Karar Notu · Ceza Hukuku

Ehliyetsiz Araç Kullanmak Suç mu? Yargıtay Beraat Kararı 2026

Yargıtay, kazada kusursuz bulunan motosiklet sürücüsü yönünden ehliyetsiz araç kullanmak fiilinin trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu oluşturmadığına karar verip cezasını kaldırdı. 12. Ceza Dairesi 20 Nisan 2026’da, temyiz edilmeden kesinleşen mahkûmiyeti Adalet Bakanlığının istemi üzerine kanun yararına bozdu. Daire, sürücünün yalnız ehliyetsiz olmasının idari yaptırım gerektirdiğini belirtti ve beraate yeniden yargılama yapılmadan kendisi hükmetti. Sonuç, bilirkişi raporunun otomobil sürücüsünü asli kusurlu, motosiklet sürücüsünü kusursuz bulduğu bu dosyanın olgularına dayanır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi ehliyetsiz motosiklet sürücüsünün mahkûmiyetini hangi gerekçeyle bozdu?

Daire, istemi kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporundaki kusur dağılımına dayanarak yerinde gördü. Kararın belirleyici gerekçesi şöyledir:

Karar metninden

“kaza tespit tutanağı ile aynı doğrultuda olan 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre otomobil sürücüsü olan sanık […]’nin 2918 sayılı KTK’nın 84/g. maddesindeki ’’şeride tecavüz etme’’ kuralına aykırılıktan dolayı asli kusurlu olduğu; motosiklet sürücüsü olan sanık […]’in ise kusurunun bulunmadığı tespit olunmakla sanık […]’in sadece ehliyetsiz oluşunun idari yaptırım gerektiren bir eylem olduğu ve sanığın üzerine atılı olan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiş olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.”

Daire bu gerekçeyle ilk derece mahkemesinin 17 Mayıs 2016 tarihli kararını, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereği oy birliğiyle kanun yararına bozdu. Hükmün diğer bentleri şöyledir:

Hüküm fıkrası

“1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,”

“3. 5271 sayılı CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;”

“Sanığın trafik güvenliğini, tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyetine ilişkin hüküm fıkrasının,”

“5237 sayılı Kanun’un 179/2. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşabilmesi için; kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği, ancak somut olayda sanığın salt ehliyetsiz olmasının atılı suçu oluşturmayacağı anlaşılmakla; unsurları itibariyle oluşmayan üzerine atılı suçtan 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a. maddesi uyarınca sanığın BERAATİNE,”

“şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hükmolunan cezanın bu şekilde kaldırılmasına ve çektirilmemesine,”

“Dosyanın, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,”

Daire beraati, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamasına ilişkin CMK 223/2-a’ya dayandırdı. Daire’ye göre somut olayda sanığın ehliyetsiz olması, ceza davasının değil idari yaptırımın konusuydu.

TCK 179/2 hangi sürüşü cezalandırır, ehliyetsizlik bu tanıma girer mi?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 179. maddesinin ikinci fıkrası, ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişiyi cezalandırır. Sürücü belgesinin bulunmaması bu tanımda yer almaz. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 36. maddesi ise sürücü belgesi olmadan motorlu araç kullanmayı yasaklar ve idari para cezasına bağlar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 8 Ekim 2019 tarihli kararında (E. 2018/277, K. 2019/585) bu suçu kasıtla işlenebilen somut tehlike suçu olarak niteledi. Genel Kurula göre belgesi olanın her zaman güvenli, belgesi olmayanın da mutlaka tehlikeli araç kullandığı söylenemez. Bu nedenle ehliyetsiz sürücünün varsa somut tehlikeli hareketine, yaşına ve kullandığı aracın niteliği bakımından araca hâkim olup olamayacağına bakılmasını istedi.

