Ceza Hukuku

Basit Yargılama Usulüne İtiraz: Süre ve İndirim Riski 2026

Basit yargılama usulüne itiraz makalesi için boş duruşma salonunu gösteren kapak.

Basit yargılama usulüne itiraz, ceza hükmünün yeniden incelenmesini sağlar; başvuran kişinin sıfatı ceza indirimini etkiler. Duruşma yapılmadan verilen bir karara karşı başvuru hazırlanırken yalnız cezanın miktarına bakılmaz. Kararın öğrenildiği tarih, itirazı kimin yaptığı, hangi bölümün tartışıldığı ve yeniden yargılamada ortaya çıkabilecek sonuçlar birlikte değerlendirilir.

Basit yargılama usulüne itiraz hangi karara yöneltilir?

Basit yargılama, belirli ceza davalarının asliye ceza mahkemesinde yazılı beyanlar ve dosyadaki belgeler üzerinden sonuçlandırılmasına imkân veren bir yargılama usulüdür. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251. maddesi uyarınca, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl ya da daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanmasına karar verilebilir. Mahkemenin bu usulü seçmesi zorunlu değildir. Duruşma günü belirlendikten sonra bu yola geçilemez.

İtirazın konusu, bu usulle verilmiş hükümdür. İddianamenin gönderildiği ve yazılı savunma istendiği tebligat, henüz hüküm verildiği anlamına gelmez. İddianamenin kabulü ve ceza davasının başlaması ile davanın sonunda hüküm kurulması farklı aşamalardır. Yazılı savunma için tanınan iki haftalık süre içinde sunulan açıklamalar, daha sonra verilen karara kendiliğinden itiraz oluşturmaz. Bu nedenle evrakın başlığı, karar tarihi, esas ve karar numaraları ile sonuç bölümü birlikte okunmalıdır. Mahkûmiyet dışında verilen beraat veya düşme kararları da ilgili kişinin başvuru hakkı bakımından ayrıca değerlendirilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 252. maddesinde, basit yargılama sonunda verilen hükümlere karşı özel itiraz yolu düzenlenmiştir. Hükmün esasını tartışan başvuru, kural olarak duruşmalı yargılamaya geçilmesini sağlar. Ancak yalnız yargılama gideri, vekâlet ücreti veya maddi hataya yönelik itirazlarda sınırlı inceleme yolu vardır. Hangi yolun işletileceği, dilekçeye verilen isimden çok talebin içeriğine bağlıdır; mahkemenin hukuki değerlendirmesine yönelik her eleştiri de maddi hata olarak nitelendirilemez.

Burada anlatılan usul, hukuk mahkemelerinde uygulanan basit yargılama ile karıştırılmamalıdır. Aynı şekilde savcılığın soruşturma aşamasında teklif sunduğu seri muhakeme de ayrı bir kurumdur. Özellikle tebligatta yazılı savunma, duruşma daveti ve gerekçeli hüküm bir arada görünüyorsa her belgenin işlevi ayrılmalıdır. Esasa ilişkin itiraz gerektiren bir durumda yalnız bilgi talep etmek veya dosyayı incelemek, kanun yoluna başvurmanın yerine geçmez.

İtiraz süresi ve tebligat tarihi nasıl belirlenir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 268. maddesi uyarınca itiraz, ilgilinin kararı aynı Kanun’un 35. maddesine göre öğrenmesinden itibaren iki hafta içinde yapılır. Duruşmasız verilen basit yargılama hükümlerinde tebliğ evrakı bu tarihin belirlenmesinde temel önemdedir. Kararın yazıldığı gün, postaya verildiği gün ve usulüne uygun öğrenildiği gün birbirine eşit kabul edilemez. Eski kararlarda geçiş hükümleri de incelenmelidir; iki haftalık yeni düzenleme, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanır. İnternetteki yedi günlük eski açıklamalar güncel dosyaya doğrudan taşınmamalıdır.

Basit yargılama hükmüne itirazda süre, başvuru mercii, duruşmalı yargılama ve indirim riskini gösteren şema
Basit yargılama hükmüne itiraz ve sonuçları (CMK m.251–252, 268)

Hafta olarak belirlenen süre, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 39. maddesindeki hesaplama esaslarına göre, son haftada başlangıç gününe isim bakımından karşılık gelen günün mesai bitiminde sona erer. Son günün tatile rastlaması hâlinde takip eden iş günü esas alınır. Elektronik işlemlerde gün sonuna ilişkin özel kural ile fiziksel kalem başvurusunun çalışma saatleri birbirinden ayrılmalıdır. Adli tatilin etkisi de dosyanın niteliği ve ilgili usul hükümleri üzerinden değerlendirilmelidir.

Elektronik tebligatta Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 9. maddesi uyarınca bildirim, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bilgilendirme SMS’i veya e-postasının geç gelmesi, geçerli elektronik tebligatı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. UYAP üzerinden dava dosyasını incelemek kararın görülmesine yardımcı olsa da kanun yolu süresi için tebligat ve öğrenme olguları ayrıca kontrol edilmelidir. Yalnız ekran görüntüsüne dayanmak yerine tebliğ mazbatası veya elektronik delil kaydı saklanmalıdır.

Kusuru olmaksızın süreyi kaçıran kişi yönünden Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 40 ve 41. maddelerindeki eski hâle getirme koşulları gündeme gelebilir. Bu yol, her geç başvurunun kabul edileceği anlamına gelmez; engel, kusursuzluk ve başvuru zamanı somut belgelerle açıklanmalıdır. Kanun yolu bildiriminin eksikliği veya tebligat sorunu varsa bunlar da ayrı hukuki inceleme gerektirir. Belirsizlik karşısında süreyi en geniş ihtimale göre bekletmek yerine, başvuruyu gecikmeden hazırlamak ve tereddüt yaratan tarihleri dilekçede açıkça göstermek hak kaybı riskini azaltır.

Sanık, mağdur ve savcının başvuru hakkı nasıl ayrılır?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260. maddesi, kanun yollarına başvurabilecek kişileri belirler. Cumhuriyet savcısı, sanık, katılan ve katılma istemi hakkında karar verilmemiş veya istemi reddedilmiş kişiler bu çerçevede değerlendirilir. Katılan sıfatını alabilecek biçimde suçtan zarar görenler de kanuni koşullar altında başvurabilir. Buna karşılık olaydan haberdar olmak veya kararı haksız bulmak tek başına herkese itiraz yetkisi vermez. Sıfatı belirsiz bırakılan dilekçe, esas tartışılmadan önce başvuru yetkisi sorunuyla karşılaşabilir.

Sanık beraat talep edebilir; delillerin yanlış değerlendirildiğini, suçun unsurlarının oluşmadığını veya cezanın belirlenmesinde hata bulunduğunu ileri sürebilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 261. maddesi uyarınca avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişinin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yoluna başvurabilir. Avukatın temsil ve hukuki yardım görevi kapsamında, başvurunun sağlayabileceği yarar kadar yeniden yargılamanın yaptırım bakımından taşıdığı risk de değerlendirilmelidir.

Mağdur veya suçtan zarar gören kişi yönünden başvuru, beraat değerlendirmesine, eylemin hukuki niteliğine yahut haklarını etkileyen başka bir sonuca ilişkin olabilir. Ancak mağduriyet anlatımı ile katılma koşulları aynı şey değildir. Önceki katılma talebi, mahkemenin bu talep hakkındaki işlemi ve kişinin suçtan doğrudan etkilenmesi incelenmelidir. Sadece özel hukuk alacağının bulunması, her ceza dosyasında sınırsız kanun yolu yetkisi sağlamaz.

Cumhuriyet savcısı sanığın lehine veya aleyhine başvurabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 265. maddesinde, yalnız sanık lehine savcılık başvurusu üzerine yeniden verilen hükümde önceki cezadan ağır ceza verilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu özel güvence, sanık dışındaki kişinin itirazında dörtte bir indirimin uygulanmasından ayrı bir konudur. Bir dosyada birden fazla başvuru varsa hepsi birlikte incelenir. Kanuni temsilci ve eşin başvuru yetkileri de ilgili hükümler kapsamında değerlendirilerek kimin adına ve hangi sıfatla işlem yapıldığı açıkça gösterilmelidir.

İtiraz dilekçesi hangi mahkemeye ve nasıl sunulur?

İtiraz, hükmü veren mahkemeye sunulacak dilekçeyle veya zabıt kâtibine yapılacak ve tutanağa geçirilecek beyanla yapılabilir. Duruşmanın daha sonra başka mahkeme veya hâkim tarafından yürütülmesi, ilk başvurunun mutlaka oraya gönderilmesi gerektiği anlamına gelmez. Dilekçede mahkemenin adı, dosya numarası, başvuran kişinin sıfatı, itiraz edilen karar ve talep açıkça belirtilmeli; süre hesabının dayanağı olan tebligat belgesi gösterilmelidir.

Esasa yönelik başvuruda hangi delilin neden eksik veya hatalı değerlendirildiği açıklanmalıdır. Tanık dinlenmesi isteniyorsa kişinin olayla ilişkisi, hangi olguyu açıklayacağı ve ulaşılabilir bilgileri belirtilir. Kamera kaydı, mesaj veya başka belge sunulacaksa bunların dosyadaki savunmayla bağlantısı kurulmalıdır. Ankara asliye ceza yargılamasında savunma hazırlığı bakımından başvurunun, hükmün gerekçesindeki somut değerlendirmeleri karşılaması önemlidir. İstenen sonuç yalnız “gereği yapılsın” şeklinde bırakılmamalı; beraat, hukuki nitelendirme veya ceza hesabı yönündeki talep anlaşılmalıdır.

7499 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile düzenlenen özel inceleme ayrımları burada önem kazanır. Süresinde yapılmadığı veya başvuru hakkı bulunmayan kişi tarafından yapıldığı düşünülen itiraz, yetkili merciin bu koşulları denetlemesine gönderilir. Yalnız yargılama gideri, vekâlet ücreti veya maddi hata itirazında ise inceleme bu sebeplerle sınırlıdır. Mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltebilir; aksi durumda ilgili usulle merciye gönderir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 264. maddesi, kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağını düzenler. Bu hüküm süresiz başvuru hakkı yaratmaz; gecikmeyi veya başvuru yetkisi eksikliğini kendiliğinden gidermez. Tutuklu kişinin başvurusu için ceza infaz kurumu üzerinden kullanılabilecek özel usul de bulunmaktadır. Hangi yöntem seçilirse seçilsin teslim tarihi, evrak numarası ve dilekçe örneği saklanmalıdır; mahkeme kalemini telefonla aramak veya sıradan e-posta göndermek usulüne uygun başvurunun yerine geçmez.

Sanığın itirazında dörtte bir indirim neden risk altındadır?

Basit yargılama sonunda mahkûmiyet kurulursa Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251. maddesi uyarınca sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. İtiraz üzerine verilecek hükme ilişkin aynı Kanun’un 252. maddesinde ise indirim, başvurunun sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâller için düzenlenmiştir. Bu nedenle sanığın hükmün esasına itiraz etmesiyle genel hükümlere göre yapılan yargılamada bu indirimin korunacağı varsayılamaz. Müdafinin sanık adına verdiği dilekçe de bu değerlendirmede sanığın başvurusu niteliğindedir; dilekçenin avukat tarafından imzalanması indirim sonucunu değiştirmez.

Bununla birlikte indirimden yararlanamama, yeni kararın mutlaka daha ağır olacağı anlamına gelmez. Yeni yargılamada beraat, düşme veya farklı bir ceza değerlendirmesi gündeme gelebilir; sonucu deliller ve uygulanacak hükümler belirler. Ceza yargılamasında savunmanın kapsamı bakımından, hukuka aykırı görülen mahkûmiyete karşı başvuru hakkı ile ceza hesabındaki risk aynı değerlendirme içinde ele alınmalıdır. İndirim kaygısı, hükmün esasındaki belirgin sorunun incelenmesini gereksiz kılmaz.

Sanık dışındaki kişinin itirazında ise anılan indirim uygulanır. İlk karar beraat olup itiraz üzerine mahkûmiyet kurulması durumunda da bu ayrım önemlidir; önceki hükümde indirim hesabı bulunmaması, kanuni olanağı tek başına ortadan kaldırmaz. Ancak indirimin uygulanması, ilk hükümdeki toplam cezanın her koşulda aşılmayacağı anlamına gelmez. Dosyada sanığın da ayrıca itirazının bulunması hâlinde başvuruların yönü ve kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.

Ceza hesabının karşılaştırılabilmesi için ilk hükümdeki temel ceza ve her artırma veya indirme işlemi ayrı okunmalıdır. Adli para cezasında gün sayısı ile bir gün karşılığının birbirine karıştırılması da değerlendirmeyi bozar. Yalnız gider veya maddi hata denetimi isteyen başvurunun özel inceleme yolu ayrıca gözetilmelidir; her itiraz otomatik biçimde aynı indirim riskini doğuran duruşmalı esasa inceleme sayılmaz.

İtirazdan sonra duruşma ve delil incelemesi nasıl yapılır?

Esasa yönelik itiraz üzerine izlenecek yargılama düzeni, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 252. maddesinde belirlenmiştir. Birden fazla asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerde dosya, tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir. Tek asliye ceza mahkemesi bulunan yerde aynı mahkemede yetkili başka hâkim varsa o hâkim; yoksa adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hâkim duruşmayı yürütür. Başvuru sonrasında yeni mahkeme, dosya numarası ve duruşma tarihi kayıtlarından takip edilmelidir.

Duruşma açılmasıyla genel hükümlere göre yargılamaya devam edilir. Tanıkların dinlenmesi, raporların açıklığa kavuşturulması ve somut savunma iddialarının değerlendirilmesi istenebilir. Delil talebi, aydınlatılması gereken olayla bağlantılı biçimde kurulmalı; kayıtların nerede bulunduğu, hangi tarih aralığına ilişkin olduğu ve neyi göstereceği belirtilmelidir. Hukuka aykırı elde edilmiş materyalin kullanılabilirliği ise ayrı bir sorundur; delilin sanık lehine görünmesi bu sorunu kendiliğinden çözmez.

Mahkeme önceki hükümle bağlı değildir. Bu, itiraz eden kişinin bütün taleplerinin kabul edileceği anlamına gelmediği gibi eski kararın mutlaka aynen tekrarlanacağı anlamına da gelmez. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinde yer alan hüküm türleri, yeni incelemenin sonuçlarına göre değerlendirilir. İlk hükümde mahkûmiyet kurulmuş olması, duruşmada beraat savunmasının yapılamayacağı sonucunu doğurmaz. Buna karşılık yalnız ilk yazılı savunmaya atıf yapmak, yeni rapor veya beyanlardaki farklılıkları yanıtsız bırakabilir.

Dosyanın niteliğine göre şikâyet, uzlaştırma veya başka muhakeme koşulları da değerlendirmede önem taşıyabilir. Ceza hukukunda uzlaştırma süreci ile basit yargılama itirazı farklı kurumlardır; tarafların anlaşmak istemesi tek başına duruşmayı veya kanun yolu süresini durdurmaz.

Duruşmaya katılmama ve itirazdan vazgeçmenin etkisi

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 252. maddesi uyarınca taraflar gelmese bile duruşma yapılabilir ve yokluklarında hüküm verilebilir. Gönderilen davetiyede bu hususun belirtilmesi gerekir. Dolayısıyla itiraz ettikten sonra duruşmaya gitmemek, dosyanın bekleyeceği veya kendiliğinden kapanacağı anlamına gelmez. Mazeret sunulması da kabul kararı verilmeden duruşmanın ertelendiği şeklinde yorumlanmamalı; mahkemenin ara kararları ve yeni duruşma günü takip edilmelidir.

İtirazdan vazgeçme ise açık bir irade açıklamasıdır. Duruşmadan önce vazgeçilirse duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır. Bu özel sonucu değerlendirmek için vazgeçmenin mahkemeye ne zaman ulaştığı ve duruşmanın başlayıp başlamadığı belirlenmelidir; duruşma başladıktan sonra aynı sonucun otomatik olarak doğacağı varsayılamaz. Ayrıca dosyada başka yetkili kişinin süresinde yaptığı itiraz varsa yalnız kendi başvurusunu geri almak diğer başvuruyu ortadan kaldırmaz.

Avukatın kanun yolundan vazgeçebilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 266. maddesindeki özel yetki koşulu da gözetilir; temsil yetkisinin bulunması, her durumda başvuruyu geri alma yetkisiyle aynı değildir. Cumhuriyet savcısının sanık lehine başvurusundan vazgeçmesinde sanığın rızasına ilişkin güvence de ayrıca düzenlenmiştir. İtirazdan vazgeçme, şikâyetten vazgeçme ve uzlaşma farklı hukuki işlemlerdir; sonuçları birbirinin yerine kullanılmamalıdır.

İlk hükmün kesinleşmesi, yaptırımın uygulanması ve kayıtlar bakımından da sonuç doğurabilir. Adli sicil kaydı ve arşiv kaydı ayrımı bu aşamada önemlidir; cezanın düşük olması veya duruşma yapılmamış olması tek başına hiçbir kayıt oluşmayacağını göstermez.

Yeni hükümden sonra kanun yolu ve diğer sanıklara etkisi

Basit yargılama hükmüne yapılan esasa ilişkin itiraz üzerine duruşmalı yargılamada verilen yeni hüküm, genel kanun yolu hükümlerine tabidir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 252. maddesindeki ilk itiraz ile yeni hükme karşı başvuru aynı aşama değildir. İlk başvurunun kabul edilerek duruşma açılması, yeni kararın ayrıca başvuru yapılmadan üst mahkemece inceleneceği anlamına gelmez; gerekiyorsa ayrı bir kanun yolu dilekçesi hazırlanmalıdır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272. maddesinde istinafa tabi hükümler ve istisnalar düzenlenmiştir. Özellikle adli para cezalarında her kararın koşulsuz biçimde istinaf edilebileceği söylenemez. İstinaf yolunun açık olduğu durumlarda aynı Kanun’un 273. maddesindeki süre, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır. İlk itirazın öğrenmeye ilişkin başlangıcıyla yeni hükmün gerekçeli tebliğine bağlı süre birbirine karıştırılmamalıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi farklı nitelikte bir karar söz konusuysa ona özgü güncel düzenleme ve istisnalar ayrıca değerlendirilir.

Birden fazla sanığın bulunduğu dosyada itiraz üzerine verilen lehe hüküm, itiraz etmeyen diğer sanıklara da belirli koşullarla yarar sağlayabilir. Bunun için lehe hususun diğer sanıklara uygulanma olanağı bulunmalıdır; kişisel koşula dayanan lehe karar, bütün sanıklara otomatik olarak aktarılmaz. Bu nedenle itiraz etmeyen kişinin yalnız başka sanığın başvurusuna güvenmesi, kendi hükmünün kesinleşmesi bakımından risk yaratabilir.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ise olağan kanun yollarının yerine kullanılabilecek bir inceleme yolu değildir; 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesindeki başvuru yollarının tüketilmesi koşulu ayrıca gözetilir. Basit yargılama usulüne itiraz süreci boyunca kararların, başvuruların ve tebligatların tarih sırasıyla tutulması, son kanun yolu değerlendirmesini kolaylaştırır.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp