Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49

Trafik Kazası Tazminat Davası 2026

Trafik Kazası Tazminat Davası

Trafik kazası tazminat davası, bir motorlu aracın karıştığı kaza nedeniyle meydana gelen bedensel, malvarlıksal veya ölüm kaynaklı zararların sorumlu kişilerden giderilmesini amaçlayan hukuki yoldur. Sorumluluğun temelinde somut olaya göre kusur sorumluluğu, işletenin tehlike sorumluluğu ve sigorta sözleşmesinden doğan ödeme yükümlülüğü birlikte bulunabilir. Bu nedenle trafik kazası tazminatı yalnız sürücünün kusur oranına bakılarak belirlenen tek kalemli bir ödeme değildir; zarar türü, illiyet bağı (sebep-sonuç ilişkisi), işleten sıfatı, poliçe kapsamı, kaza tarihi ve talep sahibinin durumu ayrı ayrı incelenir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Motorlu aracın işletilmesinden doğan özel sorumluluk ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi kapsamında değerlendirilir. İşletenin sorumluluğunu poliçe sınırları içinde güvenceye alan zorunlu trafik sigortası, zarar gören üçüncü kişiye sigortacıya doğrudan başvurma imkânı verir. Buna karşılık manevi tazminat, araçtan yoksun kalma veya poliçe limitini aşan zararlar her durumda zorunlu trafik sigortasından istenemez.

Tazminat sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi için kaza tespit tutanağı, kolluk evrakı, sağlık belgeleri, gelir kayıtları, onarım faturaları ve sigorta yazışmaları korunmalıdır. Kaza sonrasındaki ilk işlemler hakkında trafik kazası sonrası yapılması gerekenler başlıklı açıklamalar da delillerin kaybolmasını önlemek bakımından önem taşır. 12 Haziran 2026 tarihli trafik sigortası genel şart değişikliği, özellikle değer kaybının maddi hasarla birlikte ele alınması ve bazı bedensel zarar teminatlarının sınıflandırılması yönünden güncel uygulamayı etkilemiştir. Görüldüğü üzere, talebin kime ve hangi kapsamda yöneltileceği belirlenmeden yalnız yaklaşık bir tutar üzerinden hareket edilmesi yanıltıcı olabilir.

Dava, tahkim ve doğrudan ödeme yollarından hangisinin kullanılacağı da aynı incelemenin sonucunda belirlenir. Bir yolun daha kısa görünmesi, bütün zarar kalemleri ve sorumlular bakımından elverişli olduğu anlamına gelmez; talep kapsamı ile eldeki deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Trafik Kazası Tazminat Hesaplama Aracı

Trafik Kazası Tazminat Hesaplama

Trafik kazası tazminat hesaplama aracı, girilen yaş, gelir, kusur ve maluliyet oranı gibi veriler üzerinden yaklaşık bir fikir oluşturur; mahkeme, sigorta şirketi veya Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından yapılacak nihai hesabın yerine geçmez. Bedensel zarar hesabında kaza tarihi, kişinin bilinen geliri, aktif ve pasif yaşam dönemleri, geçici ya da sürekli iş göremezlik süresi, kusur oranı ve varsa müterafik kusur (zarar görenin zararın artmasına etkisi) birlikte değerlendirilir. Ölüm hâlinde ise destek süresi, destek payları ve hak sahiplerinin özellikleri ayrı bir aktüeryal inceleme gerektirir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, Kanun ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Bu hesaplar sırf takdir düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Bununla birlikte kullanılan yaşam tablosu, iskonto yöntemi, gelirin ispat biçimi ve rapordaki sürekli sakatlık oranı sonuca doğrudan etki eder. Ücret bordrosu bulunmayan kişinin geliri her zaman sıfır kabul edilmez; yaptığı iş, meslek kuruluşu verileri ve dosyadaki diğer deliller değerlendirilebilir. Ancak varsayıma dayalı yüksek gelir beyanı da tek başına hesaplamaya esas olmaz.

Araçta görünen sonuç değerlendirilirken poliçe limiti ile gerçek zarar arasındaki ayrım korunmalıdır. Zorunlu trafik sigortacısı, kaza tarihinde geçerli teminat limiti ve sigortalının hukuki sorumluluğu ölçüsünde ödeme yapar; limitin üzerindeki bölüm yönünden sürücü, işleten veya diğer sorumlular gündeme gelebilir. Hesaplamada kullanılan maluliyet oranının doğru yönetmelik ve usulüne uygun sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi de gerekir. Ayrıntılı hesap unsurları için yaralanmalı trafik kazası tazminat hesaplama rehberi incelenebilir. Sonucun yaklaşık olması, gerçek zararın ayrıca belge ve bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle araç çıktısı, sigortacıya sunulacak kesin talep tutarı veya kabul edilmesi gereken sulh bedeli olarak görülmemelidir. Özellikle erken dönemde maluliyetin kesinleşmemesi, gelir bilgisinin eksikliği ya da kusura itiraz bulunması yaklaşık sonuç ile gerçek zarar arasında belirgin fark oluşturabilir.

Trafik Kazası Tazminat Davasında Davacı Kimdir?

Trafik kazası tazminat davasında davacı, kazadan doğrudan veya hukuken korunan bir menfaat üzerinden zarar gören kişidir. Yaralanan kişi; tedavi gideri, geçici kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması ve şartları varsa manevi tazminat talep edebilir. Aracı ya da başka bir malı zarar gören malik veya zararı üstlenen hak sahibi de hasar bedeli ve koşulları oluşmuşsa değer kaybı gibi malvarlığı zararlarını isteyebilir. Her talep sahibinin kendi zararını ve zarar ile kaza arasındaki illiyet bağını ortaya koyması gerekir.

Ölüm hâlinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi, cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybını ve ölenin desteğinden yoksun kalanların zararını düzenler. Destekten yoksun kalma tazminatı miras payına bağlı bir alacak değildir. Eş, çocuk veya anne ve baba bakımından fiilî destek ilişkisi hayatın olağan akışına göre değerlendirilebilir; kardeş, nişanlı veya başka bir kişi de düzenli ve gerçek bir destek ilişkisini kanıtlarsa talepte bulunabilir. Dolayısıyla yalnız mirasçı olmak tazminat için yeterli olmadığı gibi mirasçı olmamak da tek başına talep hakkını ortadan kaldırmaz.

Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca ölüm hâlinde ölenin yakınları, ağır bedensel zarar hâlinde ise zarar görenin yakınları manevi tazminat isteyebilir. Buradaki “yakın” kavramı yalnız nüfus kaydındaki akrabalıkla sınırlı değildir; olayın kişi üzerindeki gerçek manevi etkisi ve yakınlık ilişkisi değerlendirilir. Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı kural olarak karşılamadığından bu talep sürücü, işleten veya somut olaydaki diğer sorumlulara yöneltilir. Tek taraflı kazada araçta yolcu olan kişinin talepleri de sürücüyle akrabalık ilişkisine indirgenemez; ayrıntılar tek taraflı trafik kazasında yolcu tazminatı kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.

Küçük veya kısıtlı zarar gören adına talep, kanuni temsilcisi tarafından ileri sürülür. Hak sahibinin dava sırasında ölmesi hâlinde ise alacağın niteliği ve mirasçılara geçişi, maddi ve manevi tazminat bakımından ayrı ayrı incelenir.

Trafik Kazası Tazminat Davası Kime Açılır?

Trafik kazası tazminat davasının davalısı, talep edilen zarar kalemine ve sorumluluğun hukuki sebebine göre belirlenir. Aracı kusurlu biçimde kullanan sürücü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi kapsamında haksız fiilden sorumlu olabilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca işleten ve araç bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında işletiliyorsa bağlı olduğu teşebbüsün sahibi de motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan sorumlu tutulabilir. Araç maliki çoğu olayda işleten sayılmakla birlikte, uzun süreli kiralama veya fiilî hâkimiyetin devri gibi durumlarda ruhsat kaydı tek başına kesin sonuç oluşturmaz.

Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, sigortalı aracın işletenine düşen hukuki sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe limiti içinde karşılar. Sigortacıya yöneltilecek dava veya tahkim talebinden önce Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi gereğince yazılı başvuru yapılması gerekir. Sigortacı on beş gün içinde yazılı cevap vermez veya verilen cevap talebi karşılamazsa dava ya da sigorta tahkimi gündeme gelebilir. Manevi tazminat ve genel şartlarda teminat dışında bırakılan dolaylı zararlar ise sırf trafik poliçesi bulunduğu için sigortacıdan istenemez.

Sigortasız veya tespit edilemeyen aracın neden olduğu bazı bedensel zararlar bakımından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesindeki koşullar çerçevesinde Güvence Hesabı sorumlu olabilir. Birden fazla aracın kusuruyla aynı zarar doğmuşsa müteselsil sorumluluk hükümleri de uygulanabilir; zarar görenin talebini sorumlulardan birine yöneltmesi, diğer sorumlular arasındaki iç ilişkiyi ortadan kaldırmaz. Bu nedenle dava tarafları belirlenirken sürücü, ruhsat maliki, fiilî işleten, teşebbüs sahibi, işveren, sigortacı ve Güvence Hesabı ihtimalleri dosya özelinde incelenmelidir. Sürecin genel çerçevesi trafik kazası uyuşmazlıkları sayfasında da açıklanmaktadır.

Davadan önce yapılan ödemenin kim adına, hangi zarar kalemi için ve hangi sorumluluk sınırı içinde gerçekleştirildiği de belirlenmelidir. Aynı zarar ikinci kez istenemez; fakat eksik ödeme, geçerli ibra bulunup bulunmadığı ve poliçe limitini aşan kısım yönünden bakiye talep hakkı ayrıca değerlendirilebilir.

Trafik Kazası Tazminat Davasında Yetkili Mahkeme

Yetkili mahkeme, davanın hangi yer mahkemesinde açılabileceğini ifade eder. Trafik kazasından doğan tazminat davalarında tek bir zorunlu yer bulunmayabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. maddesindeki genel kurala göre gerçek veya tüzel kişi davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Birden fazla davalı varsa ve kanundaki koşullar gerçekleşmişse davalılardan birinin yerleşim yerinde dava açılması mümkün olabilir. Ancak davalıların sırf belirli bir mahkemeyi yetkili kılmak amacıyla dosyaya eklenmesi hâlinde yetki itirazı ve usulî risk doğabilir.

Haksız fiilden doğan davalar için Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 16. maddesi seçimlik yetki kuralları getirir. Buna göre haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir. Trafik kazasının gerçekleştiği yer ile tedavi ve ekonomik zararın ortaya çıktığı yer her dosyada aynı olmayabilir. Zarar görenin yerleşim yeri seçeneği özellikle farklı şehirde meydana gelen kazalarda pratik önem taşır.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davaları için ayrıca özel bir düzenleme içerir. Dava, sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir. Bununla birlikte her sigorta acentesinin uyuşmazlıkla bağlantısı bulunup bulunmadığı ve şube kavramının somut olayda nasıl uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Yetkili yer yanlış seçildiğinde, süresinde ileri sürülen yetki itirazı dosyanın başka mahkemeye gönderilmesine ve yargılamanın uzamasına neden olabilir. Bu nedenle taraflar ile kazanın, zararın ve poliçenin bağlantı noktaları dava açılmadan önce birlikte incelenmelidir.

Yetki ile görev birbirinden farklıdır. Ankara’daki asliye ticaret mahkemesinin görevli olması, Ankara’nın mutlaka yetkili olduğu anlamına gelmez. Önce mahkeme türü, ardından davanın açılabileceği coğrafi yer belirlenmeli; tahkim seçeneğinde ise Komisyonun kendi başvuru kuralları esas alınmalıdır.

Trafik Kazası Tazminat Davasında Görevli Mahkeme

Görev, uyuşmazlığa hangi tür mahkemenin bakacağını belirler ve kamu düzenine ilişkindir. Trafik kazaları için her yerde ayrı bir “trafik tazminat mahkemesi” bulunmaz. Dava yalnız kusurlu sürücüye, işletene veya araç malikine haksız fiil ve Karayolları Trafik Kanunu’ndaki sorumluluk hükümleri uyarınca yöneltiliyorsa kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Talebin miktarı bu temel görev ayrımını değiştirmez. Yanlış mahkemede dava açılması görev yönünden usul kararı verilmesine ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine yol açabilir.

Sigorta şirketinin poliçeden doğan sorumluluğu davaya dâhil edildiğinde uyuşmazlık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndaki sigorta hükümleri nedeniyle ticari dava niteliği kazanabilir ve asliye ticaret mahkemesi görevli hâle gelebilir. Sürücü, işleten ve sigorta şirketine aynı davada birlikte husumet yöneltildiğinde talepler arasındaki bağlantı da dikkate alınır. Buna karşılık yalnız araç işletenine karşı açılan her trafik kazası davasının, davalının tacir olduğu varsayımıyla doğrudan ticaret mahkemesine ait olduğu söylenemez; uyuşmazlığın kaynağı ve taraf sıfatları incelenmelidir.

Sigortacıya ilişkin uyuşmazlıklar için mahkeme dışında 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru seçeneği de vardır. Tahkim, yalnız sigorta sözleşmesinden doğan ve sigortacının sorumluluğuna giren bölüm üzerinde karar verebilir; zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışında kalan manevi tazminat veya doğrudan işletene yöneltilecek bazı zararlar aynı kapsamda çözülemez. Sigorta tahkiminden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılması ve trafik sigortasında on beş günlük cevap süresinin beklenmesi gerekir. Başvuru ile aynı uyuşmazlığın mahkemede birlikte yürütülüp yürütülemeyeceği de derdestlik ve kesin hüküm kuralları yönünden kontrol edilmelidir. Görevli merci seçilirken talep kalemlerinin tamamı değil, her davalının hangi hukuki sebeple sorumlu olduğu esas alınmalıdır.

Görev kuralı dava açıldığı tarihteki taraf ve talep yapısına göre ele alınır. Sonradan sigortacıya karşı talepten feragat edilmesi veya dosyanın ayrılması, başlangıçtaki görev değerlendirmesinin sonuçlarını her durumda geriye dönük olarak değiştirmeyebilir.

Trafik Kazası Tazminat Davasında Zamanaşımı Süresi

Trafik kazası tazminat davasında zamanaşımı, talebin esasına girilmesini engelleyebilecek önemli bir savunmadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl; her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. İki yıllık sürenin başlaması için yalnız kazanın meydana geldiğinin bilinmesi yeterli değildir; zararın ve sorumlu kişinin öğrenilmiş olması gerekir. Bununla birlikte zarar kalemlerinin zaman içinde belirginleşmesi, her olayda sürenin sınırsız biçimde erteleneceği anlamına gelmez.

Kaza aynı zamanda ceza kanununa göre daha uzun zamanaşımı süresine tabi bir suç oluşturuyorsa, Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu daha uzun süre maddi tazminat talepleri bakımından da uygulanabilir. Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda Türk Ceza Kanunu’nun taksirle yaralama ve taksirle öldürme hükümleri bu nedenle önem taşır. Uzamış ceza zamanaşımının uygulanması için ceza davası açılmış veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması her durumda zorunlu değildir; fiilin suç niteliğinde olması değerlendirilir. Buna karşılık yalnız maddi hasarla sonuçlanan her kazada kendiliğinden ceza zamanaşımı uygulanmaz.

Sigorta şirketine başvuru, arabuluculuk, tahkim ve dava süreçlerinin zamanaşımına etkisi aynı değildir. Usulüne uygun dava veya tahkim başvurusu ile borçlunun borcu ikrar eden kısmi ödemesi, kesilme ya da durma hükümleri bakımından ayrıca incelenmelidir. Sigortacının belge istemesi veya görüşmelerin sürmesi, açık bir kanuni sebep bulunmadıkça zamanaşımını kendiliğinden güvence altına almaz. Manevi tazminat, araç hasarı, destekten yoksun kalma ve bedensel zarar taleplerinin hukuki dayanakları aynı dosyada bulunsa bile başlangıç olguları farklılaşabilir. Bu nedenle süre hesabı yalnız “kazadan itibaren iki yıl vardır” biçiminde yapılmamalı; kaza tarihi, öğrenme tarihi, suç niteliği ve başvurular birlikte değerlendirilmelidir.

