
Kişisel verileri yayma suçu, kişiye ait bilgilerin hukuka aykırı biçimde başkasına verilmesi veya daha geniş bir çevreye aktarılmasıyla oluşabilir.
Telefon numarasının paylaşılması, kimlik belgesinin gönderilmesi ve dijital bir kaydın açıklanması aynı başlık altında değerlendirilse de her olayın suç niteliği farklılaşabilir. Verinin içeriği, paylaşımın amacı, yetkinin sınırı ve bilginin kimlere ulaştırıldığı birlikte incelenir. Ceza soruşturması ile veri sorumlusundan silme istemek ve Kişisel Verileri Koruma Kuruluna başvurmak da ayrı yollardır; bunların şartları ve süreleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Kişisel verileri yayma suçu hangi davranışlarla oluşur?
Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiyle ilişkilendirilebilen bilgidir. İsim, iletişim bilgisi, kimlik numarası, adres ve kişiyi belirlenebilir kılan kayıtlar bu değerlendirmeye girebilir. Bilginin tek başına mı yoksa başka kayıtlarla birleştirilerek mi kişiyi gösterdiği önemlidir. Koruma yalnız sır niteliğindeki bilgilerle sınırlı olmadığı gibi her belgenin bütünü de aynı ölçüde kişisel veri içermez. Önce hangi bilginin kime ait olduğu, ardından bu bilgi üzerinde hangi hareketin gerçekleştirildiği belirlenmelidir. Bir tüzel kişinin ticari bilgileriyle o kuruluşta çalışan gerçek kişilerin bilgileri bu bakımdan ayrılır.
Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesi, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini düzenler. Başkasına verme bakımından tek bir alıcı bulunması yeterli olabilir; herkese açık internet yayını zorunlu değildir. Yayma hareketinde ise bilginin daha geniş bir çevreye ulaştırılması değerlendirilir. Veriyi elde eden kişiyle daha sonra paylaşan kişinin hareketleri ayrı ayrı incelenebilir. İlk kaydın hukuka uygun tutulmuş olması, sonradan yapılan her aktarımı hukuka uygun hâle getirmez. Aynı şekilde paylaşımın kapalı bir grupta yapılması da tek başına cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Suçun oluşması için verinin kişisel nitelikte olması ve kanunda belirtilen hareketlerden birinin bulunması yanında hukuka aykırılık ve kast da araştırılır. Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesi kapsamındaki kast, suçun unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesiyle ilgilidir. Bir güvenlik eksikliği veya yanlış gönderim iddiası, failin bilgisi ve iradesi araştırılmadan otomatik olarak kasıtlı veri yayma sayılmaz. Buna karşılık mağdurun ayrıca parasal zarar göstermemesi de oluşmuş bir suçu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Dosyanın başlangıcında bilginin kaynağı, erişim yetkisi, gönderim tarihi ve alıcıları gösteren bir olay sırası hazırlanması yararlıdır. Paylaşımı yapan hesabın görünür adı ile hesabı fiilen kullanan kişinin aynı olduğu varsayılmamalıdır. Ceza soruşturmasında hukuki değerlendirme sırasında bu ayrımlar, hem mağdurun iddiasının hem de hakkında suçlama bulunan kişinin açıklamasının somut kayıtlarla karşılaştırılmasını sağlar. Başvuru dilekçesinde yalnız suç adını yazmak yerine verinin nasıl aktarıldığını anlatmak, araştırılacak delillerin belirlenmesine yardımcı olur.
Telefon, fotoğraf ve mesaj paylaşımında suçun sınırları
Telefon numarasının kiminle bağlantılı olduğu belirlenebiliyorsa kişisel veri niteliği gündeme gelir. Ancak numaranın paylaşılmasındaki hukuki dayanak, alıcının kimliği ve paylaşım amacı ayrıca araştırılır. Numaranın iş ilişkisi içinde bildirilmesiyle ilgisiz kişilere farklı amaçla dağıtılması aynı değerlendirmeyi gerektirmez. İletişim bilgisinin daha önce bir internet sayfasında yer alması da sonraki bütün kullanımlar için sınırsız izin anlamına gelmez. Paylaşımın kapsamını göstermek için yalnız numaranın göründüğü bölümün değil, gönderimin bağlamının da korunması gerekir. Kişiyle bağlantısı kurulamayan bir sayı dizisi hakkında ise doğrudan aynı sonuca varılamaz.
Fotoğraf ve ses kayıtlarında kişisel veri niteliği ile özel hayatın gizliliği birlikte düşünülmelidir. Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi, özel hayatın gizliliğine ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı açıklanması bakımından özel bir düzenleme içerir. Her fotoğraf özel hayatın mahrem alanını göstermediği gibi, özel hayatla ilgili görüntünün kişisel veri olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Uygulanacak ceza hükmü, görüntünün içeriğine ve elde edilme ya da açıklanma biçimine göre belirlenir.
Mesajlarda ise haberleşmenin içeriği ile mesaj içinde bulunan ayrı kimlik ve iletişim bilgileri ayırt edilir. Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesi haberleşmenin gizliliğini korur; kişinin konuşmanın tarafı olup olmadığı ve içeriği kimlere açıkladığı burada önem taşır. Verinin ilk kez hukuka aykırı kaydedilmesi de Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesi kapsamında ayrıca değerlendirilir. Kaydetme, ele geçirme ve üçüncü kişiye aktarma hareketlerini tek cümlede birbirine karıştırmak, soruşturmanın yanlış bir suç tanımı üzerinden yürütülmesine neden olabilir. Elde etme ile açıklamanın farklı tarihlerde gerçekleşip gerçekleşmediği açıkça gösterilmelidir.
Bir bilginin açıklanacağı söylenerek yarar sağlanmaya çalışılmasıyla bilginin gerçekten paylaşılması da farklı hareketlerdir. Şantaj suçunun şartları bu tehdit ve yarar ilişkisi yönünden önem taşır. Bununla birlikte her açıklama tehdidi doğrudan şantaj sayılmaz; söylenen sözün içeriği ve istenen davranış incelenir. Başvuruda yalnız son paylaşımı değil, öncesindeki mesajlaşmayı ve sonrasındaki aktarımı da tarih sırasıyla sunmak gerekir. Böylece sözlü baskı, haberleşme ihlali ve kişisel veri aktarımı iddialarının ayrı hukuki nitelikleri değerlendirilebilir; aynı olay için otomatik olarak bütün suçların oluştuğu varsayılmaz.
Açık rıza, herkese açık profil ve paylaşma yetkisinin sınırı
Açık rıza, belirli bir konu hakkında bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan iradeyi ifade eder. Bir işlem için verilen onay, farklı bir amaçla yapılacak bütün paylaşımları kapsamaz. Rızanın hangi veri, hangi amaç ve hangi alıcılar bakımından verildiği anlaşılmalıdır. Bununla birlikte açık rıza bulunmaması, her veri işlemenin mutlaka hukuka aykırı olduğu anlamına da gelmez. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 5. maddesinde kanuni yükümlülük, sözleşmenin gerektirdiği işleme ve bir hakkın korunması gibi ayrıca değerlendirilecek hukuki sebepler bulunmaktadır. İlgili sebebin somut aktarımı gerçekten karşılayıp karşılamadığı araştırılır.
İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş bilgi bakımından da paylaşımın amacı ve sınırı önemlidir. Herkese açık profil, bilgilerin ilgisiz amaçlarla sınırsız biçimde çoğaltılmasına verilmiş genel izin olarak yorumlanamaz. Anılan Kanun’un 4. maddesindeki amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü işleme ilkeleri ayrıca gözetilir. Bir iletişim bilgisinin hangi amaçla görünür kılındığı ile sonraki aktarımın bu amaçla ilişkisi karşılaştırılır. Bilginin başka biri tarafından izinsiz yayımlanmış olması ise kişinin kendisinin alenileştirmesiyle aynı değildir. İlk hukuka aykırı paylaşım, sonraki kullanıcılar için kendiliğinden bağımsız bir hukuki dayanak oluşturmaz.
Sağlık bilgisi, biyometrik veri ve diğer özel nitelikli veriler yönünden Kanun’un 6. maddesindeki güncel işleme şartları ayrıca incelenmelidir. Bu düzenleme 2024 yılında değiştiği için yalnız eski sağlık verisi istisnalarına dayanan açıklamalarla işlem yapılması doğru olmaz. Aktarımın hukuki sebebi kadar gerekli koruyucu önlemler de önemlidir. İşyerinde bir sisteme erişim verilmesi, çalışanın bütün kayıtları özel amaçla kullanmasına izin vermez. Kamu görevi veya mesleki ilişki nedeniyle erişilen bilginin görev dışı paylaşımında, yetkinin kapsamını gösteren görev tanımı ve işlem kayıtları belirleyici olabilir.
Bir hakkı savunmak amacıyla belge sunulması da ihtiyaçla sınırlı değerlendirilir. Uyuşmazlıkla ilgisiz üçüncü kişi bilgilerinin açık biçimde dağıtılması, yalnız savunma amacı ileri sürülerek haklı gösterilemez. Temsil yetkisi ile veri paylaşma yetkisinin kapsamı karşılaştırılırken vekaletnamenin düzenlenmesi ve yetkileri de önem taşıyabilir. Eş, akraba veya iş arkadaşı olmak tek başına diğer kişinin bütün kayıtlarını açıklama hakkı vermez. İncelemede rıza belgesi, aydınlatma metni, görev ilişkisi ve paylaşımın gerekliliği birlikte ele alınmalı; tek bir belgeye dayanarak sınırsız izin bulunduğu sonucuna ulaşılmamalıdır.
Savcılığa başvuru ve paylaşımı kanıtlayan belgeler
Türk Ceza Kanunu kapsamındaki veri paylaşımı iddiası, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa bildirilebilir. Başvuru öncesinde veri sorumlusundan cevap almak, ceza soruşturması için genel bir ön şart değildir. Failin gerçek adının bilinmemesi de görünen hesap, iletişim bilgisi ve olay kayıtları belirtilerek başvurulmasına engel olmaz. Dilekçede verinin kime ait olduğu, ne zaman ve nerede paylaşıldığı, kimlerin erişebildiği ve paylaşımın neden yetkisiz görüldüğü anlatılmalıdır. Suç duyurusunun hazırlanması bakımından olayın somut açıklanması, yalnız kanun maddelerinin sıralanmasından daha işlevseldir.
Ekran görüntülerinde hesap adı, bağlantı adresi, tarih ve paylaşımın çevresindeki açıklamalar birlikte korunmalıdır. Gönderinin yalnız kırpılmış bir bölümünü sunmak, bağlam ve aidiyet tartışmasını artırabilir. Elde bulunan özgün mesaj veya dosya değiştirilmeden saklanmalı; hangi cihazdan ve ne zaman alındığı ayrıca not edilmelidir. Birden fazla paylaşım varsa her biri için tarih ve alıcı bilgisi ayrıştırılmalıdır. Ekran görüntüsü tek başına her durumda kesin kanıt değildir; hesabın kim tarafından kullanıldığı, içeriğin değişip değişmediği ve diğer kayıtlarla tutarlılığı soruşturma içinde değerlendirilir. Tanıkların doğrudan gördükleriyle sonradan duydukları bilgiler de ayrılmalıdır.
Paylaşım silinmişse daha önce alınmış kayıtlar ve olayı gören kişiler önem kazanır. Platform veya kurum nezdindeki erişim ve işlem kayıtlarının araştırılması talep edilebilir; ancak her kaydın mutlaka mevcut olduğu veya geri getirilebileceği söylenemez. Kayıtların tutulma süresi ve teknik erişim imkânı farklılık gösterebilir. Delil toplamak amacıyla başkasının hesabına izinsiz girmek, şifre elde etmek veya yeni bir hukuka aykırı kayıt oluşturmak ayrı sorumluluk doğurabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217. maddesi kapsamında hükme esas alınacak delilin hukuka uygun elde edilmesi gerekir; mağduriyet iddiası bu şartı ortadan kaldırmaz.