Olay ve hüküm tarihlerinde fıkra yalnız iki yıla kadar hapis öngörüyordu. 2 Aralık 2016’da yayımlanan 6763 sayılı Kanun alt sınır olarak üç ay ekledi; 4 Haziran 2025’te yayımlanan 7550 sayılı Kanun bu alt sınırı dört aya çıkardı. Üçüncü fıkraya dayanan park hâlindeki araçta alkol kararında uyuşmazlık aracın sürülüp sürülmediğiydi. Bu dosyada ise sürüş tartışmasızdı; uyuşmazlık, sürüşün trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu düzeyinde tehlikeli olup olmadığıydı.

Motosiklet ile otomobilin çarpıştığı kazada kusur kime verilmişti?

Kusur otomobil sürücüsüne verildi; motosiklet sürücüsü kusursuz bulundu. Kaza 30 Ekim 2011’de oldu. Sürücü belgesi bulunmayan sanık motosikletle kendi yönünde ilerlerken, sağdaki toprak dolgulu yoldan ters yönden gelen bir otomobil aniden önüne çıktı. Motosiklet otomobilin sol yanına çarptı; kaza maddi hasarlı ve yaralanmalıydı.

Kaza tespit tutanağı ve onunla aynı doğrultudaki 23 Kasım 2011 tarihli bilirkişi raporu, otomobil sürücüsünü şeride tecavüz nedeniyle asli kusurlu buldu. KTK 84, şeride tecavüzü sürücünün asli kusurlu sayıldığı hâller arasında sayar. Kararda otomobil sürücüsü de sanık olarak anılıyor; kanun yararına bozma incelemesi onu kapsamadı.

Asliye ceza mahkemesi 17 Mayıs 2016’da motosiklet sürücüsünü trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırdı. Hüküm temyiz edilmeden 21 Haziran 2016’da kesinleşti. Yargıtay kararında verilen cezanın türü ve miktarı yer almıyor.

Daire’nin idari yaptırım dediği ehliyetsizlik için 2026’da ne kadar para cezası öngörülür?

KTK 36’nın üçüncü fıkrası, 27 Şubat 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 7574 sayılı Kanun’la değiştirildi. Buna göre sürücü belgesi olmadan motorlu araç kullanana 40.000 TL idari para cezası verilir. Belgesi mahkeme, savcılık veya yetkililerce geçici ya da tedbiren geri alınmışken ya da iptal edilmişken araç kullanana verilecek ceza 200.000 TL’dir. Aracın bu kişilerce sürülmesine izin veren işletene de tescil plakası üzerinden 40.000 TL ceza verilir.

Daire bu dosyada ehliyetsizliği idari yaptırım gerektiren bir eylem olarak niteledi; idari yaptırımın uygulanıp uygulanmadığına değinmedi. Para cezasına itiraz, sigortacının rücuu ve kasko gibi ehliyetsiz araç kullanmanın cezası ve sorumluluğu konuları ceza davasından ayrı yürür.

Kesinleşmiş trafik güvenliği mahkûmiyeti kanun yararına bozmayla nasıl kaldırıldı?

Hüküm istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleştiği için bu yol açıktı. CMK’nin 309. maddesi, böyle bir karardaki hukuka aykırılığı öğrenen Adalet Bakanlığının bozma istemini yasal nedenleriyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirmesini öngörür. Başsavcılık istemi ilgili ceza dairesine verir; daire nedenleri yerinde görürse kararı kanun yararına bozar.

Bu dosyada Bakanlık 15 Aralık 2025’te istemde bulundu, Başsavcılık 25 Aralık 2025’te tebliğnameyi düzenledi. İstem, hükmün kesinleşmesinden yaklaşık dokuz buçuk yıl sonra yapıldı; CMK 309 bu başvuru için bir süre öngörmez.

CMK 309/4-d, bozma hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa ceza dairesinin cezanın kaldırılmasına doğrudan hükmedeceğini düzenler. Daire bu yetkiyle hüküm fıkrasını beraat olarak değiştirdi ve cezanın çektirilmemesine karar verdi. Dosya yalnız mahkemesine gönderilmek üzere Başsavcılığa verildi; ilk derece mahkemesi yeniden yargılama yapmaz. CMK 309/5 uyarınca bu bozma kararına karşı direnilemez.

Kanun bu yetkiyi Adalet Bakanlığına, CMK 310 uyarınca da yalnız cezanın kaldırılması veya hafifletilmesi hâllerinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına tanır. Hükümlü Yargıtay’a doğrudan başvuramaz; kesinleşmiş hapis cezasının bozulması için hukuka aykırılığı Adalet Bakanlığının, cezanın kaldırılması veya hafifletilmesi söz konusuysa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının da bilgisine sunabilir.

Ehliyetsiz sürücü kazada kusurluysa trafik güvenliğini tehlikeye sokmaktan ceza alır mı?

Kusurlu olmak da yetmeyebilir; Ceza Genel Kurulu 2019’da, kazada asli kusurlu ehliyetsiz sürücü için kural ihlali taksire dayandığından bu suçun oluşmadığına karar verdi. 12. Ceza Dairesinin kararı ise sürücünün kusursuz olduğu bir dosyaya ilişkindir. Genel Kurulun dosyasında ehliyeti olmayan 17 yaşındaki sanık, sert virajda karşı şeride girerek kamyonetle çarpışmış ve asli kusurlu bulunmuştu.

Kazadan yirmi sekiz dakika sonra ölçülen alkol 0,48 promildi; Genel Kurul kaza anındaki değeri yaklaşık 0,63 promil kabul etti ve 2011’deki olaya o tarihteki 1,00 promil eşiğini uyguladı. 11 Haziran 2013 ve sonrasındaki olaylarda 0,50 promilin üzerinde alkollü hususi otomobil sürücüsü kazaya sebebiyet verirse KTK 48 uyarınca ayrıca TCK hükümleri uygulanır. Aynı olgular bugün farklı sonuç doğurabilir.

Genel Kurul, ehliyetsiz araç kullanmanın ve kazada taksirin bulunmasının yeterli olmadığını belirterek mahkûmiyeti oy birliğiyle bozdu. Gerekçeye göre kural ihlali kasta değil taksire dayanıyorsa bu suç oluşmaz. Ölüm veya yaralanma doğmuşsa fiil yalnız taksirle öldürme ya da yaralama suçunu oluşturur; kusurlu sürücü bu hâlde taksirle yaralama suçu yönünden yargılanabilir.

Genel Kurula göre failin bir trafik kuralını bilinçli olarak ihlal etmesi hâlinde kasıt unsuru gerçekleşir. Bu nedenle ehliyetsiz sürücünün bir kuralı bilerek ihlal ettiği ve sürüşünün kişiler için somut tehlike doğurduğu tespit edilirse TCK 179/2 uygulanabilir.

Ehliyetsiz araç kullanırken kazaya karışan sürücünün dosyasında hangi belgeler sonucu belirler?

Bu kararda sonucu kaza tespit tutanağı ile aynı doğrultudaki bilirkişi raporu belirledi. Dosyadaki tutanağı, krokiyi ve kusur raporunu karşılaştırın; kendi şeridinizde ilerlediğinizi gösteren tespitlerin yer alıp almadığına bakın. Rapor kusuru hatalı dağıtmışsa soruşturmada bilirkişi raporuna itiraz edin ve yeni rapor isteyin.

Sürüş biçimini gösteren kamera kayıtları ve tanık anlatımları, tehlikeli sürüş iddiasına karşı dayanılabilecek delillerdir. Şüpheli, ilk ifadesi dâhil soruşturmanın her aşamasında ceza davalarında müdafi yardımı alabilir.

Yalnız ehliyetsizlik nedeniyle TCK 179/2’den verilmiş ve istinaf ya da temyiz edilmeden kesinleşmiş bir mahkûmiyet varsa, gerekçeli karardaki kusur tespitine ve sürüş biçimine ilişkin anlatıma bakın. Bu dosyadaki kanun yararına bozma istemi, bilirkişi raporundaki kusursuzluk tespitine ve ehliyetsizliğin yalnız idari yaptırım gerektiren bir eylem olmasına dayandı.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp