Karar Notu · İcra ve İflas Hukuku

Meskeniyet Şikâyetinde Satış İsteme Süresi Durur mu? Yargıtay Kararı 2026

Meskeniyet şikâyetinde satış isteme süresi, icra mahkemesi durdurma kararı vermedikçe işlemeye devam eder; şikâyet kararının istinafa götürülmesi de bu süreyi durdurmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25 Şubat 2026’da bölge adliye mahkemesinin direnme kararını değişik gerekçeyle bozdu. Gerekçe, alacaklının evin satışını bir yıl içinde istememesi yüzünden haczin kalkması ve borçlunun şikâyetinin konusuz kalmasıdır. Genel Kurul evin haczedilip haczedilemeyeceğine karar vermedi; aynı eve yeni haciz konulursa borçlu yeniden şikâyet edebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu direnme kararını hangi gerekçeyle bozdu?

Genel Kurul, önüne gelen değer tarihi sorusunu cevaplamadı; önce şikâyet konusu haczin hâlâ ayakta olup olmadığını inceledi ve bozmayı bu noktaya dayandırdı:

Karar metninden

“İcra ve İflas Kanunu’nun 82/1-12. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikâyetinde bulunulabilmesi için şikâyet tarihi itibarıyla hukuken geçerli bir haczin varlığı şarttır. … Şikâyet tarihi itibarıyla satış isteme süresinin henüz dolmadığı hâllerde ise şikâyetin incelenmesi sırasında haczin kalkıp kalkmadığının mahkemece değerlendirilmesi ve haczin kalktığının tespiti hâlinde şikâyetin konusuz kaldığının kabulü gerekeceğinden şikâyetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.”

“Bu durumda haczedilmezlik şikâyetine başvurulması İİK’nın 22. maddesine göre tedbir kararı verilmedikçe satış isteme süresini kendiliğinden durdurmaz. Borçlunun haczedilmezlik şikâyetinde bulunması alacaklının satış talebine engel değildir. İİK’nın 363/4. maddesine göre şikâyet hakkında verilen icra mahkemesi kararı kesinleşmeden icra müdürlüğünce satış işlemi yapılamaz ise de istinaf yoluna başvurulması İİK’nın 106. maddesinde belirtilen alacaklının satış isteme süresini durdurmaz.”

“Şu hâle göre İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinde şikâyet konusu 28.10.2022 tarihli haciz kalkmamış olup alacaklı şikâyet konusu taşınmazın satışını İİK’nın 106. maddesinde belirtilen bir yıllık sürede talep etmediğinden Bölge Adliye Mahkemesinin ilk karar tarihi olan 18.01.2024 tarihinden önce haciz kalkmıştır. O hâlde Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sırasında haciz kalktığından konusuz kalan şikâyetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.”

“Bu nedenle her haciz yeni bir şikâyet hakkı doğuracağından, borçlunun süresinde haczedilmezlik (meskeniyet) şikâyetinde bulunma hakkı olup her şikâyette borçlunun haciz tarihindeki sosyal ve ekonomik durumuna göre değerlendirme yapılması gerekir.”

Genel Kurul’a göre haczedilmezlik şikâyeti ancak geçerli bir haciz varken esastan incelenebilir; haciz yargılama sırasında kalkarsa mahkeme evin değerini tartışmadan şikâyetin konusuz kaldığını belirler. Bozma borçlunun temyizi üzerine, oy birliğiyle ve kesin olarak verildi:

Hüküm fıkrası

“Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,”

“Dosyanın HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,”

“25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.”

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 364. maddesi, bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyizi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine bağlar; bozma bu yüzden o Kanun’un 371. maddesine dayandı. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 373. maddesine göre bölge adliye mahkemesinin esas hakkında verdiği karar bozulunca dosya, kararı veren veya uygun görülen başka bir bölge adliye mahkemesine gönderilir; Hukuk Genel Kurulunun kararına uymak zorunludur. Bu dosyada Genel Kurul dosyayı kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderdi.

“Değişik gerekçe” ifadesi, Genel Kurul’un bozmayı Özel Daire’nin dayandığı değer tarihi sorununa değil, haczin kalkmasına dayandırdığını gösterir.

Meskeniyet şikâyeti Hukuk Genel Kuruluna hangi aşamalardan geçerek geldi?

Alacaklı, borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattı. 28 Ekim 2022’de borçlunun taşınmazına haciz konulmasını istedi; icra müdürlüğü talebi aynı gün kabul etti ve haciz 31 Ekim 2022’de tapu kaydına işlendi. Borçlu vekili 8 Kasım 2022’de icra mahkemesine başvurdu, taşınmazın borçlunun hâline münasip meskeni olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını istedi. Aynı dilekçede satış işlemlerinin durdurulması için tedbir kararı da talep etti.

İcra mahkemesi 11 Kasım 2022 tarihli tensip tutanağında tedbir talebini “bu aşamada” reddetti ve bilirkişi raporundan sonra talep hâlinde yeniden değerlendireceğini belirtti; rapor geldikten sonra bu konuda karar verilmedi.

İİK’nin 82. maddesi borçlunun hâline münasip evinin haczedilemeyeceğini düzenler; evin değeri daha yüksekse ev, bedelinin hâline münasip kısmı borçluya bırakılmak üzere satılır. Mahkeme 6 Temmuz 2023’te şikâyeti kısmen kabul etti. Bilirkişiye göre haciz tarihinde taşınmaz 1.950.000 TL, borçlunun hâline münasip ev değeri 1.250.000 TL idi; evin bu tutardan az olmamak üzere satılmasına ve 1.250.000 TL’nin borçluya bırakılmasına karar verildi.

Borçlunun istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi 18 Ocak 2024’te değerleri keşif tarihine göre belirledi: taşınmaz 2.100.000 TL, hâline münasip ev 1.350.000 TL. Bölge adliye mahkemesi, taşınmazdaki konut kredisi ipoteğinin şikâyete engel olmadığını da kabul etti. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 10 Ekim 2024’te borçlunun temyizini reddetti, alacaklının temyizini kabul etti ve değerlerin haciz tarihine göre belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.

Bölge adliye mahkemesi gerekçesini genişleterek önceki kararında direndi; direnme kararını borçlu vekili temyiz etti. HMK’nin 373. maddesinin beşinci fıkrasına göre direnme kararının temyizini önce bozma kararını veren daire inceler; direnmeyi yerinde görmezse dosyayı Hukuk Genel Kuruluna gönderir. Genel Kurul’un önüne gelen soru, şikâyet konusu evin ve borçlunun alabileceği evin değerinin haciz tarihine mi, keşif tarihine mi göre belirleneceğiydi.

Meskeniyet şikâyeti ve istinaf satış isteme süresini neden durdurmaz?

Kanun şikâyete icrayı durduran bir etki tanımaz. İİK’nin 22. maddesi bunu tek cümleyle söyler: “Şikayet, icra mahkemesince karar verilmedikçe icrayı durdurmaz.” Genel Kurul’a göre icra mahkemesi talep üzerine veya kendiliğinden icranın geri bırakılmasına, örneğin satışın durdurulmasına karar verebilir. Bu yetki yalnız şikâyet konusu işlem ve ona dayanan sonraki işlemler için kullanılabilir. Bu dosyada tedbir talebi reddedilmiş, sonra yeniden karara bağlanmamıştı.

İİK’nin 363. maddesinin son fıkrasına göre istinaf yoluna başvuru satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. Genel Kurul bu hükmü iki yönüyle uyguladı: şikâyet hakkındaki karar kesinleşmeden satış yapılamaz, ama satış istemek için kesinleşme beklenmez. Bu nedenle istinaf incelemesinin sürmesi alacaklının bir yıllık süresini durdurmadı.

Satış isteme süresinin durduğu hâller kanunda ayrıca düzenlenmiştir. İİK’nin 97. maddesine göre istihkak davası sırasında 106. maddedeki süreler işlemez; 111. maddeye göre icra dairesinde yapılan taksit sözleşmesi devam ettikçe de bu süreler işlemez. Genel Kurul, menfi tespit davasında ihtiyati tedbirle takibin durdurulmasını da bu örnekler arasında saydı. Meskeniyet şikâyeti bu hâllerden biri değildir.

Satış bir yıl içinde istenmezse evdeki haciz ne zaman kalkar?

Süreyi durduran bir hâl yoksa, satış istenmeden hacizden itibaren bir yıl geçtiğinde. İİK’nin 106. maddesine göre alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczedilen malın satışını isteyebilir. 30 Kasım 2021’de yayımlanan 7343 sayılı Kanun’la değişen bu metin, taşınır ve taşınmaz için ayrı süre öngörmez. Bir yıl içinde satış istenip de artırmada satış gerçekleşmezse süre, satışı isteyen alacaklı bakımından bir yıl daha uzar.

Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamı peşin yatırılmazsa talep vaki olmamış sayılır. İİK’nin 110. maddesine göre satış kanuni süre içinde istenmezse ya da talep geri alınıp süresinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Haczin kalkmasına sebep olan alacaklı, o mala yönelik haciz ve muhafaza giderlerinden sorumlu olur. Bir yıllık süre ve haczin kalkması kuralı araç haczinde satış isteme süresi için de aynıdır; sicile kayıtlı araçta muhafaza gideri de satış talebiyle birlikte yatırılır.

Bu dosyada haciz 28 Ekim 2022 tarihliydi. İcra mahkemesi karar verdiğinde haciz ayaktaydı; alacaklı bir yıl içinde satış istemediği için haciz, bölge adliye mahkemesinin ilk kararı olan 18 Ocak 2024’ten önce kalkmıştı. Genel Kurul’a göre bölge adliye mahkemesi kalkmış bir haciz için evin değerini tartışmamalı, şikâyetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermeliydi. Haciz şikâyetten önce kalkmışsa başvuru baştan fuzuli sayılır.

Haciz düştükten sonra eve yeniden haciz konulursa meskeniyet şikâyeti yeniden yapılabilir mi?

Evet. Genel Kurul’a göre İİK’de haczin yenilenmesi diye bir kurum yoktur; aynı takip dosyasından konulsa bile her haciz yeni bir hacizdir ve yeni bir şikâyet hakkı doğurur. Haczin kalkması borcu sona erdirmez; takip sürdükçe alacaklı aynı eve yeniden haciz konulmasını isteyebilir. Yeni haciz için meskeniyet şikâyeti, İİK’nin 16. maddesi uyarınca haczin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılır.

Yeni şikâyette borçlunun yeni haciz tarihindeki sosyal ve ekonomik durumu esas alınır. Genel Kurul bunu, evin değerinin ve borçlunun durumunun zamanla değişebilmesine bağladı. Bir dönem hâline münasip olan ev, örneğin yöreden geçirilecek bir otoyol veya evde yapılan iyileştirmeler nedeniyle sonradan bu niteliği yitirebilir. Bu dosyadaki 1.250.000 TL ve 1.350.000 TL’lik tespitler kalkan hacze ilişkindir; yeni bir hacizde borçlunun hâline münasip ev ihtiyacı, yeni haciz tarihindeki sosyal ve ekonomik durumuna göre yeniden değerlendirilir.

Genel Kurul, değerlerin haciz tarihine mi keşif tarihine mi göre belirleneceği sorusunu bu dosyada hükme bağlamadı. Gerekçesinde ise bir meskenin borçlunun hâline uygun olup olmadığının haciz tarihindeki sosyal ve ekonomik duruma göre belirlendiğini yazdı; Özel Daire’nin bu dosyadaki bozma kararı da haciz tarihini esas alıyordu. Bu nedenle karar, değerlerin keşif tarihine göre belirlenip belirlenemeyeceği tartışmasında doğrudan dayanak değildir.

Meskeniyet şikâyeti sürerken alacaklı ve borçlu satış süresini nasıl izlemeli?

Alacaklı, şikâyet ve istinaf incelemesi sürerken de hacizden itibaren bir yıl içinde satış istemeli ve giderleri talep ile birlikte peşin yatırmalıdır. Satış, şikâyet hakkındaki karar kesinleşmeden yapılamaz; ancak süresinde ve giderleriyle yapılan talep, haczin 110. madde uyarınca kalkmasını önler. Bu dosyada alacaklı değer tarihi konusunda Özel Daire’de haklı bulundu, fakat satış istemediği için haciz kalktı.

Borçlu, satış tehlikesi varsa icra mahkemesinden İİK’nin 22. maddesi uyarınca satışın durdurulmasını isteyebilir; bu dosyada mahkeme, reddettiği talebi bilirkişi raporundan sonra talep hâlinde yeniden değerlendireceğini belirtmişti. Genel Kurul şikâyetin süreyi tedbir kararı verilmedikçe durdurmadığını söylediğinden, satışı durduran bir karar alacaklının satış isteme süresini de etkileyebilir. Hacizden itibaren bir yıl geçtiği hâlde dosyada giderleri yatırılmış bir satış talebi yoksa ve süreyi durduran bir hâl de bulunmuyorsa, borçlu bunu icra dosyasından belgeleyip şikâyeti inceleyen mahkemeye bildirebilir. Genel Kurul’a göre mahkemenin, inceleme sırasında haczin kalkıp kalkmadığını değerlendirmesi gerekir.

Meskeniyet şikâyeti süren bir icra takibinde haczin ayakta olup olmadığı; haciz tarihi, satış talebinin tarihi, giderlerin yatırıldığı gün ve varsa süreyi durduran kararlar karşılaştırılarak belirlenir. Bu tarihleri gösteren kayıtlar icra dosyasından alınıp şikâyet dosyasına sunulur.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp