Ceza Hukuku

Gözaltına Alma Nedir? Gözaltına İtiraz Nasıl Yapılır? (CMK 91)

GÖZALTI KARARI NEDİR NASIL İTİRAZ EDİLİR

Gözaltı nedir, hangi kanuna dayanır?

Ceza muhakemesi hukukunda “gözaltı”, bir kişinin soruşturma kapsamında özgürlüğünün geçici olarak sınırlandırılması anlamına gelir. Bu işlem, bir suç şüphesi altında bulunan kişinin, hakkında yapılan işlemler tamamlanana kadar veya hâkim önüne çıkarılmasına kadar sürebilir. Gözaltı kararı, genellikle Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine, kolluk kuvvetleri (polis veya jandarma) tarafından yerine getirilir. Hukuken gözaltı, tutuklama gibi hâkim kararı gerektiren bir koruma tedbiri değildir; savcının inisiyatifiyle alınabilir. Ancak kişi özgürlüğüne doğrudan müdahale söz konusu olduğundan kararın verilmesi için bazı şartların sağlanması gerekir.

Gözaltı işleminin dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesidir. Buna göre gözaltı, yakalanan kişinin gerekli işlemler tamamlanana kadar geçici olarak alıkonması anlamına gelir. Ayrıca Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 4. maddesi, bu işlemin kapsamını ve sınırlarını belirler; yönetmelikte gözaltının sağlık açısından zarar vermeyecek şekilde uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.

Gözaltı tedbiri kişiseldir ve sadece hakkında suç şüphesi bulunan bireye uygulanabilir; kişinin yerine başka bir aile bireyinin gözaltına alınması hukuka aykırıdır. Tedbir geçici ve orantılı olmalıdır: alternatif koruma tedbirleriyle amaca ulaşmak mümkünse gözaltı uygulanamaz.

Gözaltına alma şartları nelerdir?

Gözaltına alma şartları, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesinin ikinci fıkrasında açıkça belirtilmiştir. Buna göre, Cumhuriyet savcısının gözaltı kararı verebilmesi için iki temel unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir: şüphelinin bir suçu işlediğine dair somut delillerin bulunması ve bu tedbirin soruşturma açısından zorunlu olması.

Somut deliller, kişiyi belirli bir suçla ilişkilendirebilecek mahiyette olmalıdır. Yalnızca genel kanaat veya varsayımlar gözaltı kararı için yeterli kabul edilmez. Örneğin, kişinin olay yerinde bulunması, kamera kayıtları, tanık beyanları gibi veriler gözaltı için somut delil sayılabilir. Soruşturma yönünden zorunluluk ise, şüphelinin kaçma ihtimali, delilleri karartma riski veya muhakeme işlemlerine katılımının sağlanması gibi gerekçelerle ortaya çıkabilir.

Bazı durumlarda gözaltı işlemi, kimlik tespiti veya işlemlerin sağlıklı yürütülebilmesi için de uygulanabilir. Örneğin, şüphelinin yer gösterme, teşhis veya parmak izi alma gibi işlemlere katılması gerekiyorsa bu durum gözaltının gerekliliğini doğurabilir. Ancak bu tür hallerde dahi, daha hafif tedbirlerle amaca ulaşmak mümkünse gözaltına alma yoluna gidilmemelidir.

Gözaltına alma şartlarının gerçekleşmediği durumlarda, Cumhuriyet savcısı şüpheliyi davet yoluyla ifadesini almaya çağırabilir. Şüpheli kendiliğinden gelmediğinde ise zorla getirme kararı uygulanabilir.

Gözaltı kararını kim, nasıl verir?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, şüpheli hakkında gözaltı kararı verme yetkisi esas olarak Cumhuriyet savcısına aittir. Savcı, yakalanan kişi hakkında kolluk kuvvetlerinden gelen bilgileri değerlendirerek, somut delillere ve soruşturmanın zorunluluğuna dayalı olarak bu kararı yazılı biçimde verir.

Ancak, istisnai hallerde gözaltı kararı verme yetkisi mülki amirlerce belirlenen kolluk amirlerine de tanınabilir. Bu durum, özellikle şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzenini ciddi biçimde bozduğu toplumsal olaylar ve toplu suçlar kapsamında ortaya çıkar. Bu gibi durumlarda, kolluk amirleri savcı talimatını beklemeksizin gözaltı kararı verebilir; ancak bu yetki yine de belirli şartlarla ve sınırlı süreyle kullanılabilir.

