Trafik kazası sonrası ne yapmalıyım?
Trafik kazası sonrası ilk yapılacak iş, panikle hareket etmek değil; can güvenliğini koruyup olay yerini doğru şekilde yönetmektir. 2918 sayılı Kanun’un 81. maddesi uyarınca sürücünün hemen durması, kaza mahallinde trafik güvenliği için gereken tedbirleri alması ve istenildiğinde kimlik, adres, sürücü belgesi, ruhsat ve sigorta bilgilerini göstermesi gerekir. Başka bir deyişle, önce dörtlüleri yakmak, varsa reflektör yerleştirmek, yangın veya sızıntı ihtimalini kontrol etmek ve yaralanma şüphesinde vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aramak gerekir.
Kaza yalnız maddi hasarlı ise ve taraflar kazanın oluş şekli konusunda anlaşıyorsa, fotoğraflar çekildikten sonra araçlar trafiği aksatmayacak güvenli bir noktaya alınabilir ve tutanak burada düzenlenebilir. Bu noktada aceleyle araçları oynatmak, sonra da krokiyi ezbere çizmek en sık yapılan hatalardandır. Oysa uygulamadaki temel mantık şudur: önce delil, sonra hareket. Farklı açılardan çekilmiş fotoğraflar, plaka görüntüleri, yol işaretleri, şerit yapısı ve çarpışma noktası daha sonra kusur tartışmasında belirleyici olabilir.
Kaza yerindeki ilk aşama tamamlandıktan sonra da iş bitmez. Tutanak ve fotoğrafların ilgili sigorta şirketine ulaştırılması, varsa görgü tanığı bilgilerinin saklanması ve bedensel zarar söz konusuysa hastane kayıtlarının eksiksiz muhafaza edilmesi gerekir. Öte yandan yaralanmalı dosyalarda yalnız araç hasarı değil, epikriz raporu, adli muayene ve tedavi belgeleri de sonradan tazminat sürecinin omurgasını oluşturur.
Trafik kazasında polis ne zaman çağrılır?
Trafik kazasında polis çağrılıp çağrılmayacağı sorusunda temel ayrım, kazanın yalnız maddi hasarlı ve anlaşmalı olup olmadığıdır. 2017/18 sayılı Genelge ile 2918 sayılı Kanun’un 81. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tarafların kendi aralarında tutanak düzenleyebilmesi için yalnız maddi hasar bulunması ve kazanın oluş şekli üzerinde anlaşma sağlanması gerekir. Anlaşma yoksa, başka bir deyişle kusur veya olayın nasıl gerçekleştiği konusunda uyuşmazlık varsa, sürücülerin kolluğu devreye sokması gerekir. Güncel acil çağrı sistemi bakımından polis ve jandarma çağrıları 112’de toplanmıştır.
Polisin veya jandarmanın mutlaka çağrılması gereken haller ise daha nettir. Tek taraflı maddi hasarlı kaza, sürücülerden birinde ehliyet bulunmaması ya da ehliyetin araç cinsi için yetersiz olması, araçlardan birinin zorunlu trafik sigortasının olmaması, alkol-uyuşturucu şüphesi, akıl sağlığı şüphesi, kamu aracı veya kamu malına zarar, sadece üçüncü kişiye ait eşyaya zarar verilmesi ile ölüm veya yaralanma halleri bu kapsamdadır. Bu hallerde sürücülerin kendi aralarında düzenlediği anlaşmalı tutanak yeterli sayılmaz; resmi kaza tespit işlemi kolluk tarafından yapılır.
Uygulamada önemli olan nokta şudur: “polis çağırmak gerekir mi?” sorusu, çoğu zaman “anlaşmalı tutanak hukuken mümkün mü?” sorusuyla aynıdır. Bu nedenle, şartlardan biri bile eksikse riske girmemek gerekir. Kolluk gelmeden olay yerini terk etmek, özellikle yaralanmalı veya şüpheli durumlarda ciddi usul sorunları doğurabilir. Bu nedenle tereddüt yaşanan dosyalarda 112 üzerinden resmi ekip talep etmek, sonradan tutanağın geçerliliği tartışılmasındansa çok daha güvenli bir yoldur.
Trafik Kazası Sonrası Kaza tutanağı telefondan nasıl tutulur?
Kaza tutanağı telefondan tutulabilir; ancak bu imkan yalnız maddi hasarlı ve anlaşmalı kazalar için geçerlidir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin sunduğu mobil uygulama sistemi, kâğıt form yerine elektronik ortamda tutanak hazırlanmasına imkan tanır. Resmî açıklamalara göre tek bir akıllı telefonun bulunması yeterlidir; tarafların bilgileri eşleştirilir, kaza senaryosu çizilir ve tutanak dijital onaylarla tamamlanır. Bu nedenle, araçta basılı form bulunmaması tek başına hak kaybı sebebi değildir.
Uygulamadaki akış genel olarak şöyledir: önce kimlik ve plaka bilgileri girilir, ardından kaza fotoğrafları ve istenirse kısa video yüklenir, konum bilgisi otomatik eklenir. Sonra kazaya karışan diğer sürücüler kare kod yöntemiyle tutanağa dahil edilir, kroki birlikte oluşturulur ve son kontrol sonrası karşı tarafın onayına gönderilir. Tüm tarafların onayı tamamlandığında elektronik tutanak oluşur ve sistem bunu ilgili sigorta şirketlerinin erişimine açar. Başka bir deyişle, telefondan tutanak tutmak sadece “fotoğraf yüklemek” değil; klasik formdaki tüm zorunlu alanların dijital karşılığını doldurmaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, mobil yöntemin her kazada kullanılamamasıdır. Yaralanma, ölüm, tek taraflı kaza, ehliyetsizlik, sigortasızlık, kamu malı zararı veya alkol şüphesi gibi hallerde elektronik tutanak yolu kapalıdır. Bu noktada teknoloji kolaylık sağlasa da hukuki sınıra uyulması gerekir. Görüldüğü üzere, telefondan kaza tutanağı tutmak mümkündür; fakat ancak hukuken anlaşmalı tutanağa elverişli dosyalarda geçerli sonuç doğurur.
Tek taraflı kazada tutanak tutulur mu?
Tek taraflı kazada, sürücülerin kendi aralarında düzenlediği anlaşmalı maddi hasarlı kaza tespit tutanağı kullanılmaz. Bunun sebebi, 2017/18 sayılı Genelge’nin tek taraflı maddi hasarlı kazayı açıkça anlaşmalı tutanak kapsamı dışında bırakmış olmasıdır. Başka bir deyişle, tek araçla bariyere, direğe, duvara, refüje ya da benzeri sabit bir unsura çarpma halinde “karşı tarafla birlikte imzalanan tutanak” mantığı zaten kurulamaz. Bu tür durumlarda kaza tespiti trafik zabıtası veya yetkili genel kolluk tarafından yapılır.
Bu kural, sürücüler arasında uyuşmazlık çıkmasını önlemek kadar sigorta sürecindeki delil standardını da korumayı amaçlar. Çünkü tek taraflı dosyada karşılıklı beyan, çapraz imza ve tarafların ortak kroki çizimi yoktur. Bu nedenle resmi tespit, alkol denetimi, yol ve çevre koşullarının kaydı ile araçtaki hasarın niteliği önem kazanır. Öte yandan kasko teminatı varsa, sigorta şirketi çoğu zaman resmi tutanak yanında sürücü beyanı, fotoğraflar, ruhsat ve ehliyet örneği gibi ek belgeleri de ister. Yani “anlaşmalı tutanak yok” demek, “hiç belge gerekmiyor” anlamına gelmez.
Uygulamada en sık karışan nokta, park halindeki araca çarpıp kaçmama, sabit cisme vurma ve tek aracın kendi kendine hasar alması gibi senaryolardır. Bunların hepsi dışarıdan bakıldığında “maddi hasar” olsa da hukuken çift taraflı anlaşmalı tutanak rejimine girmez. Bu nedenle tek taraflı kazada izlenecek güvenli yol; 112 üzerinden kolluğa haber vermek, olay yeri fotoğraflarını çekmek, alkol ve tutanak sürecini tamamlamak ve sonra hasar dosyasını kasko veya ilgili sigorta bakımından açmaktır.
Kaza tutanağı hangi durumlarda geçersiz?
Kaza tutanağının geçersiz sayılması iki farklı biçimde karşımıza çıkar. Birinci halde, tutanak zaten hiç düzenlenmemesi gereken bir olayda düzenlenmiştir; yani tek taraflı kaza, yaralanma, ölüm, sigortasız araç, ehliyetsizlik, alkol şüphesi, kamu aracı veya kamu malına zarar gibi durumlar vardır. Bu durumda tarafların kendi aralarında doldurduğu belge, kollukça düzenlenmesi gereken resmi tutanağın yerini tutmaz. Görüldüğü üzere burada sorun, formun dolduruluş tekniğinden çok yanlış tutanak türünün seçilmesidir.
İkinci halde ise, anlaşmalı tutanak düzenlenebilecek bir olay vardır; fakat belge usulüne uygun tamamlanmamıştır. En açık örnek, imza eksikliğidir. Resmî form açıklamasında imzalanmayan tutanakların geçersiz olduğu belirtilir; kurumsal açıklamalarda da kazaya karışan tüm sürücülerin imzası bulunmayan tutanağın işleme alınmayacağı ifade edilir. Kâğıt formda ıslak imza, elektronik formda ise cihaz ekranı üzerinden verilen dijital onay, geçerliliğin temel şartıdır. Bu nedenle bir sürücünün “ben sonradan imzalarım” demesi pratikte büyük risk yaratır.
Öte yandan her hata otomatik olarak “yok hükmünde” sonuç doğurmaz; ancak gerçeğe aykırı beyan, çelişkili anlatım, okunaksız veya eksik temel bilgiler dosyanın değerlendirilmesini güçleştirir. Resmî formda gerçeğe aykırı tutanak düzenlenmesinin özel evrakta sahtecilik sonucunu doğurabileceği de ayrıca hatırlatılmıştır. Bu nedenle tutanakta aceleyle değil, dikkatle ilerlemek gerekir. Başka bir deyişle, geçersizlik riski en çok üç noktada toplanır: yanlış olayda tutanak düzenlenmesi, imza eksikliği ve gerçeğe aykırı içerik.
Trafik Kazasında oranı nasıl öğrenilir?
Kusur oranı, kaza tespit tutanağı sisteme girildikten sonra ilgili sigorta şirketlerinin yaptığı değerlendirme sonucunda ortaya çıkar. 2017/18 sayılı Genelge’ye göre şirketler, tutanak ve fotoğraflar kendilerine ulaştıktan sonra müteakip üç iş günü içinde sorumluluk değerlendirmesi yapar ve bunu elektronik ortamda bildirir. Bu ilk değerlendirme sigorta uygulamasında %0, %50 ve %100 oranları çerçevesinde yapılır. Şirketlerin aynı sonuca ulaşması halinde mutabakat oluşur; farklı sonuçlara ulaşılması halinde dosya komisyon aşamasına geçebilir.
Sürücüler bu sonucu, kurumun çevrim içi “tutanak sorgulama ve itiraz” ekranından öğrenebilir. Ayrıca kimlik doğrulamalı kamu hizmet ekranlarında poliçe ve hasar bilgileri de görüntülenebilir. Başka bir deyişle, kusur oranını öğrenmek için sigorta şirketinin sizi aramasını beklemek zorunda değilsiniz; dosyanın durumunu doğrudan sistem üzerinden takip etmeniz mümkündür. Bu, özellikle araç onarımı, değer kaybı başvurusu ve itiraz süresinin kaçırılmaması bakımından önem taşır.
Bu noktada önemli bir ayrım vardır: öğrenilen kusur oranı, sigorta değerlendirmesi bakımından sonuç doğursa da her zaman mutlak ve değişmez değildir. İtiraz, tahkim ve yargı yolları açık olduğundan, özellikle fotoğraf ve krokinin gerçeği yansıtmadığı düşünülen dosyalarda sonucun değişmesi mümkündür. Bu nedenle kusur oranı sorgusu sadece “merak giderme” işlemi değildir; sonraki hukuki adımın hangi zeminde atılacağını gösteren kritik bir aşamadır.
Trafik Kazasında kusur oranına nasıl itiraz edilir?
Kusur oranına itirazın ana kuralı, bildirimin ardından hızlı davranmaktır. 2017/18 sayılı Genelge ve kurumsal sıkça sorulan sorular metinlerine göre, sigortalı kendisine bildirilen sorumluluk oranına karşı bir defaya mahsus olmak üzere beş iş günü içinde itiraz edebilir. Ancak bu itiraz soyut bir memnuniyetsizlik beyanı şeklinde değil, değerlendirmeye etki edebilecek ilave bilgi ve belgelerle yapılmalıdır. Görüldüğü üzere “itiraz ediyorum” demek tek başına yeterli değildir; fotoğraf, video, net kroki, tanık bilgisi veya açıklayıcı ek belgeyle dosyayı güçlendirmek gerekir.
İtirazın muhatabı kural olarak ilgili sigorta şirketidir. Genelgeye göre bu başvuru üzerine sigorta şirketleri üç iş günü içinde kusur oranını yeniden değerlendirir. Eğer başvuru yanlış yere yapılırsa, beş iş günlük itiraz süresi durmaz; yani hak arama süresi işlemeye devam eder. Bu nedenle, süreyi kaçırmamak için itirazın doğru kanaldan ve ulaşma tarihi ispatlanabilecek biçimde yapılması önemlidir. Uygulamada ekran görüntüsü, iadeli taahhüt, evrak kayıt sureti ve yüklenen ek belgelerin bir kopyası saklanmalıdır.
Ayrıca iki araca ait trafik sigortasının aynı şirkette olması halinde farklı bir usul devreye girer; bu durumda belirli şartlarla Merkez bünyesindeki değerlendirme mekanizmasına itiraz imkanı korunur. İtiraz sonucunda uyuşmazlık devam ederse mesele Sigorta Tahkim Komisyonu’na veya genel mahkemelere taşınabilir. Başka bir deyişle, kusur itirazı son durak değil; tahkim ve dava öncesi önemli bir düzeltme aşamasıdır. Bu nedenle itirazın kısa, açık ve belgeye dayalı kurulması hak kaybını azaltır.
Yaralanmalı trafik kazasında ne yapılır?
Yaralanmalı trafik kazasında ilk öncelik, sigorta veya kusur tartışması değil, hayat ve sağlık güvenliğidir. Bu nedenle vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı, mümkünse olay yeri güvenliği sağlanmalı ve resmi ekipler beklenmelidir. 2918 sayılı Kanun’un 81. maddesi, kazayı yetkili memurlara bildirmeyi ve bunlar gelmeden kaza yerinden ayrılmamayı yükümlülük olarak düzenler. Başka bir deyişle, yaralanmalı bir dosyada tarafların kendi aralarında kâğıt doldurup konuyu kapatması hukuken yeterli değildir.
Bu tür kazalarda anlaşmalı maddi hasarlı tutanak rejimi uygulanmaz. 2017/18 sayılı Genelge ile standart form açıklamasında, ölüm veya yaralanma halinde tutanağın taraflarca doldurulmayacağı açıkça belirtilmiştir. Kolluk tarafından düzenlenen resmi kaza tespiti, sonradan açılabilecek ceza ve tazminat süreçlerinde temel delillerden biri olur. Öte yandan yaralanan kişinin hastane başvurusu, adli muayene ve epikriz kayıtları da en az kaza tutanağı kadar önemlidir. Çünkü bedensel zararın kapsamı, salt sözlü anlatımla değil, tıbbi belgelerle ispat edilir.
Tazminat boyutunda ise ayrıca bir ayrım vardır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesi uyarınca trafik kazaları sebebiyle sunulan sağlık hizmet bedelleri belirli çerçevede Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır; ancak iş gücü kaybı, sürekli sakatlık, destekten yoksun kalma veya manevi tazminat gibi kalemler ayrıca değerlendirilebilir. Bu nedenle yaralanmalı dosyada yapılacak doğru sıra; acil sağlık müdahalesi, resmi tutanak, tıbbi kayıtların korunması ve sonrasında sigorta-tazminat başvurusunun bu belgelere dayanarak kurulmasıdır.
Araç değer kaybı nasıl alınır?
Araç değer kaybı, kazadan sonra araç onarılsa bile ikinci el piyasa değerinde meydana gelen eksilmeyi ifade eder. 2918 sayılı Kanun’un 90. maddesi, zorunlu trafik sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanun ve genel şartlardaki usul esaslara tabi olduğunu söyler. Bu nedenle değer kaybı talebi, salt bir servis masrafı değil; ayrı bir tazminat kalemidir. Öte yandan uygulamada değer kaybı hesabı ekspertiz ve güncel sektör düzenlemeleri üzerinden yürütüldüğünden, sadece “araç boyandı, değer düştü” demek çoğu zaman yeterli olmaz.
Değer kaybı almak için ilk adım, kusurlu aracın trafik sigortacısına yazılı başvuru yapmaktır. Başvuruya genellikle kaza tutanağı veya resmi zabıt, hasar fotoğrafları, ruhsat, onarım evrakı, talep beyanı ve ödeme bilgileri eklenir. Güncel uygulamada hak sahibi, değer kaybı için ekspertiz sürecini de sistem üzerinden takip edebilir; kurum kılavuzunda, şirkete yapılan yazılı başvurunun ulaştığı tarihten itibaren bir iş günü içinde şirket tarafından atama yapılmazsa hak sahibinin eksper atama talebinde bulunabileceği belirtilmiştir. Bu noktada başvuru tarihinin doğru girilmesi önem taşır.
Sigorta şirketi talebi hiç karşılamaz, eksik karşılar veya 15 günlük başvuru süresi sonunda yanıt vermezse Sigorta Tahkim Komisyonu ya da dava yolu gündeme gelir. Başka bir deyişle, araç değer kaybı alınmasının ana hattı şöyledir: doğru kusur tespiti, yazılı başvuru, ekspertiz, teklif-ödeme ve uyuşmazlık halinde tahkim veya mahkeme. Uygulamada en çok zaman kaybettiren unsur ise, tutanak-fotoğraf-onarım belgesi üçlüsünün eksik sunulmasıdır.
Av. Muhammet Ali BEYHAN

