12. Yargı Paketi Nedir ve Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
12. Yargı Paketi, resmî adıyla “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” olarak hazırlanmış; ceza yargılamasından icra hukukuna, idari yargıdan hukuk muhakemesine kadar farklı alanlarda değişiklikler öngören kapsamlı bir düzenlemedir. Teklif, 22 Haziran 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuş, Adalet Komisyonundaki görüşmelerin ardından 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek kanunlaşmıştır.
Bununla birlikte, bir kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesi ile hükümlerinin yürürlüğe girmesi aynı hukuki aşama değildir. Kabul edilen metnin uygulanabilmesi için Cumhurbaşkanınca yayımlanmak üzere Resmî Gazete’ye gönderilmesi ve yürürlük hükmünde belirtilen tarihin gelmesi gerekir. Başka bir deyişle, Meclis sürecinin tamamlanması tek başına kişiler, mahkemeler ve icra daireleri bakımından uygulanabilir bir mevzuat değişikliği meydana getirmez.
Kabul edilen düzenlemede farklı yürürlük tarihleri öngörülmüştür. Hükümlerin önemli bir bölümü Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecektir. Buna karşılık vesayet altındaki kişilerin taşınır ve taşınmazlarının UYAP’a entegre elektronik satış portalında satılmasına ilişkin hükümler ile ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılım sırasında yapılacak imza işlemlerine ilişkin düzenleme, yayım tarihinden üç ay sonra uygulanacaktır. Danıştayın daire sayısına ilişkin hüküm ise 23 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayım tarihinde yürürlüğe girecektir.
Bu noktada, her dosyanın yeni hükümlerden aynı şekilde ve aynı tarihte etkilenmeyeceği belirtilmelidir. Bazı düzenlemeler yalnızca yürürlük tarihinden sonra açılan davalar, verilen kararlar veya ilan edilen açık artırmalar hakkında uygulanırken bazı ceza hükümleri devam eden kanun yolu ve infaz dosyaları bakımından da sonuç doğurabilecektir. Görüldüğü üzere “12. Yargı Paketi ne zaman yürürlüğe girecek?” sorusunun cevabı, ilgili düzenlemenin özel yürürlük ve geçiş hükmüne göre belirlenmektedir.
Ayrıca 12. Yargı Paketi genel af, bütün cezaları kapsayan toplu bir indirim veya tüm hükümlüler hakkında uygulanacak bir tahliye düzenlemesi değildir. Paketin ağırlık noktası; yargılama usulü, kanun yolları, mülkiyetin korunması, faiz ve tazminat hesaplamaları, dijital veriler ve dava süreçlerinin işleyişidir.
12. Yargı Paketi Hangi Kanunları ve Davaları Kapsıyor?
12. Yargı Paketi tek bir dava türünü değil, farklı yargı kollarında görülen çok sayıda uyuşmazlığı ilgilendirmektedir. Düzenleme; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 1512 sayılı Noterlik Kanunu, 2575 sayılı Danıştay Kanunu, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu üzerinde değişiklik yapmaktadır.
Bunların yanında 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu da paketin kapsamındadır. Görüldüğü üzere düzenleme; ceza davaları, alacak ve tazminat davaları, ortaklığın giderilmesi davaları, idari işlem iptali davaları, tam yargı davaları, vergi uyuşmazlıkları ve noterlik işlemleri gibi geniş bir uygulama alanına sahiptir.
Hukuk yargılamasında HMK’nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasının yürürlükten kaldırılması; bunun yerine kısmi dava açan tarafın talebini tahkikat sona erinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere artırabilmesi ve artırılan bölüm yönünden zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması öngörülmektedir. Duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı geçmemesi, dava birleştirme ve ayırma kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yollarının yeniden düzenlenmesi de hukuk davalarını doğrudan etkilemektedir. Yürürlükten önce açılan belirsiz alacak davalarında ise önceki hüküm uygulanmaya devam edecektir.
İdari yargıda tek hâkimle görülecek uyuşmazlıkların kapsamı genişletilmekte; öğrenci işlemleri, bazı kamu görevlisi işlemleri, disiplin cezaları ile belirli parasal sınırın altındaki iptal ve tam yargı davaları yeni sistemden etkilenmektedir. Bölge idare mahkemelerinin eksik incelemeyi tamamlama, gerekçeyi değiştirme ve belirli kararları yeniden kurma yetkileri de düzenlenmiştir. Ceza yargılamasında ise HAGB, kaçak sanığın yargılanması, genetik inceleme verileri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi öne çıkmaktadır.
Öte yandan teklifin ilk hâlinde bulunan, idare aleyhine para alacağına ilişkin ilamların icrasından önce idareye başvuru yapılmasını öngören madde ile bilgisayar ve dijital kütüklerde arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin değişiklik, Genel Kurul görüşmelerinde metinden çıkarılmıştır. Bu nedenle boşanma, nafaka, genel af veya bütün bilişim aramalarını değiştiren genel bir düzenlemenin 12. Yargı Paketi kapsamında olduğu söylenemez.
12. Yargı Paketi ile Miras Kalan Taşınmaz ve İcra Satışlarında Ne Değişti?
12. Yargı Paketi ile miras kalan taşınmazların ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satışa çıkarılmasında özel bir açık artırma usulü kabul edilmiştir. Düzenleme, bütün maliklerin taşınmazı miras yoluyla edinmiş olması ve mirasçılar dışında üçüncü bir kişinin taşınmaz üzerinde mülkiyet payının bulunmaması şartıyla uygulanacaktır. Dolayısıyla her hisseli taşınmaz veya her ortaklığın giderilmesi davası bu özel sistemin kapsamında değildir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 114. maddesi kapsamında getirilen sisteme göre ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiğinde ilk artırma yalnızca malik sıfatına sahip mirasçılar arasında yapılacaktır. Bu kapalı artırma usulü bir defaya mahsus uygulanacak ve verilen teklifin taşınmazın muhammen kıymetinin(takdir edilen satış değerinin) yüzde 100’ünü aşması gerekecektir. İlk artırmada satış gerçekleşmezse ikinci artırma genel katılıma açılacak ve kanundaki yüzde 50’lik asgari artırma koşulları uygulanacaktır.
Bu düzenleme, mirasçılara klasik anlamda bir önalım hakkı vermemektedir. Başka bir deyişle mirasçı, üçüncü kişinin yaptığı satıştan sonra aynı bedelle taşınmazı kendiliğinden üzerine alamaz. Getirilen yöntem, üçüncü kişilerin katılamadığı ilk bir elektronik açık artırma yapılması ve mirasçıların taşınmazı en az muhammen bedel üzerinden satın alabilmesi esasına dayanmaktadır. Bu nedenle mirasçının artırmaya süresinde katılması, gerekli teminatı yatırması ve ihale bedelini ödemesi gerekir.
Uygulamada mirasçı sıfatı ve miras payları mirasçılık belgesi(veraset ilamı) üzerinden belirlenmektedir. Bununla birlikte yeni satış usulü, mirasçıların anlaşarak miras paylaşımı yapmasına veya yazılı bir miras taksim sözleşmesi düzenlemesine engel değildir.
İcra satışlarında en yüksek teklifi verdiği hâlde ihale bedelini süresinde yatırmayan kişilere yönelik sonuçlar da ağırlaştırılmıştır. Teminatın iade edilmemesi, satış masraflarının teminattan karşılanması ve teklif edilen bedelin yüzde 5’i oranında idari para cezası uygulanması öngörülmektedir. Bedeli yatırmayan kişi ortaklığın giderilmesi satışındaki paydaşlardan biriyse teminatın tamamı diğer paydaşlara payları oranında ödenecektir. Satış isteyen alacaklının bedeli yatırmaması durumunda ise muhammen bedelin yüzde 10’unun alacağından mahsup edilmesi gündeme gelebilecektir.
Yeni hükümler, kanunun yürürlüğe girmesinden önce satış ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmayacaktır. Bu satışlar önceki mevzuata göre tamamlanacaktır.
12. Yargı Paketinde IBAN Kullandırma ve Dolandırıcılık Cezasında İndirim
12. Yargı Paketinde kamuoyunda IBAN kullandırma veya IBAN kiralama olarak adlandırılan fiiller bakımından özel bir ceza indirimi düzenlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna eklenen hüküm, dolandırıcılık suçunun bütün failleri için genel bir ceza indirimi getirmemekte; yalnızca suça iştirak şekli belirli bir fiille sınırlı kalan kişiler yönünden uygulanmaktadır.
Yeni hükme göre dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna katılım; kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka ya da kredi kartı gibi bir ödeme aracının veya banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ya da kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçların başkasına verilmesiyle sınırlıysa belirlenecek ceza yarı oranında indirilecektir. Görüldüğü üzere düzenleme yalnızca IBAN numarasını değil, ödeme araçlarını, hesap erişim bilgilerini ve kripto varlık hesaplarının kullanılmasını sağlayan araçları da kapsamaktadır.
Ancak hesabını kullandıran herkes kendiliğinden bu indirimden yararlanamaz. Öncelikle TCK’nın 157 ve 158. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçuna iştirak edildiğinin, kişinin kastının(niyet/irade) ve haksız menfaat sağlama amacının delillerle belirlenmesi gerekir. Kişinin mağdurlarla doğrudan iletişim kurması, aldatıcı eylemleri planlaması, suç gelirini yönetmesi veya organizasyonun başka aşamalarına katılması hâlinde iştirakinin yalnızca hesap kullandırmayla sınırlı olduğu kabul edilmeyebilir. Öte yandan özel indirim, TCK’nın 245. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması gibi farklı suçlara doğrudan uygulanmaz.
Geçiş hükmü uyarınca yürürlükten önce hüküm verilmiş ve dosyası istinaf veya temyiz incelemesinde bulunan sanıklardan yeni düzenlemenin kapsamına girebilecek olanların dosyaları ilk derece mahkemesine gönderilecektir. İnfaz aşamasındaki hükümlülerden daha önce TCK’nın 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmamış olanlar ise mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde mağdurun zararını tamamen giderdiklerinde ilgili indirimden faydalanabilecektir. Zarar tamamen giderilmeden yalnızca bu imkâna dayanılarak infazın ertelenmesi veya durdurulması mümkün olmayacaktır.
Bu nedenle düzenleme bir af veya otomatik beraat hükmü değildir. Mahkeme, önce suçun ve iştirakin unsurlarını, ardından kişinin katkısının yalnızca hesap ya da ödeme aracı kullandırmakla sınırlı kalıp kalmadığını değerlendirecektir.
12. Yargı Paketi ile HAGB ve Ceza Yargılamasında Yapılan Değişiklikler
12. Yargı Paketi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması(HAGB) kurumunu kaldırmamakta; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi kapsamında yeniden düzenlemektedir. HAGB, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasına rağmen bu hükmün belirli bir denetim süresi boyunca hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmektedir. Yeni metne göre iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası verilmesi durumunda diğer şartlar da mevcutsa HAGB kararı verilebilecektir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması, mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaate ulaşması ve mağdurun ya da kamunun zararının tamamen giderilmesi temel şartlar arasında yer almaktadır. Zararın hemen karşılanamaması hâlinde denetim süresince aylık taksitlerle tamamen ödenmesi koşuluyla da HAGB kararı kurulabilecektir. Sanık beş yıl süreyle denetime tabi tutulacak; bu dönemde dava zamanaşımı duracak ve açıklanması geri bırakılan hapis cezası ertelenemeyecek veya seçenek yaptırıma çevrilemeyecektir.
HAGB kararına karşı istinaf yolu açık tutulmuş ve incelemenin hem usul hem de esas yönünden yapılması kabul edilmiştir. Bölge adliye mahkemesinin kararları hakkında kanundaki temyiz hükümleri uygulanacaktır. Ayrıca işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele oluşturan suçlarda HAGB uygulanamayacaktır. Bu sınırlama, mağdurlar bakımından cezasızlık sonucunun önlenmesine ilişkin anayasal gerekliliklerle bağlantılıdır.
Ceza yargılamasındaki diğer değişiklikler de önemlidir. CMK’nın 80. maddesi kapsamında moleküler genetik inceleme sonuçlarının kimlik bilgilerinden arındırılarak saklanması, belirli kararların kesinleşmesi üzerine imha edilmesi ve ilgili kişinin haklı sebeple silme talebinde bulunabilmesi düzenlenmektedir. Kaçak sanık daha önce sorgulanmamışsa hakkında mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecek; belirli güvenlik tedbirleri yönünden yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının CMK’nın 308. maddesi kapsamındaki itiraz süresi üç aya çıkarılmakta, sanık lehine itirazlarda ise süre aranmamaktadır. HAGB kararlarının adli sicil kaydına etkisi ise mahkûmiyet hükümlerinden farklı şekilde değerlendirilmeye devam edecektir.
Teklifte bulunan bilgisayar, bilgisayar programı ve dijital kütüklerde arama ile elkoymaya ilişkin değişiklik Genel Kurulda metinden çıkarıldığından bu konuda mevcut CMK hükümleri uygulanmaya devam edecektir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN

