Ceza Hukuku

Tutuklama Kararını Kim Verir, Nasıl İtiraz Edilir? 2026

TUTUKLAMA NEDİR TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ NASIL YAPILIR

Tutuklama nedir, hangi amaçla uygulanır?

Tutuklama, ceza yargılamasında şüpheli veya sanığın kaçmasını önlemek, delilleri korumak ve yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla başvurulan bir koruma tedbiridir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100. maddesine göre, tutuklama ancak belirli şartlar altında ve hakim kararıyla uygulanabilir.

Tutuklama geçici bir tedbirdir; mahkûmiyet veya ceza infazı anlamına gelmez. Anayasa’nın 38/4. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6/2. maddesi uyarınca suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Bu nedenle tutuklama bir cezalandırma aracı olarak kullanılamaz ve kararda kişinin suçlu olduğu izlenimini yaratan ifadelere yer verilmemelidir. Şüpheli, soruşturma aşamasında suç işlediği iddia edilen kişiyi; sanık ise kovuşturma aşamasında hakkında dava açılan kişiyi ifade eder.

Tutuklama en son çare (ultima ratio) olarak uygulanır. Adli kontrol tedbirleriyle (CMK m.109) yargılamanın sağlıklı yürütülmesi mümkünse tutuklama yerine bu tedbirlere başvurulmalıdır. Anayasa’nın 19. maddesi ve AİHS’nin 5. maddesi kişinin keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasını yasaklar; tutukluluk süresi de makul bir sınır içinde kalmalıdır.

Tutuklama kararını kim verir?

Tutuklama kararı, yalnızca mahkemeler tarafından verilebilen bir koruma tedbiridir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100. maddesi uyarınca, soruşturma aşamasında tutuklama kararı vermeye yetkili mercii Sulh Ceza Hakimliği, kovuşturma aşamasında ise davanın görüldüğü ceza mahkemesidir.

Cumhuriyet savcılarının tutuklama kararı verme yetkisi bulunmamaktadır. Ancak savcı, delillerin toplanması ve şüphelinin kaçmasını önlemek amacıyla mahkemeden tutuklama talep edebilir. Mahkeme, savcının talebini değerlendirerek, tutuklama için gerekli şartların oluşup oluşmadığını inceler ve buna göre karar verir.

Hâkim veya mahkeme, her somut olayda tutuklamanın gerekliliğini ve orantılılığını değerlendirmek zorundadır; adli kontrolün yeterli olacağı durumda tutuklama kararı verilemez (CMK m.109).

Tutuklama şartları nelerdir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100. maddesi, tutuklama kararının verilebilmesi için bazı temel şartlar öngörmektedir. Bir kişinin tutuklanabilmesi için şu unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:

  1. Kuvvetli Suç Şüphesi: Tutuklama kararı, ancak şüpheli veya sanık hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması halinde verilebilir. Bu delillerin, kişinin suçu işlediğine dair yüksek bir ihtimal oluşturması gerekmektedir.
  2. Tutuklama Nedeni: Kuvvetli suç şüphesi tek başına tutuklama için yeterli değildir. Ayrıca, kişinin kaçma ihtimali veya delilleri karartma riski gibi tutuklama nedenlerinden birinin varlığı da aranır. CMK m.100/2’ye göre, şüpheli veya sanığın kaçma şüphesini doğuracak somut olguların varlığı veya delillerin yok edilmesi ya da değiştirilmesi ihtimali, tutuklama nedeni olarak kabul edilmektedir.
  3. Katalog Suçlar: CMK m.100/3’te bazı ağır suçlar katalog suç olarak belirlenmiştir. Eğer bu suçlardan biri söz konusu ise, ayrıca kaçma veya delil karartma riski aranmaksızın tutuklama nedeni var sayılır. Örneğin, kasten öldürme (TCK m.81), yağma (TCK m.148), uyuşturucu ticareti (TCK m.188) gibi suçlar katalog suçlar arasındadır.
  4. Tutuklama Tedbirinin Orantılı Olması: Tutuklama, en ağır koruma tedbiri olduğu için, bu tedbire başvurmadan önce daha hafif tedbirlerin yeterli olup olmadığı değerlendirilmelidir. Adli kontrol tedbirleriyle (CMK m.109) yargılamanın sağlıklı yürütülmesi mümkünse, mahkeme tutuklama kararı veremez.

