK 191 kapsamında hangi eylemler suç sayılır?
TCK 191 dört fiili aynı suç içinde sayar: uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak ve yalnız kendi kullanımı için satın almak, kabul etmek ya da bulundurmak. Maddeyi parasız almak, örneğin bir arkadaşın ikram ettiği maddeyi kabul etmek de kapsamdadır. Maddenin başkasına verilmesi, satılması, sevk edilmesi veya nakledilmesi ise TCK 188’deki ticaret suçunu oluşturur.
Kanun bir de ağırlaştırıcı hâl öngörür. Bu fiiller okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi toplu bulunulan yerlerin iki yüz metreden yakınındaki umumi veya umuma açık yerlerde işlenirse ceza yarı oranında artırılır (TCK 191/10). Mesafe, varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri sınırdan ölçülür. Bu artırım dava zamanaşımını da sekiz yıldan on beş yıla çıkarır.
Kullanmak için bulundurma ile uyuşturucu ticareti nasıl ayrılır?
Ayrımı maddenin hangi amaçla bulundurulduğu belirler. Kişisel kullanım amacı varsa TCK 191, satma, başkasına verme veya sevk amacı varsa uyuşturucu ticareti suçu (TCK 188) uygulanır. TCK 188/3’te ceza on yıldan az olmamak üzere hapistir ve dava ağır ceza mahkemesinde görülür.
Mahkeme yalnız miktara bakmaz; maddenin türü ve saflığı, paketlenme biçimi, çeşitlilik, hassas terazi veya paketleme malzemesi, iletişim kayıtları, saklama yeri ve yakalanma anındaki davranışları birlikte değerlendirir. Kanunda herkes için geçerli sabit bir “kişisel kullanım miktarı” yoktur. Yargıtay’ın bu ayrımda baktığı ölçütler kişisel kullanım için mi yoksa ticaret amacıyla mı bulundurulduğu sorusunu inceleyen kararda örneklenmiştir.
İlk kez uyuşturucudan yakalanan kişiye ne olur?
Uyuşturucuyu bir kez kullanmak da suçun oluşması için yeterlidir; ancak ilk kez yakalanan kişi hakkında hapis cezası istenmez. Cumhuriyet savcısı TCK 191/2 uyarınca kamu davasının açılmasını beş yıl süreyle erteler, kişiyi ihlal hâlinde doğacak sonuçlar konusunda uyarır ve erteleme kararını kolluğa da bildirir.
Erteleme süresi içinde en az bir yıl denetimli serbestlik uygulanır ve gerekirse tedaviye karar verilir. Bu beş yıl boyunca dava zamanaşımı işlemez (CMK 171/4). Süre kararın kesinleşmesiyle başlar; bu nedenle kararın tebliğ tarihini ve kesinleşme şerhini saklayın.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz edilir mi?
Evet. Şüpheli, erteleme kararına tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK 171/2 ve 173). İtiraz, örneğin maddenin şüpheliye ait olmadığı veya aramanın hukuka aykırı yapıldığı durumlarda anlam taşır; çünkü erteleme suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunduğu kabulüne dayanır. İtiraz usulü kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazla aynıdır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 10 Haziran 2025 tarihli kararında (E.2023/23244, K.2025/6328) belirtilen yerleşik uygulamaya göre erteleme kararı, ihlalin sonuçlarına ilişkin uyarıyı ve itiraz yolu, süresi ve merciini göstermelidir. Bu ihtarları içermeyen karar kesinleşmiş sayılmaz ve beş yıllık erteleme süresi başlamaz.
Uyuşturucu kullanımı tahlille nasıl tespit edilir, üzerinde madde yoksa suç oluşur mu?
Kullanım kan, idrar veya saç örneği üzerinde yapılan analizle tespit edilir. Adli süreçte örneğin hukuka uygun biçimde alınması, kime ait olduğu, muhafaza zinciri, kullanılan yöntem ve gerektiğinde doğrulama testi sonucu belirler. Pozitif sonuç güçlü bir delildir; mahkeme onu şüphelinin beyanı ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Üzerinde madde ele geçirilmemesi suçu ortadan kaldırmaz. TCK 191 kullanmayı satın alma ve bulundurmadan bağımsız bir fiil olarak düzenler; kullanma hukuka uygun alınmış bir tahlil veya başka delille ispatlanırsa madde bulunmasa da soruşturma yürütülür.
Uyuşturucu kullandığım için gözaltına alınabilir miyim?
Gözaltı ancak CMK 91’deki şartlar varsa uygulanır: tedbir soruşturma yönünden zorunlu olmalı ve kişinin suçu işlediğine dair somut deliller bulunmalıdır. Kullanma şüphesi her olayda gözaltı gerektirmez; kolluk ifade alıp savcının talimatıyla kişiyi serbest bırakabilir.
Bireysel suçlarda gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Gözaltından sonra erteleme ve denetimli serbestlik konusunda karar veren makam Cumhuriyet savcısıdır.
Üzerimde uyuşturucu bulunursa hemen tutuklanır mıyım?
Hayır. Kişisel kullanım amacıyla madde bulunması tutuklama sebebi değildir. Tutuklama için CMK 100 uyarınca kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanında kaçma veya delil karartma gibi bir tutuklama nedeni ve ölçülülük gerekir; soruşturmada kararı sulh ceza hâkimi verir.
Tutuklama riski asıl olarak dosya TCK 188 kapsamında, yani ticaret şüphesiyle yürütüldüğünde gündeme gelir. Bu nedenle ilk ifadede maddenin kimden, ne amaçla ve ne miktarda alındığına ilişkin açıklama, suçun vasfını ve koruma tedbirlerini doğrudan etkiler.
Uyuşturucu kullandığım gerekçesiyle evime arama yapılabilir mi?
Konut araması için somut olgulara dayanan makul şüphe ve usulüne uygun bir arama kararı gerekir; kullanıldığına dair soyut bir iddia yeterli değildir. Konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama kural olarak hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabilir.
Kararın veya emrin kapsamı, aranacak yer ve arama nedeni tutanakla karşılaştırılmalıdır. Hukuka aykırı arama ile elde edilen delil hükme esas alınamaz; bu itiraz ifade ve savunma aşamasında açıkça ileri sürülmelidir.
Polisin üzerimi arama yetkisi var mıdır?
Polis, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’ndaki koşullar oluştuğunda kişiyi durdurabilir ve tehlikeli bir eşyanın bulunabileceğine dair yeterli şüphe varsa dıştan kontrol yapabilir. Delil elde etmeye yönelik adli üst araması ise CMK ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’ne tabidir ve hâkim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının, savcıya ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emrini gerektirir.
Somut olayda durdurmanın nedeni, arama kararı veya yazılı emir bulunup bulunmadığı, gecikme hâli ve aramanın nasıl yapıldığı birlikte incelenir. Usulsüz üst aramasında ele geçirilen madde hakkında da hukuka aykırı delil itirazı ileri sürülebilir.
TCK 191’de denetimli serbestlik süresi ne kadar olur?
Beş yıl, kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresidir; denetimli serbestlik bunun içinde ve en az bir yıl uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifiyle veya resen Cumhuriyet savcısının kararıyla altışar aylık dönemlerle toplam en fazla iki yıl uzatılabilir; böylece denetimli serbestlik en fazla üç yıla çıkar (TCK 191/3).
Denetimli serbestlik bittikten sonra da erteleme süresi dolana kadar ihlal yasağı sürer. Savcı, erteleme süresi boyunca kullanımın tespiti için yılda en az iki kez kişinin ilgili kuruma sevkine karar verir; bu testler denetimli serbestlik bittikten sonra da yapılabilir.
Uyuşturucu kullanma suçunda tedavi süreci nasıl işler?
Tedavi her dosyada uygulanmaz. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri bulunan kişi, gerek görülürse denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulur. Sağlık kuruluşu kullanım veya bağımlılık durumunu değerlendirir; ayakta ya da yatarak yürütülecek program kişinin ihtiyacına göre belirlenir.
Tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmek kamu davası açılması sebebidir (TCK 191/4-a). Kanun burada “ısrar” arar; tek bir randevuya mazeretle gidilememesi ile tekrarlanan ve uyarıya rağmen süren uyumsuzluk aynı sonucu doğurmaz. Mazeret belgelerini denetimli serbestlik müdürlüğüne süresinde sunun.
Denetimli serbestlikte idrar testi pozitif çıkarsa ne olur?
Erteleme süresi içinde yapılan testte kullanım tespit edilirse kamu davası açılır (TCK 191/4-c). Yükümlülük ihlalinden farklı olarak burada “ısrar” şartı aranmaz; tek pozitif sonuç dava açılması için yeterlidir. Sürpriz test ile planlı test arasında bu bakımdan fark yoktur.
Pozitif sonuç için ayrıca yeni bir dava açılmaz. TCK 191/5’e göre erteleme süresinde tekrar kullanma veya kullanmak için madde edinme ihlal nedeni sayılır ve ayrı soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz; açılan dava ilk eylem hakkındadır. Testin hatalı olduğunu düşünüyorsanız doğrulama analizi istenip istenmediğini ve numunenin size ait olduğunu gösteren tutanakları dosyadan kontrol edin.
İkinci veya üçüncü kez uyuşturucudan yakalanan kişiye ne olur?
Sonuç, ikinci yakalanmanın hangi aşamada olduğuna bağlıdır. Erteleme süresi içinde ve dava açılmadan önce yakalanma, yeni bir suç değil ihlaldir: ilk dosyada kamu davası açılır, ikinci eylem için ayrı dava açılmaz (TCK 191/5). Dava açıldıktan sonra suç yeniden işlenirse savcı bu kez erteleme kararı veremez ve doğrudan kamu davası açar (TCK 191/6).
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 10 Haziran 2025 tarihli kararında (E.2023/23244, K.2025/6328), erteleme süresinde ve iddianameden önce işlenen ikinci eylemi ihlal saymıştır. Daireye göre bu eylem zincirleme suç hükümleriyle cezayı artırmak için de kullanılamaz; iddianame düzenlendikten sonraki eylemler ise ayrı suçtur. Birden çok erteleme kararı bulunan dosyalarda Daire, usulüne uygun verilip kesinleşen ilk erteleme kararını esas almaktadır (E.2023/1121, K.2024/16335, 11 Mart 2024).
Üçüncü ve sonraki yakalanmalarda sonuç farklıdır. Aynı Daire kararına göre erteleme kararı kesinleştikten sonraki ilk eylem ihlaldir; bundan sonra ve iddianameden önce işlenen eylemler zincirleme suç (TCK 43) olarak cezayı artırır. Erteleme kararı kesinleşmeden önceki eylemler ise tek suç sayılır ve TCK 61’e göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasında dikkate alınabilir. Önceki kesinleşmiş mahkûmiyetler ayrıca TCK 58’deki tekerrür bakımından önem taşır; bu nedenle önceki dosyaların hangi kararla bittiğini (kamu davasının açılmasının ertelenmesi, kovuşturmaya yer olmadığı, HAGB veya mahkûmiyet) ve tarihlerini belgeyle belirleyin.
Uyuşturucu kullanma suçunda dava ne zaman açılır, mahkeme ne karar verir?
Kamu davası yalnız erteleme süresinde TCK 191/4’teki üç hâlden biri gerçekleşirse açılır: yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uymamakta ısrar, tekrar kullanmak için madde edinme ya da madde kullanma. Bu hâller yoksa dosya mahkemeye gitmez ve beş yılın sonunda kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapanır.
Dava açılırsa asliye ceza mahkemesi suçun işlenip işlenmediğini delillere göre belirler ve iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası arasında ceza tayin eder; beraat de mümkündür. Hükmolunan ceza iki yılı aşmıyorsa mahkeme önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını değerlendirir; bu karar verilmezse koşulları varsa hapis cezasını TCK 51 uyarınca erteleyebilir. Ertelenen ceza bir mahkûmiyettir; 5352 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca adli sicil kaydına alınmadan doğrudan arşiv kaydına geçer.
Uyuşturucu kullanma suçunda HAGB mümkün mü, 2026’da ne değişti?
Evet. TCK 191/9, maddede aksine düzenleme yoksa Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki HAGB hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha azsa ve sanık daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmamışsa mahkeme HAGB kararı verebilir. Alt sınırdan verilen iki yıllık ceza bu eşiğin içindedir. TCK 191/10’daki artırım uygulanırsa ceza üç yıldan başlar; TCK 62’deki takdiri indirimle iki yıl altı aya inse de HAGB sınırını aşar.
HAGB yürürlüktedir. 31 Temmuz 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesi, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı yürürlüğe girmeden CMK 231’in beşinci ila on dördüncü fıkralarını yeniden yazdı ve bu hüküm yayım tarihinde yürürlüğe girdi. Uyuşturucu kullanma suçu bakımından içerik değişmedi: 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda sanığın kabulü aranmaz, HAGB kararına karşı istinaf yoluna gidilir ve denetim süresi beş yıldır.
TCK 191/8 ayrıca özel bir kural koyar: TCK 188 veya 190’dan açılan davada suçun yalnız TCK 191 kapsamında kaldığı anlaşılırsa sanık hakkında bu madde çerçevesinde HAGB kararı verilir. Yargıtay bu hâlde HAGB’yi, CMK 231/6’daki şartlar aranmaksızın verilmesi zorunlu bir karar olarak uygular; ticaret iddiasıyla yargılandığı için savcılıktaki erteleme aşamasını yaşamamış sanık böylece aynı imkâna kavuşur. Sanık hakkında daha önce bu suçtan erteleme veya HAGB kararı verilmişse ya da yeni eylem önceki erteleme kararının ihlali sayılıyorsa sonuç farklı olabilir.
Uyuşturucu kullanma suçunda uzlaştırma, seri muhakeme veya basit yargılama uygulanır mı?
Hayır. TCK 191, CMK 253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında değildir ve şikâyete bağlı da değildir; ceza hukukunda uzlaştırma bu dosyalarda teklif edilmez. Seri muhakeme usulü de uygulanmaz; CMK 250’deki sınırlı liste bu suçu içermez.
Basit yargılama usulü CMK 251 uyarınca yalnız adli para cezası veya üst sınırı iki yılı aşmayan hapis cezası gerektiren suçlarda uygulanabilir. TCK 191’in üst sınırı beş yıl olduğundan dava duruşmalı olarak genel hükümlere göre görülür. Bu suçta yargılamaya alternatif yol, savcılık aşamasındaki zorunlu erteleme kararıdır.
Uyuşturucu kullanma suçunda adli para cezası verilir mi?
TCK 191’in yaptırımı yalnız hapis cezasıdır; maddede adli para cezası seçeneği yoktur. TCK 50’ye göre hapis cezası ancak kısa süreli, yani bir yıl veya daha az ise adli para cezasına çevrilebilir. Alt sınırı iki yıl olan bu suçta sonuç ceza ancak yaş küçüklüğü gibi kanuni indirimlerle bir yılın altına inerse çevirme mümkün olur.
Para cezasına çevirme ile HAGB farklı sonuç doğurur: çevrilen ceza bir mahkûmiyet hükmüdür; HAGB kararı ise denetim süresi yükümlülüklere uyularak geçirilirse davanın düşmesiyle sonuçlanır.
Uyuşturucu kullanma suçunda avukat tutmak zorunda mıyım?
Hayır. Şüpheli veya sanık müdafi yardımından yararlanabilir ve müdafi seçebilecek durumda değilse istemi üzerine barodan müdafi görevlendirilir. Çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olan kişiye istem aranmaksızın müdafi atanır (CMK 150/2).
Zorunlu müdafilik ayrıca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda uygulanır; TCK 191’in alt sınırı iki yıl olduğundan bu kapsamda değildir. TCK 191 dosyaları asliye ceza mahkemesinde görülür ve bu aşamada asliye ceza avukatı ifadeye katılarak aramanın ve tahlilin usule uygunluğunu tutanağa geçirebilir. Dosya TCK 188 olarak nitelendirilirse alt sınır on yıl olduğu için müdafi zorunludur ve dava ağır ceza mahkemesinde görülür.
Tedavi ve denetimli serbestlikten sonra dava düşer mi?
Bu aşamada ortada açılmış bir dava yoktur; bu nedenle sonuç “davanın düşmesi” değil kovuşturmaya yer olmadığı kararıdır. Kişi beş yıllık erteleme süresinde TCK 191/4’teki ihlallerden birini gerçekleştirmezse Cumhuriyet savcısı bu kararı verir (TCK 191/7).
Davanın düşmesi kararı ise ancak kovuşturma aşamasında verilen HAGB’de, beş yıllık denetim süresi kasten yeni suç işlenmeden ve yükümlülüklere uyularak geçirilirse söz konusu olur. Hangi kararın verildiğini öğrenmek için savcılık veya mahkeme kararının kendisini isteyin.
Uyuşturucu kullanma suçu adli sicil kaydına geçer mi?
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve ardından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı mahkûmiyet değildir; e-Devlet’ten alınan adli sicil kaydında görünmez. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 4. maddesi adli sicile yalnız kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin kaydedileceğini düzenler. Erteleme kararları CMK 171/5 uyarınca mahsus bir sisteme kaydedilir ve yalnız bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir.
HAGB kararları da kendine özgü sisteme kaydedilir ve adli sicil kaydı oluşturmaz. Dava sonunda kesinleşmiş mahkûmiyet kararı verilirse hüküm adli sicile işlenir; cezanın infazı tamamlandığında kayıt arşive alınır. Ertelenen hapis cezaları ile adli para cezasına mahkûmiyetler ise adli sicile alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.
AMATEM’de tedavi görmek sicile işler mi?
Hayır. AMATEM veya başka bir sağlık kuruluşunda görülen tedavi bir sağlık hizmetidir ve adli sicile kaydedilen kararlar arasında yer almaz. Alkol bağımlılığı tedavisi bakımından ise ortada bir suç da yoktur. Tedavi kayıtları sağlık verisi olarak özel nitelikli kişisel veridir ve ancak kanundaki şartlarla paylaşılabilir.
Uyuşturucu kullanan kişi için tedaviye başvurmanın ceza sonucu da vardır. Türk Ceza Kanunu’nun 192. maddesinin dördüncü fıkrası, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi edilmek isteyen kişiye ceza verilmeyeceğini düzenler. Aynı fıkraya göre bu durumda kamu görevlileri ve sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.
Bu cezasızlık yalnız soruşturma başlamadan yapılan başvuru için geçerlidir. Soruşturma başladıktan sonra tedaviye gitmek TCK 192/4’ün kapsamına girmez; tedavi bu durumda erteleme kararıyla verilen denetimli serbestliğin parçası olarak yürür.
Uyuşturucuyu kimden aldığını söyleyen kişi cezadan kurtulur mu?
Belirli şartlarla evet. TCK 192/2’ye göre kullanmak için uyuşturucu satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar haber almadan önce maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine bildirirse cezalandırılmaz. Bunun için bildirimin suçluların yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırması gerekir.
Resmî makamlar olayı öğrendikten sonra yapılan bildirim bu fıkranın kapsamında değildir. Bu hâlde TCK 192/3, suçun meydana çıkmasına ve faillerin yakalanmasına gönüllü olarak yardım eden kişinin cezasında yardımın niteliğine göre dörtte birden yarıya kadar indirim öngörür. İfadede verilen bilginin bir sonuç doğurup doğurmadığı dosyadaki kolluk yazışmalarıyla belirlenir.
Uyuşturucu kullanma suçu nedeniyle sabıkam silinebilir mi?
Kesinleşmiş mahkûmiyet kaydının adli sicilden çıkarılması 5352 sayılı Kanun’un 9. maddesine tabidir: cezanın infazının tamamlanması, ceza zamanaşımının dolması gibi hâllerde kayıt silinerek arşive alınır. Arşiv kaydı da kanundaki sürelerin geçmesiyle silinir; kayıt yalnız “beş yıl yeni suç işlememe” gerekçesiyle kalkmaz. Süre hesabı için adli sicil veya arşiv kaydının silinmesi kurallarına bakılır.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, kovuşturmaya yer olmadığı ve HAGB kararları normal mahkûmiyet kaydı oluşturmadığından bunlar için silme başvurusu gerekmez. Bu nedenle önce dosyadaki kararın türünü kararın kendisinden belirleyin; ardından gerekiyorsa silme yoluna gidin.
Uyuşturucu kullanmak nedeniyle ehliyetim alınabilir mi?
Uyuşturucu almış olarak araç kullandığı tespit edilen sürücünün belgesi iptal edilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48. maddesi, 27 Şubat 2026’da yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 7574 sayılı Kanun’la değişik hâliyle, bu sürücüye 2026 yılı için 150.000 TL idari para cezası ve sürücü belgesinin iptalini öngörür. Yeniden belge almak için iptalden itibaren en az beş yıl geçmesi, idari para cezalarının tamamının ödenmesi, psiko-teknik değerlendirme, sağlık kurulu raporu ve yeniden kurs ile sınav gerekir.
Kolluğun uyuşturucu ölçümünü yaptırmayan sürücüye de 150.000 TL idari para cezası verilir ve belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Fiil güvenli araç kullanmayı engelleyecek düzeydeyse ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan soruşturma yürütülür.
Direksiyon dışındaki kullanım bakımından belirleyici olan mahkûmiyettir. KTK 41’e göre adli sicilinde TCK 191 mahkûmiyeti bulunan kişi sürücü belgesi alamaz; belge aldıktan sonra mahkûm olanın belgesi de bu kayıt ortadan kalkıncaya kadar geri alınır. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, kovuşturmaya yer olmadığı ve HAGB kararları mahkûmiyet olmadığından bu sonucu doğurmaz. Cezası TCK 51 uyarınca ertelenen kişi ise mahkûm olmuştur; belge aldıktan sonraki mahkûmiyette geri alma hükmü onun için de uygulanabilir.
TCK 191 soruşturmasında yurt dışına çıkılabilir mi, pasaport engeli olur mu?
Erteleme kararı ve denetimli serbestlik, yurt dışına çıkış yasağı içermez. Çıkışı engelleyen, hâkimin CMK 109 uyarınca verdiği adli kontrol kapsamındaki yurt dışına çıkamama yükümlülüğü ya da başka bir yakalama veya kısıtlama kararıdır. Böyle bir karar varsa yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması için karara itiraz edilir.
Denetimli serbestlik süresinde yurt dışına çıkmadan önce müdürlüğe bilgi verin; yurt dışında kalınan süre randevuların ve testlerin kaçırılmasına yol açarsa bu, yükümlülüklere uymamak olarak değerlendirilebilir. Başka ülkelerin vize ve ülkeye kabul kararları ise kendi mevzuatlarına göre verilir.
Uyuşturucu kullanan bir kişinin işine son verilebilir mi?
İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (d) alt bendi, işçinin işyerine uyuşturucu madde almış olarak gelmesini veya işyerinde uyuşturucu kullanmasını işverene bildirimsiz fesih hakkı veren hâller arasında sayar. İşyeri dışındaki kullanım bu hükmün kapsamında değildir.
İş dışındaki kullanıma dayanan bir fesihte işveren, davranışın işe, iş güvenliğine ve güven ilişkisine somut etkisini ve yapılan işin niteliğini ispatlamak zorundadır. Sağlık verileri özel nitelikli kişisel veri olduğundan işverenin test sonucuna veya tedavi kaydına nasıl ulaştığı da feshin değerlendirilmesinde rol oynar.
Uyuşturucu kullanan birini ihbar edersem başıma iş gelir mi?
Uyuşturucu kullanıldığına ilişkin bilgi kolluğa veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirilebilir. Kimliğinin açıklanmamasını isteyen kişi bunu başvuru sırasında belirtmelidir; ancak ihbarcının kimliğinin her durumda gizli kalacağına dair genel bir kural yoktur, soruşturmanın gereği ve tanık koruma hükümleri belirleyicidir.
Şüpheye dayanan iyi niyetli bildirim suç oluşturmaz. Buna karşılık belirli bir kişiye, suç işlemediğini bile bile uyuşturucu kullandığı isnat edilirse iftira suçu gündeme gelir.
Uyuşturucu kullandığım yurt dışında anlaşılırsa Türkiye’de işlem yapılır mı?
Yurt dışında uyuşturucu kullanıldığı bilgisinin Türkiye’ye ulaşması her durumda TCK 191 soruşturması açılmasıyla sonuçlanmaz. Türk ceza kanunlarının uygulanması; kişinin vatandaşlığına, fiilin işlendiği ülkeye, orada karar verilip verilmediğine, kişinin Türkiye’de bulunmasına ve TCK’nın yurt dışında işlenen suçlara ilişkin 11 ve 12. maddelerindeki şartlara bağlıdır.
Yabancı ülkede alınan test veya tutanağın Türk yargılamasında delil olarak kullanılabilmesi de ayrı bir sorundur. Türkiye’ye dönüşten sonra yapılan testte kullanım tespit edilirse kullanmanın nerede ve ne zaman gerçekleştiği ispat konusu olur.
Uyuşturucu kullanan kişi başka bir suç işlerse cezayı artırır mı?
Uyuşturucu etkisinde olmak, başka bir suçun cezasını artıran genel bir neden değildir; ancak cezayı azaltmaz da. TCK 34/2 uyarınca maddeyi iradesiyle alan kişi, geçici olarak algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğini yitirmiş olmasından yararlanamaz ve işlediği suçtan tam sorumlu olur.
Bu hâlde iki ayrı suç söz konusu olur: kullanma fiili TCK 191’e, diğer fiil kendi suç tanımına göre yargılanır. Uyuşturucunun başkasına verilmesi veya başka bir suçta araç olarak kullanılması ise TCK 188 veya 190 gibi daha ağır suçları gündeme getirir; yargılama bu durumda ağır ceza mahkemesine taşınabilir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
