
Borçlu öldü icra takibi kendiliğinden sona ermez; takip ölümden sonra önce üç gün, ardından mirasçıların ret süresi dolana kadar geri kalır. Ölüm takipten önce olduysa taraf mirasçılardır, takip sırasında olduysa tereke şartları varsa takip terekeye karşı sürebilir. Alacağı kaybetmemek için süreleri, mirasçıları ve mal varlığını birlikte izlemek gerekir.
Borçlu öldü icra takibi durur mu? Ölüm tarihine göre ne değişir?
Hayır, takip düşmez; yalnızca bekletilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 53. maddesi, terekenin borçları için ölüm gününden başlayarak üç gün takibin geri bırakılmasını öngörür. Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse Türk Medeni Kanunu’ndaki süreler geçinceye kadar da takip geri kalır.
Ölümün hangi aşamada gerçekleştiği yolu belirler. Ölüm takipten önce olduysa borçlu artık hayatta olmadığı için takip mirasçılara yöneltilir. Ölüm takip sırasında olduysa tereke paylaşılmamışsa, resmî tasfiyeye tabi tutulmamışsa ve mirasçılar arasında aile şirketi kurulmamışsa takip terekeye karşı devam eder. Bu şartlardan biri yoksa mirasçılara gidilir. Mirasçılara karşı devam ise ancak haciz veya rehnin paraya çevrilmesi yoluyla mümkündür.
Örneğin ödeme emri tebliğ edildikten sonra ölen borçlunun takibi, tereke paylaşılmadığı sürece terekeye karşı sürdürülebilir; aynı borçlu takip başlamadan önce ölmüşse takip mirasçılara karşı açılır. Sıradan bir ilamsız icra takibi de bu ayrıma tabidir.
Takip terekeye karşı açılmışsa ne demek, mirasçıya karşı ne zaman devam eder?
Takibin terekeye karşı sürmesi, borçlunun yerine belirli bir mirasçının değil, ölenin mal varlığının muhatap alınması demektir. Bu yol yalnızca ölüm takip sırasında gerçekleşmişse ve üç koşul birlikte varsa açıktır: tereke paylaşılmamış olmalı, resmî tasfiyeye tabi tutulmamış olmalı, mirasçılar arasında aile şirketi kurulmamış olmalıdır. Takip borçlu hayatta olsaydı hangi usule göre yürüyecekse aynı usulle devam eder.
Koşullardan biri ortadan kalkarsa, örneğin tereke paylaşılırsa, muhatap mirasçılar olur. Ölüm takipten önce olmuşsa da baştan mirasçılara yönelmek gerekir. Mirasçılara karşı devam ise ancak haciz veya rehnin paraya çevrilmesi yoluyla mümkündür.
Hangi malın terekeye girdiğini bilmek, haczedilecek varlığı seçmeyi kolaylaştırır; bu ayrım terekeye hangi malların girdiği sorusunda ayrıca anlatılmıştır.
Mirasçılara karşı icra takibi için üç gün ve üç ay neden beklenir?
Mirasçıların borcu üstlenip üstlenmeyeceğine karar verebilmesi için kanun onlara süre tanır. İlk süre ölüm gününden başlayan üç gündür. İkinci süre ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesi uyarınca mirası reddetme süresidir ve üç aydır. Yasal mirasçılar için bu süre, mirasçının ölümü ve mirasçı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren işler; bu yüzden her mirasçı için başlangıç farklı olabilir. Mirasın yazımı yapılmışsa ret süresinin başlangıcı da farklılaşabilir, bu nedenle başlangıç tarihi her dosyada ayrıca belirlenir.
Ret süresi içinde mirasçıya karşı yapılan takip ilerletilemez. Ölü borçluya karşı açılmış bir takibin mirasçılara düzeltilmesi ayrıca tartışılabilir; her mirasçının kendi süresinde yaptığı itiraz da ayrıca incelenir.
Bekleme süreleri alacağın zamanaşımı bakımından da izlenmesini gerektirir. Borçlu tarafın ileri sürebileceği icra takibinde zamanaşımı itirazı bu yüzden baştan hesaplanmalıdır.
Alacaklı mirasçıları nasıl belirler, mirasçılık belgesi gerekir mi?
Mirasçıların kim olduğu, sulh mahkemesinden veya noterden alınan mirasçılık belgesiyle gösterilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesi belgenin başvuru üzerine verileceğini, geçersizliğinin de her zaman ileri sürülebileceğini düzenler. Takip hangi kişilere yöneltiliyorsa onların belgede yazılı olması gerekir; yanlış kişiye yöneltilen takip, tebligat ve itiraz aşamasında sorun çıkarır.
Belge, mirasçıların sayısını ve paylarını gösterir; bu bilgi ödeme emrinin kime gönderileceğini belirler. Belgenin nasıl alındığı mirasçılık belgesi ve veraset ilamı yazısında anlatılmıştır. Alacaklının belgeyi kendi adına isteyip isteyemeyeceği ise başvurulan makamın aradığı hukukî yarara bağlıdır.
Belgede yazılı olmak, mirasçının mirası kabul ettiği anlamına gelmez. Ret süresi içinde mirasçı belgede yer alsa da mirası reddedebilir; bu nedenle belge alındıktan sonra reddin yapılıp yapılmadığı ayrıca kontrol edilir.
Ölen borçlunun malları için ihtiyati haciz istenebilir mi?
Üç gün ve ret süresi boyunca takip ilerlemese de malların kaçırılma riski sürer; bu yüzden ihtiyati haciz düşünülür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesi, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borçları için ihtiyati haciz yolunu açar. Bu ihtiyati haciz talebi, alacağı ve haciz sebebini kanaat getirecek delillerle yetkili mahkemeye yapılır.
Alacak ilama dayanmıyorsa teminat meselesi gündeme gelir; ilam niteliğinde bir belgeye dayanan alacakta teminat istenip istenmeyeceği ise mahkemenin takdirindedir. Karar on gün içinde infaz ettirilmezse kalkar. Takipten önce yaptırılan ihtiyati haciz için haczin uygulanmasından itibaren yedi gün içinde takip veya dava başlatılması gerekir; haciz alacaklının yokluğunda yapılmışsa bu yedi gün, haciz tutanağının tebliğinden başlar. Ölüm bu süreleri uzatmaz, bu yüzden talep, ölümün öğrenilmesinden hemen sonra hazırlanmalıdır.
Tereke mallarını korumak için ayrı bir yol da vardır: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 589. maddesi uyarınca mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya resen yazım, mühür ve resmî yönetim gibi koruma önlemlerini alır. Alacaklının bu istemi hangi sıfatla yapabileceği somut dosyaya bağlıdır; bu nedenle yetkili sulh hukuk mahkemesine başvurmadan önce dilekçedeki dayanak netleştirilir.
Mirasçılar resmî defter isterse takip durur mu?
Evet, resmî defter tutulduğu sürece durur. Ret hakkı olan her mirasçı, bir ay içinde sulh hâkiminden terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 625. maddesi, resmî defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamayacağını söyler.
Defter tutulduğu sürece mirasbırakanın borçları için zamanaşımı da işlemez; yani alacak kaybolmaz, yalnızca tahsil işlemleri bekler.
Defter, sulh mahkemesinin bir ay arayla iki kez yapacağı ilanla alacaklıları ve borçluları çağırmasıyla ilerler; bildirim süresi ikinci ilandan başlayarak en az bir aydır. Resmî kayıtlardan veya mirasbırakanın belgelerinden anlaşılan alacaklar deftere doğrudan geçirilir. İlan çıkmışsa alacağı süresinde mahkemeye bildirmek ve belgelerini eklemek, alacağın deftere yazılmasını sağlar.
Mirasçı mirası reddetmediyse kendi malından da sorumlu olur mu?
Evet, mirası süresinde reddetmeyen mirasçı borçlardan sorumlu olur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesi uyarınca ret süresi geçince miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş olur; aynı Kanun’un 641. maddesi uyarınca mirasçılar da tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olur. Müteselsil sorumluluk, alacaklının borcun tamamını mirasçılardan birinden isteyebilmesi demektir.
Ölenin ödemeden aczi açıksa miras reddedilmiş sayılır; bu durumda mirasçının kabul beyanı aranmaz. Mirasçı mirası resmî deftere göre kabul etmişse sorumluluk deftere yazılan borçlarla bağlantılıdır. Bu nedenle alacaklı için deftere kayıt, kabul edilen mirasta alacağın muhatap bulması bakımından önem taşır.
Mirasçılar mirası reddederse alacaklı alacağını nasıl alır?
Ret, alacağı silmez; tahsil yolunu değiştirir. Ret, sulh mahkemesine sözlü veya yazılı olarak ve kayıtsız şartsız yapılan bir beyanla gerçekleşir. Bir yasal mirasçı reddederse payı, miras açıldığında kendisi sağ değilmiş gibi diğer hak sahiplerine geçer; alacaklı bu kişilere karşı takibe devam edebilir.
En yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse miras sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Burada alacaklının işi, alacağını tasfiyeye kaydettirmektir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 219. maddesi kayıt süresini ilandan itibaren bir ay olarak belirler. Alacaklılar daha önce miras hükümlerine göre davet edilmişse bu süre, aynı Kanun’un 220. maddesine göre on güne iner.
Kayıt süresi ilanla işlediği için, mirasçıların tamamının reddettiğini öğrenen alacaklı ilanı ve süresini sulh mahkemesinden takip etmelidir.
Borçlusu ölen alacaklı hangi adımları sırayla izler?
Sıralama, ölümün takibe göre ne zaman gerçekleştiğine göre değişse de çoğu dosyada şu kontrol listesi işler:
- Ölüm tarihini ve takibin hangi aşamada olduğunu belirleyin.
- Ölümden sonraki üç günlük süreyi ve mirasçının üç aylık ret süresinin dolup dolmadığını hesaplayın.
- Mirasçıları mirasçılık belgesinden tespit edin.
- Malların kaçırılma riski varsa ihtiyati haciz veya koruma önlemi için başvurun; on günlük infaz ve yedi günlük takip süresini kaçırmayın.
- Resmî defter tutulup tutulmadığını sulh mahkemesinden öğrenin; tutuluyorsa takip yapılamaz ve ilanla çağrıldığınızda alacağınızı bildirin.
- Mirasın reddedilip reddedilmediğini öğrenin; reddedilmişse alacağı iflas hükümlerine göre yapılan tasfiyede, kayıt süresi içinde kaydettirin.
Her adımın süresi farklı kanun maddesine dayandığı için tek bir tarihi başlangıç almak yerine, her sürenin kendi başlangıcı ayrı hesaplanır. Dosyada hangi mirasçının hangi tarihte öğrendiği, defter istenip istenmediği ve reddin yapılıp yapılmadığı belirleyicidir. Takibin kime yöneltileceği ve ihtiyati haciz talebinin dayanakları konusunda Ankara icra avukatı hizmetinden yararlanılabilir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
