Ceza Hukuku

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu TCK 116 2026

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu TCK 116

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Nedir, Hangi Fiiller Suçtur?

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, kişinin özel yaşamını sürdürdüğü konuta veya konutun eklentilerine hak sahibinin rızasına aykırı biçimde girilmesi ya da başlangıçta rıza ile girilmiş olmasına rağmen çıkılması istendiği hâlde içeride kalınmasıdır. Bu suçla mülkiyet hakkından önce kişinin konutundaki huzuru, güvenliği ve irade serbestisi korunur. Bu nedenle failin kapıyı kırması, mala zarar vermesi veya konuttan eşya alması şart değildir. Açık bırakılmış bir kapıdan izinsiz girmek de diğer unsurlar mevcutsa suçu oluşturabilir.

Anayasa’nın 21. maddesi konut dokunulmazlığını temel hak olarak güvence altına alırken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesi bu hakkın kişiler tarafından ihlal edilmesini ceza hukuku bakımından suç saymaktadır. Suçun iki seçimlik hareketi vardır: Rızaya aykırı olarak konuta girmek veya rıza ile girildikten sonra rızanın geri alınmasına rağmen çıkmamak. Rızanın konutta söz sahibi olan kişi tarafından açıklanması, serbest iradeye dayanması ve devam ediyor olması gerekir.

Konut bakımından suçun temel şeklinin cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir. Açık bir rızaya gerek olmadan girilmesi alışılmış yerler dışında kalan işyerleri ve bunların eklentileri bakımından ise altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası öngörülmüştür. Fiil cebir veya tehditle ya da gece vakti işlenirse ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Gece vakti, Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesine göre güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp doğmasından bir saat öncesine kadar devam eden süredir.

Fiilin silahla, birden fazla kişiyle birlikte, failin kendisini tanınmayacak hâle koymasıyla, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun 119. maddesindeki artırım uygulanabilir. Konuta hırsızlık amacıyla girilmesi durumunda ayrıca hırsızlık suçu ve cezası gündeme gelebilir; Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesi gereğince bu bağlantıda konut ihlali yönünden şikâyet şartı aranmaz.

Konut, Eklenti ve İşyeri Olarak Hangi Alanlar Korunur?

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda “konut”, yalnızca tapuda mesken olarak kayıtlı taşınmaz anlamına gelmez. Esas olan alanın fiilen barınma, dinlenme ve özel yaşamı sürdürme amacıyla kullanılmasıdır. Daire, müstakil ev veya lojman gibi sürekli yaşam alanlarının yanında, fiilî kullanım devam ettiği sürece otel odası ya da benzeri geçici konaklama yerleri de konut niteliğinde değerlendirilebilir. Kişinin malik veya kiracı olması zorunlu değildir; hukuka uygun biçimde orada yaşayan ve özel yaşam alanını belirleyen kişi korumadan yararlanır.

Bu noktada tapu malikliği ile konutta yaşama hakkı birbirinden ayrılmalıdır. Kiraya verilmiş bir evin maliki, mülkiyet hakkını gerekçe göstererek kiracının izni olmadan konuta giremez. Ev sahibinin yedek anahtar kullanması, kapının açık olmasından yararlanması veya bakım yapılacağını ileri sürmesi tek başına rızanın bulunduğunu göstermez. Rıza ya da kanundan doğan geçerli bir yetki bulunmuyorsa ceza sorumluluğu doğabilir. Taşınmaza yönelik haksız müdahalelerin özel hukuk sonuçları ise ayrıca el atmanın önlenmesi hükümleri kapsamında incelenebilir.

Eklenti, konutun kullanımını tamamlayan ve konutla işlevsel bağlantısı bulunan alandır. Balkon, konuta bağlı depo, özel garaj, kömürlük veya çevresi belirgin biçimde sınırlandırılmış bahçe somut özelliklerine göre eklenti sayılabilir. Ancak bir alanın konuta yakın olması tek başına yeterli değildir. Kullanım amacı, konutla bağlantısı, başkalarının serbestçe girip girememesi ve hak sahibinin alan üzerindeki fiilî hâkimiyeti birlikte değerlendirilir. Apartmanın ortak merdiveni, herkesin kullandığı giriş holü veya ortak otopark bu nedenle her olayda otomatik olarak bir dairenin eklentisi kabul edilmez.

İşyeri koruması ise daha sınırlıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesi, açık rıza aranmaksızın girilmesi alışılmış olan yerleri kapsam dışında bırakmaktadır. Müşterilere açık bir mağazanın satış bölümüne çalışma saatinde girmek kural olarak suç oluşturmaz. Buna karşılık kapalı saatlerde dükkâna girilmesi, yalnızca çalışanlara ayrılan depoya geçilmesi, ofise izinsiz girilmesi veya çıkması istenen kişinin içeride kalmayı sürdürmesi farklı değerlendirilebilir. Fabrika, büro, atölye, depo ve muayenehane gibi alanlarda giriş yetkisi, çalışma düzeni ve bölümün halka açık olup olmadığı belirleyicidir.

Ortak kullanılan aile konutlarında, konut üzerinde söz sahibi kişilerden birinin verdiği rıza kural olarak dikkate alınır. Bununla birlikte Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesi, bu rızanın meşru bir amaca yönelik olmasını şart koşmaktadır. Birlikte yaşayanlardan birinin diğer kişiyi rahatsız etmek, tehdit ettirmek veya hukuka aykırı bir müdahaleyi kolaylaştırmak amacıyla verdiği izin geçerli rıza olarak kabul edilmeyebilir. Evlilik, akrabalık veya daha önce aynı konutta yaşanmış olması da sınırsız giriş hakkı sağlamaz; konutta artık yaşamayan eski eş veya aile bireyinin hak sahibinin rızası olmadan girmesi suç oluşturabilir.

Konut İhlalinde Nereye ve Nasıl Şikâyet Edilir?

Konut dokunulmazlığının ihlali nedeniyle şikâyet, olayın gerçekleştiği yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığına veya polis ve jandarma gibi kolluk makamlarına yapılabilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesi uyarınca başvuru yazılı dilekçeyle yapılabileceği gibi sözlü beyanın tutanağa geçirilmesi yoluyla da gerçekleştirilebilir. Fiil devam ediyorsa, kapı zorlanıyorsa veya kişinin güvenliği bakımından güncel tehlike bulunuyorsa 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden kolluk yardımı istenmesi önem taşır. Suç duyurusunun nasıl ve nereye yapılacağı konusunda olayın açık ve kronolojik biçimde anlatılması gerekir.

Şikâyet dilekçesinde veya sözlü beyanda özellikle şu bilgiler belirtilmelidir:

  1. Olayın tarihi, yaklaşık saati, adresi ve fail biliniyorsa kimlik bilgileri,
  2. Konuta nasıl girildiği, girişe rıza gösterilip gösterilmediği ve failden çıkmasının istenip istenmediği,
  3. Tanıklar, güvenlik kamerası görüntüleri, mesajlar, fotoğraflar, kolluk tutanakları ve hukuka uygun diğer deliller.

Kapının, kilidin veya eşyanın zarar görmesi durumunda fotoğraf çekilmesi, onarım öncesinde durumun belgelenmesi ve varsa apartman kamera kayıtlarının silinmeden korunmasının istenmesi delil tespiti bakımından yararlı olabilir. Başvuruda yalnızca konut ihlali değil, olay sırasında gerçekleşen tehdit, yaralama, mala zarar verme veya hırsızlık gibi diğer fiiller de açıklanmalıdır.

Suçun temel şekillerinde şikâyet süresi, Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı aydır. Yalnızca olayın öğrenilmesi yeterli olmayıp failin kim olduğunun da bilinmesi gerekir. Cebir, tehdit, gece vakti veya Türk Ceza Kanunu’nun 119. maddesindeki nitelikli hâller mevcutsa soruşturma resen yürütülebilir. Şikâyete bağlı hâllerde usulüne uygun şikâyetten vazgeçme soruşturma veya davanın düşmesi sonucunu doğurabilir; resen takip edilen hâllerde ise vazgeçme süreci tek başına sona erdirmez. Uzlaştırma ile şikâyetten vazgeçme de farklı hukuki kurumlardır.

