Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49

(HAGB) CMK 231 Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Nedir? 2026

(HAGB) CMK 231 Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Nedir?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), ceza yargılaması sonunda sanığın suçu işlediği sonucuna ulaşılması ve mahkûmiyet hükmü kurulmasına rağmen, bu hükmün belirli şartlarla sanık hakkında hukuki sonuç doğurmasının ertelenmesidir. Kurumun temel dayanağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesidir. HAGB; beraat, cezanın ertelenmesi, seçenek yaptırım ve denetimli serbestlik kurumlarıyla aynı anlama gelmez.

Bu makale 19 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre güncellenmiştir. Anayasa Mahkemesinin 10 Temmuz 2025 tarihli E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararıyla CMK’nın 231. maddesinin HAGB’yi düzenleyen 5 ila 14. fıkraları iptal edilmiş; iptal hükmünün 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Bununla birlikte HAGB’yi yeniden düzenleyen kanun teklifi 17 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiş olsa da 19 Temmuz 2026 itibarıyla Resmî Gazete’de yayımlanmadığından henüz yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle aşağıdaki açıklamalar, hâlen yürürlükte olan 7499 sayılı Kanun sonrası CMK hükümlerine dayanmaktadır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Nedir?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkemenin sanık hakkında önce bir mahkûmiyet hükmü kurması, ardından bu hükmün açıklanmasını ve olağan hukuki sonuçlarını doğurmasını belirli bir denetim süresinin sonuna bırakmasıdır. Dolayısıyla HAGB kararı, sanığın beraat ettiği veya suçun oluşmadığı anlamına gelmez. Mahkeme; suçun sanık tarafından işlendiğini, ceza sorumluluğunun bulunduğunu ve verilmesi gereken cezayı belirledikten sonra HAGB şartlarının oluşup oluşmadığını ayrıca değerlendirir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca HAGB, müsadereye ilişkin hükümler hariç olmak üzere kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. Müsadere, suçla bağlantılı eşya veya kazancın kanundaki şartlarla devlet mülkiyetine geçirilmesidir. Bu nedenle HAGB kararı verilmesi, müsadere kararının uygulanmasını kendiliğinden engellemez. Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti gibi hükmün diğer sonuçları da kendi hukuki niteliklerine göre ayrıca değerlendirilir.

HAGB, cezanın infaz edilmemesinden daha geniş bir sonuç doğurur. Denetim süresi başarıyla tamamlanırsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve kamu davasının düşmesine karar verilir. Buna karşılık denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi veya mahkemece belirlenen yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde hükmün açıklanması gündeme gelebilir.

Bu kurum, ceza yargılaması içinde cezanın bireyselleştirilmesine hizmet eder; ancak mahkemenin HAGB kararı vermesi otomatik değildir. Ayrıca uzlaşma kapsamındaki suçlarda öncelikle ceza hukukunda uzlaştırma hükümleri uygulanır. Başka bir deyişle HAGB, alternatif çözüm yollarının veya beraat ihtimalinin yerine geçen bir kurum değildir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilemeyecek Suçlar Neler?

HAGB bakımından yalnızca suç adından hareketle hazırlanmış genel listelere güvenilmemelidir. Öncelikle mahkemece sonuç olarak belirlenen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması gerekir. Suçun kanuni cezasının yüksek olması tek başına belirleyici değildir; önemli olan artırma ve indirimler uygulandıktan sonra hükmedilen sonuç cezadır. Bununla birlikte bazı kanunlarda açık HAGB yasakları bulunmaktadır.

CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrası gereğince Anayasa’nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlarda HAGB uygulanamaz. Ayrıca 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinin onuncu fıkrası, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunda HAGB hükümlerinin uygulanmasını açıkça engellemektedir. Askerî suçlarda ise 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun ek 17. maddesindeki özel sınırlamaların ayrıca incelenmesi gerekir.

Buna karşılık imar kirliliğine neden olma suçunun veya 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki her suçun istisnasız biçimde HAGB dışında olduğu yönündeki eski ve genelleyici açıklamalar güncel mevzuat bakımından yeterli değildir. İlgili suçun ceza miktarı, özel kanunda açık bir yasak bulunup bulunmadığı ve diğer HAGB şartları birlikte değerlendirilmelidir. Tazyik hapsi ile disiplin hapsi ise teknik anlamda suç karşılığı verilen hapis cezası olmadığından, bunlar bakımından HAGB uygulanmaması bir “suç istisnası” değil, yaptırımın hukuki niteliğinin sonucudur.

TBMM Genel Kurulunda 17 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen fakat 19 Temmuz 2026 itibarıyla henüz yürürlüğe girmeyen düzenleme; işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği, Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilen suçların HAGB dışında tutulmasını öngörmektedir. Resmî Gazete’de yayımlanmadıkça bu hüküm yürürlükteki bir yasak olarak uygulanamaz.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Şartları Neler?

CMK’nın 231. maddesine göre HAGB kararı verilebilmesi için kanunda gösterilen şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. İlk şart, yargılama sonunda hükmedilen sonuç cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olmasıdır. Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinden önceki veya sonraki miktarın nasıl dikkate alınacağı, hükmün kuruluş biçimine göre değerlendirilir. Doğrudan verilen adli para cezaları da HAGB kapsamına girebilir.

İkinci olarak sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması gerekir. Taksirli suçtan kaynaklanan önceki mahkûmiyet, bu şart yönünden otomatik engel oluşturmaz. Örneğin taksirle yaralama suçu nedeniyle verilmiş bir mahkûmiyet, kasıtlı suç mahkûmiyeti sayılmaz. Bununla birlikte sanığın bütün adli geçmişi, yeniden suç işlemeyeceği yönündeki kanaatin oluşturulmasında mahkemece değerlendirilebilir.

Üçüncü şart, mahkemenin sanığın kişilik özelliklerini ve duruşmadaki tutum ve davranışlarını dikkate alarak yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaate ulaşmasıdır. Bu değerlendirme soyut veya kalıplaşmış ifadelerle değil, dosyaya yansıyan olgularla gerekçelendirilmelidir.

Dördüncü olarak suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı doğrudan maddi zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi gerekir. Zarar hemen karşılanamıyorsa CMK’nın 231. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca denetim süresi içinde taksitlerle tamamen ödeme koşuluyla HAGB kararı verilebilir. Kanunda, kısmi ödemenin yeterli olması için mağdurun HAGB’ye rıza göstermesi şeklinde genel bir şart bulunmamaktadır.

1 Haziran 2024 tarihinden itibaren verilen HAGB kararlarında sanığın kabulü şart değildir. Ancak bu tarihten önce verilen kararlar yönünden geçiş hükmü gereğince eski kabul şartı uygulanmaya devam eder.

HAGB Kararı için Suça ve Sanığa Dair Şartlar Nedir?

HAGB şartları, suça ilişkin objektif şartlar ile sanığa ilişkin şartlar şeklinde iki grupta incelenebilir. Suça ilişkin temel şart, hükmedilen sonuç cezanın iki yılı aşmayan hapis veya adli para cezası olmasıdır. Ayrıca suç hakkında özel kanunda HAGB yasağı bulunmamalı ve uzlaşma kapsamındaki bir suç söz konusuysa uzlaştırma süreci öncelikle tamamlanmalıdır.

Sanığa ilişkin şartların başında daha önce kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmaması gelir. Buna karşılık önceki bir HAGB kararı, mahkûmiyet hükmü sayılmaz. Bununla birlikte kişi önceki HAGB kararının denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlemişse, bu yeni suç nedeniyle bir kez daha HAGB kararı verilemez. Bu düzenleme, HAGB’nin hayat boyunca yalnızca bir defa uygulanabileceği anlamına gelmez; yasak, denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suçla sınırlıdır.

Mahkemenin yeniden suç işlenmeyeceğine ilişkin kanaati de sanığa dair önemli bir şarttır. Sanığın yalnızca duruşmadaki saygılı davranışları yeterli görülmemeli; sosyal durumu, suçtan sonraki davranışları, zararı gidermeye yönelik çabası ve dosyaya yansıyan diğer özellikleri birlikte ele alınmalıdır. Öte yandan suçlamayı kabul etmeyen veya beraatini isteyen sanık sırf savunma hakkını kullandığı için olumsuz değerlendirilemez.

Zarar şartı, suçun doğrudan meydana getirdiği ve belirlenebilir maddi kayıpla ilgilidir. Örneğin hırsızlık suçu nedeniyle alınan eşyanın aynen iadesi veya bedelinin ödenmesi zarar giderimi kapsamında değerlendirilebilir. Manevi üzüntü, korku ve elem kural olarak CMK’nın 231. maddesindeki zarar şartının kapsamına girmez; fakat bunlar cezanın belirlenmesi ve diğer hukuki talepler bakımından önem taşıyabilir.

Görüldüğü üzere HAGB, yalnızca sabıka kaydının bulunmamasına bağlı bir sonuç değildir. Mahkemenin tüm şartları ayrı ayrı değerlendirmesi ve HAGB’yi kabul veya ret gerekçesini denetlenebilir biçimde açıklaması gerekir.

HAGB Kararında Denetim Süresi Ne Kadar?

HAGB kararı verilen yetişkin sanık, CMK’nın 231. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle denetime tabi tutulur. Suça sürüklenen çocuklarda ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi gereğince denetim süresi üç yıldır. Denetim süresi, HAGB kararının kesinleşmesiyle başlar; karar kanun yolu incelemesine götürülmüşse kesinleşme tarihi buna göre belirlenir.

Beş yıllık denetim süresi ile mahkemece belirlenebilecek denetimli serbestlik tedbirinin süresi birbirinden farklıdır. Mahkeme, denetim süresi içinde bir yıldan fazla olmamak üzere sanığın meslek veya sanat edinmesini sağlayan bir eğitim programına devam etmesine, bir işte gözetim altında çalışmasına, belirli yerlere gitmekten yasaklanmasına veya belirli yerlere devam etmesine karar verebilir. Dolayısıyla her HAGB kararında beş yıl boyunca aktif biçimde bir denetimli serbestlik müdürlüğüne gidilmesi zorunlu değildir.

Denetim süresi içinde sanığın kasıtlı yeni bir suç işlememesi ve varsa yükümlülüklerine uygun davranması gerekir. Taksirle işlenen bir suç, tek başına önceki HAGB hükmünün açıklanmasına yol açmaz. Bununla birlikte yeni fiilin gerçekten taksirli mi yoksa kasıtlı mı olduğu, yeni yargılamadaki kesin hükme göre belirlenir.

Denetim süresince dava zamanaşımı durur. Süre yükümlülüklere uygun şekilde tamamlanırsa mahkeme, açıklanması geri bırakılan hükmü ortadan kaldırarak kamu davasının düşmesine karar verir. Mahkemenin dosyayı kendiliğinden ele alması gerekir; ancak uygulamada işlem yapılmadığı görülürse ilgili kişi dosyanın incelenmesi ve düşme kararı verilmesi için dilekçe sunabilir.

Denetim süresinin dolmasıyla ceza “infaz edilmiş” sayılmaz. Hukuki sonuç, açıklanmayan hükmün ortadan kaldırılması ve davanın düşmesidir. Bu ayrım, HAGB ile hapis cezasının ertelenmesi arasındaki temel farklılıklardan biridir.

Denetim Süresi İçinde Yeniden Suç İşlenmesi ve Yükümlülüklere Uyulmaması Durumunda HAGB Kararı

Sanığın HAGB denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlemesi, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasını gündeme getirir. Burada belirleyici olan yeni suça ilişkin yargılamanın veya mahkûmiyetin hangi tarihte sonuçlandığı değil, suçun denetim süresi içinde işlenmiş olmasıdır. Bununla birlikte yeni suçun işlendiğinin ve kasıtlı olduğunun kesinleşmiş bir mahkeme hükmüyle belirlenmesi gerekir.

Yeni kasıtlı suç nedeniyle ilgili mahkemeye bildirim yapıldığında HAGB kararını veren mahkeme dosyayı yeniden ele alır. Sanığa savunma imkânı tanınmadan yalnızca bildirim yazısına dayanılarak hükmün açıklanması, savunma hakkı bakımından sorun oluşturabilir. Mahkeme, denetim süresinin başlangıç ve bitiş tarihlerini, yeni suçun işlenme tarihini ve yeni kararın kesinleşip kesinleşmediğini incelemelidir.

Mahkemece belirlenen denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırılık ile kasıtlı yeni suç işlenmesi aynı hukuki durumda değildir. Sanık, kendi kusuru olmaksızın yükümlülüğü yerine getirememişse mahkeme bu durumu ayrıca değerlendirmelidir. Yükümlülük ihlalinde mahkeme; sanığın durumunu dikkate alarak cezanın yarısına kadar olan kısmının infaz edilmemesine, şartları varsa hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırıma çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Bu esneklik, kasıtlı yeni suç işlenmesi hâlinde kendiliğinden uygulanmaz.

Hüküm açıklandığında mahkûmiyet hukuki varlık kazanır ve ilgili olağan kanun yoluna başvurulabilir. Açıklama kararı, önceki yargılamanın baştan yapılması anlamına gelmez; ancak mahkeme CMK’nın 231. maddesinin on birinci fıkrasının izin verdiği sınırlar içinde hükmü yeniden kurabilir.

Bu nedenle HAGB’nin “bozulması” ifadesi yerine, olayın niteliğine göre “hükmün açıklanması”, “yükümlülük ihlali” veya “kanun yolu incelemesinde kararın kaldırılması” ifadelerinin kullanılması daha isabetlidir.

HAGB Kararının Niteliği ve Hukuki Sonuçları

HAGB kararı, bünyesinde birbirine bağlı iki hukuki değerlendirme barındırır. İlk olarak mahkeme, sanığın suçu işlediği sonucuna ulaşır ve cezanın türü ile miktarını belirleyen bir mahkûmiyet hükmü kurar. İkinci olarak bu hükmün açıklanmasını geri bırakır. Açıklanmayan hüküm, denetim süresi boyunca askıda kalır ve kural olarak sanık hakkında kesin mahkûmiyetin sonuçlarını doğurmaz.

Bu nedenle HAGB, beraat kararı değildir; fakat adli sicile işlenen kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü de değildir. Sanığın HAGB’yi kabul etmesi veya suçu ikrar etmesi güncel düzenlemede şart olmadığından, HAGB kararı “sanığın suçunu kabul ettiği” biçiminde açıklanamaz. Özellikle 1 Haziran 2024 tarihinden sonra verilen kararlarda mahkeme, kanuni şartları kendiliğinden değerlendirir.

HAGB’nin hiçbir hukuki sonuç doğurmadığını mutlak biçimde söylemek de doğru değildir. Karar özel bir sisteme kaydedilir, sanık denetim süresine tabi olur, denetim süresi içinde kasıtlı yeni suç nedeniyle ikinci HAGB sınırlamasıyla karşılaşabilir ve müsadere hükümleri uygulanabilir. Ayrıca yargılama giderleri, katılan lehine vekâlet ücreti ve suçtan doğan özel hukuk sorumluluğu kendi hükümlerine göre sonuç doğurabilir.

Denetim süresi başarıyla tamamlanırsa açıklanmayan hüküm ortadan kaldırılır ve kamu davası düşer. Bu sonuç, hükümlülüğün infaz edilerek sona ermesinden farklıdır. Sanık hakkında mahkûmiyet hükmü hukuki varlık kazanmadığı için TCK’nın mahkûmiyete bağladığı hak yoksunlukları kural olarak uygulanmaz.

Öte yandan HAGB kararının hukuk dünyasında hiç verilmemiş gibi kabul edilmesi de doğru değildir. Ceza dosyası, özel kayıt, disiplin soruşturması ve suçtan kaynaklanan tazminat talepleri bakımından kararın ve karara konu maddi olguların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.

HAGB Kararına İtiraz, İstinaf ve Temyiz Edilir Mi?

HAGB kararına karşı başvurulacak kanun yolu, kararın verildiği tarihe göre belirlenir. 1 Haziran 2024 tarihi ve sonrasında ilk derece mahkemelerince verilen HAGB kararlarına karşı kural olarak istinaf yoluna başvurulabilir. Başvuru, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması suretiyle yapılır. İstinaf incelemesinde hem mahkûmiyet değerlendirmesi hem de HAGB şartları hukuka uygunluk ve gerektiğinde maddi vakıa yönünden incelenebilir.

Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen HAGB kararlarına karşı CMK’nın 231. maddesinin on ikinci fıkrasındaki şartlarla temyiz yolu açıktır. Ancak CMK’nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasında kesin olduğu belirtilen hükümler yönünden istinaf sınırları saklıdır. Parasal kesinlik sınırları zaman içinde değişebildiğinden, eski tutarlara dayanılarak kanun yolu değerlendirmesi yapılmamalıdır.

1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen HAGB kararlarında ise 7499 sayılı Kanun’un geçiş hükümleri gereğince eski itiraz sistemi uygulanmaya devam eder. Aynı şekilde bu tarihten önceki kararlara ilişkin hükmün açıklanması veya yeniden kurulması süreçlerinde uygulanacak kanun yolu da geçiş hükmüne göre belirlenir.

Denetim süresinin ihlal edildiği gerekçesiyle CMK’nın 231. maddesinin on birinci fıkrası kapsamında hükmün açıklanması veya yeniden kurulması kararına karşı itiraz mümkündür. Bu itirazda merci, özellikle denetim süresinde kasıtlı suç işlenip işlenmediğini, yükümlülük ihlalinin bulunup bulunmadığını ve mahkemenin hükmü kanuni sınırlar içinde değiştirip değiştirmediğini inceler.

Bu noktada “HAGB’ye her durumda itiraz edilir” biçimindeki eski bilgi güncel değildir. Başvurunun adı, süresi ve mercii karar tarihi ile kararın niteliğine göre belirlenmelidir.

HAGB Kararının Adli Sicil (Sabıka) Kaydına Etkisi

HAGB kararı, kesinleşmiş mahkûmiyet gibi olağan adli sicil veya arşiv kaydına işlenmez. Bu nedenle e-Devlet üzerinden alınan standart adli sicil belgesinde HAGB kararının mahkûmiyet kaydı olarak görünmemesi gerekir. HAGB kararları, CMK’nın 231. maddesinin on üçüncü fıkrası uyarınca kendilerine özgü ayrı bir sistemde tutulur.

Özel sistemdeki kayıtlar, bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenebilir. Bu kayıtlar yalnızca CMK’nın 231. maddesinde belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanılabilir. Dolayısıyla özel kaydın bütün kamu kurumlarına, işverenlere veya özel kişilere açık olduğu söylenemez.

Denetim süresi başarıyla tamamlanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesi, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün ortadan kalkmasını sağlar. Buna karşılık denetim süresinde kasıtlı suç veya yükümlülük ihlali nedeniyle hüküm açıklanır ve kesinleşirse, artık kesinleşmiş mahkûmiyetin 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu kapsamında kaydedilmesi gündeme gelir.

HAGB kaydı ile adli sicil kaydının silinmesi işlemleri birbirine karıştırılmamalıdır. HAGB zaten olağan mahkûmiyet siciline işlenmez. Kesinleşmiş başka mahkûmiyetlerin silinmesi ve arşive alınması ise adli sicil kaydının silinmesi hakkındaki farklı kurallara tabidir.

Güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması bakımından da HAGB’nin otomatik mahkûmiyet sonucu doğurduğu kabul edilemez. Bununla birlikte kamu kurumu, görevin niteliğine göre hukuka uygun şekilde elde ettiği somut olguları ayrıca değerlendirebilir. Böyle bir değerlendirme yapılırken masumiyet karinesi, özel hayatın korunması, ölçülülük ve kararın gerekçeli olması ilkelerine uyulması gerekir. Başka bir deyişle HAGB kaydı tek başına ve kesin mahkûmiyet gibi kullanılamaz.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Memurluğa ve Diğer Kamu Görevlerine Etkisi

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde devlet memurluğuna girişe engel olan mahkûmiyetler düzenlenmiştir. HAGB, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü gibi hukuki sonuç doğurmadığından kural olarak bu maddede sayılan mahkûmiyet engellerinden biri olarak kabul edilemez. Bu nedenle yalnızca HAGB kararı verilmiş olması, kişinin her durumda memuriyete alınmamasını veya mevcut görevine son verilmesini gerektirmez.

Aynı şekilde HAGB nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki hak yoksunlukları kural olarak uygulanmaz. Çünkü belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma yaptırımı, kanundaki şartlarla kesinleşmiş mahkûmiyete bağlanmıştır. HAGB’de ise açıklanmayan hüküm hukuki varlık kazanmaz.

Bununla birlikte “HAGB hiçbir kamu görevini etkileyemez” şeklinde mutlak bir sonuca da varılmamalıdır. Hâkimlik, savcılık, kolluk, askerlik, öğretmenlik veya özel güvenlik gibi bazı görevler bakımından özel kanunlarda ek kabul ve güvenilirlik şartları bulunabilir. Ayrıca HAGB’ye konu olan fiil, memurun göreviyle bağlantılıysa disiplin hukuku yönünden bağımsız biçimde incelenebilir.

7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu kapsamında yapılacak değerlendirmelerde de HAGB kararı kesin mahkûmiyet gibi ele alınamaz. İdarenin yalnızca kararın varlığına dayanması yerine, görevin niteliğiyle bağlantılı somut ve güncel bilgileri değerlendirmesi; kişiye etkili başvuru ve yargısal denetim imkânı tanıması gerekir.

Görüldüğü üzere HAGB’nin kamu görevine etkisi, mahkûmiyet engeli ile idari veya disipliner değerlendirme ayrımı gözetilerek incelenmelidir. Fiilin türü, görevle ilişkisi, özel meslek mevzuatı ve alınan idari kararın gerekçesi sonucu değiştirebilir.

HAGB KARARINA İTİRAZ NASIL YAPILIR

HAGB Kararının Disiplin Hukukuna ve Meslek Gruplarına (Avukatlık) Etkisi

Ceza yargılaması ile disiplin soruşturması farklı amaçlara ve ispat değerlendirmelerine sahip süreçlerdir. Ceza yargılamasında kişinin suç işleyip işlemediği ve ceza sorumluluğu belirlenirken disiplin hukukunda kamu hizmetinin, meslek düzeninin ve mesleki güvenin korunması amaçlanır. Bu nedenle HAGB kararı verilmiş olması, aynı fiil hakkında disiplin soruşturması yapılmasını kendiliğinden engellemez.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca aynı olay nedeniyle ceza kovuşturmasına başlanması disiplin soruşturmasını geciktirmez. Memurun ceza hukuku bakımından mahkûm olması veya olmaması da disiplin cezası uygulanmasına tek başına engel değildir. Ancak disiplin makamı yalnızca HAGB kararının varlığına dayanamaz; fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğini, görevle bağlantısını ve disiplin suçunun unsurlarını kendi delilleri üzerinden incelemelidir.

Avukatlar bakımından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun disiplin hükümleri uygulanır. Aynı fiil hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması bulunması, baro disiplin kurulunun değerlendirmesini etkileyebilir; ancak HAGB’nin kesinleşmiş mahkûmiyet olmaması, fiilin meslek kuralları bakımından hiç incelenemeyeceği anlamına gelmez. Disiplin kurulu, avukatlık onuru, meslek düzeni ve özen yükümlülüğü bakımından bağımsız değerlendirme yapabilir.

Öte yandan ceza mahkemesinin fiilin hiç gerçekleşmediği veya kişi tarafından işlenmediği yönündeki kesin tespitleri disiplin sürecinde göz ardı edilemez. HAGB’de ise mahkeme sanığın fiili işlediği sonucuna ulaşmış olmakla birlikte hükmü açıklamamaktadır. Bu karar disiplin dosyasında değerlendirilebilecek unsurlardan biri olabilir; fakat tek başına ve otomatik disiplin cezası nedeni sayılmamalıdır.

Disiplin yaptırımının türü belirlenirken fiilin ağırlığı, görevle veya meslekle bağlantısı, kusur, zamanın geçmesi ve ölçülülük ilkesi dikkate alınmalıdır. Somut olayın özelliklerine göre profesyonel hukuki değerlendirme gerekebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Tutuklama Nedeniyle Tazminat

HAGB kararı verilmesi, sanığın soruşturma veya kovuşturma sırasında uygulanan yakalama, gözaltı, adli kontrol ya da tutuklama tedbirleri nedeniyle otomatik olarak tazminat hakkı kazandığı anlamına gelmez. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talep edilebilmesi için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesinde gösterilen nedenlerden en az birinin gerçekleşmesi gerekir.

Kanuna aykırı yakalanma veya tutuklanma, kanuni sürede hâkim önüne çıkarılmama, tutuklama nedenleri ve suçlamaların açıklanmaması, makul sürede yargılama mercii önüne çıkarılmama ya da kanunda öngörülen diğer şartlar tazminat gündemi oluşturabilir. Ayrıca mahkûm olup gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süre, hükmedilen hapis cezasından fazla olan veya yalnızca adli para cezasıyla cezalandırılan kişiler yönünden de özel tazminat hükümleri bulunmaktadır.

HAGB kararı beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı değildir. Bu nedenle yalnızca HAGB verilmiş olması, uygulanan tutuklamanın haksız olduğunu göstermez. Denetim süresi sonunda kamu davasının düşmesi de tek başına geçmişteki bütün koruma tedbirlerini hukuka aykırı hâle getirmez. Tazminat talebinde tedbirin verildiği tarihteki şartlar, tedbirin süresi, gerekçesi ve CMK’nın 141. maddesindeki özel nedenler ayrı ayrı incelenir.

CMK’nın 142. maddesi uyarınca tazminat istemi, karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde ileri sürülmelidir. Sürenin hangi kararla başlayacağı, talep edilen tazminat nedenine göre değişebileceğinden dosyanın kesinleşme ve tebliğ kayıtları önem taşır.

Tutuklamaya alternatif olarak uygulanan adli kontrol tedbirleri bakımından da 7499 sayılı Kanun sonrasında genişletilen tazminat hükümleri ve somut tedbirin kanuna uygunluğu birlikte değerlendirilmelidir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması mı, Cezanın Ertelenmesi mi Sanık Lehinedir?

HAGB ile hapis cezasının ertelenmesi farklı hukuki kurumlardır. HAGB’de mahkûmiyet hükmü açıklanmaz ve denetim süresi başarıyla tamamlanırsa hüküm ortadan kaldırılarak kamu davası düşürülür. Hapis cezasının ertelenmesinde ise kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü vardır; yalnızca hapis cezasının ceza infaz kurumunda yerine getirilmesi belirli şartlarla ertelenir.

HAGB’nin uygulanabilmesi için sonuç cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, önceki kasıtlı mahkûmiyetin bulunmaması, olumlu kanaat ve maddi zararın giderilmesi gibi şartlar aranır. Hapis cezasının ertelenmesi ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesinde düzenlenmiş olup yalnızca hapis cezaları bakımından uygulanır. Kural olarak iki yıl sınırı bulunmakla birlikte suçu işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler için sınır üç yıldır.

Erteleme kararı adli sicile kaydedilen kesinleşmiş mahkûmiyetin bir parçasıdır. Denetim süresi iyi hâlli geçirilirse ceza infaz edilmiş sayılır; mahkûmiyet kendiliğinden ortadan kalkmaz. HAGB’de ise başarılı denetimin sonucu davanın düşmesi ve açıklanmayan hükmün kaldırılmasıdır.

Bununla birlikte HAGB’nin her olayda mutlaka daha lehe olduğu söylenemez. Sanık suçsuz olduğunu düşünüyor ve beraat talep ediyorsa, HAGB kararına karşı istinaf yoluyla hükmün esasını tartışmak isteyebilir. Ayrıca müsadere, yargılama giderleri, denetim süresinin uzunluğu ve kanun yolu stratejisi de karşılaştırmada önem taşır.

Başka bir deyişle lehe kurum, yalnızca sicil sonucuna göre belirlenmez. Verilen cezanın türü, dosyadaki deliller, beraat ihtimali, mesleki durum, zarar şartı ve denetim yükümlülükleri birlikte değerlendirilmelidir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kapsamında Hükmedilen Denetimli Serbestlik Tedbirleri

Mahkeme, HAGB kararıyla birlikte sanığı yetişkinlerde beş, çocuklarda üç yıllık denetim süresine tabi tutar. Bununla birlikte denetim süresinin tamamı boyunca özel bir yükümlülük belirlenmesi zorunlu değildir. CMK’nın 231. maddesinin sekizinci fıkrası, mahkemeye denetim süresi içinde bir yıldan fazla olmamak üzere belirli tedbirlerden birine karar verme yetkisi tanımaktadır.

Mahkeme şu yükümlülüklerden birini belirleyebilir:

  1. Meslek veya sanat sahibi olmayan sanığın eğitim programına devam etmesi,
  2. Meslek veya sanat sahibi sanığın ücret karşılığında bir kamu kurumu ya da özel kuruluşta gözetim altında çalışması,
  3. Sanığın belirli yerlere gitmekten yasaklanması, belirli yerlere devam etmesi veya mahkemenin takdir edeceği başka bir yükümlülüğü yerine getirmesi.

Tedbirin amacı sanığı cezalandırmak değil, yeniden suç işleme riskini azaltmak ve toplumsal uyumu desteklemektir. Bu nedenle yükümlülük sanığın yaşı, sağlık durumu, işi, aile yükümlülükleri ve suçla bağlantılı ihtiyaçlarıyla orantılı olmalıdır. Yerine getirilmesi fiilen imkânsız veya kişiye ölçüsüz külfet yükleyen bir tedbir belirlenmemelidir.

HAGB kapsamındaki tedbirler, 5275 sayılı Kanun kapsamında cezanın infazına bağlı denetimli serbestlik uygulaması ile aynı değildir. HAGB’de ortada infaz edilen kesinleşmiş bir hapis cezası bulunmaz. Denetimli serbestlik birimi, mahkemece verilen yükümlülüğün uygulanmasını ve takibini gerçekleştirir.

Yükümlülüğe uyulmaması hâlinde ihlalin kasıtlı olup olmadığı, sanığın haklı veya zorlayıcı bir nedeninin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Mahkeme, yükümlülüğünü kendi kusuru olmadan yerine getiremeyen kişiyle bilinçli biçimde uymayan kişiyi aynı şekilde değerlendirmemelidir. Hükmün açıklanması kararı verilmeden önce sanığa açıklama ve savunma imkânı tanınması gerekir.

Sık Sorulan Sorular

2 Kez HAGB Kararı Verilir mi?

HAGB, hayat boyunca yalnızca bir kez uygulanabilen bir kurum değildir. Ancak kişi devam eden denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlerse bu yeni suç nedeniyle tekrar HAGB kararı verilemez. Önceki denetim süresi tamamlandıktan sonra işlenen başka bir suçta bütün kanuni şartlar yeniden oluşmuşsa HAGB değerlendirmesi yapılabilir.

HAGB Memuriyete Engel mi?

HAGB kesin mahkûmiyet olmadığından 657 sayılı Kanun’un 48. maddesi kapsamında kural olarak doğrudan memuriyet engeli oluşturmaz. Bununla birlikte fiilin görevle bağlantısı, özel meslek kanunları, disiplin hükümleri ve hukuka uygun güvenlik soruşturması değerlendirmeleri farklı sonuç doğurabilir.

HAGB Bozulursa Ne Olur?

Denetim süresinde kasıtlı suç işlenmesi veya yükümlülük ihlali nedeniyle hüküm açıklanabilir. Kanun yolu incelemesinde HAGB kararının kaldırılması ise farklı bir durumdur; dosya, istinaf veya temyiz kararının içeriğine göre yeniden incelenebilir.

HAGB 5 Yıl Doldu, Ne Yapmalıyım?

Yetişkinlerde beş, çocuklarda üç yıllık süre sorunsuz tamamlanmışsa mahkeme kamu davasının düşmesine karar vermelidir. Dosyada işlem yapılmamışsa mahkemeye denetim süresinin tamamlandığını belirten dilekçe sunulabilir. Dosyanın güncel durumu UYAP Vatandaş Portalı üzerinden kontrol edilebilir.

HAGB Kararına Hangi Dilekçeyle Başvurulur?

1 Haziran 2024 ve sonrasındaki HAGB kararlarında kural olarak istinaf dilekçesi; önceki kararlarda ise geçiş hükümlerine göre itiraz dilekçesi kullanılır. Hükmün açıklanması kararına yönelik başvuru da ayrı kurallara tabidir. Bu nedenle eski tarihli genel bir “HAGB itiraz dilekçesi” örneği her dosyada kullanılmamalıdır.

HAGB Kararına İtiraz Dilekçesi

………. MAHKEMESİNE 
 
DOSYA NO                                             : ………./………. 
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ 
GERİ BIRAKILMASI KARARINA 
İTİRAZ  EDEN SANIK                        : ……….
KONU                                                       : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz dilekçesidir.

AÇIKLAMALARIMIZ      

……… Mahkemesi, hakkımda hapis cezası vermiş olup; akabinde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı vermiştir. Karara süresi içerisinde itiraz ediyorum.
Gerekçeli karar tarafıma …/…/……… tarihinde tebliğ edilmiş olup; gerekçeli itirazlarımı aşağıda sunuyorum. Şöyle ki; 
(…BU ALANA TÜM İTİRAZ DELİLLER VE GEREKÇELER YAZILACAK…)  
           
Yukarıda açıklanan tüm sebeplerle müvekkilin suç teşkil eden herhangi bir eylemenin bulunmaması sebebiyle hakkımda beraat kararı verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple karara itiraz etme zarureti hâsıl olmuştur.
 
SONUÇ VE İSTEM       : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle ……… Mahkemesinin ………/……… Esas numaralı dosyası üzerinden …/…/……… tarihinde haksız ve hukuka aykırı olarak vermiş olduğu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının İTİRAZEN kaldırılmasına ve hakkımda BERAAT KARARI verilmesini arz ve talep ederim. (…/…/………) 
HAGB KARARINA İTİRAZ EDEN                               
………                     
 
 
Avukat Muhammet Ali BEYHAN     
Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49
Black Minimalist Modern Attorney Law Logo 1080 x 1080 piksel
Scroll to Top