
Bilişim sistemine girme suçu, başkasının e-posta, sosyal medya veya telefon hesabına hukuka aykırı olarak girmek ya da orada kalmaya devam etmek hâlinde oluşur ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesi uyarınca bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası gerektirir. Girişten sonra veriler silinir, değiştirilir veya başka yere gönderilirse eylem 244. maddeye kayar ve ceza ağırlaşır. İfadeye çağrıldıysanız önce hangi maddeden soruşturma yapıldığını, hesap sahibinin rızasının bulunup bulunmadığını ve elinizdeki delilleri belirleyin.
Bilişim sistemine girme suçu nedir, TCK 243 hangi hâllerde oluşur?
Kanun, bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak giren ya da orada kalmaya devam eden kişiyi cezalandırır. E-posta hesabı, sosyal medya profili, bulut depolama alanı ve üyelik sistemleri uygulamada bu kapsamda değerlendirilir. Suçun oluşması için bilgi çalınması aranmaz; hesaba girmek yeterlidir.
Maddedeki “giren veya orada kalmaya devam eden” ifadesi seçimliktir. 2016 yılında yapılan değişiklikle “ve” bağlacı “veya” olmuştur; bu nedenle giriş ile kalmanın birlikte gerçekleşmesi gerekmez. Başlangıçta izinle girilmiş olsa bile yetki sona erdikten sonra sistemde kalmak ayrı bir fiil olarak tartışılabilir.
Temel cezayı belirleyen hüküm bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Girilen sistem bedel karşılığı yararlanılan bir sistemse ceza yarıya kadar indirilir. Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık ihbar veya şikâyet üzerine resen soruşturma yapar, şikâyetçinin vazgeçmesi soruşturmayı kendiliğinden bitirmez.
Suç kasten işlenir. Hesabın size ait sanılarak açılması, oturumun başkasının cihazında açık kalması veya kamuya açık bir sisteme girilmesi gibi durumlarda kast ve hukuka aykırılık ayrıca tartışılır. Soruşturma dosyasında bu noktaları somut olgularla göstermek savunmanın merkezini oluşturur.
Eşin, sevgilinin veya eski çalışanın hesabına şifreyle girmek suç sayılır mı?
Kanun ilişki türüne göre ayrı bir istisna koymaz; belirleyici olan girişin “hukuka aykırı” olup olmadığıdır. Şifreyi bilmek tek başına girişi hukuka uygun yapmaz, şifreyi hesap sahibinin vermiş olması ise rızanın varlığına işaret edebilir. Uygulamada tartışma, rızanın var olup olmadığı, ne kadar sürdüğü ve nereye kadar uzandığı noktasında yoğunlaşır.
Evlilik birliği içinde ortak kullanılan hesaplarda hukuka aykırılık bilinci çoğu kez tartışma konusu olur. Boşanma davası öncesinde delil toplamak amacıyla eşin hesabına girilmesi de aynı tartışmanın içindedir. Ayrılık veya boşanma sonrasında erişimin sürmesi ise rızanın kalktığı yönünde yorumlanabilir. Sevgili ilişkisinde şifre paylaşımı ilişki sürerken verilmiş bir izin sayılabilir; ilişki bittikten sonra aynı şifreyle girmek ayrı değerlendirilir.
İş ilişkisinde çalışanın sözleşmesi sona ermişse, eski kullanıcı bilgileriyle şirket sistemine girmek veya sistemde oturum açık bırakmak “kalmaya devam etme” bakımından incelenir. Ortaklar arasında ise yetkinin şirket sözleşmesi, görev dağılımı ve fiilî kullanım alışkanlığıyla belirlenmesi gerekir. Örneğin ortaklardan birinin şirket e-postasını yıllardır kullanması, bu kullanımın ortak bilgisi dâhilinde olduğunu gösteren bir olgu sayılabilir.
Bu ayrımlar kesin sonuç doğurmaz; her dosyada giriş tarihi, hesabın kimin adına açıldığı, şifreyi kimin belirlediği ve kapsamın aşılıp aşılmadığı ayrı ayrı gösterilir.
Hesaptaki verileri silmek veya değiştirmek TCK 244’e dönüşür mü?
Evet, girişten sonra hesaptaki veriler üzerinde işlem yapılması cezayı değiştirir. 5237 sayılı Kanun’un 244. maddesinin ikinci fıkrası bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren, erişilemez kılan, sisteme veri yerleştiren veya var olan verileri başka yere gönderen kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörür. Mesajları silmek, fotoğrafları kendi cihazına aktarmak, hesabı başka bir adrese yönlendirmek bu fıkra kapsamında tartışılır.
243. maddenin üçüncü fıkrası da girişin sonucunda verilerin yok olması veya değişmesi hâlini düzenler ve altı aydan iki yıla kadar hapis öngörür. İki fıkra arasındaki ayrım, verilerin girişin sonucu olarak mı bozulduğuna yoksa bilerek ve isteyerek mi değiştirildiğine bağlıdır. Bu ayrım yoruma açıktır; soruşturma dosyasında hangi fıkranın uygulandığı iddianamedeki fiil tarifinden anlaşılır.
