
Taksirle Yaralama Suçu
Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçu, mağdurun vücuduna acı vermek veya sağlığını ya da algılama yeteneğinin bozulmasıyla sonuçlanan bir eylemdir. Bu suç, failin kasten değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi sonucunda gerçekleşir. Yani, fail yaralanma sonucunu istemez, ancak gereken özeni göstermediği için bu sonuç meydana gelir. Taksirle yaralama suçu, kasten yaralamadan bağımsız bir suçtur.
Trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi hatalar gibi birçok durum taksirle yaralama suçu kapsamında değerlendirilir. Bu suçu işleyen sanık aleyhine, mağdurun maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır. Örneğin;
- Trafik kazası sonucu gerçekleşen taksirle yaralama durumunda, trafik kazasından kaynaklanan tazminat davası asliye hukuk mahkemesinde açılabilir.
- Doktor hatası nedeniyle meydana gelen taksirle yaralama durumunda, eylemi işleyen doktora karşı tıbbi hata nedeniyle tazminat davası asliye hukuk mahkemesinde açılabilir.
- İş kazası sonucu gerçekleşen taksirle yaralama durumunda, iş mahkemesinde işverene veya üst işverene karşı iş kazası nedeniyle tazminat davası açılabilir.
Taksirli sorumluluk istisnaidir: TCK’nın 22. maddesine göre taksirle işlenen fiiller ancak kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır. Yaralamanın bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesi kasten yaralama suçunu oluşturur; fail neticeyi istemeden, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla yaralamaya yol açmışsa taksirle yaralama söz konusudur.
Taksirle Yaralama Suçunun Öğeleri
Suçun Faili: Taksirle yaralama özgü bir suç değildir; gerçek kişi olmak şartıyla herkes bu suçun faili olabilir. Kişinin kendi kendini taksirle yaralaması ise suç oluşturmaz; kendine zarar vermeyi suç sayan özel düzenlemeler (örneğin Askeri Ceza Kanunu’nun 79. maddesi) bu kuralın istisnasıdır.
Mağdur: Sağ doğmuş her insan bu suçun mağduru olabilir; ölü bir kişiye karşı suç işlenemez ve fail ile mağdur aynı kişi olamaz. Gebe kadının yaralanması sonucunda çocuğun vaktinden önce doğması veya düşmesi, aşağıda açıklanan nitelikli haller kapsamında cezayı artırır.
Suçun Hukuki Kapsamı
Yaralama suçlarında korunan hukuki değer, kişinin bedensel ve ruhsal bütünlüğüdür. Taksirle yaralama, TCK’nın “Kişilere Karşı Suçlar” kısmının “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir; Anayasa’nın 17. maddesi de herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını güvence altına alır.

Fiil
Taksirle yaralama serbest hareketli bir suçtur: başkasının vücuduna acı veren, sağlığını veya algılama yeteneğini bozan her türlü hareket bu suçu oluşturabilir ve suç ihmali davranışla da işlenebilir. Hareketin bedene yönelik ve acı verici olması şart değildir; ancak her durumda hareket ile yaralanma sonucu arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Kullanılan aracın niteliği ve acının vücudun hangi bölgesinde ortaya çıktığı, suçun oluşması bakımından önemsizdir.
Vücuda acı verme, kişinin vücut dokunulmazlığını ve esenliğini önemli ölçüde ihlal eden davranışları ifade eder; genellikle maddi bir acıdır, ancak kişinin ruh sağlığını etkileyen davranışlar da yaralama niteliği taşıyabilir.
Sağlık, yalnız hastalık veya sakatlığın bulunmaması değil, bedenen ve ruhen tam bir iyilik halidir. Hastalığa, sakatlığa ya da bedensel veya ruhsal kötüleşmeye yol açan her durum sağlığın bozulmasıdır; var olan bir rahatsızlığı artırmak ve hastalık bulaştırmak da bu kapsamdadır. Kendiliğinden iyileşen basit bir yara veya şişlik bile sağlığın bozulması sayılır; bozulmanın acı vermesi veya uzun sürmesi gerekmez.
Algılama yeteneğinin bozulması ise akıl hastalığı düzeyine ulaşmasa da kişinin düşünme, idrak veya iradi hareket etme yeteneğini; dış dünyayı anlama ve ona tepki verme kapasitesini azaltan ya da ortadan kaldıran her durumu kapsar.
Taksirle Yaralama Suçu Cezası Nedir?
Taksirle Yaralama Suçu Temel Halinin Cezası:
- Türk Ceza Kanunu 89/1 gereğince, taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
Taksirle Yaralama Suçu Nitelikli Hallerinin Cezası:
Kanun, yaralamanın ağır neticelerini iki grupta toplamış ve cezayı bu neticelere göre artırmıştır. İlk gruptaki hallerde temel hal için belirlenen ceza yarısı oranında artırılır (TCK 89/2):
- Mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması (zayıflamanın geçici olmaması gerekir).
- Mağdurun vücudunda kemik kırılması.
- Mağdurun konuşmasında sürekli zorluk.
- Mağdurun yüzünde sabit iz kalması. İzin sabit olup olmadığının belirlenmesi için en az altı ay beklenmesi gerekmektedir.
- Mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması.
- Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğması.
İkinci gruptaki hallerde ise temel hal için belirlenen ceza bir kat artırılır (TCK 89/3):
- Mağdurun iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesi.
- Mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi.
- Mağdurun konuşma veya çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması.
- Mağdurun yüzünün sürekli değişikliği.
- Gebe bir kadının çocuğunun düşmesi.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi (Karar No: 2013/6986), doğuma tıbbi müdahalede gecikilmesi nedeniyle ceninin ana karnında ölümünü de hukuken “düşük” sayarak eylemin TCK 89/3-e kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
- Taksirle işlenen fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Adli para cezası verilmesi öngörülmemiştir (TCK 89/4).
Temel hal ve birden fazla kişinin yaralanması hâlindeki bu cezalar 25/12/2025’te yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanunla artırıldığından (önceki sınırlar üç aydan bir yıla ve altı aydan üç yıla kadar hapisti), bu tarihten önce işlenen fiillere TCK’nın 7. maddesi uyarınca kural olarak failin lehine olan önceki sınırlar uygulanır.
- Trafik kazaları sonucu taksirle yaralama suçunun oluştuğu durumlarda cezanın yanında sürücü belgesinin geri alınması yaptırımı da uygulanabilir. TCK’nın 53/6 maddesi uyarınca sürücü belgesinin üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere geri alınmasına karar verilebilir.
İndirim Halleri:
TCK’da taksirle yaralama suçuna özgü bir indirim hali düzenlenmemiştir. Ancak failin kusurluluğunu etkileyen genel nedenler (örneğin yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı) varsa somut olaya göre cezasızlık ya da cezada indirim gündeme gelebilir.

Taksirle Yaralama Suçunda Basit Taksir ve Bilinçli Taksir Ayrımı
Basit taksirde fail, öngörülebilir nitelikteki neticeyi dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak öngörmemiştir. TCK’da taksir; “bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanmıştır. Bilinçli taksirde ise fail neticeyi öngörmüş, ancak gerçekleşmesini istememiştir; bu halde ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK 22/3).
TCK’nın 21. maddesinde “olası kast” ve 22. maddesinde “bilinçli taksir” tanımlanmıştır. Ancak, kanun koyucu madde metninde “kabullenme” kavramına yer vermemiştir. Öğretide bu durumun açıklanmasında “Frank formülü” kullanılır. Eğer fail her halükarda hareketi gerçekleştirecekse olası kast söz konusudur; ancak neticenin gerçekleşeceğini bilmesine rağmen hareketi gerçekleştirmeyecekse bilinçli taksir söz konusudur. Öngörülen neticenin gerçekleşmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, neticenin istenmemesine rağmen gerçekleşmesi durumunda bilinçli taksir vardır. Ayrım, olayın somut koşulları dikkate alınarak yapılır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, alkollü olarak kamyonet kullanırken yol kenarında duran otomobile çarpan sanığın (Karar: 2016/10371) ve çalışma nedeniyle sollama yasağı konulan yolda karşı şeride geçerek kazaya yol açan sanığın (Karar: 2014/10441) eylemlerinde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğunu ve cezanın TCK 22/3 uyarınca artırılması gerektiğini kabul etmiştir.
Taksirle Yaralama Suçu Şikayet Süresi ve Zamanaşımı:
- Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır; şikâyetten vazgeçilmesi halinde ceza davası düşer. Ancak birinci fıkra kapsamındaki yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz (TCK 89/5). Şikâyet süresi, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren 6 aydır.
- Taksirle yaralama suçunun dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. Ancak, belirli koşulların gerçekleşmesi durumunda bu süre 12 yıla kadar uzayabilir.
Uzlaşma:
- Uzlaşma, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. ve 254. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu, suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir.
- Taksirle yaralama suçu, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın her halinde uzlaşmaya tabidir. Uzlaşma süreci, soruşturma aşamasında veya kovuşturma aşamasında gerçekleşebilir.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi’ne göre (Karar: 2018/195) alkollü sürücünün bilinçli taksirle yaralamaya neden olduğu olayda mağdurla uzlaşıldığı için taksirle yaralamadan ceza verilemiyorsa, sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan (TCK 179/3) cezalandırılması gerekir.
Etkin Pişmanlık:
- Etkin pişmanlık, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş bir kişisel cezasızlık veya ceza indirimi sebebidir. Ancak taksirle yaralama suçu için etkin pişmanlık hükümleri düzenlenmemiştir; bu suçta etkin pişmanlık uygulanamaz.
Görevli Mahkeme:
- Taksirle yaralama suçunun her hali için, öngörülen ceza sınırları nedeniyle görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