Uygulamada, gözaltı kararı çoğunlukla bir yakalama işlemini takiben verilir. Suçüstü hâlinde kolluk tarafından yakalanan kişi hakkında Cumhuriyet savcısına derhâl bilgi verilir ve savcının yazılı emri doğrultusunda işlem yapılır (CMK m.90/5). Bu aşamada düzenlenen tutanaklar, gözaltı kararının hukuki dayanağını oluşturur. Fakat kişi kendi isteğiyle kolluk birimine gelmişse, kolluk tarafından yakalama tutanağı düzenlenmesi ve sonrasında gözaltı kararı verilmesi hukuken tartışmalı bir durumdur; çünkü bu, fiili durumu gerçeğe aykırı şekilde belgelemek anlamına gelir.

Gözaltı süresi ne kadardır?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesi uyarınca, gözaltı süresi, yakalanan kişinin kollukta alıkonulabileceği azami süreyi ifade eder ve suçun niteliğine göre farklılık gösterir. Bireysel suçlarda, gözaltı süresi, kişinin yakalandığı andan itibaren en fazla 24 saat ile sınırlıdır. Buna ek olarak, şüphelinin en yakın hâkim veya mahkemeye sevki için gereken yol süresi en fazla 12 saat olabilir. Böylece, olağan koşullarda bireysel bir suç nedeniyle gözaltında kalınabilecek toplam süre 36 saati geçemez.

Toplu olarak işlenen suçlar bakımından gözaltı süresi farklı şekilde düzenlenmiştir. Aralarında iştirak iradesi olmasa bile üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenen fiiller “toplu suç” olarak kabul edilir. Bu gibi durumlarda, Cumhuriyet savcısı, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının fazlalığı gibi gerekçelerle gözaltı süresini uzatabilir. Kanuna göre, bu uzatma kararı her defasında bir günü geçmemek üzere en fazla üç kez verilebilir. Böylece toplam gözaltı süresi 4 güne kadar uzatılabilir.

Gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin karar, şüpheliye derhâl tebliğ edilmeli ve kişiye bu karara itiraz hakkı tanınmalıdır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda da genel gözaltı süreleri uygulanır. Bu suçlar için daha uzun gözaltı süresi öngören Geçici 19. madde, 31 Temmuz 2018’den itibaren dört yıl uygulanmış ve süresi 2022’de dolmuştur. Süre dolduğunda veya işlemler tamamlandığında kişi derhâl serbest bırakılmalı ya da hâkim önüne çıkarılmalıdır.

Gözaltına nasıl itiraz edilir, dilekçe nereye verilir?

5271 sayılı CMK’nın 91. maddesinin beşinci fıkrasına göre, gözaltına alınan kişi, müdafii, yasal temsilcisi, eşi veya birinci ya da ikinci derece kan hısımları, gözaltı kararı veya gözaltı süresinin uzatılmasına karşı sulh ceza hâkimine başvurarak itiraz edebilir.

Gözaltı süresi, toplu suçlarda uzatma, itiraz edebilecek kişiler ve sulh ceza hâkiminin kararını gösteren şema
Gözaltı süreleri ve gözaltına itiraz yolu (CMK m.91)

İtiraz, yazılı olarak yapılabileceği gibi sözlü olarak da beyan edilebilir ve bu beyan tutanağa geçirilir. Sulh ceza hâkimi, başvuruyu evrak üzerinden inceler ve en geç 24 saat içinde karar verir. Hâkim, yakalama, gözaltı veya sürenin uzatılması işleminin yerinde olduğu kanısına varırsa başvuruyu reddeder ya da şüphelinin soruşturma evrakıyla birlikte Cumhuriyet savcılığında derhâl hazır bulundurulmasına karar verir; işlemi yerinde görmezse kişi serbest bırakılır.

İtiraz hakkının etkili kullanılabilmesi için gözaltına alınan kişiye, gözaltı kararının ve varsa uzatma kararının içeriği derhâl tebliğ edilmelidir. Bu bildirim yapılmadığı takdirde, kişinin itiraz süresi etkin biçimde işlemeyeceğinden, gözaltı tedbiri hukuka aykırı hâle gelebilir.

Gözaltı kararına itiraz dilekçesi nasıl yazılır?

Gözaltı kararına itiraz dilekçesi

ANKARA SULH CEZA HÂKİMLİĞİNE

Soruşturma No: 2026/……

GÖZALTI SÜRESİNE İTİRAZ EDEN: [Ad-Soyad]
Adres: [Açık adresiniz]

KONU: Haksız ve hukuka aykırı gözaltı işlemi ile süresinin uzatılmasına ilişkin itirazlarımızın sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR

  1. Ben, …………… ……………., …/…/19… doğumluyum ve …………………………. adresinde ikamet etmekteyim. ……… İnşaat firmasında yaklaşık 3 yıldır taşeron işçi olarak çalışıyorum.
  2. …/…/2026 tarihinde sabah işe giderken, mahallemdeki kontrol noktasında polisler tarafından durduruldum. Aynı sabah erken saatlerde yakındaki bir markette yaşanan hırsızlık olayına ilişkin olarak, yüz yapımın kamera kayıtlarındaki şahsa benzediği gerekçesiyle gözaltına alındım. Oysa ne olay yerinde bulundum ne de herhangi bir bağlantım söz konusu.
  3. Kamera kayıtları net olmamasına rağmen, tamamen fiziksel benzerlik iddiasıyla gözaltına alındım. Üzerimde suç unsuruna dair hiçbir delil yoktur. Savcılığa ifade vermeme rağmen, aradan üç gün geçmesine rağmen hâlâ salıverilmedim.
  4. Oysa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesi uyarınca gözaltı süresi, yakalama anından itibaren en fazla 24 saat (ve toplu suçlarda 4 gün) olabilir. Toplu suçlarda bu sürenin uzatılması ancak delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle mümkündür. Bu koşullar oluşmadığı gibi, dosyada delil durumu da sabittir.
  5. Tutuklamaya gerekçe oluşturabilecek bir “kaçma şüphesi”, “delil karartma” ya da “tanıklara baskı” gibi bir davranışım olmadı. 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinde belirtilen tutuklama şartlarının hiçbiri şahsım bakımından mevcut değildir. Sabit ikametim, düzenli işim ve sabıkasız geçmişim bulunmaktadır.
  6. Suçsuz yere gözaltında tutulmam aile düzenimi ve psikolojimi olumsuz etkilediği gibi, çalıştığım firmada da işten çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalmama neden olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 91, 92, 95, 100, 101, 102, 118.

SONUÇ VE TALEP :
Yukarıda arz ve izah ettiğim sebeplerle, hakkımda tesis edilen gözaltı işleminin ve özellikle süresinin hukuka aykırı şekilde uzatıldığının değerlendirilerek, gözaltı kararının kaldırılmasına ve derhal serbest bırakılmama karar verilmesini arz ederim.

Tarih: …/…/2026
İtiraz Eden
[Ad-Soyad]
(İmza)

Gözaltındaki kişinin hakları nelerdir?

Gözaltına alınan kişi, kolluk birimine getirildikten sonra öncelikle doktor muayenesine tabi tutulur. Bu işlem, kişinin gözaltı anındaki sağlık durumunu belirlemek ve ileride ortaya çıkabilecek kötü muamele iddialarını önlemek amacı taşır. Gözaltı süresi sonunda da aynı işlem tekrar edilerek muayene sonuçları belgelenir.

Gözaltındaki kişi, avukatla görüşme hakkına sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’ye ilişkin kararlarında da vurgulandığı üzere, şüpheliye ifade alma işlemi başlamadan önce ve işlem süresince müdafii ile görüşme ve onun yardımından yararlanma imkânı tanınmalıdır. Müdafi, şüpheli ile baş başa görüşebilir; CMK m.154/1 bu görüşmenin konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda yapılmasını öngörür. Bu hak, özellikle çocuklar bakımından genişletilmiş olup, çocuk şüpheli talep etmese bile müdafiden yararlandırılır.

Gözaltındaki kişi, bir yakınına veya belirleyeceği bir kişiye gözaltına alındığını haber verme hakkına sahiptir. Yabancı uyruklu kişiler için ise, durumun kendi konsolosluklarına bildirilmesi esastır. Ayrıca gözaltındaki kişi, nezarethanede insan onuruna uygun biçimde barındırılmalıdır. Gözaltı sürecinde tanınan hakların ihlali hâlinde, şüpheli hukuki yollara başvurarak işlemden doğan zararların giderilmesini talep edebilir.

Hukuka aykırı gözaltında tazminat istenebilir mi?

Kanunda öngörülen usul ve esaslara aykırı olarak gerçekleştirilen her gözaltı işlemi hukuka aykırıdır. Hukuka aykırı gözaltı, özellikle gözaltı süresinin aşılması, gerekli şartlar oluşmadan gözaltı uygulanması veya kişinin avukatıyla görüştürülmemesi gibi ihlaller sonucunda ortaya çıkabilir.

Bu tür durumlarda, gözaltına alınan kişinin tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. 5271 sayılı CMK’nın 141 ve devamı maddeleri uyarınca, kişi, özgürlüğünün haksız yere kısıtlandığını ileri sürerek devletten maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Bu tazminat istemi, CMK’nın 142. maddesi uyarınca zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Özellikle gözaltı süresince maruz kalınan kötü muamele, işkence veya insan onuruna aykırı uygulamalar söz konusuysa, devletin sorumluluğu doğar. Bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, 18 Nisan 2022 tarihli E.2022/145, K.2022/206 ve 30 Mayıs 2022 tarihli E.2022/211, K.2022/295 sayılı kararlarında, gözaltı süresince kolluk görevlilerinin kötü muamelesine dayanan manevi tazminat davalarının adli yargı yerinde görüleceğine karar vermiştir.

Ayrıca, gözaltında kötü muameleye maruz kalan kişi yalnızca tazminat talebinde bulunmakla kalmayıp, ilgili kolluk görevlileri hakkında ceza soruşturması açılmasını da talep edebilir. Bu süreç, kamu görevlisinin görevini kötüye kullanmasına ilişkin Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Gözaltı işlemlerini kim denetler, hangi kayıtlar tutulur?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 92. maddesi uyarınca, gözaltı işlemlerinin denetimi Cumhuriyet başsavcıları veya onların görevlendireceği Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülür. Savcılar, hem nezarethane koşullarını hem de gözaltı işlemlerine dair kayıtları denetlemekle yükümlüdür. Gözaltı süresi, sağlık kontrolleri, avukatla görüştürülme zamanları, gözaltı başlangıç ve bitiş saatleri gibi ayrıntılar Nezarethaneye Alınanlar Defteri’ne işlenir; kişinin serbest bırakıldığı ya da adli makamlara sevk edildiği bilgisi de kayıt altına alınır. Gözaltının hukuka uygun işleyip işlemediği, büyük ölçüde bu kayıtlar sayesinde değerlendirilebilir.

Aynı suç nedeniyle ikinci kez gözaltı mümkün mü?

5271 sayılı CMK’nın 91. maddesinin altıncı fıkrası, gözaltı süresi dolan ya da sulh ceza hâkimi kararıyla serbest bırakılan kişilerin aynı fiil nedeniyle tekrar gözaltına alınamayacağını açıkça düzenlemektedir. Kanuna göre, kişinin serbest bırakıldığı suçla ilgili olarak yeni ve yeterli delillerin elde edilmesi durumunda, Cumhuriyet savcısı tarafından yeniden gözaltı kararı verilebilir. Bu durumda, ilk gözaltı kararına dayanak oluşturmayan ve sonradan ortaya çıkan somut delillerin varlığı aranır.

Aynı delil ve gerekçelerle kişiyi tekrar gözaltına almak hukuka aykırıdır. Böyle bir durumda kişi, işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek sulh ceza hâkimine başvurabilir ve gözaltı kararının iptalini talep edebilir.

Gözaltı kararı adli sicil ve GBT kaydına işler mi?

Gözaltı işlemi, mahkûmiyet kararıyla sonuçlanan yargılamalardan farklı olarak adli sicil kaydına, yani halk arasında bilinen adıyla sabıka kaydına işlenmez. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na göre, adli sicil kaydına yalnızca kesinleşmiş mahkeme kararları, örneğin hapis cezaları, adli para cezaları veya güvenlik tedbirleri geçirilir. Gözaltı kararı kişinin suçlu olduğunu gösteren bir hüküm niteliği taşımadığı için adli sicil kaydına yazılamaz.

Öte yandan, gözaltı işlemi Genel Bilgi Toplama (GBT) sistemi kapsamında kayıt altına alınabilir. GBT, emniyet teşkilatının kendi iç işleyişinde kullandığı bir veri tabanı olup, kişinin hakkında uygulanan yakalama, gözaltı ve benzeri tedbirleri içerir. Ancak GBT kaydı, mahkemeler tarafından kesin bir delil olarak kullanılmaz ve adli sicil kaydıyla aynı hukuki değere sahip değildir. Uygulamada GBT kayıtları zaman zaman kişiler açısından sosyal ve mesleki sorunlara yol açabilmekte; özellikle güvenlik soruşturmalarında ve kamu görevine girişte göz önünde bulundurulabilmektedir.

Gözaltından sonra süreç nasıl işler?

Gözaltına alınan kişi, gözaltı süresi içinde ifade alma, teşhis, yer gösterme veya delil toplama işlemlerine tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, işlemleri tamamladıktan sonra şüpheli hakkında üç farklı karar verebilir. İlk olarak, hakkında delil yetersizliği veya başka bir koruma tedbirine gerek görülmeyen kişi, karakol aşamasında serbest bırakılabilir. İkinci ihtimal, savcılık, şüpheliyi doğrudan adliyeye sevk ederek ifadesini alabilir ve ardından serbest bırakabilir. Üçüncü olarak, savcılık, şüpheliyi tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edebilir. Bu durumda şüpheli hakkında tutuklama veya adli kontrol gibi daha ağır koruma tedbirleri gündeme gelir.

Tüm bu süreç, gözaltı süresi dolmadan tamamlanmalıdır; süre yalnız toplu suçlarda ve kanunda belirtilen sınırlar içinde uzatılabilir.

Gözaltı, yakalama ve tutuklamadan nasıl ayrılır?

Yakalama, gözaltı ve tutuklama, şüphelinin özgürlüğünü sınırlayan ancak şartları, karar mercii ve sonuçları farklı üç koruma tedbiridir. Yakalama, bir kişinin suç işlediği şüphesiyle kolluk kuvvetleri veya herhangi bir kişi tarafından geçici olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır; suçüstü hâlinde herkes tarafından yapılabilir. Yakalanan kişi hakkında gözaltı kararı ise savcının yazılı emriyle verilir; yukarıda açıklanan şartlara bağlıdır ve azami süreyle sınırlıdır. Süre dolduğunda kişi ya serbest bırakılır ya da hâkim önüne çıkarılır.

Tutuklama ise, hâkim kararıyla verilen daha ağır bir koruma tedbiridir ve yalnızca kuvvetli suç şüphesi ile birlikte tutuklama nedenlerinin bulunması hâlinde uygulanabilir. Tutuklama kararı, kişinin cezaevine gönderilmesini ve özgürlüğünden daha uzun süreli olarak yoksun bırakılmasını ifade eder. Bu karara karşı başvuru yolları için tutuklama kararına nasıl itiraz edilir sorusunu ayrıca ele aldık.

Gözaltında telefonla veya yakınlarla görüşme serbest mi?

Gözaltı uygulamalarında şüphelinin en önemli iletişim hakkı müdafii (avukat) ile görüşme hakkıdır. Buna karşılık telefon kullanma, yakınlarıyla görüşme ve kişisel eşyaları üzerinde tasarruf kolluğun takdirine bağlı olarak kısıtlanabilir. Aile üyeleri veya arkadaşlarla görüşme hakkı yasal bir zorunluluk olarak tanımlanmamıştır; uygulamada polis merkezlerinde kısa süreli görüşmeye zaman zaman izin verilebilmekte, ancak organize suçlar, terör ve narkotik birimlerinde bu görüşmelere genel olarak izin verilmemektedir.

Gözaltına alınan kişilerin üzerindeki telefon, saat, cüzdan gibi kişisel eşyalar kolluk tarafından teslim alınır ve nezaret süresince bu eşyalara erişim kısıtlanır. Telefonla görüşme hakkı, cezaevi şartlarında belirli kurallara tabi olarak tanınmış olsa da, gözaltı sürecinde böyle bir hak mevzuatta açıkça düzenlenmemiştir. Bu kısıtlamalar, gözaltının geçici niteliği dikkate alınarak orantılılık ilkesi çerçevesinde uygulanmalıdır.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp