
Görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanmakla oluşur ve 6 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Yalnız kapıyı açmamak, yere oturmak ya da müdahaleye ses çıkarmadan karşı koymamak bu suçun hareketini taşımaz. Hakkınızda “direndi” tutanağı tutulduysa önce eylemin cebir veya tehdit içerip içermediğine bakılır.
Görevi yaptırmamak için direnme suçu (TCK 265) nedir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesi, kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişiyi cezalandırır. Halk arasında memura mukavemet ya da polise direnme olarak bilinir. Madde, kolluğun yanında görevini yapan her kamu görevlisini korur.
Suçun oluşması için üç şey birlikte aranır: karşıda görevini yapan bir kamu görevlisi bulunmalı, kişi cebir veya tehdit kullanmalı ve bunu görevin yapılmasını engellemek amacıyla yapmalıdır. Amaç yoksa eylem başka bir suç olabilir ama bu suç oluşmaz. Örneğin yakalama sırasında panikle kolunu çekmek ile polisi itip kaçmak, amaç ve şiddet bakımından aynı değerlendirilmez.
Pasif direnme suç mu, hangi hareketler cebir veya tehdit sayılır?
Pasif direnme suç değildir; çünkü 265. maddenin tipi cebir veya tehdit arar. Kapıyı açmamak, yere yatıp yürümemeyi seçmek, kimlik göstermeyi geciktirmek gibi şiddet içermeyen tutumlar madde metninin aradığı hareketi taşımaz. Polisin bu tür durumda zor kullanma yetkisi ayrıca vardır: 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun Ek 6. maddesi, olay yerinde işlemlere engel olanları gerektiğinde zor kullanarak men etme yetkisini verir. Bu yetki kullanılabilmesi, pasif tutumun otomatik olarak 265. madde suçu sayılacağı anlamına gelmez.

Cebir, polisi itmek, vurmak, tutuşunu zorla kırmak, kelepçelemeyi engellemek için güç kullanmak gibi fiziksel güç kullanımıdır. Tehdit ise kişiye veya yakınına zarar vereceğini söylemek biçiminde ortaya çıkar. Yalnızca kaçmak ya da “şikâyet edeceğim” demek tek başına cebir veya tehdit sayılmaz; bu söze kötülük vaadi eklenirse tehdit suçu açısından ayrı bir değerlendirme gerekir.
Karar akışı iki soruya dayanır. Önce fiziksel güç kullanıldı mı ya da kötülük vaat eden söz söylendi mi, buna bakılır. Cevap hayırsa 265. madde oluşmaz. Cevap evetse bu hareketin görevi engelleme amacıyla yapılıp yapılmadığı incelenir; kaçmak için savrulan bir kol ile görevliyi durdurmak için yapılan itme aynı sonucu doğurmayabilir.
Polise direnme cezası kaç yıl, hangi hallerde artırılır?
Temel ceza 6 aydan 3 yıla kadar hapistir. Görevi engellenen kişi yargı görevi yapan biriyse ceza 2 yıldan 4 yıla kadardır. Ceza, fiilin tanınmayacak hale getirilerek ya da birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi durumunda üçte bir oranında, silahla ya da suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi durumunda yarı oranında artırılır. Aşağıdaki hesaplar yalnızca bu oranların alt ve üst sınırlara etkisini gösterir; mahkeme somut cezayı bu aralıkta belirler.
- Temel suçta, tanınmaz hal veya birlikte işleme nedeniyle üçte bir artırımda: 8 ay ile 4 yıl.
- Temel suçta, silah veya örgüt gücü nedeniyle yarı oranında artırımda: 9 ay ile 4 yıl 6 ay.
- Yargı görevlisine karşı, üçte bir artırımda: 2 yıl 8 ay ile 5 yıl 4 ay.
- Yargı görevlisine karşı, yarı oranında artırımda: 3 yıl ile 6 yıl.
Direnme sırasında hakaret veya yaralama olursa ayrıca ceza verilir mi?
Yaralama bakımından cevap maddenin kendisinde yazılıdır: 265. maddenin beşinci fıkrası, görevi engellemek için kullanılan cebir sırasında kasten yaralamanın ağırlaşmış neticeleri doğarsa ayrıca kasten yaralama hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Görevliyi yaralayan kişi hakkında kasten yaralama cezası hükümleri bu nedenle gündeme gelebilir.
Hakaret ise 265. maddenin hareketi değildir; çünkü bu madde cebir veya tehdit arar, sözlü hakaret ikisinden de farklıdır. Müdahale sırasında polise küfreden kişi hakkında 265. maddeyle birlikte hakaret suçu da soruşturulabilir; direnme bittikten sonra söylenen sözler ayrı bir eylem olarak değerlendirilir. İddianamede yalnız hakaret yer alıyor, cebir veya tehdit anlatılmıyorsa 265. madde hakkındaki iddia kendiliğinden zayıflar.
Direndi tutanağı ve kamera kaydı direnme iddiasını ispatlar mı?
Hayır, tutanak tek başına ispat için yeterli sayılmaz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217. maddesi, suçun hukuka uygun biçimde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceğini söyler; hâkim kararını duruşmada tartışılan delillere dayandırır ve delilleri serbestçe takdir eder. Polisin yazdığı tutanak bu delillerden biridir, kamera kaydı, tanık anlatımı ve doktor raporuyla birlikte tartılır. Savcı da aynı Kanun’un 160. maddesine göre şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür.
Savunma açısından görevin hukuka uygunluğu ayrıca incelenir. Polis, kanunun verdiği yetkiyle ve ölçüsünde hareket ettiğinde 5237 sayılı Kanun’un 24. maddesi uyarınca kanunun hükmünü yerine getirmiş olur. Yetkisiz ya da ölçüsüz bir müdahaleye karşı kişinin kendini koruması ise meşru savunma kuralları çerçevesinde tartışılabilir. Gözaltı veya yakalamanın hukuka uygun olup olmadığı bu yüzden önem kazanır; bu konuda gözaltına alma kararı ve itiraz yazısı süreci anlatır.
Dosyada şunlara bakılır:
- Olay yerine veya gözaltı aracına ait kamera ve cep telefonu görüntülerinin saklanması için erken tarihte talepte bulunulması.
- Olayı gören tanıkların adlarının ve ifade tarihlerinin belirlenmesi.
- Yakalama sonrası alınan sağlık raporunun, kolluk ve kişi bakımından yaralanma bulgularını göstermesi.
- Çağrı merkezi ve telsiz kayıtlarının, müdahalenin neden yapıldığını göstermesi.
- Tutanaktaki anlatımın kamera görüntüsü ve tanık beyanıyla karşılaştırılması.
Direnme suçunda uzlaştırma olur mu, dava zamanaşımı kaç yıldır?
Yetişkin şüpheli bakımından hayır: 265. madde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesindeki uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında sayılmamıştır ve şikâyete bağlı bir suç da değildir; bu nedenle uzlaştırmacıyla anlaşarak davanın düşmesi yetişkinler için bu suçta mümkün değildir. Suça sürüklenen çocuklar için durum farklıdır: aynı maddenin çocuklara ilişkin hükmü, üst sınırı üç yılı geçmeyen ve mağdurun gerçek kişi ya da özel hukuk tüzel kişisi olduğu suçları da uzlaştırma kapsamına alır. Temel 265/1 cezasının üst sınırı tam üç yıl olduğundan çocuk şüpheli bakımından bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı, kamu görevlisinin bu anlamda mağdur sayılıp sayılmayacağına bağlıdır ve somut dosyada ayrıca incelenmelidir. Üst sınırı üç yılı aşan 265. maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarındaki nitelikli hâller ise bu çocuk hükmünün dışında kalır. Hangi suçlarda uzlaştırma yolunun açık olduğunu uzlaştırma ve uzlaştırmacı yazısında okuyabilirsiniz. Direnme ile birlikte yaralama veya hakaret iddiası varsa bu ayrı suçların uzlaştırma bakımından durumu kendi maddesine göre belirlenir.
Dava zamanaşımı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesine göre üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezası gerektiren suçlarda sekiz yıldır. Temel 265/1 cezası bu gruptadır. Nitelikli hallerde süre, o hale göre belirlenen daha ağır cezaya göre hesaplanır; örneğin yargı görevlisine karşı ve artırım nedenli dosyalarda süre sekiz yılın üzerine çıkabilir. Soruşturma tamamlanınca kamu davası iddianame ile açılır.
Direnme cezası ertelenir mi, hükmün açıklanması geri bırakılır mı?
İki yıl veya daha az hapis cezası verilirse Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesine göre ceza ertelenebilir; bu, kişinin önceki mahkûmiyeti ve yeniden suç işlemeyeceği kanaati gibi koşullara bağlıdır. Suçu işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış ya da altmışbeş yaşını bitirmiş kişiler için aynı madde erteleme sınırını üç yıl olarak belirler. Temel suçta üst sınır üç yıl olduğundan, mahkemenin cezayı iki yıl veya altında belirlemesi hâlinde bu yola gidilebilir. Hapis cezasının uygulanmasının ertelenmesi ve durdurulması konusunda ayrıntı için hapis cezasının ertelenmesi yazısı vardır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) iki yıl veya daha az hapis cezasında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine göre mümkündür. 7589 sayılı Kanun bu hükmü değiştirmiştir; Kanun 31 Temmuz 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanmış ve ilgili değişiklik aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Güncel metne göre sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi aranır; aynı maddeye göre zarar taksitle de giderilebilir. Denetim süresi beş yıldır. Kamu görevlisinin işlediği kötü muamele suçlarına ilişkin istisna, görevliye karşı direnen sanık için söz konusu değildir. Değişikliğin henüz sonuçlanmamış dosyalara etkisi dosyanın tarihine ve aşamasına bağlıdır.
Polis direndin dediğinde ifade ve savunmada nelere dikkat edilir?
İfadenizde size yüklenen suç anlatılır ve müdafi seçme hakkınız bildirilir; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesi bu hakları sayar, 148. madde ise ifadenin özgür iradeye dayanmasını ve yasak usullerle alınan beyanın rıza ile verilse de delil sayılmamasını düzenler. Tutanak “direndi” dese bile bu ifadede ne yaptığınızı, hangi hareketin neden yapıldığını ve cebir ya da tehdit kullanmadığınızı kendi sözlerinizle anlatabilirsiniz.
Kolluk müdahalesinde sağlık raporu alınması, görüntülerin korunması ve tanıkların belirlenmesi erken yapılacak işlerdir. Soruşturma sırasında savcıya dilekçeyle kamera kaydının getirilmesini ve tanıkların dinlenmesini istemek mümkündür. Davetiye gelmişse ifadeye gitmemenin sonuçları için ifadeye çağrıldım gitmezsem ne olur yazısındaki sürece bakın. Dosyanız bir ceza avukatı tarafından incelenecekse Ankara ceza avukatı sayfasındaki çalışma alanları ve iletişim bilgileri kullanılabilir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
