Yargıtay 4. Hukuk Dairesine göre kazada kural ihlali bulunmayan ehliyetsiz sürücünün mahrumiyet zararı talebi, yalnız sürücü belgesi olmadığı gerekçesiyle reddedilemez. Daire, 22 Ekim 2025 tarihli kararında davayı illiyet bağı kesildiği gerekçesiyle reddeden kesin hükmü Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine kanun yararına bozdu. Bozma “sonuca etkili olmamak üzere” verildiği için davacının reddedilen talebi canlanmadı; karar, benzer dosyalarda dayanılabilecek bir Yargıtay görüşü ortaya koyuyor.
Yargıtay ehliyetsiz davacı aleyhine verilen ret kararını hangi gerekçeyle bozdu?
Daire önce trafik kazalarında sorumluluğun neye bakılarak belirleneceğini, sonra ilk derece mahkemesinin gerekçesinin neden yanlış olduğunu açıkladı:
Karar metninden
“Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır.”
“Her ne kadar mahkemece davacının kaza sırasında geçerli bir sürücü belgesi bulunmaması nedeniyle illiyet bağı kesildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davacının herhangi bir kural ihlali olmadığı anlaşılmaktadır. Kaza sırasında davacının geçerli bir sürücü belgesinin olmaması idari yaptırım uygulanmasını gerektiren bir hal olup sürüş kusuru olarak veya illiyet bağını kesen bir hal olarak nitelendirilemez.”
Daire’ye göre mahkeme, davacıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını gözeterek zarar miktarını hesaplamalı ve talebi buna göre karara bağlamalıydı. Hüküm fıkrası şöyledir:
Hüküm fıkrası
“Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,”
Karar oy birliğiyle verildi; Daire dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine hükmetti.
Kanun yararına bozma davacının mahrumiyet tazminatı almasını sağladı mı?
Hayır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 363. maddesi ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdiği ya da istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlarına karşı Adalet Bakanlığına veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına kanun yararına temyiz yolunu açar. Aynı madde, bu bozmanın kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmadığını düzenler. Taraflar bu yola kendileri başvuramaz.
Bu dosyada ret kararı ve hukuki sonuçları yerinde kaldı; davacı bozmaya dayanarak mahrumiyet bedelini davalıdan tahsil edemez. HMK 363/3’e göre bozma kararının bir örneği Bakanlıkça Resmî Gazete’de yayımlanır. Kararın değeri, aynı sorunla karşılaşan sonraki davalarda mahkemelerin ve tarafların dayanabileceği açık bir Yargıtay görüşü ortaya koymasıdır.
İlk derece mahkemesi ehliyetsiz araç sahibinin mahrumiyet talebini neden reddetmişti?
Davacının aracı ile davalının kullandığı araç 1 Mayıs 2023’te maddi hasarlı bir kazaya karıştı. Davacı, aracı onarım süresince kullanamadığını ve ikame araç gerektiğini belirterek araç mahrumiyet zararını davalı sürücüden istedi; dava değeri bedel artırımıyla 9.342,45 TL’ye yükseltildi.
Kaza tespit tutanağında davacının aracının sürücüsü olarak başka bir kişi yazılmıştı. Davalı, aracı gerçekte ehliyeti olmayan davacının kullandığını ve kazanın onun tecrübesizliğinden kaynaklandığını savundu. Tutanağa sürücü olarak yazılan kişi hakkında resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet kurulmuş, hükmün açıklanması geri bırakılmıştı. Buna karşılık tutanak ve bilirkişi kusur raporu, davacının kural ihlali olmadığını ve davalının asli kusurlu olduğunu gösteriyordu.
Asliye hukuk mahkemesi, davacının sürücü belgesiz araç kullanması nedeniyle illiyet bağının kesildiğini kabul ederek davayı kesin olarak reddetti. Karar kesin olduğu için istinaf ve temyiz yolu kapalıydı; dosya Yargıtay’a ancak Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemiyle ulaştı.
Sürücü belgesi olmamak kazada kusur ya da illiyet bağını kesen hâl sayılır mı?
Bu kararda sayılmadı. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesi kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar vereni bu zararı gidermekle yükümlü tutar. Daire’ye göre trafik kazasında bakılacak olan, tarafların kazanın meydana gelmesine etkisi ve sürüş kusurlarıdır; sürücü belgesinin bulunmaması tek başına bu soruya cevap vermez.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 36. maddesi motorlu aracın sürücü belgesi olmayan kişilerce sürülmesini yasaklar ve buna idari para cezası bağlar; aracın sürülmesine izin veren işletene de ayrıca ceza öngörür. Daire, ehliyetsiz araç kullanmanın cezası olan bu yaptırımı tazminat davasındaki kusur değerlendirmesinden ayırdı.
TBK 52 ise zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkili olması hâlinde hâkime tazminatı indirme ya da kaldırma imkânı verir. Bu indirim için zarar görenin davranışının kazaya katkısı bilirkişi raporu gibi delillerle ortaya konmalıdır. Örneğin ehliyetsiz sürücü kazada hız sınırını da aşmışsa, indirim belgesizlik yüzünden değil, hız ihlalinin kazaya etkisi nedeniyle tartışılır.
Ehliyetsiz araç sahibinin mahrumiyet zararı hangi verilerle hesaplanır?
Adalet Bakanlığı temyiz isteminde, mahkemenin hasarın niteliğine göre makul tamir süresini ve davacının bu sürede ikame araç için ödemesi gereken bedeli bilirkişiye belirletmesi gerektiğini ileri sürdü. Daire de zarar miktarı hesaplanarak karar verilmesi gerektiğini belirtti. Mahkeme davayı illiyet bağı gerekçesiyle reddettiği için zarar miktarı hakkında hüküm kurmadı; Yargıtay kararında da tamir süresi ve günlük ikame araç bedeli yer almıyor.
Fatura veya kira sözleşmesi yoksa zararın miktarı tam ispat edilemeyebilir; bu durumda TBK 50’ye göre hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek miktarı hakkaniyete uygun olarak belirler. Hesap için hasar fotoğraflarını, ekspertiz raporunu, servis giriş ve çıkış kayıtlarını dosyaya sunun; bu belgeler araç mahrumiyet tazminatı miktarını belirleyen bilirkişi raporunun dayanağı olur.
Ehliyetsiz sürücü benzer davada hangi olgulara dayanabilir?
Belgesizlik savunmasına karşı asıl dayanak kusur raporudur. Kaza tespit tutanağındaki kural ihlali tespitlerini ve bilirkişinin kusur dağılımını dosyaya getirin; davalı belgesizliği öne sürerse bu karardaki “idari yaptırım” ayrımına dayanın. Tutanaktaki kusur değerlendirmesine katılmıyorsanız kaza tespit tutanağına itiraz yolunu ayrıca kullanabilirsiniz.
Bu dosyada tutanağa aracı kullanmayan birinin sürücü olarak yazılması, o kişi hakkında resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan ceza yargılamasına yol açtı ve davalı bu olguyu savunmasında kullandı. Tutanakta gerçek sürücüyü doğru yazdırın; sürücü belgesizliği bu kararda tazminat talebini engellemedi, yanlış beyan ise ayrıca ceza sorumluluğu doğurur.
Dava değeri düşük olduğunda ilk derece kararı kesin olabilir ve hatalı bir ret kararı, kanun yararına bozma gelse bile sizin dosyanızda sonuç doğurmaz. Bu nedenle kusur raporunu ve zarar hesabını ilk derece aşamasında eksiksiz kurun; rapora itirazlarınızı da o aşamada ileri sürün.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
