
İcra takibine itiraz nasıl yapılır sorusunun cevabı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine dilekçe vermek veya sözlü beyanda bulunmaktır. Bu yazı, ilamsız takipte ödeme emri alan borçlunun hangi itiraz türünü seçeceğini, itirazda hangi cümlelerin eksik kalmaması gerektiğini ve süre kaçarsa ne yapılabileceğini anlatır.
Borçlu icra takibine itiraz nasıl yapılır, nereye verilir?
Borçlu, itirazını ödeme emrini gönderen icra dairesine bildirir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 62. maddesi itirazın tebliğden itibaren yedi gün içinde, dilekçeyle ya da sözlü olarak yapılmasını düzenler. Sözlü itirazda icra dairesi beyanı tutanağa geçirir. İtiraz yanlışlıkla başka bir icra dairesine verilirse o daire masrafı alır ve itirazı yetkili daireye gönderir.

İtiraz sırasında borçlunun veya vekilinin yurt içinde bir adres bildirmesi gerekir. Adres bildirilmezse sonraki tebligatlarda sorun çıkar; adresiniz değişirse yeni adresi icra dairesine bildirin. Borçluya itiraz ettiğine dair bir belge verilir; bu belgeyi süre ve içerik tartışmasında göstermek üzere saklayın.
Takibin hangi dairede ve hangi dosya numarasıyla yürüdüğünü görmek için UYAP Vatandaş Portalı üzerinden icra dosyası sorgulama yapılabilir. Takibin genel işleyişi ise ilamsız icra takibi yazısında anlatılır.
Ödeme emrine itiraz için yedi günlük süre ne zaman başlar?
Süre, ödeme emrinin borçluya tebliği tarihinde başlar. Borçlu adreste bulunamazsa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca evrak muhtara veya zabıtaya teslim edilir, ihbarname kapıya yapıştırılır ve yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Bu nedenle kapıdaki ihbarnameyi görmeseniz bile süre işlemeye başlamış olabilir; tebliğ zarfını ve üzerindeki tarihleri saklayın.
Tebligat usulüne aykırı yapılmışsa Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi devreye girer: muhatap tebliğden haberdar olmuşsa, haberdar olduğunu beyan ettiği tarih tebliğ tarihi sayılır. Süre kısa olduğundan itirazı son güne bırakmadan, tebliğ tarihini gösteren zarfla birlikte icra dairesine vermek gerekir.
Borca, kısmi borca, imzaya ve yetkiye itiraz arasında nasıl seçim yapılır?
Seçim, takibin hangi kısmına karşı çıktığınıza bağlıdır. Borcun tamamını kabul etmiyorsanız borca itiraz edersiniz. Alacağın yalnız bir kısmını kabul ediyorsanız kısmi itiraz yapar, itiraz ettiğiniz kısmı açıkça gösterirsiniz. Takibe dayanak senetteki imza size ait değilse imzaya ayrıca itiraz edersiniz. Takibin yanlış icra dairesinde başlatıldığını düşünüyorsanız yetkiye itiraz edersiniz; İcra ve İflas Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır, yani yetkiyi öne sürüp borca itirazı atlarsanız dilekçe eksik kalır.
Bir dilekçede bu itirazları birlikte yapabilirsiniz; örneğin “borca, faize ve imzaya itiraz ediyorum, icra dairesi yetkili değildir” demek mümkündür. Dikkat edilecek nokta, sebeplerin sonradan genişletilememesidir: İİK’nin 63. maddesine göre itiraz sebepleri kaldırma duruşmasında, senet metninden anlaşılanlar dışında değiştirilemez veya genişletilemez. İtiraz edeceğiniz her başlığı ilk dilekçede yazın.
Kısmi itirazda cihet ve miktar yazılmazsa itiraz yok sayılır mı?
Evet, cihet ve miktar gösterilmezse kısmi itiraz yapılmamış sayılır. İİK’nin 62. maddesinin üçüncü fıkrası, borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun hangi kısma itiraz ettiğini, yani ciheti ve miktarı, açıkça göstermesini ister. “Borcun bir kısmını kabul etmiyorum” demek bu şartı karşılamaz.
Kısmi itirazın sonucu da açıktır: İİK’nin 66. maddesine göre takip, kabul edilen miktar için devam eder. Örneğin borçlu, takip edilen tutarın yalnız faiz kısmına itiraz ederse anapara için takip sürer. Dilekçede itiraz ettiğiniz kalemi, tutarı ve gerekçeyi ayrı ayrı yazın; kabul ettiğiniz kısmı ödemek istiyorsanız bunu icra dairesi dosyası üzerinden yapın.
Dilekçenizi göndermeden önce şu noktaları kontrol edin:
- Kısmi itirazda itiraz edilen kalem ve miktar yazılmıştır.
- İmza size ait değilse imzaya itiraz ayrı bir cümleyle belirtilmiştir.
- Yetki itirazı varsa borca itirazla birlikte yapılmıştır.
- Yurt içi adresiniz dilekçede yer almaktadır.
İmzaya itiraz ayrıca yazılmazsa ve yanlış çıkarsa ne olur?
İmzaya itiraz yalnız adi senede dayanan takipte gündeme gelir. İİK’nin 62. maddesi, imzayı reddeden borçlunun bunu itirazında ayrıca ve açıkça belirtmesini ister; belirtilmezse imza kabul edilmiş sayılır. Yalnızca borca itiraz etmek imzayı reddetmek anlamına gelmez, bu yüzden “senetteki imza bana ait değildir” cümlesini ayrıca yazın.
İmza reddedilirse İİK’nin 66. maddesi uyarınca alacaklı imza tatbikini isteyebilir; İcra ve İflas Kanunu’nun 68/a maddesi ise alacaklıya itirazın geçici kaldırılmasını isteme imkânı verir. İcra hâkimi imzanın borçluya ait olduğuna karar verirse borçlu, takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir; ayrıca alacaklı lehine yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminat doğar. İmzanın size ait olup olmadığından emin değilseniz bu risk nedeniyle senedin aslını görmeden imzayı inkâr etmeyin.
Yedi gün geçtiyse mazeretle gecikmiş itiraz yapılabilir mi?
Kusuru olmadan bir mani sebep yüzünden süresinde itiraz edemeyen borçlu için İcra ve İflas Kanunu’nun 65. maddesi gecikmiş itiraz yolunu açar. Bu yol, paraya çevirme işlemi bitene kadar kullanılabilir. Mani sebep kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazereti gösteren deliller ve itiraz sebepleri icra mahkemesine bildirilir, duruşma harç ve masrafları da yatırılır.
İcra mahkemesi önce evrak üzerinde inceleme yapar, gerekirse tarafları duruşmaya çağırır. Mazeret kabul edilirse takip durur. Daha önce haciz konmuşsa alacaklı yedi gün içinde itirazın kaldırılmasını veya İİK’nin 67. maddesindeki yolu kullanmazsa haciz kalkar. Mazeretin kabul edilip edilmeyeceği olayın özelliğine bağlıdır; ağır hastalık veya beklenmeyen bir engel gibi durumlar mahkemece mani sebep olarak değerlendirilebilir, ancak sonuç önceden bellidir denemez.
İtiraz edilince takip durur mu, alacaklı hangi yola gider?
Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz yapılmazsa takip alacağın tamamı için devam eder ve haciz aşamasına geçilir. Kısmi itirazda ise yalnız kabul edilen miktar için işlem sürer.
İtirazdan sonra takibi sürdürmek isteyen alacaklının yolu, dayanağı olan belgeye göre değişir:
- Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir (İİK m.67).
- Takip, İİK’nin 68. maddesinde sayılan belgelere dayanıyorsa alacaklı altı ay içinde itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir.
- Özel senette imza reddedilmişse alacaklı altı ay içinde itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir (İİK m.68/a).
Borçlu açısından başka bir seçenek, borcun olmadığını tespit ettirmek için dava açmaktır; bu yol icra takibinde menfi tespit davası yazısında ayrıca ele alınır.
Haksız yere itiraz eden borçlu tazminat öder mi?
Evet, itirazın haksız çıkması tazminat doğurabilir. İİK’nin 67. maddesine göre itirazın iptali davasında itirazın haksızlığına karar verilirse borçlu, alacaklının talebi üzerine, red veya hükmedilen meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Yüzde yirmi oranı 6352 sayılı Kanun’la getirilmiş güncel orandır. Tazminat hesaplanırken takip talebi veya dava talebi esas alınır.
İtiraz eden kişi veli, vasi veya mirasçıysa tazminata hükmedilmesi için kötü niyetinin ispatlanması gerekir. Tersi de geçerlidir: alacaklı takibinde haksız ve kötü niyetli çıkarsa borçlunun talebiyle aynı oranda alt sınırlı tazminat ödemek zorunda kalır. Kesin ve geçici kaldırma kararlarında da yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminat öngörülür. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir.
Bu nedenle itiraz, borcu ödemek istemediğiniz için değil, borcun veya imzanın gerçekten tartışmalı olduğu durumda kullanılmalıdır. Dosya Ankara’da yürüyorsa itiraz dilekçesinin hazırlanması ve takibin izlenmesi Ankara icra avukatı çalışma alanına girer.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
