Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Nasıl Yapılır ? 2026

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı ve Kapsamı

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, temel hak ve özgürlüklerin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasının anayasal düzeyde incelenmesini sağlayan ikincil ve kendine özgü bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru kurumu, 12 Eylül 2010 tarihli halkoylamasıyla kabul edilen anayasa değişikliği sonucunda hukuk sistemine girmiş; 6216 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlarla ilgili başvuruları inceleyebilir. 

Anayasa’nın 148. maddesi uyarınca başvuruya konu hakkın hem Anayasa’da güvence altına alınması hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin koruma alanında bulunması gerekir. Buna “ortak koruma alanı” denilmektedir. Örneğin yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkı, özel hayata saygı, ifade özgürlüğü ve mülkiyet hakkı bu kapsamda değerlendirilebilir. Sosyal güvenlik hakkına dayanan soyut bir şikâyet tek başına ortak koruma alanında bulunmaz; ancak kazanılmış veya yeterince belirgin hâle gelmiş bir sosyal güvenlik alacağı, şartları varsa mülkiyet hakkı kapsamında incelenebilir. 

Bireysel başvuru, istinaf veya temyiz incelemesinin devamı değildir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin delilleri nasıl değerlendirmesi gerektiğini yeniden belirlemez ve yalnızca kararın hukuka uygun olup olmadığını denetlemez. İnceleme, kamu gücünün işlem, eylem veya ihmali nedeniyle anayasal bir hakkın ihlal edilip edilmediği ve varsa ihlalin nasıl giderileceği ile sınırlıdır. Başka bir deyişle, başvurunun yalnızca mahkeme kararının yanlış olduğu iddiasına değil, somut bir anayasal güvenceye dayandırılması gerekir. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Hasan Uzun/Türkiye kararında, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu kural olarak tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olarak değerlendirmiştir. Bununla birlikte her dosyada başvuru yollarının erişilebilirliği ve etkililiği ayrıca önem taşır. Mülkiyet hakkına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı gibi uygulama örnekleri, şikâyetin hangi anayasal hak kapsamında nitelendirileceğinin başvurunun sonucunda belirleyici olabileceğini göstermektedir. Bu metin genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir. (HUDOC)

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru İçin Gerekli Şartlar

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru şartları esas olarak Anayasa’nın 148. maddesi, 6216 sayılı Kanun’un 45 ila 51. maddeleri ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 59 ila 84. maddeleri ile düzenlenmektedir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde başvurunun hem şekil hem konu hem de kişi bakımından belirli koşulları taşıması gerektiği anlaşılmaktadır. Başvuru formunun doldurulmuş olması tek başına yeterli değildir; ihlal iddiasının anayasal bir hakla ilişkilendirilmesi ve kabul edilebilirlik koşullarının açıklanması gerekir.

İlk olarak ihlalin Türkiye Cumhuriyeti’ne atfedilebilen bir kamu gücü işlemi, eylemi veya ihmalinden kaynaklanması gerekir. İdari makamların kararları, kolluk işlemleri, ceza infaz uygulamaları ve mahkeme kararları bu kapsamda olabilir. Buna karşılık kişiler arasındaki tamamen özel hukuk ilişkileri doğrudan bireysel başvurunun konusu değildir. Bununla birlikte devletin özel kişilerden kaynaklanan bir tehlikeyi önleme, etkili soruşturma yapma veya kişileri koruma şeklindeki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiası, şartları varsa anayasal incelemeye konu olabilir.

İkinci olarak başvurucu, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlemden doğrudan, kişisel ve güncel biçimde etkilenmiş olmalıdır. Soyut olarak bir kanunun Anayasa’ya aykırı olduğunun ileri sürülmesi yeterli değildir. Nitekim 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesi gereğince yasama işlemleri ve düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz. Ancak bu düzenlemelerin başvurucuya uygulanması sonucunda kişisel bir hak ihlali doğmuşsa, uygulama işlemi veya nihai karar üzerinden başvuru gündeme gelebilir. 

Üçüncü olarak ulaşılabilir, etkili ve ihlali gidermeye elverişli idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmesi; şikâyetin bu merciler önünde özü itibarıyla ileri sürülmesi ve bireysel başvurunun otuz günlük süre içinde yapılması gerekir. İdari işlemlere karşı başvuru yolları tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine gidilmesi, ikincillik ilkesiyle bağdaşmaz. Bu noktada başvurucunun yalnızca bir kanun yoluna müracaat etmesi değil, başvuruyu usulüne uygun şekilde sürdürmesi ve sonucunu beklemesi önem taşır.

Son olarak başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması gerekir. Olayların, ihlal edildiği ileri sürülen hakların ve kamu gücü müdahalesiyle ihlal arasındaki bağlantının somut bilgi ve belgelerle açıklanmaması, başvurunun temellendirilememiş şikâyet olarak kabul edilemez bulunmasına neden olabilir. Görüldüğü üzere kabul edilebilirlik incelemesi, yalnızca süre ve belge kontrolünden ibaret değildir; şikâyetin anayasal ciddiyeti de değerlendirilir. 

Kimler Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yapabilir?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenen kişiler tarafından yapılabilir. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinde düzenlenen bu koşul, başvurucunun “mağdur sıfatı”na sahip olmasını gerektirir. Bir kişinin yalnızca toplumun bir üyesi olarak mevzuattan veya kamusal bir uygulamadan rahatsız olması yeterli değildir; başvuru konusu müdahalenin kendi hukuki durumunda somut bir etki doğurması gerekir.

Gerçek kişiler, vatandaşlık durumlarına bakılmaksızın ortak koruma alanında bulunan haklar yönünden başvuru yapabilir. Ancak yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak yabancıların bireysel başvuru hakkı bulunmaz. Örneğin yabancı bir kişi, kötü muamele yasağı, kişi özgürlüğü, özel hayata saygı veya mülkiyet hakkıyla ilgili bir ihlal iddiasını ileri sürebilir; buna karşılık yalnızca vatandaşlara tanınmış bir siyasal hak yönünden aynı imkândan yararlanamaz.

Özel hukuk tüzel kişileri de yalnızca tüzel kişiliğe ait hakların ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunabilir. Şirketler, dernekler, vakıflar ve sendikalar; malvarlığı, örgütlenme, ifade veya mahkemeye erişim gibi kendi yapılarına uygulanabilen haklar yönünden başvurucu olabilir. Buna karşılık bir dernek, üyelerinden yalnızca birinin kişisel özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle kendi adına başvuru yapamaz. Kamu tüzel kişilerinin ise bireysel başvuru hakkı bulunmamaktadır. Belediyeler, merkezi idare birimleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve diğer kamu tüzel kişileri bu kapsamda başvurucu olamaz. 

Küçükler, vesayet altındaki kişiler veya hukuki işlemleri kanuni temsilci aracılığıyla yürütmesi gereken başvurucular, temsilcileri üzerinden başvuru yapabilir. Başvuru avukat aracılığıyla da yapılabilir; ancak avukatla temsil zorunlu değildir. Avukat veya kanuni temsilci kullanılması hâlinde temsil yetkisini gösteren belgenin forma eklenmesi gerekir. 

Tutuklu ve hükümlüler de diğer şartları sağlamaları hâlinde bireysel başvuru hakkına sahiptir. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda yaşanan bir sorun bakımından öncelikle infaz hâkimliği, itiraz veya ilgili şikâyet yolu gibi etkili başvuru yollarının kullanılması gerekebilir. Hükümlülerin başvuru yolları bu nedenle ihlalin niteliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bireysel Başvuru Süreci: Başvuru Yollarının Tüketilmesi ve Başvuru Süresi

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sürecinin en önemli kabul edilebilirlik koşullarından biri, ihlalin giderilmesini sağlayabilecek idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmesidir. Ancak bu kural, teorik olarak mevcut her türlü olağanüstü yöntemin kullanılması gerektiği anlamına gelmez. Başvurucunun ulaşabileceği, ihlal iddiasını incelemeye yetkili ve uygun giderim sağlayabilecek olağan yolların usulüne uygun biçimde kullanılması gerekir. Bireysel başvurunun ikincil niteliği, hak ihlali iddiasını ilk olarak ilgili idare ve derece mahkemelerinin değerlendirmesini amaçlar. 

Başvurucunun Anayasa Mahkemesi önünde ileri süreceği anayasal şikâyeti, özü itibarıyla önceki yargılama sırasında da dile getirmesi önemlidir. Örneğin savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülecekse bu husus mümkün olan ilk aşamada mahkemeye bildirilmeli; karara karşı istinaf veya temyiz yolunda açıkça ileri sürülmelidir. Aynı şekilde soruşturmanın etkisiz yürütüldüğü iddiasında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz yolu mevcutsa bu yol süresinde kullanılmalıdır. Şikâyetin derece mercilerine hiç sunulmaması, başvuru yollarının tüketilmemesi sonucunu doğurabilir.

6216 sayılı Kanun’un 47. maddesi uyarınca bireysel başvuru süresi otuz gündür. Süre, başvuru yollarının tüketildiği nihai kararın öğrenildiği tarihten; etkili bir başvuru yolu bulunmuyorsa ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanır. Tebliğ belgesi, UYAP kaydı, kalemden alınan belge veya öğrenme tarihini ortaya koyan başka bir kayıt, sürenin başlangıcının belirlenmesinde önem taşıyabilir. Bu nedenle yalnızca kararın kesinleşme tarihine dayanmak yerine kararın ne zaman ve nasıl öğrenildiği de başvuru formunda açıklanmalıdır. 

Başvurucu mücbir sebep, ağır hastalık veya benzeri haklı bir mazeret nedeniyle otuz günlük süre içinde başvuru yapamamışsa, mazeretin ortadan kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde başvurabilir. Mazeretin niteliği ve devam ettiği dönem belgelerle gösterilmelidir. Buradaki on beş günlük süre, önceki metinde ifade edildiği gibi otuz günlük sürenin bitiminden değil, mazeretin kalktığı tarihten itibaren işlemektedir. Mazeretin geçerli olup olmadığı Mahkeme tarafından öncelikle incelenir. 

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Nasıl Yapılır? Gerekli Belgeler ve Masraflar

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, Mahkemenin internet sitesinde yayımlanan ve İçtüzük’ün ekinde yer alan güncel başvuru formu kullanılarak Türkçe yapılır. Formda başvurucunun kimlik ve iletişim bilgileri, kamu gücü müdahalesine ilişkin olayların kronolojik özeti, tüketilen başvuru yolları, nihai kararın öğrenilme tarihi, ihlal edildiği ileri sürülen anayasal haklar, her hak yönünden ihlal gerekçeleri, deliller ve sonuç talepleri ayrı ve anlaşılır biçimde gösterilmelidir. AYM bireysel başvuru formu ve uygulaması bakımından olay anlatımı ile anayasal şikâyetin birbirine karıştırılmaması önem taşır.

Forma; başvurucunun kimliğini gösteren resmî belgenin onaylı örneği, nihai işlem veya kararlar, öğrenme tarihini gösteren belgeler, başvuru yollarının tüketildiğini ortaya koyan kararlar, iddiayı destekleyen deliller ve harç makbuzu eklenmelidir. Başvuru avukat veya kanuni temsilci aracılığıyla yapılıyorsa temsil yetkisini gösteren belge de sunulur. Ekler tarih sırasına göre numaralandırılarak dizi pusulasına bağlanmalıdır. Formun ekler hariç on sayfayı aşması hâlinde ayrıca olayların kısa bir özetinin eklenmesi gerekir. 

Fizikî başvuru, Anayasa Mahkemesine doğrudan teslim yoluyla, diğer mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla yapılabilir. Başvuru evrakının usulüne uygun biçimde teslim edildiği tarih başvuru tarihi sayılır ve başvurucuya alındı belgesi verilir. 1 Ekim 2025 tarihinden itibaren ayrıca avukatlar, UYAP Avukat Portal hesabı ve güvenli elektronik imza kullanarak Anayasa Mahkemesine elektronik bireysel başvuru yapabilmektedir. Bu yenilik, başvurucuların kişisel e-Devlet hesaplarından doğrudan başvuru yapabildiği anlamına gelmez; elektronik kanal avukat portalı üzerinden işlemektedir. 

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru harca tabidir. 2026 yılı bireysel başvuru harcı 6.024,10 TL’dir ve ödeme belgesinin forma eklenmesi zorunludur. Harç tutarı her yıl değişebileceğinden başvuru tarihinde yürürlükte olan tutar kontrol edilmelidir. Harcı ödeme gücü bulunmayan kişi, adli yardım talebini formda açıkça belirtmeli; kendisinin ve ailesinin mali durumunu gösteren belgeleri eklemelidir. Adli yardım için ödeme gücünden yoksunluk yanında talebin açıkça dayanaksız olmaması da aranır. 

Form veya eklerde şekli eksiklik bulunursa başvurucuya eksikliğin giderilmesi için on beş günü geçmeyen kesin süre verilebilir. Süresinde tamamlanmayan başvuru idari yönden reddedilir. Bu karara, tebliğden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Komisyonun itiraz üzerine verdiği karar kesindir. 

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU NASIL YAPILIR Avukat Muhammet Ali BEYHAN

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Konuları: İhlal Edilen Haklar

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru konuları, Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanındaki haklarla sınırlıdır. Bu nedenle her anayasal hükmün ihlali iddiası doğrudan bireysel başvuruya konu edilemez. Başvurucu, yalnızca bir kanun hükmüne aykırılık bulunduğunu değil, kamu gücü müdahalesinin ortak koruma kapsamındaki somut bir hakkını nasıl etkilediğini açıklamalıdır. 

Yaşam hakkı ile işkence ve kötü muamele yasağı, devletin doğrudan müdahalelerinin yanında koruma ve etkili soruşturma yükümlülüklerini de içerir. Kamu makamlarının bilinen ciddi bir yaşam riskine karşı makul önlemleri almaması veya savunulabilir bir kötü muamele iddiasını etkili biçimde soruşturmaması bireysel başvuruya konu olabilir. Bu haklar mutlaklık ve yüksek koruma düzeyi bakımından diğer haklardan ayrılır.

Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı; yakalama, gözaltı, tutuklama ve özgürlükten yoksun bırakmanın diğer biçimleri bakımından kanuni dayanak, keyfîlik yasağı, hâkim önüne çıkarılma ve etkili itiraz güvencelerini kapsar. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi bir tutuklama itiraz mercii değildir; müdahalenin anayasal güvencelere uygunluğunu inceler. Olağan aşamada gözaltına itiraz gibi mevcut yolların süresinde kullanılması gerekir.

Adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim, bağımsız ve tarafsız mahkeme, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama, hukuki dinlenilme, gerekçeli karar, makul süre ve mahkeme kararlarının icrası gibi güvenceler değerlendirilebilir. Ancak Anayasa Mahkemesi, açık keyfîlik veya anayasal bir sorun bulunmadıkça delillerin yeterliliğini ve hukuk kurallarının yorumunu yeniden inceleyen bir üst temyiz mercii gibi hareket etmez. 

Özel ve aile hayatına saygı, konut ve haberleşme özgürlükleri; kişisel veriler, arama ve elkoyma, aile ilişkileri, mesleki hayat ve kişinin maddi-manevi varlığıyla bağlantılı müdahalelerde gündeme gelebilir. İfade ve basın özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü ile mülkiyet hakkı da bireysel başvurunun önemli alanlarıdır. Örneğin kamulaştırma uyuşmazlıkları mülkiyet hakkı yönünden kanunilik, kamu yararı ve ölçülülük ölçütleriyle incelenebilir. Ayrımcılık yasağı ise çoğu durumda başka bir korunan hakla bağlantılı olarak değerlendirilir. 

Anayasa Mahkemesinin Bireysel Başvuruyu İnceleme Süreci ve Karar Aşamaları

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruyu inceleme süreci, kayıt ve şekli ön incelemeyle başlar. Başvuru formunun kullanılıp kullanılmadığı, gerekli belgelerin sunulması, harç veya adli yardım durumu, temsil yetkisi ve süre gibi hususlar Bireysel Başvuru Bürosu tarafından değerlendirilir. Eksiklik bulunması hâlinde tamamlama bildirimi yapılabilir; süresinde veya usulüne uygun olmayan başvurular idari yönden reddedilebilir. İdari ret, anayasal şikâyetin esası hakkında verilmiş bir kabul edilemezlik kararından farklıdır. 

Şekli aşamayı geçen dosyada kabul edilebilirlik incelemesi yapılır. Komisyonlar; kişi, konu, yer ve zaman bakımından yetkiyi, mağdur sıfatını, başvuru yollarının tüketilmesini, otuz günlük süreyi, şikâyetin temellendirilmesini ve önemli zarar ölçütünü değerlendirir. Açıkça dayanaktan yoksun olan veya anayasal açıdan yeterince gerekçelendirilmemiş başvurular kabul edilemez bulunabilir. Komisyonun oybirliğiyle kabul edilemezlik kararı veremediği dosyalar Bölüme gönderilir; kabul edilemezlik kararları kesindir. 

Kabul edilebilir bulunan başvuruların esas incelemesi Bölümler tarafından yapılır. Gerekli görülürse başvurunun bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlığın görüşü başvurucuya bildirilerek karşı beyanlarını sunması için süre verilir. Mahkeme ilgili kurumlardan bilgi ve belge isteyebilir. İnceleme kural olarak dosya üzerinden gerçekleştirilmekle birlikte gerekli durumlarda duruşma yapılmasına karar verilmesi mümkündür. 

Esas incelemesinde Mahkeme, kamu gücü müdahalesinin kanuni dayanağını, meşru amacını, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu ve ölçülülüğünü ilgili hakkın niteliğine göre değerlendirir. Usule ilişkin haklarda ise yargılamanın bütünü, tarafların iddia ve savunmalarını etkili biçimde sunup sunamadığı ve kararın ilgili-yeterli gerekçe içerip içermediği dikkate alınır. Hukuki dinlenilme hakkı bakımından her usul hatası değil, yargılamanın hakkaniyetini etkileyen anayasal eksiklikler önem taşır.

İnceleme sonunda ihlal olmadığına, bir temel hakkın ihlal edildiğine veya şartları oluşmuşsa başvurunun düşmesine karar verilebilir. İhlal tespit edildiğinde yalnızca ihlalin varlığı açıklanmaz; ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceği de kararda gösterilir. Böylece bireysel başvuru incelemesi, kabul edilebilirlik ve esas aşamalarının birbirinden ayrıldığı hak temelli bir süreç olarak yürütülür. 

Anayasa Mahkemesi Kararlarının Sonuçları ve Bağlayıcılığı

Anayasa Mahkemesi kararlarının sonuçları ve bağlayıcılığı, Anayasa’nın 153. maddesi ile 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesine dayanır. Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca Mahkeme kararları kesindir; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Dolayısıyla bireysel başvuru sonucunda verilen ihlal kararının ilgili makamlar tarafından uygulanması anayasal bir yükümlülüktür. 

Mahkeme, esas incelemesi sonunda ihlal bulunmadığına veya başvurucunun bir hakkının ihlal edildiğine karar verir. İhlal kararı verilmesi hâlinde öncelikle ihlalin kaynağı belirlenir. İhlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosya, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak üzere yeniden yargılama yapılması için ilgili mahkemeye gönderilir. Bu yeniden yargılama, olağan usul kanunlarındaki yargılamanın yenilenmesinden farklı ve bireysel başvuruya özgü bir giderim yoludur. İlgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin oluşup oluşmadığını tekrar değerlendirme yönünde bir takdir yetkisi bulunmaz; ihlal kararında açıklanan esaslara uygun işlem yapması gerekir.

Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmuyorsa başvurucu lehine maddi veya manevi tazminata hükmedilebilir. Tazminat miktarının belirlenmesi daha ayrıntılı bir inceleme gerektiriyorsa genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Bununla birlikte her ihlal kararı otomatik olarak tazminata veya önceki hükmün istenen yönde değiştirilmesine yol açmaz. Giderim, ihlalin niteliğine ve sonuçlarının hangi yöntemle ortadan kaldırılabileceğine göre belirlenir.

Örneğin ceza yargılamasıyla ilgili bir ihlal kararı, başvurucu hakkında kendiliğinden beraat kararı verilmesi anlamına gelmez. İlgili mahkeme, anayasal ihlali ortadan kaldıracak şekilde yeniden yargılama yaparak yeni bir karar verir. Bu nedenle kesinleşmiş ceza kararlarına ilişkin başvuru yolları ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun hukuki amacı birbirinden ayrılmalıdır.

Anayasa Mahkemesi, ihlal kararında yapılması gereken işlemleri gösterebilir; ancak yerindelik denetimi yapamaz ve idari işlem niteliğinde doğrudan karar kuramaz. Başka bir deyişle Mahkemenin görevi, idarenin veya derece mahkemesinin yerine geçmek değil, anayasal ihlali tespit ederek giderim yükümlülüğünün çerçevesini belirlemektir. 

Bireysel Başvuru Hakkının Kötüye Kullanılması ve Tedbir Kararları

Bireysel başvuru hakkının dürüstlük ve iyi niyet kurallarına uygun kullanılması gerekir. Başvurucunun Mahkemeyi yanıltacak bilgi vermesi, kararın sonucunu etkileyebilecek önemli bir gelişmeyi gizlemesi, sahte belge sunması veya istismar edici davranışlarla incelemeyi yanıltması başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. 6216 sayılı Kanun’un 51. maddesi uyarınca açık kötüye kullanım tespit edildiğinde başvuru reddedilebilir ve yargılama giderleri dışında iki bin Türk Lirasını geçmemek üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir. Kanundaki bu üst sınır güncel metinde değişmemiştir.

Başvurudan sonra olaylarda, başvurucunun durumunda veya uyuşmazlığı etkileyen koşullarda değişiklik meydana gelirse bunun Mahkemeye bildirilmesi zorunludur. Örneğin ihlalin idari makam tarafından giderilmesi, başka bir karar verilmesi veya başvurucunun talebini etkileyen yeni bir gelişme yaşanması gizlenmemelidir. Mahkeme, ihlalin ve sonuçlarının tamamen ortadan kalktığını tespit ederse başvurunun düşmesine karar verebilir; ancak anayasal yorum veya insan haklarına saygı incelemeye devam edilmesini gerektiriyorsa dosyayı sonuçlandırabilir. 

Tedbir kararı ise başvurunun sonucunu güvence altına almak amacıyla istisnai olarak kullanılan geçici bir koruma yöntemidir. İçtüzük’ün 73. maddesi 5 Ağustos 2025 tarihinde değiştirilmiştir. Güncel düzenlemeye göre başvurucunun temel haklarına, özellikle yaşamına veya maddi ya da manevi varlığına yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması hâlinde Bölüm, başvurucunun talebi üzerine veya resen gerekli tedbirlere karar verebilir. Uygun görülen hâllerde tedbir değerlendirmesi elektronik yöntemlerle yapılan toplantıda da gerçekleştirilebilir. 

Tedbir talebinin yalnızca genel ve varsayımsal bir zarar ihtimaline dayandırılması yeterli değildir. Tehlikenin yakınlığı, ağırlığı ve telafisinin güçlüğü; sağlık raporları, resmî yazışmalar veya diğer somut belgelerle açıklanmalıdır. Özellikle ceza infaz kurumlarında hak arama yolları tüketilirken yaşam veya bütünlük bakımından ciddi ve yakın risk devam ediyorsa tedbir talebi ayrıca gündeme gelebilir.

6216 sayılı Kanun’un 49. maddesi gereğince tedbir kararı verilirse esas hakkında en geç altı ay içinde karar verilmesi gerekir; aksi durumda tedbir kendiliğinden kalkar. Tedbir, genel bir yürütmeyi durdurma veya kesinleşmiş her kararın uygulanmasını otomatik biçimde engelleme yolu değildir. Somut olayın özelliklerine göre profesyonel hukuki değerlendirme gerekebilir. 

Avukat Muhammet Ali BEYHAN

Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49
Black Minimalist Modern Attorney Law Logo 1080 x 1080 piksel
Scroll to Top