
Kamulaştırmasız el atma bedel davası nedir, hangi durumda açılır?
Kamulaştırmasız el atma bedel davası, idare taşınmazınıza kamulaştırma yapmadan ve bedel ödemeden yol, park, okul ya da hat gibi bir kamu hizmeti kurduğunda bedelin ve tapunun idare adına tesciliyle ilgili talebin mahkemeye götürüldüğü davadır. Uygulamada bu duruma fiili el atma denir; kavram kanunda tanımlı bir terim değil, içtihat ve uygulama ifadesidir.
Anayasa’nın 46. maddesi, devletin gerçek karşılığı peşin ödemek şartıyla kamulaştırma yapabileceğini söyler. İdare bu usulü işletmeden araziye yol açmışsa mülkiyet hakkı korumasız kalmaz; malik iki yoldan birini seçer. Taşınmaz idarede kalacaksa bedel ve tescil istenir. Taşınmazın geri alınması isteniyorsa 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi malike haksız elatmanın önlenmesini dava etme yetkisi verir.
Resmî kamulaştırma kararı alınmış dosyalarda süreç farklı işler; kararlı usul kamulaştırma ve istimlak davası yazısında anlatılır. Bu yazı kararsız ve bedelsiz el atmayı, yani idarenin fiilen kullandığı taşınmazın bedelini kapsar. İmar planıyla getirilen kısıtlamalardan doğan hukuki el atma ise ayrı bir konudur ve burada ele alınmaz.
El atma tarihine göre hangi yol izlenir, uzlaşma zorunlu mu?
Uzlaşma yalnız belirli bir dönem için dava şartıdır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesi, 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasında kamulaştırma yapılmadan fiilen kamu hizmetine ayrılan taşınmazları kapsar. Bu dönemde önce idareyle uzlaşma aranır; uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç ay içinde malik ya da idare bedel tespiti davası açar. Mahkeme dava tarihindeki değeri bilirkişiyle belirler ve tescile idare adına hükmeder. Taşınmaz 8 Ekim 1956 veya daha önce kamulaştırma yapılmadan fiilen kamu hizmetine tahsis edildiyse, 2026’da eklenen Geçici 20. madde nedeniyle bugün ileri sürülen bedel talebi kabul edilmez.
El atma 4 Kasım 1983’ten sonra gerçekleştiyse dava açmadan önce uzlaşma ya da arabuluculuk şartı aranmaz; bu davalar dayanağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 16 Mayıs 1956 tarihli kararından alır. 2942 sayılı Kanun, 4 Kasım 1983’ten sonraki fiili el atmalar için yalnız 28 Temmuz 2021’e kadar gerçekleşenlerin ödeme düzenini Geçici 19. maddede ele alır; imar planından doğan hukuki el atma ise Ek 1. maddede ayrıca düzenlenmiştir. İdarenin yazılı tutumunu önceden öğrenmek ise el atmanın tarihini ve kapsamını göstermek için delil olarak yararlıdır.
Dosyanın hangi gruba girdiğini belirleyen olgu el atmanın başladığı tarihtir. Bu tarihi tapu, imar ve idare yazışmaları, eski hava fotoğrafları ve tanık anlatımları gösterir; tarih tartışmalıysa bilirkişi keşfinde de araştırılır.
Kamulaştırmasız el atma davası hangi mahkemede açılır?
Fiili el atmada dava, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. 2942 sayılı Kanun’un 37. maddesi, bu Kanun’dan doğan uyuşmazlıkların aynı mahkemede basit yargılama usulüyle görüleceğini düzenler; Geçici 6. madde kapsamındaki bedel tespiti davası da bu mahkemededir.
Hukuki el atmada durum farklıdır. Kanun’un Ek 1. maddesinin bir cümlesi Anayasa Mahkemesi’nin 16 Ocak 2025 tarihli kararıyla iptal edilmiştir; değişiklik tablosunda iptalin yürürlük tarihi 30 Ocak 2026 olarak görünür. Taşınmazınızda imar planı kaynaklı bir kısıtlama varsa görevli mahkemeyi dosyaya özgü ayrıca belirlemek gerekir.
Bedel dava açılırken kesin bilinmediğinden bu davalar uygulamada çoğunlukla belirsiz alacak davası olarak açılırdı. Bu dava türü, 31 Temmuz 2026’da yayımlanan 7589 sayılı Kanun’la aynı gün yürürlükten kaldırıldı; eski hüküm bu tarihten önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder. Yeni davada alacağın bir kısmı istenir ve talep, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir.
4 Kasım 1983’ten sonraki fiili el atma davalarında Yargıtay, 2942 sayılı Kanun’un Ek 4. maddesindeki maktu harç kuralını uygulamaz ve nispi harca hükmeder. Bedele dava tarihinden itibaren faiz işler. 1 Ağustos 2023’ten önce açılmış davalarda yasal faiz uygulanır. Bu tarihten sonra açılan ve imar planındaki kısıtlamadan doğan (hukuki) el atma davalarında Yargıtay, dilekçede istenmişse kamu alacakları için uygulanan en yüksek faizi 2026 kararlarında kabul etmiştir; fiili el atma davaları için bu yönde güncel bir Yargıtay kararı henüz bulunmamaktadır. Mahkeme talebi aşamayacağından istenen faiz türü dava dilekçesinde açıkça yazılmalıdır.
Davayı hazırlarken idarenin hangi kurum olduğu, taşınmazın hangi parseli kapsadığı ve el atmanın kısmen mi tamamen mi olduğu dava dilekçesinde açıkça yazılmalıdır. Gayrimenkul uyuşmazlıklarında dosya hazırlığı için Ankara gayrimenkul avukatı sayfasındaki çalışma alanı bilgisi de yol gösterebilir.
Kamulaştırmasız el atılan arsa ve tarlanın bedeli nasıl hesaplanır?
Bedeli mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi kurulu belirler. 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesi taşınmazın cinsini, yüzölçümünü ve değerini etkileyen niteliklerini ölçüt olarak sayar; arsada değer emsal satışlara, tarla ve bahçe gibi arazide ise olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelire göre bulunur. Bilirkişi kurulu mahkeme heyetiyle birlikte taşınmazın bulunduğu yere gider; bu inceleme keşiftir ve rapor gerekçeli olmak zorundadır. Tarla veya bahçede gelir yöntemine göre yaklaşık değeri kamulaştırma bedeli hesaplama aracı gösterir; araç arsa için hesap yapmaz.
Geçici 6. madde kapsamındaki dosyalarda değer dava tarihindeki değerdir ve nitelikler el koyma tarihindeki hâline göre alınır. 1983 sonrası el atmalarda da uygulamada dava tarihindeki değer esas alınmaktadır; bu bilgi kanun metnine değil içtihada dayanır, bu yüzden dosyanızda rapor ve mahkeme kararıyla birlikte okunmalıdır.
El atma taşınmazın yalnız bir bölümünü kapsıyorsa kalan kısmın değerindeki düşüş de hesaba girer. Anayasa’nın 46. maddesindeki gerçek karşılık ilkesi, bedelin emsal ve değer verilerine dayanmasını gerektirir; bu nedenle idarenin sunduğu rakam otomatik olarak benimsenmez, bilirkişi raporuna itiraz edilebilir.
Dava açmadan önce hangi belge ve deliller toplanır?
Davanın dayanağı mülkiyet ve el atmanın varlığıdır; bu ikisini gösteren belgeler dilekçeyle birlikte hazırlanmalıdır. Bilirkişi keşfinde 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki unsurlar yerinde incelendiği için, taşınmazın durumunu gösteren her kayıt hesabı doğrudan etkiler.
- Güncel tapu kaydı ve varsa eski tapu, ifraz veya tevhit kayıtları alınmalıdır.
- İmar durumu belgesi ve taşınmazın kullanım niteliğini gösteren kayıtlar istenmelidir.
- El atmanın zamanını gösteren uydu veya hava fotoğrafları ile yerinde çekilmiş fotoğraflar eklenmelidir.
- İdareyle yapılmış yazışmalar, cevap yazıları ve tebligat zarfları saklanmalıdır.
- El atmayı bilen komşu veya çevre sakinleri tanık olarak bildirilmelidir.
Yol, park veya hat taşınmazın hangi bölümünden geçiyorsa bu bölümün sınırını gösteren bir kroki bilirkişi çalışmasını kolaylaştırır. Tapu sorunu da varsa, örneğin kayıt kullanımla uyuşmuyorsa, tapu iptali ve tescil davası ayrıca gündeme gelebilir.
Kamulaştırmasız el atma davasında süre sınırı var mı?
Kanun’da bu dava için genel bir hak düşürücü süre bulunmaz. 2942 sayılı Kanun’un 38. maddesindeki süre hükmü Anayasa Mahkemesi’nin 10 Nisan 2003 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Süreye bağlı iki istisna el atmanın tarihine göre belirlenir. 1956-1983 arası el atmalarda bedel tespiti davası, uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç ay içinde açılır.
8 Ekim 1956’ya kadar kamulaştırma yapılmadan fiilen kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlar ise 2942 sayılı Kanun’un Geçici 20. maddesine göre tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. 11 Temmuz 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan 7588 sayılı Kanun’la eklenen bu maddeye göre, bu taşınmazlar için 12 Ocak 1963’ten sonra ileri sürülen bedel dâhil talepler kabul edilmez; kural, kanun yolundakiler dâhil görülmekte olan davalara da uygulanır.
Ecrimisil talebi ise farklıdır. Kanunda ecrimisil için ayrı bir süre maddesi yoktur; uygulamada içtihatla kabul edilen beş yıllık zamanaşımı nedeniyle talep geriye dönük beş yıllık dönem için istenebilir. Bedel davasında geç kalmanın sonucu dosyadaki delillerin zayıflamasıdır: el atmanın tarihi ve taşınmazın eski durumu zamanla ispatlanması zor hâle gelir. Bu yüzden kanunda bir süre olmaması beklemeyi güvenli kılmaz.
Mahkeme bedele hükmettikten sonra idare ne zaman öder?
Ödeme rejimi el atmanın tarihine göre ayrılır. 2942 sayılı Kanun’un Ek 4. maddesi, mahkemece hükmedilen bedelin alacaklının idareye bildireceği banka hesabına bildirimden itibaren otuz gün içinde yatırılmasını, ödenmezse icraya gidilmesini öngörür. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uyuşmazlığı gideren 6 Mayıs 2025 tarihli kararında, 4 Kasım 1983’ten sonraki fiili el atma davalarının Kanun’da değil içtihatta düzenlendiğini belirterek bu kuralın söz konusu davalarda uygulanamayacağına karar vermiştir. Bu dosyalarda hesap bildirip otuz gün beklemek gerekmez; hükmedilen bedel genel hükümlere göre icra yoluyla istenebilir.
El atma 4 Kasım 1983 ile 28 Temmuz 2021 arasında gerçekleştiyse 2942 sayılı Kanun’un Geçici 19. maddesi idarenin bu ödemeler için yıllık bütçesinden pay ayırmasını öngörür. Alacaklar ayrılan payı aşarsa ödemeler sonraki yıllara yayılarak, alacaklılar arasında oranlı biçimde ve taksitle yapılır; kural, 26 Kasım 2022’de henüz ödenmemiş bedellere ilişkin dava ve icra takiplerini de kapsar.
9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasındaki el atmalarda Geçici 6. madde ayrı bir ödeme düzeni getirir: tespit edilen bedel, maddenin sekizinci fıkrasına göre idarece, bütçeden ayrılan paydan ve gerekirse taksitle ödenir; faiz 3095 sayılı Kanun’a göre kanuni faiz üzerinden işler. Aynı madde, bu bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceğini de belirtir. Bu nedenle 1956-1983 dosyalarında haciz yoluyla tahsil beklenmemeli, ödeme planı Geçici 6. maddeye göre izlenmelidir.
Ek 4. maddenin ikinci fıkrası, maddenin uygulandığı dosyalarda icranın geri bırakılması için idareye teminat muafiyeti tanıyordu. Anayasa Mahkemesi’nin 13 Mayıs 2026 tarihli kararı bu fıkrayı kamulaştırmasız el atma tazminat davaları yönünden iptal etmiştir; değişiklik tablosunda iptal 7 Ağustos 2026 tarihli olarak görünür. İdare icranın geri bırakılmasını isterse artık bu davalarda teminat muafiyetine dayanamaz.
Tescil kararlarının infazında doğan tapu harçlarını da 2942 sayılı Kanun’un 29. maddesi uyarınca idare öder; madde 11 Haziran 2026 tarihli 7584 sayılı Kanun’la değişmiştir. Mahkeme bedelle birlikte tescile de hükmettiğinden, ödeme ve tapu işlemi aynı karar üzerinden takip edilir.
Ecrimisil ve el atmanın önlenmesi bedel davasıyla birlikte istenir mi?
Üç talep farklı amaçlara hizmet eder. El atmanın önlenmesi taşınmazın geri alınmasını, bedel ve tescil taşınmazın idarede kalmasını, ecrimisil ise kullanılamayan dönemin zararını konu edinir. Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi malike haksız elatmanın önlenmesini isteme hakkı verir; Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesi ise iyiniyetli olmayan zilyedin haksız alıkoymadan doğan zararı ve elde ettiği ürünleri tazmin etmesini düzenler.
Uygulamada bu zarar ecrimisil adıyla istenir ve bedel davasıyla birlikte ya da ayrı açılabilir. Aynı taşınmaz için hem geri alma hem bedel istemek birbiriyle çeliştiğinden, malik asıl talebini önce seçmeli ve dava dilekçesini buna göre kurmalıdır. Ecrimisilin koşulları ve hesabı ecrimisil ve haksız işgal tazminatı yazısında, özel kişiler arasındaki müdahalenin önlenmesi ise el atmanın önlenmesi ve müdahalenin men’i yazısında ayrıca işlenir.
İdareye karşı açılacak davalarda hangi talebin hangi mahkemede ve hangi sırayla ileri sürüleceği dosyadaki delillere göre belirlenir. İdare hukuku boyutu için Ankara idare hukuku avukatı sayfası, idarenin işlemlerine karşı açılabilecek diğer yolları da gösterir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