Başvurunun teslim belgesi ve soruşturma numarası saklanarak sonradan edinilen deliller aynı dosyaya sunulabilir. UYAP üzerinden dosya takibi görünür kayıtların izlenmesine yardımcı olsa da soruşturmadaki her belgenin her aşamada erişilebilir olduğu varsayılmamalıdır. Platforma içeriğin kaldırılması için yapılan bildirim ile savcılığa delil sunulması farklı işlemlerdir. Kaldırma talebinden önce eldeki hukuka uygun kayıtların korunması, sonradan paylaşımın kapsamının belirlenmesini kolaylaştırır. Dilekçeye ihtiyaç dışı kişisel belge yığmak yerine iddiayı destekleyen veriler seçilmeli ve ilgisiz üçüncü kişilerin bilgileri gereksiz biçimde çoğaltılmamalıdır.
Kişisel veri suçunda ceza ve cezayı artıran hâller
Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen temel suçun cezası iki yıldan dört yıla kadar hapistir. Önce suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı belirlenir; mahkûmiyet şartları varsa temel ceza ve uygulanabilecek diğer hükümler değerlendirilir. Verinin niteliği, aktarım biçimi ve olayın kanunen dikkate alınabilen özellikleri gerekçeli kararda incelenir. Ceza tehdidiyle sonuçta verilecek ceza, ayrıca infaz sırasında uygulanacak kurallar birbirinden farklıdır. Bu nedenle yalnız suçun adından hareketle kişinin kesin olarak ne kadar cezaevinde kalacağı söylenemez.
Türk Ceza Kanunu’nun 137. maddesi uyarınca suçun kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak işlenmesi veya belirli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılması hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Kişinin yalnız kamu çalışanı veya belirli bir meslek mensubu olması yeterli değildir; görev yetkisi ya da mesleki kolaylıkla fiil arasındaki bağlantı gösterilmelidir. Kurum kayıtlarına hangi yetkiyle erişildiği ve bu erişimin aktarımı nasıl mümkün kıldığı araştırılır. Görev tanımı, kullanıcı yetkileri ve işlem kayıtları bu bakımdan önem taşır.
Koruma altında alınan bazı mağdur beyanlarına ilişkin özel artırım ayrıca ayrılmalıdır. Anılan suç düzenlemesinin ikinci fıkrası, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 236. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları kapsamında kayda alınan beyan ve görüntüleri konu alan fiilde cezayı bir kat artırır. Bu kapsam, çocuklara ait bütün fotoğraflarla veya bütün sağlık kayıtlarıyla özdeş değildir. Benzer biçimde özel nitelikli verilerin kaydedilmesine ilişkin başka bir artırımı, her veri paylaşımı olayına doğrudan taşımak doğru olmaz. Artırımın hangi suç ve hangi veri türü için öngörüldüğü ayrı ayrı belirlenmelidir.
Asliye ceza yargılamasında savunma ve katılma sürecinde ceza hesabının dayandığı olaylar ve belgeler tartışılır. Paylaşımın sonradan kaldırılması veya zararın giderilmesi önem taşıyabilse de bu suç bakımından kendiliğinden cezasızlık sağlayan genel bir kural olarak sunulamaz. Birden fazla kişinin verisi, farklı tarihlerdeki aktarımlar veya başka suçlarla ilişki bulunduğunda değerlendirme genişler.
Şikâyet, zamanaşımı, uzlaştırma ve mahkeme süreci
Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesi gereğince 136. maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle genel altı aylık şikâyet süresi bu suça doğrudan uygulanmaz; mağdurun vazgeçmesi de dosyayı kendiliğinden sona erdirmez. Bununla birlikte olayın haberleşme veya özel hayatın gizliliğine ilişkin başka bir suç olarak nitelendirilmesi, başvuru şartlarını değiştirebilir. Hukuki nitelik henüz kesin değilken süre bulunmadığı düşüncesiyle beklemek doğru değildir. Başvurunun gecikmesi, hukuki süreden bağımsız olarak dijital kayıtların bulunmasını ve paylaşımın kapsamının ortaya konulmasını da güçleştirebilir.
Dava zamanaşımı bakımından Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesindeki ceza üst sınırı ve nitelikli hâller dikkate alınır. Yetişkin failin temel suçunda kural olarak sekiz yıllık süre söz konusudur. Ancak görevin veya mesleğin sağladığı kolaylığa ilişkin yarı oranındaki artırım, üst sınırı altı yıla çıkardığından ilgili nitelikli hâlde süre kural olarak on beş yıldır. Korunan mağdur kayıtları için öngörülen bir kat artırımda da üst sınır farklılaşır ve aynı zamanaşımı dilimi gündeme gelir. Yaş küçüklüğüne ilişkin özel süreler ayrıca değerlendirilir.
Sürenin başlangıcı yalnız mağdurun olayı öğrendiği güne bağlanamaz; fiilin niteliği ve kanuni başlangıç kuralları incelenir. Türk Ceza Kanunu’nun 67. maddesindeki durma ve kesilme sebepleri de hesaplamayı etkileyebilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi kapsamında bu suç uzlaştırma usulüne dahil değildir. Tarafların özel olarak anlaşmasıyla resmî uzlaştırma süreci aynı şey değildir. Ödeme veya içeriği kaldırma konusunda anlaşılmış olması, kamu adına yürütülen soruşturmanın otomatik biçimde sonlandırılması sonucunu doğurmaz.
Genel görev kuralları çerçevesinde yargılama asliye ceza mahkemesinde görülür; çocuklara veya bağlantılı suçlara ilişkin özel durumlar ayrıca incelenir. 5235 sayılı Kanun’un 14. maddesinde görev belirlenirken uygulanan yaklaşım ile dava zamanaşımında nitelikli hâlin değerlendirilmesi birbirine karıştırılmamalıdır. Savcılığın iddianame düzenlemesi ile iddianamenin mahkemece kabulü farklı aşamalardır. Soruşturma sonunda kamu davası açılmaması veya yargılama sonunda beraat kararı verilmesi de bütün idari ve özel hukuk taleplerini tek başına aynı şekilde sonuçlandırmaz.
KVKK başvurusunda veri sorumlusu ve Kurul süreleri
Kişisel verilerin korunması bakımından veri sorumlusu, işleme amaçlarını ve araçlarını belirleyen gerçek veya tüzel kişidir. Ceza dosyasında paylaşımı yapan kişiyle veri sorumlusu her zaman aynı olmayabilir. Kurula şikâyet yolunda önce veriyi işleyen ilgili veri sorumlusuna başvurulması gerekir; bu şart savcılığa suç duyurusu için genel bir bekleme zorunluluğu değildir. Ayrıca Kanun’un kapsamı ve istisnaları değerlendirilmelidir. Tamamen kişisel kullanım iddiası, verinin üçüncü kişilere açıklanmış olması karşısında ayrıca incelenir. Bir kurumun elindeki kayıtla kişilerin kendi aralarındaki her iletişimi aynı idari süreç içinde değerlendirmek doğru olmayabilir.

6698 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca başvuru yazılı olarak veya belirlenen diğer yöntemlerle veri sorumlusuna iletilir. Kayıtlı elektronik posta, güvenli elektronik imza ve daha önce bildirilmiş ve sistemde kayıtlı elektronik posta adresi gibi yöntemlerde ilgili koşullar gözetilir. Başvurunun kime, hangi tarihte ve hangi taleplerle ulaştığını gösteren kayıt saklanmalıdır. Yanlış muhataba gönderilen genel bir mesajın yeterli olduğu varsayılmamalıdır. Veri sorumlusu talebi en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde sonuçlandırır. Bilginin kimlere aktarıldığı, hukuki sebebi ve gerekli düzeltme veya silme işlemleri açıkça talep edilebilir.
6698 sayılı Kanun’un 14. maddesi çerçevesinde başvurunun reddi, cevabın yetersizliği veya süresinde cevap verilmemesi hâlinde Kurula şikâyet gündeme gelir. Otuz gün içinde cevap verilmişse cevabın öğrenilmesinden itibaren otuz günlük süreye ve her durumda ilk başvurudan itibaren altmış günlük üst sınıra dikkat edilir. Hiç cevap yoksa otuz günlük cevap süresi beklendikten sonra altmışıncı gün dolmadan şikâyet yapılmalıdır. Otuz günden sonra gelen cevap, ilk başvurudan itibaren altmış günlük sınırı yeniden başlatmaz. Erken ret cevabı alınmışsa ayrıca otuz günün dolmasını beklemek gerekmez.
Başvuru ve cevap belgeleriyle teslim kayıtları birlikte sunulmalı; iddia edilen veri işleme işlemi açıkça tanımlanmalıdır. Temsil yoluyla yapılan işlemlerde yetki belgesinin uygunluğu da kontrol edilir. Ceza soruşturmasındaki kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile Kurula şikâyetin usul şartları farklı konulardır; birinin sonucu diğer başvurunun süresini kendiliğinden başlatmaz. Bu yollar birlikte gündeme geldiğinde her biri için ayrı başvuru tarihi, cevap tarihi ve talep kaydı tutulması hak kaybını önlemeye yardımcı olur.
Verinin silinmesi ve zararların giderilmesi talepleri
Verinin hukuka aykırı paylaşılması karşısında yalnız failin cezalandırılması değil, devam eden yayılmanın sınırlandırılması ve kayıtların düzeltilmesi de önem taşıyabilir. 6698 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında kişi verisinin işlenip işlenmediğini, hangi amaçla kullanıldığını ve kimlere aktarıldığını öğrenmeyi; gerekli koşullarda düzeltme ve silme istemeyi talep edebilir. Yapılan düzeltme veya silme işleminin verinin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesi de ilgili haklar arasındadır. Talepte belirli kaydın, hesap bağlantısının ve istenen işlemin gösterilmesi gerekir. Genel bir rahatsızlık açıklaması yerine hangi verinin hangi kullanımına itiraz edildiği somutlaştırılmalıdır.
Kanun’un 7. maddesi çerçevesinde silme, yok etme veya anonim hâle getirme değerlendirmesinde verinin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkıp kalkmadığı araştırılır. Her silme talebi, bütün kayıtların derhal ve koşulsuz yok edilmesini gerektirmez. Kanuni saklama yükümlülüğü devam ederken aynı verinin kamuya açık tutulması için ayrıca gerekçe bulunmayabilir. Paylaşımın kaldırılması, başka kişilerin aldığı kopyaların otomatik olarak ortadan kalktığını da göstermez. Talebin kapsamı belirlenirken görünür içerik ile aktarılmış kayıtlar birlikte değerlendirilmelidir.
Zarar doğmuşsa maddi ve manevi tazminat talepleri ayrıca incelenebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. ve 50. maddeleri çerçevesinde hukuka aykırı fiil, sorumluluk şartları, zarar ve fiille zarar arasındaki bağlantı önem taşır. Aynı Kanun’un 58. maddesi kişilik hakkının zedelenmesinde manevi giderimi düzenler. Her veri ihlali için otomatik veya sabit bir tazminat tutarı yoktur. Maddi kayıp talebinde gider ve kayıpları gösteren belgeler; manevi talepte ise ihlalin kapsamı ve kişilik üzerindeki etkisi değerlendirilir. Kurumun idari para cezası ödemesi, mağdurun zararının kendiliğinden karşılandığı anlamına gelmez.
Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde haksız fiil tazminatı için zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her durumda fiilden itibaren on yıl öngörülür; daha uzun ceza zamanaşımı gerektiren fiillere ilişkin istisna ayrıca değerlendirilir. Sözleşme, iş ilişkisi veya idarenin sorumluluğu bulunan dosyalarda görevli merci ve uygulanacak usul farklılaşabilir. Kurula şikâyet ile tazminat isteminin aynı süreye tabi olduğu düşünülmemelidir. Kişisel verileri yayma suçu bakımından delilin korunması, yetkili mercie başvuru ve devam eden paylaşımın giderilmesi talepleri birlikte planlanmalı; her talep kendi şartları ve süresi içinde izlenmelidir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
