İcra ve İflas Hukuku

İtirazın Kesin Kaldırılması: Şartları ve Süresi 2026

İtirazın kesin kaldırılması için boş belgeler ve dosya temalı kapak.

İtirazın kesin kaldırılması, belirli belgelerle duran icra takibinin sürdürülmesini sağlar; altı aylık süre ve başvuru şartları önemlidir.

Takipte itirazın kesin kaldırılması hangi şartlara bağlı?

Genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takipte borçlunun süresindeki itirazı, itiraz edilen kısım yönünden takibi durdurur. Alacaklı, elindeki belgenin niteliğine göre icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu yol, her türlü delille görülen genel bir alacak davası değildir; inceleme kanunun kabul ettiği belgelerle sınırlıdır. Bu nedenle alacağın gerçekten bulunması ile seçilen takip yolunda kullanılabilecek belgenin bulunması ayrı değerlendirilir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesi, imzası kabul edilmiş veya noterlikçe onaylanmış borç ikrarını içeren senetler ile yetkili resmî makamların usulüne uygun düzenlediği belirli belgeleri esas alır. İncelemede yalnız imzaya bakılmaz; belgenin borç kabulünü içerip içermediği de önem taşır. Tarafları, tutarı, borcun konusu ve ödeme zamanı belirlenemeyen bir metin, başvuruda sorun oluşturabilir. Belgedeki kişiyle takipteki borçlunun, belgedeki alacakla takipte istenen alacağın ilişkisi açıklanmalı; asıl alacak, faiz ve diğer kalemler ayrı gösterilmelidir.

Öncelikle takip dosyasındaki ödeme emri, tebligat ve itiraz dilekçesi birlikte okunmalıdır. Borçlu borcun tamamına mı, belirli bölümüne mi, imzaya mı veya başka bir hususa mı itiraz etmiştir? Süresinde ve açık bir imza inkârı bulunması, başvurunun hukuki çerçevesini değiştirebilir. Ödeme emrine itirazla ilgili ayrıntılar, ilamsız icra takibi aşamalarından ayrı düşünülemez. Kambiyo senetlerine özgü takiplerde ise farklı itiraz ve inceleme hükümleri bulunduğundan, burada açıklanan genel haciz kuralları o dosyalara doğrudan uygulanmaz.

Kararın adındaki “kesin” sözcüğü, borcun bütün davalar bakımından kesin hükme bağlandığı anlamına gelmez. Kesin kaldırma, geçici kaldırmadan ayrılan bir takip hukuku yoludur; bu karar, genel mahkemenin alacak hakkında vereceği maddi anlamda kesin hükümle eş tutulmaz. Alacaklı bakımından belge yetersizliği borcun hiç doğmadığının kabulü değildir; borçlu bakımından da kaldırma kararı diğer hukuki yolları ortadan kaldırmaz. Ancak başka bir dava açılması, icrayı kendiliğinden durdurmaz.

Altı aylık başvuru süresi ve tebligatın incelenmesi

İtirazın kaldırılmasını istemek için öngörülen altı aylık süre, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren başlar. İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesindeki başlangıç olayı budur; borçlunun itiraz dilekçesini verdiği tarih, ödeme emrinin borçluya tebliğ tarihi veya dosyanın açılış tarihi esas alınmaz. Elektronik tebligat kullanılmışsa, evrakın sisteme düşmesiyle hukuken tebliğ edilmiş sayılması arasındaki ayrım da korunmalıdır.

İlamsız takipte itirazın kesin kaldırılması için belge şartı, altı aylık süre, icra mahkemesi ve tazminatı gösteren şema
İtirazın kesin kaldırılması: belge, süre ve tazminat (İİK m.68)

Ay olarak belirlenen sürelerde, İcra ve İflas Kanunu'nun 19. maddesindeki hesaplama kuralları dikkate alınır. Süre, başladığı güne son ayda karşılık gelen günün sonunda biter; böyle bir gün yoksa son ayın son günü esas alınır. Son gün resmî tatile rastlıyorsa, süre tatili izleyen iş günü sona erer. Altı ayı doğrudan yüz seksen gün saymak bu düzenlemeyle aynı değildir.

Bu süre içinde başvurmayan alacaklı, aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapamaz; takibi kapatıp yeni dosya açmak kaçırılan süreyi telafi etmez. Buna karşılık genel mahkemede başvuru imkânı, itirazın iptali için öngörülen süre ve alacağın zamanaşımı ayrı meselelerdir. Bu ayrımların değerlendirilmesi, Ankara icra avukatı hizmetinin konu aldığı takip ve alacak uyuşmazlıkları kapsamındadır.

Başvuru hazırlığında tebliğ belgesi, itirazın tam metni ve takip talebi aynı dosyada saklanmalı; vekille yürütülen işlerde tebligatın muhatabı ve teslim kaydı da kontrol edilmelidir. Karşı tarafla yazışmak, ödeme görüşmesi yapmak veya yeni belge istemek, altı aylık süreyi kendiliğinden yeniden başlatmaz. Altı ay, başvurunun yapılması gereken süredir; mahkemenin yargılamayı bitirmek zorunda olduğu süre değildir.

Borç ikrarı içeren belgeler, senet ve fatura ayrımı

Belgede borçlunun imzasının bulunması tek başına yetmez; İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesinde belirtilen senedin borç ikrarını içermesi gerekir. Bir görüşme tutanağı, teslim listesi veya genel sözleşme, yalnız imzalı olduğu için bu nitelikte belgeye dönüşmez. Metinde hangi yükümlülüğün kabul edildiği, borcun belirlenebilir olup olmadığı ve ödemeyi etkileyen şartlar incelenir. Noter onayı da içeriği belirsiz bir metne kendiliğinden koşulsuz borç ikrarı niteliği kazandırmaz.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, alacağın talep edilebilir olması karşı tarafın edimini yerine getirmesine bağlı olabilir. Malın teslimi, işin tamamlanması veya sözleşmedeki koşulun gerçekleşmesi tartışılıyorsa, gerekli incelemenin bu dar belge usulü içinde yapılıp yapılamadığı önem taşır. Örneğin kira sözleşmesinin kapsamı bakımından ödeme yükümlülüğü ve sözleşme hükümleri değerlendirilirken, kira alacağına veya tahliyeye özgü takip düzenlemeleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

Fatura da tek başına her durumda bu nitelikte belge sayılmaz. Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinde faturaya ve içeriğine ilişkin düzenlenen sonuçlarla, icra hukukunun aradığı borç ikrarı şartı birbirine karıştırılmamalıdır. Faturaya itiraz edilmemesi, teslim veya ödeme kayıtları somut uyuşmazlıkta önem taşıyabilir; ancak bunlardan otomatik olarak kesin kaldırma sonucu çıkarılamaz. Faturanın yanında borçlunun kabul beyanı bulunuyorsa, bu beyanın kapsamı ve hangi faturaya ilişkin olduğu incelenir. Faturanın elektronik olması da belgenin bu takip yolundaki niteliğini tek başına belirlemez.

Belge hazırlığında asıl metin, ekleri, imza sayfaları ve varsa değişiklikler birlikte sunulmalıdır; yalnız son sayfanın veya seçilmiş ekran görüntüsünün gösterilmesi borcun koşullarını gizleyebilir. Yetkili makamca düzenlenen resmî belgenin de hangi görev kapsamında ve hangi usulle oluşturulduğu değerlendirilir; her resmî yazı, takipte istenen özel hukuk borcunun kabulü anlamına gelmez. Ödeme tarihi, vade, para birimi ve hesaplama yöntemi belgeler arasında tutarlı olmalıdır. Belgede açıklanmayan kalemleri sonradan bir hesap çizelgesine eklemek, eksik borç kabulünü tamamlamaz.

İcra mahkemesine başvuru ve arabuluculuk ayrımı

İtirazın kaldırılması, ilgili takip dosyası bakımından icra mahkemesinden istenir. Başvuruda tarafların kimlikleri, takip dosyası, itirazın kapsamı, tebliğ tarihi ve dayanak belgeler açıklanmalıdır. Hangi alacak kalemleri için kaldırma istendiği ile tazminat talebi varsa bunun dayanağı ayrı gösterilmelidir. Dilekçede yalnız “itiraz haksızdır” demek, belge ve miktar incelemesinin yerini tutmaz.

İcra ve İflas Kanunu'nun 18. maddesinde icra mahkemesine getirilen işler bakımından basit yargılama usulü öngörülür; bu düzenleme 6352 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle yapılan değişiklikle birlikte okunmalıdır. Basit usul, bütün taleplerin duruşmasız ve hemen karara bağlanacağı anlamına gelmez; tarafların çağrılması, belgenin aslına ihtiyaç duyulması veya imzaya ilişkin bir sorun süreci etkileyebilir. Bu nedenle delillerin hangi vakıayı gösterdiği dilekçede açıkça belirtilmeli, ekler eksiksiz sunulmalıdır.

Bu kaldırma yoluyla, genel mahkemede açılan itirazın iptali davasının arabuluculuk koşulları aynı değildir. İcra mahkemesindeki dar belge incelemesine dayanan kaldırma başvurusu için dava şartı arabuluculuk aranmaz. Buna karşılık ticari nitelikteki itirazın iptali davaları, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin güncel kapsamındadır; ilgili genişleme 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesinde yer alır. Önce seçilen hukuki yol, ardından o yolun başvuru ön şartları belirlenmelidir.

Kira uyuşmazlıklarında da özel takip ve tahliye hükümleriyle genel mahkemedeki dava düzeni ayrılmalıdır; ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin istisnalar ve başvurunun gerçek konusu ayrıca incelenir. Ankara kira avukatı bilgilendirmesinde ele alınan kira bedeli ve tahliye meseleleri, bu ayrımın uygulamada sık karşılaşılan alanıdır. Alacaklı hem para hem tahliye istiyorsa, taleplerin her birinin şartları gösterilmelidir; yanlış başvuru yolunu seçmek, belge güçlü olsa bile usul ve süre sorunları doğurabilir.

Borçlunun savunması, ödeme belgesi ve imza incelemesi

Borçlunun savunması değerlendirilirken önce icra dosyasına sunduğu itirazın tam metni okunur. İcra ve İflas Kanunu'nun 63. maddesi uyarınca, itirazın kaldırılması incelemesinde itiraz sebeplerinin değiştirilmesi ve genişletilmesi sınırlandırılmıştır; senet metninden anlaşılan hususlar bakımından öngörülen istisna saklıdır. Bu nedenle borcun bulunmadığı, ödendiği, ertelendiği veya miktarın yanlış hesaplandığı savunmalarından hangisinin başlangıçta ileri sürüldüğü önemlidir; borçlu, savunmasını hangi belgenin desteklediğini de açıklamalıdır.

İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesi, borçlunun itirazını destekleyen kabul edilebilir karşı belgeler bakımından da esas alınır. Bir ödemenin yapıldığını ileri sürmekle, o ödemenin takipteki borca ilişkin olduğunu göstermek farklıdır. Dekonttaki tarih, alıcı, açıklama ve tutar takip kalemleriyle karşılaştırılmalı; birden çok borç ilişkisi varsa havalenin hangi borcu kapattığı açıklanmalıdır. Kısmi ödeme, takipte istenen bütün tutarın sona erdiğini göstermez. Makbuz veya ibra belgesinde de hangi alacakların kapsandığı önemlidir.

Borçlunun sunduğu karşı belgedeki imza alacaklı tarafından inkâr edilirse, kanunun öngördüğü imza incelemesi gündeme gelebilir. İmzanın alacaklıya ait olduğu sonucuna varılması hâlinde, bu özel düzenleme kapsamında kaldırma talebinin reddi yanında yüzde on para cezası söz konusu olur. Bu yaptırım, aşağıda anlatılan ve yüzde yirmiden az olmamak üzere düzenlenen tazminatla aynı değildir; genel mahkemede açılan davanın bu para cezasına etkisi de kanunda ayrıca düzenlenmiştir. İmza incelemesine ilişkin usule uygun çağrılara cevap verilmesi önem taşır.

Takip dayanağındaki imzanın borçlu tarafından açıkça inkâr edilmesi ise başka bir ayrımdır; bu durum aşağıda anlatılan geçici kaldırma hükümlerini gündeme getirebilir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip için öngörülen imza itirazı düzeni de buraya taşınmamalıdır. Başka bir davanın varlığının bu incelemeyi mutlaka bekleteceği varsayılamaz; kanunun sınırlı inceleme ve bekletici mesele hükümleri gözetilir. Savunma hazırlığında belge asılları korunmalı, sonradan yapılan ödemeler tarihleriyle gösterilmelidir.

Kesin kaldırma, geçici kaldırma ve iptal yolları

Adi senetteki imza açıkça inkâr edilmişse, kesin kaldırma yerine İcra ve İflas Kanunu'nun 68/a maddesindeki geçici kaldırma yolu ve imza incelemesi değerlendirilebilir. Bu yol için de itirazın alacaklıya tebliğinden başlayan altı aylık süre önemlidir. Bir dilekçede borca ilişkin başka savunmaların bulunması, imza inkârının hukuki etkisini inceleme ihtiyacını ortadan kaldırmaz.

Geçici kaldırma kararı sonrasında borçlunun başvurabileceği borçtan kurtulma davası, İcra ve İflas Kanunu'nun 69. maddesinde düzenlenir. Kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi günlük süre ve kanunda belirtilen güvence koşulu bu özel yola ilişkindir. Davanın dinlenebilmesi için alacağın yüzde on beşi oranındaki teminatın ilk duruşma gününe kadar sağlanmasına ilişkin düzenleme gözden kaçırılmamalıdır; kanunun kabul ettiği güvence biçimleri ayrıca değerlendirilir. Yedi gün ve teminat şartı, kesin kaldırma kararından sonra uygulanacak genel dava koşulları değildir.

İtirazın iptali davası ise İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen ve genel mahkemede görülen ayrı bir yoldur. İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık başvuru süresiyle, alacağın genel hükümlere göre ispatı bu yolun belirgin özelliklerindendir. İtirazın iptali davası için hangi mahkemenin görevli olduğu, borcun dayandığı hukuki ilişkiye göre belirlenir. Kaldırmadaki dar belge koşullarının karşılanmaması, alacağın hiçbir delille ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez; ancak iptal davasının da kendi süre, görev ve varsa arabuluculuk şartları vardır.

Yol seçiminde, eldeki belgenin niteliği kadar uyuşmazlığın hangi incelemeyi gerektirdiği de belirleyicidir. Karşı edimin yerine getirilip getirilmediği, hesap ilişkisi veya sözleşmenin kapsamı daha geniş yargılama gerektirebilir. Kaldırma talebinin reddinden sonra yapılacak başvuru, ret gerekçesi okunmadan seçilmemelidir; önceki başvurunun diğer yolların sürelerini koruduğu da kabul edilemez. Borçlu yönünden menfi tespit ve istirdat gibi yolların koşulları ayrıdır.

Kararın takibe etkisi, istinaf ve satış işlemleri

Kaldırma talebi kabul edildiğinde, kararın kapsadığı alacak yönünden durmuş takibin devamı gündeme gelir. Alacaklı kararı ilgili takip dosyasına sunarak gerekli işlemleri ister. Kabulün bütün takip kalemlerini mi yoksa yalnız bir kısmını mı kapsadığı kararın hüküm bölümünden anlaşılmalıdır; başka bir miktarın, faizin veya tarafın karara dayanılarak takibe eklenebileceği varsayılmamalıdır. Borçlunun genel mahkemede dava açtığını bildirmesi, tek başına icra dosyasındaki işlemleri durdurmaz; geçici koruma isteniyorsa ilgili yolun tedbir koşulları ayrıca karşılanmalıdır.

İcra ve İflas Kanunu'nun 363. maddesindeki kanun yolu şartları incelenirken, 7499 sayılı Kanun'un 37. maddesiyle getirilen değişiklik dikkate alınır. Yeni süre düzenlemesine tabi kararlar bakımından istinaf süresi, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Geçiş hükmü uyarınca 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar ile daha eski kararlar aynı süre kuralına göre değerlendirilmez; eski metinlerdeki on günlük süre güncel dosyaya doğrudan aktarılmamalıdır. Ayrıca istinaf imkânı, kararın niteliği ve uygulanacak parasal sınır gibi koşullara bağlıdır.

İstinaf başvurusu, satış dışındaki icra işlemlerini kendiliğinden durdurmaz; satışa ilişkin etkilerle diğer takip işlemleri ayrı değerlendirilmelidir. Kira alacağına tahliye talebi de eklenmişse, kira borcu nedeniyle icra takibi ve tahliye hakkındaki özel hükümler ayrıca incelenir. Kanun yolu dilekçesinde hangi karar bölümüne neden itiraz edildiği açıklanmalıdır.

Yüzde 20 tazminat, ret sebepleri ve dava seçenekleri

İtirazın kaldırılması incelemesinde tazminat, her kabul veya ret kararının otomatik sonucu değildir. İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesindeki düzenleme, talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü veya reddi ile diğer tarafın istemini esas alır. Kabul hâlinde borçlu, ret hâlinde alacaklı aleyhine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminat gündeme gelebilir. Bu oranın güncel düzenlemesi 6352 sayılı Kanun'un 12. maddesinde yer alan değişiklikle birlikte değerlendirilir; eski metinlerde görülen yüzde kırk oranı esas alınmamalıdır.

Usule ilişkin bir ret sebebiyle, alacak ve karşı belge değerlendirmesine dayanan esasa ilişkin ret aynı değildir; bu nedenle kararın gerekçesi okunmadan yalnız sonuç bölümündeki kabul veya ret sözcüğüyle tazminat hesabı yapılamaz. Tazminat istemi dilekçede açıkça gösterilmeli; istenen miktarın hangi alacak kısmına dayandığı belirlenmelidir. Kısmi kabul veya ret varsa, bütün takip toplamının otomatik hesap tabanı sayılması doğru olmaz.

Bu tazminat, genel haksız fiil zararının veya her türlü manevi zararın karşılığı değildir. Maddi ve manevi tazminat davası kapsamında değerlendirilen zarar türleriyle, takip hukukunun özel tazminat yaptırımı birbirinden ayrılır. İtirazın iptali veya menfi tespit davalarının tazminat koşulları da yalnız oran benzerliği nedeniyle kaldırma incelemesine taşınmamalıdır.

Kanun, borçlunun menfi tespit veya istirdat davası açması yahut alacaklının genel mahkemede dava açması durumunda bu tazminatın tahsilinin dava sonuna kadar ertelenmesini de düzenler. Davanın o taraf lehine sonuçlanması hâlinde, daha önce hükmedilen tazminatın kalkmasına ilişkin sonuç dikkate alınır. Bu hüküm, esas icra takibinin bütünüyle durduğu anlamına gelmez; tazminatın tahsiliyle takip işlemleri ayrıdır.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp