
Tasarrufun iptali davası nedir, borçlu malını devrettiyse alacaklıya ne sağlar?
Borçlu haciz gelmeden malını yakınına satmış veya bağışlamışsa, alacaklı tasarrufun iptali davası ile bu devri kendi alacağı bakımından hükümsüz kılabilir. Dava devrin tapudaki veya sicildeki kaydını silmez; alacaklıya, devredilen mal üzerinde borçlunun malıymış gibi cebri icra yoluyla alacağını alma yetkisi verir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277. maddesi, elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan her alacaklıya bu davayı açma hakkı tanır. Davanın konusu, aynı Kanun’un 278, 279 ve 280. maddelerinde sayılan tasarruflardır. Konu taşınmazsa devralan kişi adına kayıtlı olan taşınmaz, kayıt düzeltilmeden haczedilip satılabilir.
Bu dava, borçlunun takibe itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasından farklıdır. Orada alacağın varlığı tartışılır; burada takip kesinleşmiş, alacaklı borçludan tahsilat yapamamış ve malın üçüncü kişiye geçişi tartışılmaktadır.
Dava açmadan önce hangi şartlar aranır, aciz belgesi nasıl alınır?
İlk şart elde aciz belgesi bulunmasıdır. İcra dairesi, haczedilecek mal bulunamadığında veya bulunan malın alacağı karşılamadığı anlaşıldığında bu belgeyi düzenler; alacağın bir kısmı tahsil edilebilmişse kalan miktar için kesin aciz belgesi verilir (2004 sayılı Kanun’un 143. maddesi).
Haciz tutanağı da bu belgenin yerini tutar. Aynı Kanun’un 105. maddesine göre haczedilecek mal bulunamadığında düzenlenen tutanak aciz belgesi hükmündedir; icraca takdir edilen kıymete göre malların alacağa yetmeyeceği anlaşılırsa tutanak geçici aciz belgesi yerine geçer ve alacaklıya 277. maddedeki hakları kazandırır.
Dava için gerçek bir alacağın bulunması, alacağın takibe konu edilip takibin kesinleşmesi ve devrin alacağın doğumundan sonra yapılmış olması beklenir. Kesinleşmiş bir ilamsız icra takibi bu açıdan dava için uygun zemindir. Aciz belgesini dava dilekçesiyle birlikte dosyaya koymak daha güvenlidir.
Dava öncesinde şu belgeleri toplayın:
- Aciz belgesi veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağı ile takibin kesinleştiğini gösteren icra dosyası belgeleri.
- Devir tarihini ve devralanın kimliğini gösteren tapu kaydı, araç için trafik tescil kaydı veya ilgili sicil belgesi.
- Alacağın doğduğu tarihi gösteren sözleşme, fatura, senet veya ilam.
- Devralanın borçluyla yakınlığını gösteren nüfus kaydı ve ortak konutta yaşadığına dair kayıtlar.
Bağışlama ve ivazsız devirde bir yıllık dönem nasıl hesaplanır?
2004 sayılı Kanun’un 278. maddesi, alışılmış hediyeler dışındaki bütün bağışlamaları ve karşılıksız tasarrufları iptale tabi tutar. Bu tasarruflar, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılmış olmalıdır.

Bu dönem eskiden iki yıldı; 7571 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile bir yıla indi. Kanun 24 Aralık 2025’te kabul edilmiş, 25 Aralık 2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 278. madde 25 Aralık 2025’te yürürlüğe girmiştir. Kabul, yayım ve yürürlük tarihleri aynı güne denk gelmediği için bu üç tarih birbirine karıştırılmamalıdır.
Sayım, devrin yapıldığı günden değil, belgenin düzenlendiği günden geriye doğru yapılır:
- Aciz belgesinin veya haciz tutanağının düzenlendiği tarihi belirleyin.
- Bu tarihten bir yıl geriye gidin; devir bu aralıkta kalıyorsa 278. madde kapsamına girer.
- Devir bu aralığın dışında kalıyorsa 278. madde dışında 280. maddedeki zarar verme kastı yolunu değerlendirin.
Yakınıma satış gösterilen devir bağışlama sayılır mı?
Satış gösterilmesi devri korumaz. 278. madde, belirli kişiler arasındaki tasarrufların gerçek değerine uygun olarak karşılıklı yapıldığı ispatlanmadıkça bağışlama sayılacağını söyler. Bu kişiler altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, üçüncü derece dâhil kayın hısımları, eş, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişilerdir.
Eş bakımından, evlilik birliğinin son bir yıl içinde sona ermiş olması sonucu değiştirmez. İspat yükü devralan tarafta olduğundan, devralan fiyatın gerçek değere uygun olduğunu ve bedelin ödendiğini göstermek zorunda kalır.
Yakınlık bulunmasa da borçlunun verdiği şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir bedelle devir yapması aksi ispatlanmadıkça bağışlama sayılır. Ömür boyu gelir, intifa veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri de uygun bir karşılık ispatlanmadıkça bağışlama sayılır. Tapu veya trafik kaydındaki bedel ile malın gerçek değeri arasındaki fark bu nedenle dosyaya sunulacak önemli bir veridir.
Haciz öncesi yapılan rehin, borç ödemesi ve tapu şerhi de iptal edilebilir mi?
Evet. 2004 sayılı Kanun’un 279. maddesi, borcunu ödemeyen borçlunun haciz veya mal bulunmaması sebebiyle aciz ya da iflasın açılmasından önceki bir sene içinde yaptığı dört işlemi batıl sayar: mevcut borcu temin için verilen rehinler (teminat vermeyi önceden taahhüt etmediği hâllerde), para veya mutat ödeme vasıtalarından başka biçimde yapılan ödemeler, vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler ve kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.
Örneğin borçlu, yalnız bir alacaklısına güvence sağlamak için taşınmazının üzerine rehin koyarsa diğer alacaklılar bu işlemin iptalini isteyebilir. Bu tasarruflardan yararlanan kişi, borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmez.
Zarar verme kastıyla yapılan devir için dava hangi süre içinde açılır?
2004 sayılı Kanun’un 284. maddesine göre iptal davası hakkı, batıl sayılan tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Zarar verme kastıyla yapılan işlemlerde dava için gereken süre bu beş yıllık sınırdır.
280. madde, malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılara zarar verme kastıyla yaptığı bütün işlemleri kapsar. İşlem, borçlunun mali durumunun ve zarar verme kastının karşı tarafça bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık belirtilerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. İşlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takip yapılmış olması da gerekir.
Borçlunun eşi, usul ve füruu ile üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile evlat edinen veya evlatlığı olan üçüncü kişinin borçlunun durumunu bildiği kabul edilir. Üçüncü kişi, 279. maddenin son fıkrasındaki yoldan bunun aksini ispatlayabilir.
Üç iptal sebebi, dönem, ispat ve karine açısından şöyle ayrılır:
- 278. madde, bağışlama ve karşılıksız tasarrufları kapsar; dönem belgeden önceki bir yıldır ve yakınlar arasındaki devirlerde bağışlama karinesi işler.
- 279. madde, rehin, olağan dışı ödeme ve tapu şerhini kapsar; dönem yine bir yıldır, yararlanan kişi borçlunun durumunu bilmediğini ispat ederse dava dinlenmez.
- 280. madde, zarar verme kastıyla yapılan her işlemi kapsar; beş yıllık süre vardır, karşı tarafın bilgisi gerekir ve yakınlar bakımından bilme karinesi bulunur.
Tasarrufun iptali davası kime karşı ve hangi mahkemede açılır?
2004 sayılı Kanun’un 282. maddesi, davanın borçluya ve borçluyla hukuki işlem yapan veya borçlu tarafından kendisine ödeme yapılan kişilere karşı açılacağını öngörür. Bu kişilerin mirasçıları da davalı olur. Kötü niyetli üçüncü kişilere karşı da dava açılabilir; iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları ise korunur.
İcra ve İflas Kanunu’nda ayrı bir görev kuralı yoktur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca malvarlığı haklarına ilişkin davalarda aksi öngörülmedikçe asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Yetkide genel kural geçerlidir; Kanun’un 6. maddesine göre davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir, 7. maddeye göre davalı birden fazlaysa dava bunlardan birinin yerleşim yerinde açılabilir.
Haczedilen mal üzerinde ayrıca istihkak iddiası ileri sürülürse bu, tasarrufun iptali davasından ayrı bir usul olarak yürür.
Dava sürerken devralan malı satmasın diye ihtiyati haciz istenir mi?
Evet. 2004 sayılı Kanun’un 281. maddesine göre hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminat gerekip gerekmediğini ve miktarını mahkeme takdir eder; ancak dava, elden çıkarılmış malların yerine geçen değere ilişkinse teminat gösterilmeden ihtiyati haciz kararı verilemez.
Mahkeme iptal davalarını basit yargılama usulüyle görür. Davalılardan biri davacının alacağını öderse dava reddedilir ve hâkim yargılama giderini durumun gereğine göre paylaştırır. Bu nedenle devralan, malı korumak için borcu ödemeyi tercih edebilir; alacaklı için de dava amacına ulaşmış olur.
Malın üçüncü kişide bulunduğu durumlarda, borçlunun üçüncü kişideki alacağına haciz ihbarnamesi gönderilmesi ayrı bir tahsil yoludur ve iptal davasıyla birlikte düşünülebilir.
Dava kazanılırsa alacaklı ne elde eder, devralan ne olur?
2004 sayılı Kanun’un 283. maddesine göre dava sabit olursa davacı alacaklı, davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisini kazanır. Mal borçlu adına geri dönmez; devir yalnız bu alacaklı bakımından hükümsüz sayılır.
Devralan malı elinden çıkarmışsa, dava elden çıkarılan malların yerine geçen değere ilişkin olur. Bu durumda devralan, davacının alacağını aşmamak üzere bu değer oranında nakden tazmine mahkûm edilir. Davayı kaybeden üçüncü kişi, borçluya verdiği karşılığı veya bedelini borçludan geri isteyebilir.
Kendisine bağış yapılan kişi iyi niyetliyse, yalnız dava tarihinde elinde bulunan miktarı geri vermekle yükümlüdür. Devrin alacağı karşılayıp karşılamayacağı, aciz belgesi alınmadan önce icra takibi kayıtları ve devir tarihleri üzerinden gözden geçirilirse davanın süresi ve talep kalemleri doğru kurulur.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
