Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49

Araç Değer Kaybı Nasıl Alınır? Başvuru Yeri, Gerekli Belgeler, Süreler ve Sigorta Tahkim Rehberi 2026

Araç değer kaybı nasıl alınır?

Araç değer kaybı, trafik kazası sonrası aracın onarılsa bile ikinci el piyasasında “hasarsız emsali” kadar değer görmemesi nedeniyle ortaya çıkan maddi eksilmeyi ifade eder. Başka bir deyişle, kaporta-boya ya da parça değişimi yapılmış olsa da, kayıt/onarım geçmişi aracın piyasa algısını düşürür; bu düşüş, onarım bedelinden ayrı bir zarar kalemi olarak “değer kaybı tazminatı” kapsamında talep edilebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesi, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar içinde değer kaybını ayrıca sayar ve hesabın belirli ölçütlerle yapılacağını vurgular.

Uygulamada temel yol şudur: Kazada kusurlu olan tarafın zorunlu trafik sigortacısına (Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yazılı başvuru yapılır. Bu başvuruda, tazminat ödemesinde istenen belgeler eksiksiz sunulur. Belgeler sigortacıya ulaştığında, sigortacı 2918 sayılı Kanun’un 99. maddesi uyarınca sekiz iş günü içinde ödeme yapmakla yükümlüdür; gerekli belgeler “Genel Şartların Ek-6” bölümünde ayrıca sayılmıştır.

Değer kaybının hesabı ise her zaman “serbest yorum” değildir. Zorunlu trafik sigortası bakımından değer kaybı tazminatı, genel şartların Ek-1’inde düzenlenen usul ve esaslara göre, sigorta eksperi tarafından ayrıca düzenlenen değer kaybı raporu ile hesaplanır. Piyasa değerinin tespiti için kasko değer listesi ve piyasa değer listelerine atıf yapılır; aracın kilometresi/çalışma saati, hasarın niteliği (parça değişimi-onarım-boya) ve hasar geçmişi gibi parametreler sonucu etkiler.

Bu nedenle pratikte “değer kaybı almak”, sadece dilekçe vermek değil; doğru muhataba, doğru belgelerle, doğru zarar kalemi tanımıyla başvurmak ve hesabın Ek-1 metoduna göre yapılmasını sağlamaktır. Uyuşmazlık çıkarsa (cevap verilmemesi, eksik ödeme, kusur tartışması gibi), dava veya sigorta tahkimi gündeme gelir.

Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır ?

Araç Değer Kaybı Hesaplama

Aracınızın kaza öncesi güncel ikinci el piyasa değeri
Sigorta tarafından karşılanan veya ödenen onarım tutarı
KM
Kaza anındaki güncel kilometre değeri
Yıl
Model yılından bu yana geçen süre
Kazada size atfedilen kusur oranı (varsa)
Kaza tarihini giriniz (boş bırakırsanız faiz hesaplanmaz)
🔧 Detaylı Hasar Bilgileri (Opsiyonel - Daha Hassas Hesaplama İçin)
ORİJİNAL
BOYALI
DEĞİŞMİŞ

* Aracınızın işlem gören parçalarının üzerine tıklayıp, yapılan işlemi seçiniz.

Seçilen Paneller:
Henüz panel seçilmedi
Kritik hasarlar değer kaybını artırır

© 2026 Av. Muhammet Ali BEYHAN - Tüm hakları saklıdır.

Panel Durumu Seçin

ORİJİNAL Hasarsız, orijinal durumda
BOYALI Parça boyandı
DEĞİŞMİŞ Parça tamamen değiştirildi

Değer kaybı başvurusu nereye yapılır?

Değer kaybı tazminatında ilk muhatap, kazada kusurlu olan araç işleteninin zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır. Bunun sebebi, zorunlu trafik sigortasının üçüncü kişilere verilen maddi zararları teminat altına alması ve “değer kaybı dahil doğrudan mallar üzerindeki azalma”yı maddi zarar teminatı içinde saymasıdır. Bu çerçevede, talep edilen değer kaybı, kural olarak karşı tarafın trafik sigortasından istenir; doğrudan işletene/sürücüye yönelmek teorik olarak mümkün olmakla birlikte uygulamada çoğu dosya sigortacı üzerinden yürür.

Başvurunun “yazılı” yapılması önemlidir. 2918 sayılı Kanun’un 97. maddesi uyarınca, zarar görenin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir; sigortacının başvuruyu en geç 15 gün içinde yazılı cevaplamaması veya cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava açılabilir ya da tahkime gidilebilir. Aynı yaklaşım, Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları içinde de “eklerde belirtilen belgelerin tamamı ile birlikte ilgili sigortacıya yazılı başvuru” şeklinde tekrarlanır.

Başvurunun nereye yapılacağı pratikte üç parçalı düşünülmelidir: (i) sigortacının merkezine/şubesine/kuruluşuna (evrakın “ulaştığı” ispatlanabilir biçimde), (ii) sigortacının hasar birimine (başvurunun içeriğine göre dosya açılması için), (iii) gerekiyorsa değer kaybı için eksper atamasını tetikleyecek süreç (bazı dosyalarda ayrıca işletilir). Eksper atamasına ilişkin mekanizma, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun değer kaybı taleplerinde ekspertiz işlemlerine ilişkin genelgesinde, sigorta şirketi tarafından bir iş günü içinde sistem üzerinden eksper atanması şeklinde düzenlenmiştir.

Özetle, değer kaybı başvurusu “önce sigortacıya” yapılır; sigortacı yanıt vermez veya uyuşmazlık devam ederse, “tahkim ya da dava” ikinci aşama olur. Bu aşamaya geçebilmek için de ilk yazılı başvurunun usulüne uygun şekilde yapılmış olması gerekir.

Değer kaybı için hangi belgeler lazım?

Değer kaybı başvurusunda istenecek belgeler, Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları’nın Ek-6 bölümünde “tazminat ödemelerinde istenilecek belgeler” başlığı altında sayılır. Bu liste, sigortacının 2918 sayılı Kanun’un 99. maddesindeki sekiz iş günü içinde ödeme yükümlülüğünün başlangıcını da belirler; yani belgeler eksiksiz sunulmadığında “ödeme süresi” tartışması çoğu zaman buradan çıkar.

Ek-6’ya göre araç hasarları için temel set, kaza tespit tutanağı (resmi tasdikli suret veya taraflar arasında tutulmuş tutanak; varsa ifade/görgü tespit tutanakları), mağdur araca ait ruhsat, varsa hasarlı araca ve kaza yerine ait fotoğraf/görüntüler ve hak sahibinin banka hesap bilgileridir. Değer kaybı talebinde ise bu “araç hasarları” belgelerine ek olarak iki parça daha öne çıkar: değer kaybı talep beyanı ve maddi hasara ilişkin ekspertiz yapıldıysa eksper raporu.

Görüldüğü üzere, değer kaybı dosyası çoğu zaman “onarım faturası mutlaka olmalı” gibi tek bir belgeye indirgenemez; çünkü Ek-6 listesi asgari çerçeveyi çizer. Öte yandan, değer kaybının hesabı genel şartların Ek-1 metoduna göre yapılacağından, onarımın niteliğini gösteren servis kayıtları, değişen/onarım gören parçalar, boya işlemleri ve araç kilometresi gibi bilgiler raporlamada önem kazanır. Bu noktada sigorta eksperinin düzenleyeceği değer kaybı raporu, hem hesabın yönteme uygunluğunu hem de hasarın değer üzerindeki etkisini somutlaştırır.

Uygulamada gecikmeye en çok sebep olan konu, “belgeler ulaştı mı?” ve “hangi tarih esas alınacak?” tartışmasıdır. Bu nedenle başvuruyu, evrakın sigortacıya ulaştığını ispatlayabileceğiniz bir yolla yapmak ve gönderdiğiniz belgelerin listesini dilekçede açıkça yazmak isabetli olur. Ayrıca, kaza tespit tutanağındaki plaka/poliçe/kimlik bilgilerinin tutarlı olması, sigortacının doğru poliçeyi eşleştirmesi için kritik bir ayrıntıdır.

Sonuç olarak, Ek-6’daki çekirdek belge setini eksiksiz tamamlamak, hem 99. madde kapsamındaki ödeme süresini başlatır hem de uyuşmazlık çıkarsa “başvuru şartı”nın sağlandığını göstermede elinizi güçlendirir.

Değer kaybı dilekçesi nasıl yazılır?

Değer kaybı dilekçesi, aslında “zarar kalemini doğru tanımlayan ve Ek-6 belgeleriyle destekleyen” bir başvuru metnidir. Dilekçenin hedefi; (i) doğru poliçeye/hasar dosyasına bağlanmak, (ii) değer kaybı talebinin hukuki dayanağını ve kapsamını netleştirmek, (iii) sigortacının 2918 sayılı Kanun’un 99. maddesi uyarınca sekiz iş günü içinde ödeme yükümlülüğünü doğuracak şekilde evrakı tamamlamaktır.

Metinde mutlaka şu omurga olmalıdır: Kaza tarihi ve yeri, taraf/araç bilgileri, kaza tespit tutanağına göre kusur durumu (kesin hüküm gibi değil; “tespit tutanağına göre” şeklinde), hasarın özeti, aracın onarım görmesi nedeniyle ikinci el piyasa değerinde azalma oluştuğu ve bunun değer kaybı tazminatı olarak talep edildiği. Zorunlu trafik sigortası bakımından değer kaybının “maddi zararlar” kapsamında değerlendirildiğini, Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları’nın değer kaybını teminat kapsamında sayan yaklaşımıyla da uyumlu biçimde yazabilirsiniz.

Dilekçe içeriğini pratik ve denetlenebilir kılmak için tek bir sınırlı ayrım yeterlidir:

a) Talep ve dayanak: 2918 sayılı Kanun’un 90. maddesi kapsamında değer kaybı tazminatı talep edildiği, hesabın genel şartların Ek-1 yöntemine göre yapılması gerektiği.
b) Evrak listesi: Ek-6’ya göre sunduğunuz belgelerin tek tek sayılması (kaza tespit tutanağı, ruhsat, fotoğraf, banka IBAN, değer kaybı talep beyanı, varsa eksper raporu).
c) Sonuç ve süre: Talebin, evrakın ulaştığı tarih itibarıyla 99. madde kapsamında değerlendirilerek süresinde ödenmesi; ayrıca 97. madde çerçevesinde 15 gün içinde yazılı cevap verilmesi beklentisi.

Sigorta 15 günde cevap vermezse ne olur?

Zorunlu trafik sigortasında “15 gün” meselesi iki farklı sonucu aynı anda doğurur: (i) usulî olarak dava/tahkim yolunu açar, (ii) pratik olarak sigortacının başvuruyu sürüncemede bırakmasını engelleyen bir eşik oluşturur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi bu eşiği açık şekilde düzenler: Zarar gören, dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuruda bulunur; sigortacı başvuruyu en geç 15 gün içinde yazılı cevaplamazsa veya cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir ya da tahkime başvurabilir.

2918 sayılı Kanun’un 97. maddesine göre:

Zarar görenin … dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması … hâlinde, zarar gören dava açabilir veya … tahkime başvurabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: 15 gün “cevap süresi”dir; ödeme süresinden ayrı düşünülmelidir. Ödeme bakımından 2918 sayılı Kanun’un 99. maddesi, hak sahibinin genel şartlarla belirlenen belgeleri sigortacıya ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde ödeme yapılmasını öngörür. Bu nedenle, sigortacı bazen “cevap verdim” deyip ödeme yapmayabilir ya da “belgeler eksik” diyerek 99. maddedeki süreyi başlatmamaya çalışabilir; işte bu durumda Ek-6’daki belge seti önemli hâle gelir.

15 gün içinde yanıt gelmemesi hâlinde, uyuşmazlığın varlığı karine(kuvvetli belirti) kazanır ve sigorta tahkimi seçeneği gündeme gelir. Sigorta tahkim sisteminde de, Komisyona başvurudan önce sigortacıya başvuru yapılması ve talebin olumsuz sonuçlandığının veya belirli sürede cevap verilmediğinin belgelendirilmesi aranır. Trafik sigortası bakımından 97. maddede 15 gün sayıldığı için, Komisyon uygulamasında da bu süre esas alınır.

Sonuç olarak, sigortacı 15 gün içinde yanıt vermezse “hak düşmez”; tam tersine, dava veya tahkim yoluna başvurabilmeniz için kanunun aradığı bekleme eşiği aşılmış olur. Bu aşamada elinizde, başvurunun yazılı yapıldığını ve sigortacıya ulaştığını gösteren kayıtların bulunması önemlidir.

Araç değer kaybı için süre sınırı kaç yıl?

Araç değer kaybı, trafik kazasından doğan “maddi zarar” talebi olduğundan, zamanaşımı bakımından temel referans 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesidir. Anılan madde, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını söyler.

2918 sayılı Kanun’un 109. maddesine göre:

Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler … iki yıl ve herhalde … on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Bu düzenleme, değer kaybı için de uygulanır; çünkü değer kaybı, doğrudan araç malvarlığındaki eksilme niteliğindedir ve kanunun 90. maddesinde değer kaybı tazminatı zorunlu sigorta kapsamındaki tazminat türleri arasında sayılmıştır. Dolayısıyla “iki yıl” çoğu dosyada pratik sınırdır; ancak zarar ve sorumlunun öğrenilmesi daha geç bir tarihte gerçekleşmişse, iki yıllık sürenin başlangıcı tartışma konusu olabilir.

Ayrıca 109. maddede önemli bir istisna daha vardır: Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüşse, bu uzun süre maddi tazminat talepleri için de geçerli olur. Örneğin kazanın niteliğine göre ceza zamanaşımı daha uzun ise, tazminat talebi açısından da bu daha uzun süre gündeme gelebilir. Bu, her dosyada otomatik işlemez; kazanın ceza boyutu ve uygulanacak süre somut olaya göre değerlendirilir.

Zamanaşımı yalnızca “dava açma” süresi değildir; sigortacıya başvuru, ihtar, uzlaşma görüşmeleri gibi süreçler zamanaşımı stratejisini etkileyebilir. 109. maddede, zamanaşımının tazminat yükümlüsüne karşı kesilmesinin sigortacıya karşı da kesilmiş sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle, süre dolmadan yazılı başvuruyu yapmakla yetinmeyip, gerekiyorsa uyuşmazlığı tahkime veya davaya taşıma zamanlamasını da planlamak gerekir.

Kusurluysam değer kaybı alabilir miyim?

“Kusur” (hatalı davranış) araç değer kaybında iki düzeyde önem taşır: Birincisi, kimin sorumlu olduğu ve hangi sigortacının devreye gireceği; ikincisi ise talep edilecek tazminatın ne oranda azaltılacağı. Zorunlu trafik sigortası, esasen üçüncü kişilere verilen zararları teminat altına aldığı için, kendi kusurunuzla kendi aracınızda oluşan değer kaybını “karşı tarafın sigortasından” talep edemezsiniz. Bununla birlikte, kazada tam kusurlu değilseniz (örneğin %25 kusurlu, karşı taraf %75 kusurlu ise), kendi kusurunuza düşen kısım dışında kalan oran için değer kaybı talebi gündeme gelebilir.

Bu yaklaşımın kanuni zemini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinde açıkça görülür. Anılan maddenin (g) bendinde, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında olmadığı belirtilmiştir. Yani kural, “kusurluysam hiç alamam” değil; “kendi kusur payım kadarını bu sigortadan isteyemem” şeklinde okunur.

Öte yandan kusur değerlendirmesinin nasıl yapılacağı ayrı bir tartışmadır. Uygulamada kaza tespit tutanağı, trafik polis/jandarma tespiti, bilirkişi raporu (gerekirse) gibi araçlar kusur oranını belirlemede rol oynar. Değer kaybı hesabı ise kusur oranından bağımsız olarak Ek-1 metoduna göre yapılır; sonrasında kusur indirimi uygulanarak sigortacının ödeyeceği net tutar oluşur.

Burada sık karıştırılan bir nokta da şudur: Değer kaybı “dolaylı zarar” değildir; kira mahrumiyeti, iş durması, kâr kaybı gibi kalemlerle aynı sepete konulmaz. Nitekim 92. maddenin (k) bendinde bu tür dolaylı zararlar teminat dışında sayılmıştır. Değer kaybı ise kanunun 90. maddesinde ayrıca düzenlenen, doğrudan araç değerindeki azalmadır.

Sonuç olarak, kusurlu olmanız tek başına “değer kaybı hakkı biter” anlamına gelmez; ancak kusur oranınız, talep edebileceğiniz kısmı belirler. Tam kusur hâlinde ise tazminat almak mümkün değildir. Ancak dosya durumuna göre kusur dağılımı yargılama sırasında yapılacak bilirkişi raporu ile değiştirilebilir.

%100 kusurlu olunca değer kaybı alınamaz mı ?

%100 kusur, değer kaybı açısından “karşı taraftan istenecek tazminat” kapısını kural olarak kapatır. Çünkü zorunlu trafik sigortası, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına alır; kendi tam kusurunuzla kendi aracınızda oluşan değer kaybını karşı tarafın poliçesine yüklemek mümkün değildir. Bu sonucun en açık dayanağı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesindeki “hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat dışıdır” hükmüdür. Tam kusurda, kusura denk gelen kısım %100 olduğundan, zorunlu sigorta bakımından talep edilebilir bir bakiye kalmaz.

Bununla birlikte “değer kaybı alınamaz mı?” sorusunun pratikte iki istisna alanı vardır. Birinci alan, kusur oranının gerçekten %100 olup olmadığıdır. Kaza tespit tutanağındaki ilk değerlendirme ile bilirkişi incelemesi sonucu her zaman birebir örtüşmeyebilir; özellikle şerit ihlali, hız, takip mesafesi, ani manevra gibi unsurlar kusurun paylaşılmasına yol açabilir. Bu nedenle %100 kusur sonucuna karşı itiraz/uyuşmazlık doğduğunda, değer kaybı talebi “kusur tartışması çözüldükten sonra” yeniden şekillenir.

İkinci alan, kendi sigorta sözleşmenizde özel bir teminatın bulunup bulunmadığıdır. Zorunlu trafik sigortası bakımından tam kusurda değer kaybı talebi kural olarak karşılanmaz; ancak bazı kasko poliçelerinde “değer kaybı teminatı” benzeri ek klozlar yer alabilir. Bu, kanundan doğan zorunlu bir ödeme değil; tamamen sözleşmesel bir genişlemedir ve poliçe özel şartlarına göre değerlendirilir. 2918 sayılı Kanun’un 100. maddesi, ihtiyari mali sorumluluk sigortasına (zorunlu olmayan sorumluluk teminatlarına) bazı hükümlerin uygulanacağını da düzenler; ancak bu, her kasko poliçesinde otomatik değer kaybı teminatı var demek değildir.

Ayrıca, değer kaybı talebinin zorunlu sigorta teminatı içinde hesaplanacağına dair çerçeve 90. maddede çizilmiş olup, bu çerçeve “hak sahibinin kusuru”na ilişkin istisnalarla birlikte okunur. Sonuç: %100 kusur hâlinde karşı tarafın trafik sigortasından değer kaybı alınması beklenmez; tartışma genellikle kusur tespiti ve poliçede özel teminat olup olmadığı noktasında yoğunlaşır.

Tahkimle değer kaybı başvurusu nasıl yapılır?

Sigorta tahkimi, sigorta uyuşmazlıklarında mahkemeye gitmeden daha hızlı bir çözüm yolu olarak tasarlanmıştır. Araç değer kaybı bakımından tahkim yolunun açılabilmesi için, önce sigortacıya yazılı başvuru yapılmış olması temel şarttır. Bu şart, trafik kazaları özelinde 2918 sayılı Kanun’un 97. maddesinde; genel sigorta uyuşmazlıkları bakımından ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinde yer alır.

Süre eşiği açısından da çift düzenleme görülür: Trafik sigortasında 97. madde “15 gün” der; Sigortacılık Kanunu 30. madde ise sigortacının “on beş iş günü” içinde cevap vermemesi hâlinde Komisyona başvurunun mümkün olacağını ifade eder. Komisyonun sık sorulan sorular dokümanında da, sigortacı olumsuz cevap vermişse veya belirli süre içinde cevap vermemişse başvuru yapılabileceği belirtilir; trafik sigortasında 15 gün vurgusu ayrıca geçer.

Tahkim başvurusu, uygulamada şu mantıkla ilerler: (i) sigortacıya başvuru ve eklerinin hazırlanması, (ii) sigortacı cevabı/cevapsızlığı nedeniyle uyuşmazlığın belgelendirilmesi, (iii) Komisyona başvuru formu ve delillerle dosyanın sunulması, (iv) raportör incelemesi ve hakem süreci. Başvurunun konusu “değer kaybı tazminatı” olduğunda, dosyanın omurgasını kaza belgeleri, kusur tespiti, araç hasar/onarım bilgileri ve değer kaybı hesabına dair raporlama oluşturur; çünkü değer kaybının Ek-1 metoduna göre hesaplanması gerektiği kabul edilir. "https://www.sigortatahkim.org/sayfa/online-islemler" linki üzerinden başvurunuzu gerçekleştirebilirsiniz.

Tahkimde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, başvurunun “komisyona üye sigorta kuruluşu” ile ilgili olmasıdır. Bu, sistemin işleyiş şartlarından biridir; ayrıca Güvence Hesabına karşı talepler de tahkime konu olabilir. Başvuru ücretleri ve parasal sınırlar ise dönemsel olarak Komisyon tarafından ilan edilir; bu nedenle başvuru öncesi güncel tarife ve sınırların kontrol edilmesi gerekir.

Sonuç olarak tahkimle değer kaybı başvurusu, “önce sigortacıya başvuru + uyuşmazlık belgesi + Komisyona delilli dosya” üçlüsü üzerine kurulur. Sağlam bir dosya, çoğu zaman uyuşmazlığın esasını (kusur, hesap, teminat dışı hâller) daha baştan daraltır ve süreci hızlandırır.

Tahkim için hangi evraklar istenir?

Tahkimde istenecek evraklar, tek bir “kapalı liste” değildir; uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Ancak araç değer kaybı bakımından, Komisyonun dosyayı inceleyebilmesi için üç ana küme evrak neredeyse her zaman gerekir: (i) sigortacıya başvuru ve sonuç belgeleri, (ii) kazanın oluşuna ve kusura dair belgeler, (iii) değer kaybının varlığına ve hesabına dair belgeler. "https://www.sigortatahkim.org/sayfa/basvuru-istenilecek-belgeler"

Birinci kümede; sigortacıya yapılan yazılı başvurunun dilekçesi, ekler listesi ve başvurunun sigortacıya ulaştığını gösteren kayıt ile sigortacının cevabı bulunur. Sigortacı hiç cevap vermediyse, 2918 sayılı Kanun’un 97. maddesindeki 15 günlük süreyi ve Sigortacılık Kanunu 30. maddesindeki on beş iş günü yaklaşımını karşılayacak şekilde “cevapsızlık” durumunun tarihsel olarak gösterilmesi önem kazanır.

İkinci kümede; trafik kazası tespit tutanağı, varsa polis/jandarma tutanakları, fotoğraf-görüntüler, ruhsat ve sürücü/araç bilgileri bulunur. Bu belgeler zaten Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları’nın Ek-6 bölümünde maddi zararlar için çekirdek set olarak sayıldığı için, tahkim dosyasına da aynı omurgayla taşınır.

Üçüncü küme, değer kaybı dosyasının kalbidir: Ek-6’da ayrıca sayılan “değer kaybı talep beyanı” ve maddi hasara ilişkin ekspertiz yapıldıysa eksper raporu bu kümenin asgarisidir. Bunun yanında onarımın niteliğini gösteren servis belgeleri, değişen parça/onarım/boya bilgileri ve araç kilometresi, Ek-1 metodundaki parametrelerin somutlaşmasını sağlar. Çünkü değer kaybı tazminatı, genel şartların Ek-1’inde belirtilen usul ve esaslara göre sigorta eksperi tarafından düzenlenen değer kaybı raporu üzerinden hesaplanır.

Son olarak, başvuru sahibi adına ödeme yapılacağı için banka IBAN bilgisi ve başvuru sahibinin sıfatını (araç sahibi/zarar gören) gösteren belgeler dosyada bulunmalıdır. Tahkimde eksik evrak, çoğu zaman “süreç uzaması” olarak geri döner; bu nedenle Ek-6 listesini tahkim dosyası için de kontrol listesi gibi kullanmak, pratikte isabetli bir yöntemdir.

SBM eksper atama süreci nasıl işler?

Araç değer kaybı taleplerinde ekspertiz(uzman inceleme) süreci, belirli bir standart içinde yürütülmek üzere Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından genelge ile düzenlenmiştir. Bu çerçevede temel mantık şudur: Hak sahibi değer kaybı talep ediyorsa, sigorta şirketine genel şartlarda belirlenen belgelerle yazılı başvuru yapılır; bu başvuruyu takiben sigorta şirketi, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdindeki bilgi işlem altyapısı üzerinden sırayla sigorta eksperi atamasını yapar.

Genelgede “başvuru ve atama” başlığı altında, sigorta şirketinin yazılı başvurunun ardından bir iş günü içinde sistem üzerinden (EKSİST altyapısı) eksper ataması yapacağı belirtilir. Ayrıca aynı hüküm, şirket tarafından atama yapılmaması hâlinde hak sahibinin doğrudan sistem üzerinden sırayla eksper ataması yapabilmesini de öngörür. Bu düzenleme, uygulamada iki önemli sonucu doğurur: Birincisi, dosyanın eksper incelemesine sevkinde “şirketin pasif kalması” riskini azaltır; ikincisi, eksper atamasının rastgele değil “sıralı” bir mantıkla yapılmasını hedefler.

Ekspertiz aşamasında süreler de dikkat çekicidir. Genelgede, atama bildirimi alan eksperin bir iş günü içinde atamayı reddetmemesi hâlinde kabul etmiş sayılacağı, ayrıca eksperin bildirim tarihinden itibaren üç iş günü içinde ekspertiz raporunu sistem üzerinden tanzim etmekle yükümlü olduğu ifade edilir. Böylece değer kaybı uyuşmazlıklarında raporlamanın makul sürede tamamlanması amaçlanır.

Bu noktada şunu ayırmak gerekir: Eksper atama süreci “değer kaybı raporu”nun üretilmesi içindir; ödemenin yapılması için ise 2918 sayılı Kanun’un 99. maddesindeki sekiz iş günü kuralı, genel şartların Ek-6’sındaki belgelerin eksiksiz sunulmasına bağlanmıştır. Yani eksper raporu tek başına ödeme doğurmaz; dosyanın evrak bütünlüğü için gereklidir.

Özetle SBM eksper atama süreci, “yazılı başvuru + sistem üzerinden sıralı atama + süreli raporlama” üçlüsüyle işler. Bu süreç doğru işletildiğinde, değer kaybının Ek-1 yöntemine göre hesaplanmasına dair teknik zemin daha erken oluşur ve uyuşmazlık tahkim/dava aşamasına taşınacaksa da delil altyapısı güçlenir.

Değer Kaybını Trafik sigortası mı kasko mu öder?

Araç değer kaybı söz konusu olduğunda ilk soru “bu zarar kimin teminatında?” olur. Zorunlu trafik sigortası, kural olarak üçüncü kişilere verilen maddi zararları karşılamak üzere kuruludur. Bu kapsamda, Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları maddi zararlar teminatını tanımlarken “zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan mallar üzerindeki azalma” ifadesini kullanır; yani değer kaybı, doğru şartlarda zorunlu trafik sigortası kapsamında talep edilebilir.

Ancak önemli ayrım şudur: Değer kaybını, genellikle kusurlu tarafın trafik sigortasından istersiniz. Kendi aracınızda oluşan değer kaybını, kendi zorunlu trafik sigortanızdan (kendi poliçenizden) istemeniz mantıken mümkün değildir; çünkü bu sigorta, sizin üçüncü kişilere vereceğiniz zararlar içindir. 2918 sayılı Kanun’un 91. maddesi de bu sigortanın “işletenlerin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere” zorunlu olduğunu ifade eder.

Kasko ise “kendi aracınızın hasarı” temeline dayanır ve çoğu poliçede onarım/ikame/çekici gibi teminatlar ayrıntılı düzenlenir. Ne var ki değer kaybı, her kasko poliçesinde otomatik olarak yer alan standart bir teminat değildir; bazı poliçelerde ek klozla teminat altına alınabilir, bazılarında ise hiç bulunmayabilir. Bu nedenle kaskonun değer kaybını ödeyip ödemeyeceği, poliçe özel şartlarının incelenmesine bağlıdır. Burada kanuni bir “zorunluluk”tan ziyade sözleşmesel kapsam belirleyicidir.

Zorunlu trafik sigortası tarafında da teminat dışı hâller unutulmamalıdır. Örneğin 2918 sayılı Kanun’un 92. maddesi, sigorta kapsamı dışında kalan hâlleri sayar; dolaylı zararlar (gelir kaybı, iş durması, kira mahrumiyeti gibi) teminat dışıdır. Ayrıca hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı talepleri de teminat dışında sayılmıştır.

Sonuç: Çoğu “değer kaybı” dosyasında ödeme kanalı karşı tarafın zorunlu trafik sigortasıdır; kasko ise ancak poliçede özel teminat varsa devreye girebilir. Başvuruyu doğru kanala yapmak, hem süreci hızlandırır hem de gereksiz uyuşmazlıkların önüne geçer.

Aracı sattım, değer kaybı alabilir miyim?

Araç satılmış olsa bile değer kaybı talebi tamamen “imkânsız” hâle gelmez; çünkü değer kaybı, kaza anında doğan ve parasal karşılığı olan bir tazminat talebidir. Burada belirleyici soru, değer kaybı zararının kimin malvarlığında gerçekleştiğidir. Kaza tarihinde aracın maliki/fiilî zarar göreni sizseniz, aracın onarım görmesi ve kayıt/hasar geçmişi nedeniyle piyasa değerinde oluşan eksilmenin tazminini talep etme iradeniz devam edebilir. Uygulamada bu tür dosyalarda, kaza tarihindeki mülkiyetin ve zarar gören sıfatının belgelerle netleştirilmesi beklenir.

Buna rağmen satış, pratik bazı tartışmaları doğurur. Örneğin satış sırasında araç “hasarlı/onarımlı” niteliğiyle satılmış ve fiyat buna göre pazarlık edilerek belirlenmişse, sigortacı “zarar zaten satış bedeline yansıtıldı mı?” sorusunu gündeme getirebilir. Bu noktada değer kaybının varlığı, Ek-1 metoduna göre hesaplanacak teknik bir sonuç olsa da, tazminatın kime ait olduğu ve “çifte tazminat” iddiası gibi savunmalar, dosyanın özelliğine göre tartışılabilir.

Başvuru prosedürü açısından satışın etkisi şudur: Zorunlu trafik sigortasında sigortacıya yazılı başvuru şartı değişmez. 2918 sayılı Kanun’un 97. maddesi uyarınca önce sigortacıya başvuru yapılır; cevap verilmez veya uyuşmazlık sürerse tahkim/dava yolu açılır. Belgeler bakımından da Ek-6 listesi iskelet olmaya devam eder; ancak satış sonrası başvurularda, kaza tarihindeki ruhsat kaydı ve satış devrini gösteren kayıtların dosyaya eklenmesi, “sıfat” tartışmasını azaltır.

Öte yandan, aracın satılmış olması değer kaybının hesap yöntemini değiştirmez. Değer kaybı tazminatı sigorta eksperi tarafından düzenlenen değer kaybı raporu ile ve Ek-1 çerçevesinde hesaplanır; piyasa değerinin belirlenmesinde kaza tarihi esas alınır. Dolayısıyla satıştan sonra yapılan başvurularda da “kaza tarihi itibarıyla değer” ve “kaza nedeniyle oluşan hasarın niteliği” temel parametrelerdir.

Sonuç olarak, satış tek başına hak düşürücü bir sebep değildir; fakat dosyada kaza tarihindeki sahiplik ve zarar ilişkisinin net kurulması gerekir. Bu tür dosyalarda evrak düzeni ve anlatım, çoğu zaman sonucun belirleyici parçasıdır.

Aynı araçta ikinci kazada değer kaybı olur mu?

Aynı aracın ikinci kez kazaya karışması, değer kaybı tartışmasını “sıfırlamaz”; fakat hesaplamayı ve ispatı daha hassas hâle getirir. Çünkü ikinci kazadan sonraki değer kaybı, çoğu zaman aracın zaten var olan hasar geçmişi ve piyasa algısı üzerinden değerlendirilir. Bu nedenle “ikinci kazada da değer kaybı olur mu?” sorusunun cevabı genellikle “olabilir; ama ilk kazanın etkisi ayıklanarak” şeklinde kurulur.

Zorunlu trafik sigortası bakımından değer kaybının hesap yöntemi, Genel Şartların Ek-1’inde ayrıntılandırılmıştır. Ek-1, sadece piyasa değeri ve kilometreyi değil; hasarın niteliğini (parça değişimi/onarım/boya) ve ayrıca hasar geçmişini de parametre olarak kabul eder. Nitekim Ek-1’de “SBM hasar geçmişi”nin genel değerlendirme parametresi olarak hesaba katıldığı ve kayıt başına belirli bir etkisinin olduğu ifade edilir; bu, çoklu hasar geçmişinin nihai değer kaybını etkileyebileceği anlamına gelir.

Buradan çıkan pratik sonuç şudur: İkinci kazada talep edilen değer kaybı, “aracın ilk kazadan sonra zaten değer kaybettiği” savunmasıyla karşılaşabilir. Bu savunmanın bertarafı, ikinci kazanın hangi parçalara hangi ölçüde etki ettiğini, önceki hasarlardan bağımsız yeni bir değer eksilmesi yaratıp yaratmadığını teknik olarak ortaya koymaya bağlıdır. Ek-1’in hasar katsayısı yaklaşımı (parça bazlı katsayılar ve formül mantığı) tam da bu ayrımı yapabilmek için kullanılır.

Öte yandan teminat kapsamı açısından ikinci kaza, ilk kazadan farklı bir “teminat dışı hâl” doğurmaz; yine de 2918 sayılı Kanun’un 92. maddesindeki sınırlamalar geçerlidir. Dolaylı zararlar teminat dışıdır; ayrıca trafikten çekme/hurdaya çıkarma işlemi görmüş araçların değer kaybı talepleri de kapsam dışıdır. Dolayısıyla ikinci kazanın “tam hasar/pert”e evrilmesi hâlinde, değer kaybı yerine farklı bir zarar kalemi (tam hasar/bedel tazmini) tartışması gündeme gelebilir.

Sonuç: İkinci kazada değer kaybı teorik olarak mümkündür; ancak hesaplamada hasar geçmişi ve önceki onarımların etkisi, Ek-1 parametreleri içinde sonuca yansıyacağı için, ilk kazaya göre daha düşük veya daha tartışmalı bir tutar ortaya çıkması pratikte olağandır.

Pert araçta değer kaybı talep edilir mi?

“Pert” (tam hasar) genellikle aracın ekonomik olarak onarılamaz sayıldığı veya resmi süreçte trafikten çekme/hurdaya ayırma işlemlerinin yapıldığı durumları ifade eder. Değer kaybı ise mantıken “onarılmış ve trafiğe dönen aracın ikinci el değerindeki azalma” üzerinden kurulur. Bu nedenle tam hasar senaryosunda değer kaybı talebi, çoğu dosyada uygun zarar kalemi olarak görülmez; çünkü araç artık “onarılmış araç” olarak piyasaya dönmez, zarar bedel/pert hesabı üzerinden karşılanır.

Bu yaklaşım yalnızca mantıksal değil, normatif (kanuni) bir sınır da taşır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinin (l) bendi, hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı tazminatı taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğunu açıkça söyler. Aynı istisna, Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları içinde de değer kaybı açısından teminat dışı hâl olarak ayrıca düzenlenmiştir.

Dolayısıyla pert/tam hasar hâlinde, karşı tarafın trafik sigortasından “değer kaybı” değil; aracın rayiç değeri, sovtaj(hurda) değeri, varsa araç bedelinin ödenmesi gibi kalemler etrafında bir tazminat tartışması yürür. Değer kaybı hesabının Ek-1’e göre yapılması zorunlu olsa bile, Ek-1’in uygulanacağı alan, teminat içinde kalan değer kaybı talepleridir; 92/l istisnasında ise teminat kapısı zaten kapanır.

Öte yandan her “ağır hasar kaydı” pert değildir. Araç ağır hasarlı onarılmış ve trafiğe dönmüş olabilir; bu durumda “trafikten çekme/hurdaya çıkarma işlemi” yapılmadıysa, 92/l istisnasının uygulanıp uygulanmayacağı dosyanın resmi kayıtlarıyla değerlendirilir. Bu noktada kaza sonrası aracın statüsü (trafik tescil işlemleri, pert kaydı, çekme belgesi gibi) ve sigortacının dosya tasnifi önem kazanır.

Sonuç olarak, pert/tam hasar senaryosunda değer kaybı talebi kural olarak zorunlu trafik sigortası kapsamında değildir. Somut olayın özelliklerine göre profesyonel hukuki değerlendirme gerekebilir.

Araç Değer Kaybı hakkında 30 soruluk sık sorulan soruları okumak isterseniz tıklayabilirsiniz.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49
Black Minimalist Modern Attorney Law Logo 1080 x 1080 piksel
Scroll to Top