244. maddenin ilk fıkrası sistemin işleyişini engelleyen veya bozan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis verir. Eylem bir banka, kredi kurumu veya kamu kurumunun sistemine yönelikse, 244. maddenin üçüncü fıkrası cezanın yarı oranında artırılmasını öngörür. Eylem sonucunda kendisine veya başkasına haksız çıkar sağlanmış ve fiil başka bir suç oluşturmamışsa dördüncü fıkra iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası getirir.
Karar ağacı şöyle işler: yalnızca girildiyse 243/1; girişin sonucunda veri yok olduysa veya değiştiyse 243/3; verilere bilerek müdahale edildiyse 244/2; işleyiş engellendiyse 244/1; haksız çıkar elde edildiyse 244/4 gündeme gelir. Aynı fiilin birden fazla suç oluşturup oluşturmadığı dosyanın özelliklerine göre değerlendirilir.
Hesap sahibinin rızası veya şifre paylaşımı nasıl ortaya konur?
5237 sayılı Kanun’un 26. maddesinin ikinci fıkrası, kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olarak verdiği rızanın ceza sorumluluğunu ortadan kaldırdığını belirtir. Bu nedenle hesap sahibinin giriş için açıkça izin verdiğini göstermek savunmanın en güçlü yollarından biridir. Kanun metni rızanın ispat yükünü sanığa yüklemez; savunma, rızanın varlığına işaret eden delilleri dosyaya sunar.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217. maddesinin ikinci fıkrasına göre suç hukuka uygun elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir; bu kural savunma için de geçerlidir. Rıza veya şifre paylaşımı mesaj kayıtlarıyla, ortak kullanım izleriyle ve tanık beyanlarıyla gösterilebilir.
Pratikte işe yarayan deliller şunlardır:
- Şifrenin hesap sahibi tarafından size iletildiğini gösteren yazışmalar.
- Hesabın daha önce ortak kullanıldığını gösteren oturum, cihaz veya fatura kayıtları.
- Girişi bilen veya şifre paylaşımına tanık olan kişilerin isimleri.
- Rızanın geri alındığına dair bir bildirimin bulunmadığını gösteren yazışma dökümü.
Rızanın süresi ve kapsamı ayrıca önem taşır. Hesaba bakma izni, yazışmaları silme veya kopyalama izni anlamına gelmez; izin geri alınmışsa sonraki giriş hukuka aykırı sayılabilir. İfadede “izinliydim” demek yeterli olmaz, izni gösteren somut kaydı sunmak gerekir.
Aynı hesap girişi hangi başka suçlara dönüşebilir?
Hesaba girişten sonra yazışmalara, fotoğraflara veya belgelere yapılan müdahale ayrı suçlar doğurabilir. 5237 sayılı Kanun’un 132. maddesi haberleşmenin gizliliğini ihlal edene bir yıldan üç yıla kadar hapis öngörür. Yazışmaları okumak, kaydetmek veya başkasına göstermek bu madde bakımından da incelenir.
Özel hayatın gizliliğinin ihlali bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gerektirir; özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri ifşa etmek ise iki yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır. Bu suçun unsurları özel hayatın gizliliğini ihlal suçu yazısında ayrıntılı işlenmiştir.
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek bir yıldan üç yıla, hukuka aykırı biçimde başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek ise iki yıldan dört yıla kadar hapis gerektirir. Hesaptan alınan bilgilerin paylaşıldığı olaylarda kişisel verileri yayma suçu da gündeme gelir. Banka kartı bilgilerinin kullanıldığı olaylarda ise TCK 245 kapsamındaki kart kötüye kullanma ayrı bir suç tipidir.
Aynı eylemde birden fazla suçtan soruşturma yürütülebilir. Her suçun ayrı unsuru, ayrı rıza değerlendirmesi ve ayrı cezası vardır; bu nedenle ifadede sorulan her suç ayrı ayrı yanıtlanmalıdır.
Hesaba girdiği iddiasıyla ifadeye çağrılan kişi ifade öncesi neler yapmalı?
Çağrıldığınız ifadeyi savcılığa mı yoksa kolluğa mı vereceğinizi davetiyeden belirleyin; gitmemenin sonuçları ifadeye çağrıldım gitmezsem ne olur yazısında anlatılır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesi ifade alınırken şüpheliye hangi suçla itham edildiğinin anlatılmasını, müdafi seçme hakkının bildirilmesini, susma hakkının hatırlatılmasını ve delil toplanmasını isteme imkânını düzenler. Şüpheli müdafi seçemiyorsa ve müdafi istiyorsa baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
İfadeden önce şu hazırlıkları yapın:
- Şikâyet konusu hesabın kime ait olduğunu ve kimin hangi tarihlerde girdiğini yazın.
- Rıza veya şifre paylaşımını gösteren yazışmaları düzenleyin.