Kanunda sayılan tutuklama nedenleri; kaçma, saklanma veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular ile delilleri yok etme, gizleme, değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişimine ilişkin kuvvetli şüphedir (CMK m.100/2). Kamu düzeninin korunması gibi genel gerekçeler kanundaki tutuklama nedenleri arasında yer almaz.

Tutuklamada hangi suçlar katalog suç sayılır?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100. maddesinin 3. fıkrasında, tutuklama nedeni varsayılan suçlar belirlenmiştir. Bu suçlar, uygulamada “katalog suçlar” olarak adlandırılmaktadır. Katalog suçlar, işlendiklerine dair somut delillere dayalı kuvvetli şüphe bulunması halinde ayrıca kaçma veya delil karartma riski aranmaksızın tutuklama nedeni kabul edilir.

Katalogda yer alan başlıca suçlar şunlardır:

  • Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (TCK m.76, 77, 78)
  • Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (TCK m.79, 80)
  • Kasten öldürme (TCK m.81, 82, 83)
  • İşkence (TCK m.94, 95)
  • Cinsel saldırı (TCK m.102 -birinci fıkra hariç-)
  • Çocukların cinsel istismarı (TCK m.103)
  • Yağma (Gasp) (TCK m.148, 149)
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK m.188)
  • Devletin güvenliğine karşı suçlar (TCK m.302-308)
  • Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (TCK m.309-315)
  • Silah kaçakçılığı, Bankalar Kanunu’nda tanımlanan zimmet, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’ndaki hapis cezası gerektiren suçlar ve kasten orman yakma gibi özel kanunlarda düzenlenen bazı suçlar

Katalog suçlarda da mahkeme tutuklamanın ölçülülüğünü ve adli kontrolün yeterli olup olmadığını değerlendirmek zorundadır. Katalog dışındaki suçlarda ise kaçma veya delil karartma ihtimali somut olgularla ortaya konulmadıkça tutuklama kararı verilemez.

Hangi hâllerde tutuklama kararı verilemez?

Tutuklama, kişinin özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlayan bir tedbir olduğundan kanun bazı hallerde bu tedbire başvurulmasını yasaklar (CMK m.100/1 ve 100/4):

  1. Sadece Adli Para Cezası Öngörülen Suçlar: Eğer işlenen suçun karşılığı yalnızca adli para cezası ise, mahkeme tutuklama kararı veremez. Özgürlüğü kısıtlayan bir tedbirin, para cezası gerektiren suçlar için uygulanması orantılı olmayacaktır.
  2. Hapis Cezasının Üst Sınırı 2 Yılı Aşmayan Suçlar: İşlenen suçun kanundaki hapis cezası üst sınırı 2 yıldan fazla değilse, tutuklama uygulanamaz. Bu kuralın istisnası, suçun vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenmiş olmasıdır.
  3. Orantılılık İlkesi: CMK m.100/1’e göre, işlenen suçun niteliği ve beklenen cezanın ağırlığı göz önünde bulundurularak tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığı değerlendirilmelidir. Eğer tutuklama kararı, suçun önemine kıyasla orantısız bir yaptırım oluşturuyorsa, mahkeme bu tedbire başvuramaz.

Tutuklama sorgusunda şüphelinin hakları nelerdir?

Tutuklama, şüpheli veya sanığın özgürlüğünü kısıtlayan bir tedbir olduğundan, hukuki güvencelerle sınırlandırılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 101. maddesine göre, tutuklama kararı verilmeden önce, şüpheli veya sanığın mahkeme huzurunda sorgulanması gerekmektedir. Tutuklama sorgusu sırasında, kişinin savunma hakkı ve temel özgürlükleri korunmalıdır.

CMK m.147, şüpheli veya sanığın sorgu sırasında sahip olduğu temel hakları açıkça düzenlemiştir:

  1. Avukat Yardımından Yararlanma Hakkı: Tutuklama istendiğinde şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin (avukatın) yardımından yararlanır (CMK m.101/3). Tutuklama sorgusu yapılmadan önce bu hak şüpheliye hatırlatılmalıdır.
  2. Susma Hakkı: Şüpheli veya sanık, kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında açıklama yapmamayı tercih edebilir. Susma hakkını kullanması, suçluluğuna delil olarak kabul edilemez (CMK m.147/1-e).
  3. Delillerin Toplanmasını Talep Etme Hakkı: Şüpheli veya sanık, aleyhine sunulan delillere karşı, lehine olan delillerin de toplanmasını talep edebilir. Mahkeme, bu talebi dikkate alarak yargılamayı sürdürmelidir (CMK m.147/1-f).
  4. Savunma Hakkı: Tutuklama kararına temel teşkil eden iddialar hakkında şüpheliye ayrıntılı bilgi verilmeli ve kendisini savunma imkânı tanınmalıdır. Kişi, aleyhindeki suçlamalarla ilgili açıklamalar yaparak lehine olan hususları öne sürebilir.

Tutuklama sorgusunda bu haklar ihlal edilirse verilen tutuklama kararı hukuka aykırı hale gelebilir ve itiraz yoluyla kaldırılması istenebilir.

Tutuklama kararında gerekçe nasıl olmalıdır?

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda gerekçe zorunludur. CMK m.101/2’ye göre kararda şu unsurlar somut olgularla açıkça gösterilmelidir:

  1. Kuvvetli Suç Şüphesini Gösteren Deliller: Tutuklama kararı verilebilmesi için öncelikle, şüpheli veya sanığın suç işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunduğu gösterilmelidir. Bu şüphe, soyut iddialara değil, somut delillere dayanmalıdır.
  2. Tutuklama Nedenlerinin Mevcudiyeti: CMK m.100 kapsamında belirlenen kaçma riski, delil karartma ihtimali veya katalog suçlar gibi tutuklama nedenlerinden en az birinin var olduğu açıkça ortaya konulmalıdır.
  3. Tutuklama Tedbirinin Ölçülü Olması: Mahkeme, adli kontrol tedbirlerinin (CMK m.109) yeterli olup olmadığını değerlendirmeli ve tutuklamanın zorunlu olduğunu gerekçelendirmelidir. Eğer daha hafif tedbirlerle yargılama yürütülebiliyorsa, tutuklama kararı verilemez.
  4. Somut Olgularla Desteklenmesi: Kararda, şüpheli veya sanığın hangi fiilleri veya davranışları nedeniyle tutuklama nedenlerinin oluştuğu açıkça açıklanmalıdır. Örneğin, kişinin yurt dışına kaçmaya çalıştığına dair bir delil varsa, bu durum gerekçeye eklenmelidir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında tutuklama gerekçesinin “ilgili ve yeterli” olması aranır. İlgili gerekçe, somut olayla doğrudan bağlantılı hukuki ve fiili nedenlere dayanır; genel veya soyut ifadelerle tutuklama kararı verilemez. Yeterli gerekçe ise tutuklamanın neden zorunlu olduğunu açık ve ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Suçun katalog suçlar arasında olması veya ceza miktarının yüksekliği tek başına yeterli sayılmaz.

Tutuklama kararına kimler ve nasıl itiraz edebilir?

Tutuklama kararına ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlara itiraz edilebilir (CMK m.101/5, m.104/2). İtiraz hakkı tutuklanan şüpheli veya sanığa, müdafiine (CMK m.261), yasal temsilcisine ve eşine (CMK m.262) tanınmıştır. Cumhuriyet savcısı da hâkim ve mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurabilir (CMK m.260).

Tutuklama kararına itirazda başvuru hakkı olanlar, iki haftalık süre, başvuru yeri ve itirazı inceleyen merciyi gösteren şema
Tutuklama kararına itirazın süresi ve mercileri (CMK m.268)

Tutuklamaya İtiraz Süresi

İtiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır (CMK m.268/1). Karar duruşmada açıklanmışsa süre o andan, yokluğunda verilmişse tebliğden itibaren işlemeye başlar.

Tutuklama Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

İtiraz, kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye verilecek dilekçeyle ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine yapılacak beyanla yapılır. Kararı veren merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili merciye gönderir (CMK m.268/2). İtirazı inceleyecek merciler şunlardır:

  • Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarına yapılan itirazı, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.268/3).
  • Asliye ceza mahkemesinin kararlarına yapılan itirazı, yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi inceler.
  • Ağır ceza mahkemesinin kararlarına yapılan itirazı, numara olarak kendisini izleyen ağır ceza mahkemesi inceler; o yerde tek ağır ceza mahkemesi varsa en yakın ağır ceza mahkemesi yetkilidir (CMK m.268/3-c).

İtirazın Sonuçları

İtirazı inceleyen merci tahliyeye, tutukluluk yerine adli kontrol tedbiri uygulanmasına (CMK m.109) veya itirazın reddine karar verebilir. İtiraz reddedilirse Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir (AY m.148); kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali gerekçesiyle AİHM’ye başvuru yolu da (AİHS m.5/4) gündeme gelebilir.

Tutuklama kararına itiraz dilekçesi nasıl yazılır?

Tutukluluğa İtiraz Dilekçesi Av.Muhammet Ali BEYHAN

ANKARA …SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE

 

DOSYA NO: …/…

TUTUKLAMAYA İTİRAZ EDEN ŞÜPHELİ: … (T.C. No: …)

ADRES: … / Ankara

KONU: Hakkımda verilen … tarihli tutuklama kararına itirazlarımın sunulması ve tahliyeme karar verilmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR

Sayın Mahkemeniz tarafından hakkımda verilen tutuklama kararı, hukuka, Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) aykırıdır. Mevcut delil durumu, kaçma veya delilleri karartma ihtimalimin bulunmaması, tutuklamanın bir tedbir olmasına rağmen fiilen cezaya dönüşmesi gibi hususlar göz önüne alındığında, tahliyeme karar verilmesi gerekmektedir.

1. CMK ve Anayasa’ya Göre Tutuklama Koşulları Oluşmamıştır

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100. maddesine göre tutuklama kararı verilebilmesi için:

  • Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması,
  • Şüphelinin kaçma veya saklanma şüphesinin bulunması,
  • Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimalinin olması,
  • Tanıklar, mağdurlar veya diğer kişiler üzerinde baskı kurma tehlikesinin bulunması gerekmektedir.

Ancak somut olayda, bu şartların hiçbiri oluşmamıştır. CMK 100/1 uyarınca tutuklama için öncelikle kuvvetli suç şüphesi gerekmektedir. Oysa ki hakkımda somut, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmamaktadır. Suçlamalar tamamen varsayıma dayanmaktadır.

2. Anayasa ve AİHS Kapsamında Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği İhlal Edilmektedir

Anayasa’nın 19. maddesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını düzenlemektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi, kişinin hürriyetinin ancak hukuka uygun gerekçelerle kısıtlanabileceğini belirtmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında da tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğu ve mümkün olan en kısa sürede kaldırılması gerektiği vurgulanmaktadır.

AİHM kararlarında da belirtildiği üzere, başka bir önlemle tutuklamadan sağlanacak fayda elde edilebiliyorsa, tutuklama yerine alternatif tedbirler uygulanmalıdır. Ancak Sayın Mahkemeniz, adli kontrol tedbirleri değerlendirilmeden doğrudan tutuklama kararı vermiştir.

3. Kaçma Şüphem Bulunmamaktadır

CMK 100/2-a gereğince, bir kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için kaçma şüphesini doğuracak somut olguların bulunması gerekir. Oysa ki:

  • Sabit bir ikametgahım ve düzenli bir hayatım bulunmaktadır.
  • Bugüne kadar adli makamlardan kaçmayı gerektirecek hiçbir eylemde bulunmadım.
  • Pasaportum bulunmamaktadır ve yurt dışına çıkma planım yoktur.

Bu nedenle kaçma şüphem olduğu yönündeki gerekçeler dayanaksızdır.

4. Delil Karartma veya Tanıkları Etkileme Şüphem Bulunmamaktadır

CMK 100/2-b gereği tutuklama kararına gerekçe olarak delilleri yok etme, gizleme, değiştirme veya tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimali gösterilmelidir. Ancak soruşturmanın mevcut aşamasında:

  • Suça ilişkin tüm deliller adli mercilere intikal etmiştir.
  • Toplanacak yeni bir delil bulunmamaktadır.
  • Soruşturmanın bu aşamasında, benim herhangi bir müdahalem mümkün değildir.

Bu durum, tutukluluğumun hukuki dayanağının olmadığını açıkça göstermektedir.

5. Tutuklama, Fiilen Bir Cezaya Dönüşmüştür

CMK ve Anayasa hükümleri gereğince tutuklama bir tedbirdir, ceza değildir. Ancak tutukluluk sürecim henüz yargılanmadan fiili bir cezaya dönüşmüştür.

Anayasa’nın 38. maddesi gereğince, “suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” Ancak ben henüz yargılama sürecinde olmama rağmen, özgürlüğüm kısıtlanarak adeta cezalandırılmaktayım.

6. Tutuklama Yerine Adli Kontrol Tedbirleri Uygulanabilir

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi, tutuklamaya alternatif olarak adli kontrol tedbirlerini öngörmektedir. Bu kapsamda, mahkemeniz uygun görürse:

  • Yurt dışına çıkış yasağı,
  • Haftalık veya aylık imza yükümlülüğü,
  • Belirli yerlere giriş yasağı gibi adli kontrol tedbirleri uygulanarak tutuksuz yargılanmam sağlanabilir.

Ancak mahkemeniz, adli kontrol tedbirlerini değerlendirmeden doğrudan tutuklama kararı vermiştir, bu durum hem Anayasa’ya hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır.

7. Tutukluluğum Nedeniyle Büyük Mağduriyet Yaşıyorum

  • Tutukluluk halim çalışma hayatımı olumsuz etkilemekte, iş yerimle olan bağlantımı koparmaktadır.
  • Ailem maddi ve manevi olarak büyük mağduriyet yaşamaktadır.
  • Tutuksuz yargılanmam halinde mahkeme sürecine uyacağımı ve her çağrıldığımda adli mercilere gelerek gerekli işlemleri yerine getireceğimi beyan ederim.

SONUÇ VE TALEP

Yukarıda açıkladığım tüm nedenlerle;

  1. Hakkımda verilen tutuklama kararının kaldırılmasına ve bihakkın tahliyeme karar verilmesine,
  2. Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise CMK 109 kapsamında adli kontrol hükümleri uygulanarak tutuksuz yargılanmamın sağlanmasına,

Karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

…/…/2026

Şüpheli
(İsim-Soyisim)
(İmza)

Tutuklama süresi ne kadardır?

Tutuklama süresiz uygulanamaz. CMK’nın 102. maddesi, soruşturma ve kovuşturma aşamaları için azami tutukluluk sürelerini ayrı ayrı belirler.

1. Soruşturma Aşamasında Azami Tutukluluk Süresi

CMK m.102/4’e göre, soruşturma aşamasında tutukluluk süreleri şu şekildedir:

  • Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda tutukluluk süresi en fazla 6 aydır.
  • Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda ise bu süre en fazla 1 yıldır.
  • Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde düzenlenen suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından tutukluluk süresi en çok 1 yıl 6 ay olup, gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir.

2. Kovuşturma Aşamasında Azami Tutukluluk Süresi

Sanık hakkında iddianamenin kabul edilmesiyle başlayan kovuşturma aşamasında, azami tutukluluk süreleri şu şekildedir:

  • Asliye ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda tutukluluk süresi 1 yıl olup, zorunluluk halinde 6 ay daha uzatılabilir.
  • Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda tutukluluk süresi 2 yıl olup, zorunlu hallerde en fazla 3 yıl daha uzatılabilir. Bu durumda toplam azami tutukluluk süresi 5 yıl olmaktadır (CMK m.102/2).
  • TCK’nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde düzenlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma süresi toplam beş yılı geçemez; bu suçlarda azami tutukluluk süresi 7 yıldır (CMK m.102/2).

3. Çocuklar İçin Azami Tutukluluk Süresi

CMK m.102’de, çocukların tutukluluk sürelerinin yetişkinlere kıyasla daha kısa olması gerektiği belirtilmiştir:

  • 15 yaşını doldurmamış çocuklar için azami tutukluluk süreleri yarı oranında uygulanır.
  • 15-18 yaş arası çocuklar için ise bu süre dörtte üç oranında hesaplanır.

Bu süreler dolduğu halde tahliye kararı verilmemesi kişi özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kısıtlanması anlamına gelir; uzun tutukluluk Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru konusu olabilir (Anayasa m.19, AİHS m.5).

Tutukluluk ne sıklıkla incelenir?

Tutuklama geçici bir tedbir olduğundan belirli aralıklarla gözden geçirilir; inceleme sonunda tutukluluğun devamına ya da şüpheli veya sanığın tahliyesine karar verilir (CMK m.108).

  • Soruşturma aşamasında tutukluluk hali, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine en geç 30 günde bir sulh ceza hâkimliği tarafından, şüpheli veya müdafii dinlenerek incelenir (CMK m.108/1).
  • Kovuşturma aşamasında mahkeme, tutukluluğun devamının gerekip gerekmediğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da en geç 30 günlük süre içinde re’sen karar verir (CMK m.108/3).
  • Şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında tahliye talebinde bulunabilir (CMK m.104/1).

Tutukluluğun Devamı Kararı Nedir?

Tutukluluğun devamı kararı, şüpheli veya sanığın tutuklu kalmasını gerektiren şartların hâlâ mevcut olup olmadığına ilişkin inceleme sonunda verilen karardır. Bu incelemede kuvvetli suç şüphesinin sürüp sürmediği, kaçma veya delil karartma riskinin devam edip etmediği ve tutuklamanın ölçülülüğü yeniden değerlendirilir (CMK m.100). Tutuklama nedenleri ortadan kalkmışsa şüpheli veya sanık derhal tahliye edilmelidir.

Tutukluluğun devamına karar verilecekse karar, adli kontrolün neden yetersiz kalacağı da gösterilerek somut delillerle gerekçelendirilmelidir (CMK m.101/2, m.109). Bu karara da yukarıda açıklanan süre ve usulle itiraz edilebilir (CMK m.104/2).

Tutukluluk İncelemesinde Müdafiiye Haber Verilmemesi Hukuka Aykırı mı?

Soruşturma aşamasındaki 30 günlük incelemede karar, şüpheli veya müdafii dinlenerek verilir (CMK m.108/1). Tutuklama istendiğinde de şüpheli veya sanık müdafi yardımından yararlanır (CMK m.101/3). Bu güvenceler sağlanmadan yapılan inceleme savunma hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir; şüpheli, sanık veya müdafii bu durumu itiraz yoluyla üst merciye taşıyabilir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp