Yargıtay 6. Ceza Dairesi, evine geleceğini söyleyen kişiye “kurşunu yersin” diye karşılık veren sanığın sözünü haklı şarta bağlı tehdit saydı ve beraat gerektiğini belirtti. Daire 24 Nisan 2025 tarihli kararında, kötülüğün karşı tarafın eve gelmesi şartına bağlandığını ve eve gelinmemesini istemenin sanığın hakkı olduğunu esas aldı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği 3 ay 22 gün hapis cezası oy birliğiyle bozuldu. Daire, dosyanın yeniden incelenmek üzere aynı istinaf dairesine gönderilmesine karar verdi; bozma kararı sanık hakkında kurulmuş bir beraat hükmü değildir.
Yargıtay “kurşunu yersin” sözündeki tehdit mahkûmiyetini hangi gerekçeyle bozdu?
Daire sözün bağlandığı şarta baktı: şartın gerçekleşmesi sanığın iradesine mi bağlıydı ve sanık bu şartı istemekte haklı mıydı? Kararın belirleyici gerekçesi şöyledir:
Karar metninden
“…evine gelme şartına bağlı tehdit sözlerinin, sanığın iradesine bağlı olmadığı, evine gelmemesini istemesi şartının da hakkı olduğu, bu nedenle gelecekte yapacağından bahsettiği kötülüğü haklı bir şarta bağlamasının suçun unsurlarını oluşturmadığı gözetilmeksizin sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.”
Gerekçe iki olguya dayanır. Eve gelme şartının gerçekleşmesi sanığın iradesine bağlı değildi ve sanık evine gelinmemesini istemekte haklıydı. Daire bu iki olgu birlikte bulunduğu için sözün tehdit suçunun unsurlarını oluşturmadığını kabul etti ve hükmü şöyle kurdu:
Hüküm fıkrası
“Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık … müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,”
“Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,”
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi hükmün onanması yönündeydi. Daire bu görüşe katılmadı ve mahkûmiyeti bozdu.
Haklı şarta bağlı tehdit neden tehdit suçunu oluşturmaz?
Daire’nin kabulüne göre sanık, söylediği kötülüğü gerçekleşmesi kendisine bağlı olmayan ve istemekte haklı olduğu bir şarta bağladığı için tehdit suçunun unsurları oluşmadı. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 106. maddesi, bir başkasını kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit etmeyi suç sayar. Cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir; suç kadına karşı işlenmişse alt sınır dokuz aydan az olamaz. Silahla veya birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi gibi tehdit suçunun nitelikli hâlleri cezayı iki yıldan yedi yıla kadar hapse çıkarır.
Sanığın sözü, ileride yapılacağı söylenen kötülüğü karşı tarafın eve gelmesine bağladı. Kötülük ancak mağdur eve gelirse gündeme gelecekti ve bu adımı atıp atmamak sanığın iradesinde değildi. Evine gelinmemesini istemek ise sanığın hakkıydı.
Kararda “haklı şart” kavramı ayrıca tanımlanmıyor; Daire sonucu bu iki olguya ve olayın akışına dayandırdı. Karar, bir şarta bağlanan her sözün suç dışında kaldığını söylemiyor.
Haklı şarta bağlı söz, uyarı amacıyla söylenen sözden nasıl ayrılır?
Aynı Daire’nin 24 Eylül 2025 tarihli bir başka kararı uyarı amacıyla söylenen sözde tehdit kastı bulunmadığını kabul etmişti. O kararda sonucu sanığın amacı belirledi: okul müdür yardımcısı, sözleri bir öğrenciye zarar verilmesini önlemek için söylemişti. Daire orada sözün nesnel olarak ciddi olması gerektiğini ve sanığın tehdit kastıyla hareket etmediğini vurguladı.
Bu kararda ise sanığın amacı ya da kastı tartışılmadı. Belirleyici olan, sözün yapısıydı: kötülük, gerçekleşmesi karşı tarafa bağlı ve sanığın istemekte haklı olduğu bir şarta bağlanmıştı. O dosyadaki söz de öğrencinin başına bir şey gelmesi şartına bağlanmıştı; Daire ise sonucu şarta değil sanığın amacına dayandırdı. Bu yüzden iki karar aynı sonuca farklı yollardan ulaşır: birinde sanığın amacına ve kastına, diğerinde sözün bağlandığı şartın haklı olup olmadığına bakılır.
Sanık müdafii temyizde meşru savunmayı düzenleyen TCK 25/1’in uygulanmasını da istemişti. Daire bu iddiayı ayrıca tartışmadı ve bozmayı yalnız şart değerlendirmesine dayandırdı.
Eski iş yerinde başlayan husumette tehdit davası hangi aşamalardan geçti?
Karara göre sanık daha önce mağdurun işlettiği iş yerinde çalışmış, işten ayrıldıktan sonra aralarında husumet doğmuştu. Suç tarihinde ikisi yolda karşılaştı; mağdur, kendilerini neden şikâyet ettiğini sorarak sanığa küfretti. Aynı gün sanığı telefonla aradı, ailesine ve eşine yönelik ağır sözlerin ardından evine geleceğini söyledi. Sanık bu sözler üzerine şu karşılığı verdi:
Karar metninden
“benim evine gelme, kurşunu yersin, ya sen ölürsün ya ben”
İlk derece mahkemesi 11 Ocak 2018’de sanığın beraatine karar verdi. Cumhuriyet savcısının istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi sanığı mahkûm etti. Yargıtay 4. Ceza Dairesi bu hükmü 10 Ocak 2022’de sanık müdafiinin temyizi üzerine bozdu; ilk bozmanın gerekçesi incelenen kararda yer almıyor.
Aynı istinaf dairesi 27 Haziran 2022’de sanığı yeniden tehdit suçundan 3 ay 22 gün hapis cezasına ve hak yoksunluklarına mahkûm etti. Kararda cezanın nasıl hesaplandığı yer almıyor. Sanık müdafii hükmü temyiz etti; sözlerin şarta bağlı olduğunu, cezanın seçenek yaptırıma çevrilmediğini, ertelenmediğini ve lehe hükümlerin uygulanmadığını ileri sürdü.
Şikâyetinden vazgeçen mağdur tehdit hükmünü neden temyiz edemedi?
Mağdur, ilk derece mahkemesindeki 11 Ocak 2018 tarihli duruşmada şikâyetçi olmadığını ve kamu davasına katılmak istemediğini bildirmişti. Daire, bu beyanda bulunan ve usulüne uygun biçimde katılan sıfatı almayan mağdurun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 260. maddesinin birinci fıkrasına göre hükmü temyize hakkı olmadığını belirtti. Mağdur vekilinin temyizi bu nedenle CMK 298/1 uyarınca oy birliğiyle reddedildi.
Vazgeçme davayı sona erdirmedi; kararda bunun nedeni ve hükmün TCK 106/1’in hangi cümlesine dayandığı yazmıyor. TCK 106/1’e göre mağdurun şikâyeti yalnız malvarlığına büyük zarar verileceği veya sair bir kötülük edileceği tehdidinde aranır. Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik saldırı tehdidinde ise şikâyetten vazgeçme kovuşturmayı düşürmez.
Haklı şart bozmasından sonra Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ne yapacak?
Daire, CMK 304/2-b’yi anarak dosyanın takdiren hükmü bozulan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verdi. CMK 307’ye göre davaya yeniden bakacak mahkeme önce ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Mahkeme bozmaya uyarak yeni hüküm kurabilir ya da önceki hükmünde direnebilir. Direnme kararını önce 6. Ceza Dairesi inceler; yerinde görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.
CMK 307/5’e göre hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm önceki cezadan daha ağır olamaz. Bu dosyada mağdur vekilinin temyizi hak yokluğundan reddedildi ve Yargıtay yalnız sanık müdafiinin temyizini esastan inceledi; kararda bu kuralın dosyaya etkisi tartışılmadı.
Yeni hükmü Bölge Adliye Mahkemesi kuracaktır. Bozmadan sonra bir karar verilip verilmediği bu notta incelenmedi.
Karşı tarafın “evine geleceğim” sözüne şartlı karşılık veren kişi hangi olgulara dayanabilir?
Daire, sözden önce mağdurun yolda ve telefonda söylediklerini olayın akışı içinde anlattı ve sanığın sözünü bu akışla birlikte ele aldı.
Benzer bir suçlamada sözünüzden önce karşı tarafın ne söylediğini gösteren delillerin dosyaya alınmasını isteyin. Arama kayıtları, mesajlar ve olayı duyan tanıklar bu akışı gösterebilir. Sözünüzün hangi davranışı durdurmak için söylendiğini ve bunu istemekte neden haklı olduğunuzu ilk ifadeden başlayarak doğru ve eksiksiz anlatın.
Bu kararda Daire iki olguya dayandı: şartın gerçekleşmesi karşı tarafın davranışına bağlıydı ve sanık bu şartı istemekte haklıydı; söylenen kötülüğün ağırlığı ayrıca tartışılmadı. Örneğin kötülük, karşı tarafın şikâyetini geri almaması gibi istemeye hakkınız olmayan bir şarta bağlanırsa bu kararın gerekçesi dayanak olmaz.
Tehdit davalarına kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Şüpheli veya sanık, ilk ifadeden başlayarak soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında asliye ceza davalarında müdafi yardımından yararlanabilir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
