Önceden doğmuş borç için sahte çek veren sanık hakkında Yargıtay 11. Ceza Dairesi, dolandırıcılık suçunun oluşmadığına ve beraat gerektiğine karar verdi. Dosyada çek, alacaklının kendi anlatımına göre var olan alacağa mahsuben verilmişti; borç çekten önce doğduğu için hileli davranışın sonucu sayılmadı. Daire 3 Şubat 2026 tarihli kararında nitelikli dolandırıcılık mahkûmiyetini bozdu. Sahte çeki düzenlemek veya kullanmak ise resmi belgede sahtecilik olarak ayrıca suç oluşturur; bu dosyada o dava yalnız zamanaşımı dolduğu için düştü.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi sahte çek mahkûmiyetini hangi gerekçeyle bozdu?
Daire, çekin hangi borç için verildiğine baktı ve borcun çekten önce doğduğunu esas aldı. Kararın gerekçesi şöyledir:
Karar metninden
“…katılanın suça konu çeki sanıktan alacağına mahsuben aldığına bankaya ibraz edince çekin sahte olduğunun anlaşıldığına dair anlatımı ile sanığın suça konu çeki önceden doğan borca karşılık verdiği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması hâlinde, borç hileli davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı nazara alındığında; dosya kapsamından somut olayda önceden doğan borç nedeniyle suça konu çekin katılana verildiğinin anlaşılması karşısında dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi,”
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde dolandırıcılık hükmünün onanmasını istemişti. Daire ise kararında Ceza Genel Kurulunun 3 Mart 1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararına atıf yaparak tebliğnameye aykırı biçimde bozma kararı verdi.
Hüküm, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (CMUK) 321. maddesine göre bozuldu. Bu eski usul hükmü, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından önce verilen kararlara 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanır:
Hüküm fıkrası
“Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 03.02.2026 tarihinde karar verildi.”
Önceden doğmuş borç için hile yapılırsa neden dolandırıcılık oluşmaz?
Dolandırıcılıkta yarar, hileli davranışın sonucu olmalıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 157. maddesi suçu “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan” kişi için tanımlar. Madde, bir yıldan beş yıla kadar hapis ile beş bin güne kadar adli para cezası öngörür. Sıra önce hile, sonra aldanma, en son da bu aldanmayla elde edilen yarardır.
Borç çekten önce doğmuşsa alacaklı malını veya parasını hile yüzünden değil, taraflar arasındaki önceki ilişki nedeniyle vermiştir. Sonradan verilen sahte çek bu borcu doğurmaz; Daire de bu nedenle dolandırıcılığın unsurlarının oluşmadığını kabul etti. Dolandırıcılık yönünden gerekçe, borcun çek verilmeden önce doğmuş olmasına dayanıyor.
Bu kararda çek yalnız var olan alacağa mahsuben verilmişti. Çek karşılığında yeni bir mal, para veya hizmet alınan durumlar kararın konusu değildir. Dolandırıcılığın oluşmaması sahte çeki cezasız kılmaz; sahte çeki düzenleyen veya kullanan kişi TCK’nin 204. ve 210. maddeleri uyarınca resmi belgede sahtecilikten ayrıca sorumlu tutulabilir.
Sahte çek alacaklıya nasıl verilmiş, mahkeme ne karar vermişti?
İddiaya göre sanık, katılanla girdiği hukuki ilişki sırasında tamamen sahte oluşturulmuş, keşidecisi başka bir kişi olarak görünen ve muhatabı bir banka şubesi olan çeki katılana verdi. Çek 6 Aralık 2006 düzenleme tarihli ve 2.360 YTL bedelliydi; sanık kendi adı farklı olduğu hâlde çeke başka bir isimle ciro ve imza atmıştı. Çeki alan kişi dosyada ceza davasına katılan sıfatıyla yer alıyordu ve çeki alacağına mahsuben aldığını, bankaya ibraz edince sahte olduğunun anlaşıldığını anlattı.
Ağır ceza mahkemesi 2011/353 esas ve 2012/338 karar sayılı hükmüyle sanığı iki suçtan mahkûm etti. Bunlar bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık ile resmi belgede sahtecilikti. Yargıtay kararında verilen cezanın miktarı yer almıyor.
TCK 158/1 nitelikli dolandırıcılığa üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörür. Bugünkü metne göre banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı (f) bendinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. 2013’te getirilen bu alt sınır, TCK 7/2’deki lehe kanun kuralı gereği suç tarihi 2006 olan bu dosyadaki fiile uygulanmaz.
Sahte çek için açılan resmi belgede sahtecilik davası neden düştü?
Dava, olağanüstü zamanaşımı dolduğu için düştü. TCK 210/1’e göre emre veya hamile yazılı kambiyo senedinde sahtecilik, resmi belgede sahtecilik hükümlerine tabidir; çek de bu senetlerdendir ve dosyadaki sahtecilik suçlaması bu nedenle resmi belgede sahtecilik olarak kurulmuştu. TCK 204/1 ise resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kişiye iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörür.
Üst sınırı beş yılı geçmeyen suçlarda dava zamanaşımı TCK 66/1-e uyarınca sekiz yıldır ve TCK 67/4’e göre kesilme hâlinde en fazla yarısı kadar uzar. Daire, 6 Aralık 2006 suç tarihinden temyiz incelemesine kadar bu sürenin dolduğunu tespit etti. Yeniden yargılama gerekmediği için CMUK 322’deki yetkiye dayanarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davanın düşmesine kendisi karar verdi; bu bölüm tebliğnameye uygundur.
Nitelikli dolandırıcılığın kanundaki üst sınırı on yıl olduğundan bu suçta dava zamanaşımı TCK 66/1-d uyarınca on beş yıl, kesilmeyle en fazla yirmi iki yıl altı aydır. Daire bu suç yönünden zamanaşımı tartışması yapmadan yalnız bozma kararı verdi. Çekin sahte değil karşılıksız olduğu dosyalarda ise 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi kanuni ibraz süresinde “karşılıksızdır” işlemine sebep olan kişiye hamilin şikâyeti üzerine her çek için adli para cezası öngörür ve bu davalara icra mahkemesi bakar.
Eski usulle verilen bozma kararından sonra sahte çek dosyasında ne olur?
5320 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre bu tür kararlar kesinleşinceye kadar CMUK’un temyize ilişkin 305 ilâ 326. maddeleri, 322. maddenin bazı fıkraları dışında uygulanır ve dosyalar bölge adliye mahkemesine gönderilemez.
CMUK 322, Yargıtay’a bazı hâllerde, örneğin olayın daha fazla aydınlatılması gerekmeden beraat gerekiyorsa, esas hakkında kendisi karar verme yetkisi tanır. Daire bu yetkiyi sahtecilik yönünden düşme için kullandı, dolandırıcılık yönünden ise beraati kendisi vermedi ve yalnız bozma kararı verdi. Bu durumda iş, yeniden incelenip hüküm kurulmak üzere hükmü bozulan mahkemeye veya aynı derecedeki başka bir mahkemeye gönderilir.
CMUK 326’ya göre davaya yeniden bakacak mahkeme ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Mahkemenin bozma kararına karşı ısrar hakkı vardır; ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun vereceği karara uymak zorunludur. Bozma kararı beraati kendiliğinden doğurmaz; mahkeme bozmaya uyarsa beraat kararını kendisi verir. Kararda temyiz eden olarak yalnız sanık anıldığından, yeniden verilecek hüküm önceki hükümdeki cezadan daha ağır olamaz.
Borç için çek verilen dosyada savunma hangi olgulara dayanır?
Borç için verilen çek nedeniyle dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaştıysanız borcun hangi tarihte ve hangi ilişkiden doğduğunu belgelerle gösterin. Sözleşme, fatura, cari hesap kaydı ve taraflar arasındaki yazışmalar, alacağın çekten önce var olduğunu gösterebilir. Bu dosyada belirleyici olgu, alacaklının çeki “alacağına mahsuben” aldığını kendisinin anlatmasıydı.
Alacaklı tarafta da aynı sıra aranır: dolandırıcılık şikâyeti, malın, paranın veya hizmetin hileli davranış nedeniyle verildiğini anlatmalıdır. Çekin sahte olması ise sahtecilik suçlamasını ayrıca gündeme getirir; bu dosyada sahtecilik davası unsur yönünden değil, yalnız zamanaşımı nedeniyle düştü.
Aynı çek için iki suçlama birlikte yürüdüğünde her suçun zamanaşımı süresi ve unsurları ayrı ayrı belirlenir. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ceza davalarında müdafi yardımından yararlanabilir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