- Girişten sonra herhangi bir veriyi sildiniz mi, kopyaladınız mı, paylaştınız mı, açıkça belirleyin.
- Dinlenmesini istediğiniz tanıkların isimlerini hazırlayın.
Susma hakkı, anlatmak istemediğiniz konuda yanıt vermeme imkânı verir. Özellikle 243 ile 244 arasındaki ayrımın belirlendiği noktalarda, müdafiiniz yanınızdayken ifade vermeniz sonraki aşamayı korur. Telefon veya bilgisayarınızın şifresini kolluğun isteyip isteyemeyeceği ayrı bir konudur; bunu polisin telefon şifresi isteme yetkisi yazısında okuyabilirsiniz.
Soruşturma sürecinde tutum ve savunma stratejisi dosyaya göre kurulur; Ankara ceza avukatı hizmeti kapsamında ifade öncesi dosya incelemesi yapılabilir.
Cihaz incelemesi ve bilirkişi raporuna bu suçta nasıl itiraz edilir?
Bilişim suçlarında delilin büyük bölümü telefon, bilgisayar ve hesap kayıtlarından çıkar. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoymayı düzenler. Somut delile dayanan kuvvetli şüphe bulunmalı, başka yolla delil elde edilememeli ve kural olarak hâkim kararı alınmalıdır. Gecikmesinde sakınca olan hâllerde savcı karar verebilir; savcının kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur ve hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Bu süre dolarsa veya hâkim onay vermezse kopyalar ve çözülen metinler imha edilir.
Anayasa Mahkemesi 12 Şubat 2026 tarihli E:2023/128, K:2026/36 sayılı kararıyla bu maddeyi iptal etmiştir. İptal kararı, Resmî Gazete’de yayımından dokuz ay sonra, 25 Şubat 2027’de yürürlüğe girecektir. Yayım tarihi ile yürürlük tarihi ayrı olduğundan madde bugün yürürlüktedir ve cihaz incelemeleri bu hükme göre yapılmaktadır. İptal sonrası yasal düzenleme çıkarsa bu bölümün güncellenmesi gerekir.
Kanuna aykırı elde edilen delil, 5271 sayılı Kanun’un 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca reddedilir. Cihazın hâkim kararı olmadan incelenmesi, kararın kapsamının aşılması veya kopyalama sırasında bütünlüğün korunmaması gibi hukuka aykırı arama ve delil eksikleri itiraz konusu olabilir. Savcı kararında yukarıdaki yirmi dört saatlik sürelerin uyulup uyulmadığı da ayrıca denetlenmelidir.
5271 sayılı Kanun’un 63. maddesi bilirkişi atanmasını düzenler ve şüpheli ile müdafiin de bilirkişi talep edebilmesine imkân tanır. Adli bilişim raporunda giriş tarihleri, IP adresi eşleştirmesi, cihazın kime ait olduğu ve verinin kimin eliyle değiştirildiği noktaları incelenmelidir. Bu itirazların usulü ceza soruşturmasında bilirkişi raporuna itiraz yazısında anlatılır.
Bilişim sistemine girme suçunda uzlaşma olur mu, dava ertelenir mi, hapis cezası ne olur?
Uzlaşma beklenmemelidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi uzlaştırma kapsamını şikâyete bağlı suçlarla ve maddede sayılan suçlarla sınırlar; 243 ve 244. maddeler bu listede yer almaz. 253. maddenin (c) bendi yalnızca adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen suçları kapsar. Uzlaştırmanın nasıl işlediği uzlaştırma ve uzlaştırmacı yazısında açıklanmıştır.
Üst sınırı üç yıl veya daha az hapis gerektiren suçlarda 5271 sayılı Kanun’un 171. maddesinin ikinci fıkrası, uzlaştırma kapsamı dışında kalmak şartıyla, yeterli şüphe bulunsa bile savcıya kamu davasının açılmasını beş yıl süreyle erteleme imkânı verir. Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezası almamış olması ve zararın giderilmesi gibi koşullar aranır. 243/1 ve 244/2 bu üst sınır içinde kaldığından ertelemenin gündeme gelmesi mümkündür.
Dava açılırsa mahkeme güncel birleşik metne göre iki yıl veya daha az hapis ya da adlî para cezasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Sanığın daha önce kasten işlenmiş bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve zararın aynen iade veya tazminle tamamen giderilmesi gerekir; denetim süresi beş yıldır. Denetim süresi iyi geçerse hüküm ortadan kalkar ve sabıka kaydı oluşmaz; mevcut bir kayıt varsa adli sicil kaydının silinmesi ayrı bir süreçtir.
Hapis cezası verilirse kısa süreli cezalar 5237 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırıma çevrilebilir veya 51. madde uyarınca iki yıl ve altındaki cezalar ertelenebilir. 243/1 için dava zamanaşımı, 66. maddenin birinci fıkrasının (e) bendi ve dördüncü fıkrası uyarınca sekiz yıldır. Verilecek ceza hâkimin takdirine, sabıka durumuna ve zararın giderilmesine bağlıdır.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