Süre dolmadan yapılan işlem ayrıca belgelendirilmeli ve başvuru kaydı korunmalıdır.

Ölümlü Trafik Kazası Tazminat Davasında Hangi Zararlar Talep Edilebilir?

Ölümlü trafik kazasında talep edilebilecek maddi zararların temel çerçevesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde yer alır. Buna göre cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse ölüm tarihine kadar yapılan tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin zararları istenebilir. Cenaze gideri yalnız defin için ödenen zorunlu bedellerden ibaret değildir; olayın koşullarına uygun ve belgelenebilir diğer makul giderler de değerlendirilebilir. Konuya ilişkin ayrıntılar trafik kazasında cenaze giderleri tazminatı açıklamasında ele alınmıştır.

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölüm gerçekleşmeseydi desteğin muhtemelen sürdüreceği yardımın parasal karşılığıdır. Bu hak mirasçılıktan bağımsızdır ve ölenin varsayımsal yaşam süresi, geliri, destek payları, hak sahiplerinin yaşı ve somut destek ilişkisi üzerinden hesaplanır. Sağ kalan eşin yeniden evlenme ihtimali veya çocuğun destek süresi gibi unsurlar aktüeryal değerlendirmede dikkate alınabilir; ancak her dosya aynı kalıpla sonuçlandırılamaz. Destek ilişkisinin kapsamı ve hesap unsurları destekten yoksun kalma tazminatı rehberinde ayrıca açıklanmaktadır.

Ölenin yakınları, Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi kapsamında manevi tazminat da isteyebilir. Hâkim; olayın ağırlığını, kusur durumunu, tarafların ilişkisini ve hakkaniyet ölçüsünü değerlendirir. Manevi tazminat acının tarifeye bağlanmış karşılığı değildir ve zorunlu trafik sigortası teminatına kural olarak dâhil değildir. Sigortacı destekten yoksun kalma zararından poliçe limiti içinde sorumlu olabilirken manevi tazminat sürücü, işleten veya diğer sorumlulara yöneltilir. Cenaze gideri ya da destek zararının başka bir kaynaktan kısmen karşılanmış olması da aynı zarar için mükerrer ödeme yapılamaması ilkesi çerçevesinde incelenir; sosyal güvenlik ödemelerinin indirime etkisi ise ödemenin hukuki niteliğine göre belirlenir.

Talep sahiplerinin her biri bakımından destek süresi ve manevi zarar ayrı değerlendirilir. Aynı aile içindeki kişiler için tek bir toplu rakam belirlenmesi, kişisel zararların niteliğiyle bağdaşmaz; hesap ve hüküm hak sahibi bazında kurulmalıdır.

Yaralanmalı Trafik Kazası Tazminat Davasında Hangi Zararlar İstenebilir?

Yaralanmalı trafik kazası tazminatı, yalnız kalıcı engellilik oluştuğunda istenebilen tek bir ödeme değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi; tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları bedensel zarar kalemleri arasında sayar. İyileşme döneminde çalışılamayan süre için geçici iş göremezlik, kalıcı fonksiyon kaybı varsa sürekli iş göremezlik ve tıbben gerekli bakım ihtiyacı bulunuyorsa bakıcı gideri gündeme gelebilir. Her kalem için kaza ile zarar arasında illiyet bağı kurulmalıdır.

Sürekli iş göremezlik hesabında usulüne uygun sağlık kurulu raporu, kişinin yaşı, işi, geliri ve kusur oranı önem taşır. Raporda yazan tıbbi oran doğrudan ödenecek tazminat yüzdesi değildir; aktüeryal hesaplamanın girdilerinden biridir. Geçici iş göremezlik için de iyileşme süresi ve bu dönemdeki gerçek kazanç kaybı araştırılır. Çalışmayan kişinin ev içi faaliyet kapasitesindeki kayıp veya çocukların gelecekteki ekonomik etkilenmesi, somut deliller ve sorumluluk hukuku ilkeleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilebilir. Sigorta teminatı ile işletenin genel hükümlere göre sorumluluğu birbirinden ayrılmalıdır.

12 Haziran 2026 tarihli trafik sigortası genel şart değişikliği, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatlarının sakatlanma teminatı; geçici ve sürekli bakıcı giderlerinin ise tedavi gideri teminatı içinde ele alınacağını duyurmuştur. Bunun yanında sağlık hizmet bedellerinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğu ayrıca gözetilir. Yaralanan kişi Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesine göre manevi tazminat isteyebilir; ağır bedensel zarar hâlinde yakınların da manevi tazminat talebi gündeme gelebilir. Ancak manevi tazminat zorunlu trafik sigortasının standart teminatı içinde değildir. Bu ayrımlar, aynı zararın yanlış muhataptan istenmesini ve eksik talep kurulmasını önlemek bakımından önemlidir.

Tedavinin sürmesi, bütün talepler için mutlaka iyileşmenin sonuna kadar beklenmesini gerektirmez. Buna karşılık sürekli sakatlık iddiasının tıbben istikrarlı döneme ulaşmadan kesin oranla ileri sürülmesi, raporun yenilenmesi ve hesabın değişmesi riskini doğurabilir.

Maddi Hasarlı Trafik Kazalarında Maddi Tazminat

Maddi hasarlı trafik kazalarında temel amaç, zarar görenin malvarlığını kaza gerçekleşmemiş olsaydı bulunacağı ekonomik duruma mümkün olduğu ölçüde yaklaştırmaktır. Araçtaki makul onarım bedeli, onarıma rağmen ikinci el piyasa değerinde oluşan azalma, çekici ve zorunlu muhafaza giderleri ile koşulları gerçekleşmişse araçtan yoksun kalma veya kazanç kaybı talep edilebilir. Ancak her kalemin zorunlu trafik sigortası kapsamında olduğu söylenemez. Zararın gerçek, kazayla bağlantılı ve ispatlanabilir olması gerekir; aracın kaza öncesindeki hasarları ya da bakım eksiklikleri karşı tarafa yüklenemez.

Zorunlu trafik sigortası genel şartları, sigortacının doğrudan maddi zararı ve değer kaybını kaza tarihindeki limit içinde karşılamasını öngörür. 12 Haziran 2026 tarihli değişiklikle değer kaybının, hak sahibinden ayrıca bir başvuru aranmasına gerek olmaksızın maddi hasarla birlikte hesaplanıp ödenmesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Güncel sistemin ayrıntıları 2026 araç değer kaybı düzenlemesi başlıklı yazıda açıklanmaktadır. Bununla birlikte eksik ödeme yapıldığı düşünülüyorsa hesap, eksper raporu ve piyasa verileri üzerinden itiraz edilebilir.

Araçtan yoksun kalma bedeli ve ticari kazanç kaybı, hasarın dolaylı sonucu niteliğinde olduğundan zorunlu trafik sigortası genel şartlarında teminat dışında kalabilir; bu talepler çoğunlukla kusurlu sürücü ve işletene yöneltilir. Makul onarım süresi, aracın kullanım amacı, ikame araç ihtiyacı ve zarar görenin zararı artırmama yükümlülüğü değerlendirilir. Araç kiralanmamış olması her durumda mahrumiyet zararını ortadan kaldırmaz; ancak talep edilen sürenin ve tutarın somutlaştırılması gerekir. Ayrıntılı ölçütler araç mahrumiyet tazminatı rehberinde yer almaktadır. Onarım bedeli, değer kaybı ve mahrumiyet aynı ekonomik kaybı iki kez karşılayacak biçimde hesaplanamaz; her birinin konusu ve dönemi açıkça ayrılmalıdır.

Hasarlı aracın onarımdan önce satılması, tam hasar sayılması veya önceki kazalarının bulunması talebi kendiliğinden sona erdirmez; fakat zarar yöntemini değiştirir. Rayiç değer, sovtaj, onarımın ekonomik olup olmadığı ve geçmiş hasarların etkisi eksper ile bilirkişi incelemesinde ayrıştırılmalıdır.

Trafik Kazalarında Kusur Tespiti Nasıl Yapılır?

Trafik kazasında kusur tespiti, sürücülerin trafik kurallarına uygun davranıp davranmadığının ve her ihlalin kazanın oluşumuna etkisinin belirlenmesidir. Kaza tespit tutanağında veya Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sisteminde görünen oran, sigorta işlemleri için önemli olmakla birlikte mahkeme ya da hakem bakımından değiştirilemez kesin delil değildir. Taraf beyanları, olay yeri krokisi, fotoğraflar, kamera kayıtları, araç hasar noktaları, fren izleri, yol ve hava koşulları, tanık anlatımları ve ceza dosyasındaki teknik incelemeler birlikte değerlendirilir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Karayolları Trafik Yönetmeliği sürücülere hız, geçiş hakkı, şerit izleme, dönüş, takip mesafesi ve kavşak kuralları bakımından yükümlülükler getirir. Bununla birlikte bir kuralın ihlal edilmiş olması, doğan bütün zararın otomatik olarak o kişiye yüklenmesi sonucunu doğurmaz. İhlal ile kaza arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Örneğin sürücünün ehliyetsiz veya alkollü olması ayrıca yaptırım ve sigortacının rücu ihtimalini doğurabilir; fakat kazanın teknik oluşumundaki kusur yine somut hareketler üzerinden belirlenir.

Zarar görenin emniyet kemeri takmaması, koruyucu ekipman kullanmaması veya tedavi önerilerine uymaması kazanın meydana gelmesine değil zararın artmasına etki etmiş olabilir. Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında müterafik kusur değerlendirmesi yapılabilir. İndirim için davranış ile artan zarar arasındaki bağın ortaya konulması gerekir; soyut bir varsayım yeterli değildir. Birden fazla araç veya yol bakımından sorumlu kurum kazaya etki etmişse kusur ve sorumluluk payları ayrı ayrı incelenir. Bilirkişi raporunda olay verileri tartışılmadan yalnız tutanak oranının tekrarlanması, denetime elverişlilik sorununa yol açar. Bu nedenle kusura itiraz, alternatif bir oran söylemekten çok hangi teknik verinin yanlış değerlendirildiğini açıklamalıdır.

Kusur oranı ile tazminatın tamamı aynı kavram değildir. Sigortacının limiti, teminat dışı hâller, zarar görenin müterafik kusuru ve illiyet bağını kesen olağanüstü nedenler, teknik sürüş kusurundan sonra ayrıca değerlendirilen sorumluluk unsurlarıdır.

Trafik Kazası Sebebiyle Ceza Davası

Trafik kazası ölüm veya yaralanmayla sonuçlandığında, tazminat sürecinden bağımsız olarak ceza soruşturması gündeme gelebilir. Bir kişinin taksirle ölümüne neden olunması 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde; başkasının vücuduna acı veren ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan taksirli fiil ise aynı Kanun’un 89. maddesinde düzenlenir. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle öngörülmeyen sonucun meydana gelmesidir. Sonucun öngörülmesine rağmen istenmeyerek fiilin gerçekleştirilmesi hâlinde bilinçli taksir hükümleri değerlendirilebilir.

Ceza soruşturmasında olay yeri belgeleri, kamera kayıtları, alkol ölçümü, araç incelemeleri, sağlık raporları ve kusur bilirkişisi değerlendirmesi toplanabilir. Yaralanmanın niteliği, taksirle yaralama suçunun şikâyete veya uzlaştırmaya tabi olup olmadığını etkileyebilir. Bu nedenle “şikâyetçi olmadım, tazminat isteyemem” düşüncesi doğru değildir; ceza şikâyeti ile özel hukuk tazminat talebi farklı hukuki yollardır. Bununla birlikte uzlaştırma belgesinde tazminat, ibra veya feragate ilişkin kullanılan ifadeler sonraki talepler bakımından sonuç doğurabileceğinden metnin kapsamı önem taşır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararıyla bağlı değildir. Ancak ceza dosyasında kesinleşen maddi olgular ve toplanan deliller hukuk yargılamasında önem taşıyabilir. Ceza dosyasındaki kusur raporu bu nedenle doğrudan kopyalanmamalı; tazminat sorumluluğunun ölçütleriyle yeniden denetlenmelidir. Ölümle sonuçlanan kazalar hakkında taksirle öldürme suçu, yaralanmalı olaylar hakkında ise taksirle yaralama suçu açıklamaları incelenebilir. Ceza davasının devam etmesi, her olayda tazminat davasının sonucunun zorunlu olarak bekletileceği anlamına gelmez.

Ceza dosyasına katılma, maddi veya manevi tazminatın ceza mahkemesince kendiliğinden hesaplanmasını sağlamaz. Zararın özel hukuk yolunda usulüne uygun talep edilmesi gerekir. Buna karşılık olayın oluşunu aydınlatacak delillerin ceza soruşturmasında erken toplanması, daha sonra yürütülecek tazminat incelemesi bakımından önemli olabilir. Şikâyetten vazgeçme de kural olarak işletenin ve sigortacının özel hukuk sorumluluğunu sona erdirmez.

Sık Sorulan Sorular

Trafik kazası tutanağındaki kusur oranı kesin midir?

Hayır. Tutanak ve sigorta sistemindeki oran önemli bir delildir; ancak mahkeme veya sigorta hakemi fotoğraf, kamera kaydı, tanık, araç hasarı ve bilirkişi incelemesiyle farklı bir kusur dağılımına ulaşabilir. İtirazın teknik ve somut delile dayanması gerekir.

Sigorta şirketine başvurmadan dava açılabilir mi?

Zorunlu trafik sigortacısından poliçe kapsamında ödeme isteniyorsa Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi gereğince önce yazılı başvuru yapılmalıdır. Şirket on beş gün içinde cevap vermez veya cevap talebi karşılamazsa dava ya da Sigorta Tahkim Komisyonu yolu değerlendirilebilir.

Şikâyetçi olmamak tazminat hakkını ortadan kaldırır mı?

Kural olarak hayır. Ceza şikâyeti ile maddi ve manevi tazminat talebi birbirinden farklıdır. Ancak uzlaştırma, ibra, feragat veya ödeme belgesindeki ifadeler özel hukuk talebini etkileyebileceğinden imzalanan metnin kapsamı incelenmelidir.

Zorunlu trafik sigortası bütün zararları öder mi?

Hayır. Sigortacı, işletenin hukuki sorumluluğunu poliçe limiti ve teminat kapsamı içinde karşılar. Manevi tazminat, araç mahrumiyeti gibi bazı dolaylı zararlar veya limit üzerindeki bölüm sürücü ve işletene yöneltilebilir. Teminat türü kaza tarihindeki poliçe ve güncel genel şartlara göre belirlenir.

Alo 193 üzerinden trafik sigortası başvurusu ne zaman başlayacak?

SEDDK’nın 22 Temmuz 2026 tarihli 2026/22 sayılı Genelgesi uyarınca Ortak Hasar İhbar Merkezi üzerinden trafik ve kasko hasar başvurularının 1 Eylül 2026’da başlaması öngörülmüştür. Bu kanal, sigorta şirketlerinin doğrudan başvuru yollarına ek olacaktır. Somut olayın özelliklerine göre profesyonel hukuki değerlendirme gerekebilir.

Başvuru yolunun değişmesi, zamanaşımı ve belge saklama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Başvuru tarihi, iletilen zarar kalemleri, eklenen belgeler ve sigortacının cevabı daha sonraki tahkim veya dava incelemesinde önem taşıyacağından kayıtların okunabilir ve eksiksiz biçimde saklanması gerekir.

Eksik belge bildirimi alınırsa talebin kapsamı korunarak süresinde cevap verilmelidir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49
Black Minimalist Modern Attorney Law Logo 1080 x 1080 piksel
Scroll to Top