Başvurudan sonra verilen soruşturma numarası saklanmalı; tebligatlar ve dosyanın aşamaları takip edilmelidir. Dosya bilgileri erişime açıldığı ölçüde UYAP Vatandaş Portalı üzerinden dosya sorgulama yapılabilir. UYAP’taki kayıtların bulunmaması, özellikle başvurunun ilk günlerinde soruşturmanın açılmadığı anlamına gelmeyebilir; gerektiğinde başvuru yapılan savcılık veya kolluk biriminden kayıt bilgisi sorulmalıdır.

Soruşturma, Uzlaştırma ve Ceza Davası Nasıl İlerler?

Konut dokunulmazlığının ihlali soruşturması, Cumhuriyet savcısının suç şüphesini öğrenmesiyle başlar. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca savcı, maddi gerçeğin araştırılması amacıyla şüphelinin hem lehine hem aleyhine olan delilleri toplamakla görevlidir. Mağdur ve tanık beyanları alınabilir; güvenlik kamerası kayıtları, mesajlar, arama kayıtları, olay yeri tutanakları ve hasar belgeleri incelenebilir. Rızanın bulunup bulunmadığı, rıza ile girilmişse çıkma talebinin açıkça iletilip iletilmediği ve girilen alanın konut, eklenti veya korunan işyeri niteliği taşıyıp taşımadığı araştırılır.

Konut dokunulmazlığının ihlalinde şikâyet, altı aylık süre, soruşturma, uzlaştırma ve iddianame aşamalarını gösteren şema
Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda şikâyetten davaya süreç (TCK m.116, CMK)

Toplanan deliller suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturmuyorsa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilebilir. Bu karar mağdura tebliğ edilir ve tebligatta gösterilen kanuni süre ile usule göre sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. Yeterli şüphe bulunması hâlinde ise konut dokunulmazlığının ihlali suçunun uzlaştırma kapsamında olup olmadığı değerlendirilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi, Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesindeki suçu uzlaştırma kapsamına almaktadır.

Ceza hukukunda uzlaştırma, suçun oluşmadığının veya şüphelinin suçu kabul ettiğinin tespiti değildir. Dosya, yeterli şüphenin ve uzlaştırma kapsamındaki bir suçun bulunduğu değerlendirilirse uzlaştırma bürosuna gönderilir. Görevlendirilen uzlaştırmacı taraflara teklifte bulunur; taraflar görüşmeye katılmak ve anlaşmak zorunda değildir. Uzlaştırma görüşmelerinde yapılan açıklamalar daha sonraki soruşturma, kovuşturma veya hukuk davasında delil olarak kullanılamaz. Uzlaştırma kapsamındaki suçun, aynı mağdura karşı işlenen ve uzlaştırma dışında kalan başka bir suçla birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde uzlaştırma uygulanmayabilir.

Uzlaşma sağlanır ve kararlaştırılan edim derhâl yerine getirilirse soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edim ileri tarihe bırakılmışsa kamu davasının açılması ertelenebilir. Uzlaşma sağlanamazsa veya gereği yerine getirilmezse savcı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesindeki yeterli şüphe şartı mevcutsa iddianame düzenler. İddianamenin kabulüyle kovuşturma başlar ve dava kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Mahkeme delilleri doğrudan değerlendirerek beraat, mahkûmiyet, düşme veya şartları varsa diğer karar türlerinden birine hükmeder. Mahkûmiyet hâlinde cezanın türü ve süresi, sanığın geçmişi ve kanuni şartlar birlikte değerlendirilir; adlî para cezası, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumların uygulanıp uygulanamayacağı mahkemece ayrıca incelenir ve bunların hiçbiri otomatik sonuç değildir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp