
Sanık duruşmaya gitmezse sonuç; çağrıya, mazerete, sorgusunun yapılıp yapılmadığına ve mahkemenin kararına göre değişir.
Duruşmaya gidemeyecekseniz engelinizi ve dayanak belgelerinizi davaya bakan mahkemeye gecikmeden bildirin. Dilekçe vermek, katılmama izni aldığınız anlamına gelmez; mahkemenin mazeret hakkında ne karar verdiğini de öğrenmeniz gerekir. Avukatınızın duruşmaya katılacak olması da her durumda sizin yerinize geçmez.
Bu açıklamalar, ceza davasında sanık olarak duruşmaya çağrılan kişi içindir. Çağrıda tanık sıfatıyla yer alıyorsanız yükümlülükler farklıdır; ceza davasında tanıklıktan çekinme hakkı da ayrıca değerlendirilir. Basit yargılama ve kaçaklar hakkındaki özel usuller, olağan duruşma çağrısıyla aynı kurala bağlanamaz.
Sanık duruşmaya gitmezse ilk duruşmada ne olur?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 193. maddesi uyarınca, kanunun istisna tuttuğu durumlar dışında hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemenin geçerli bir nedeni yoksa zorla getirilmesine karar verilir. Bu işlem, kişinin kolluk aracılığıyla mahkeme önüne getirilmesini sağlar; tek başına suçlu bulunduğu veya tutuklandığı anlamına gelmez.

İlk duruşmada önemli ayrım, mahkemece sorgunun yapılıp yapılmadığıdır. Karakolda veya savcılıkta daha önce ifade vermiş olmanız, duruşmadaki sorgunuzun yapılmış olduğu anlamına gelmez. CMK’nın 2. maddesi ifade alma ile sorguyu ayırır; 191. maddesi de duruşmada suçlamanın anlatılmasını, hakların bildirilmesini ve usulüne göre sorguyu düzenler. Bu nedenle “Zaten ifade verdim, ilk oturuma gitmesem olur” düşüncesiyle hareket edilmemelidir.
Çağrı belgesini de inceleyin. CMK 176’ya göre iddianame çağrı kâğıdıyla birlikte tebliğ edilir; tutuklu olmayan kişiye gönderilen çağrıya, mazeretsiz gelmezse zorla getirileceği yazılır. Dosyadaki telefon veya elektronik posta bilgileriyle ek bildirim yapılabilir; ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar bu ek bildirime uygulanmaz. Bir telefon haberini, usulüne uygun tebligatla veya verilmiş bir mahkeme kararıyla karıştırmamak gerekir.
Çağrının tebliği ile duruşma arasında en az bir hafta bulunmalıdır. Bu süreye uyulmamışsa CMK 190/2 uyarınca ara verilmesini isteme hakkı hatırlatılır. Bir haftalık süre, mazeret dilekçesinin verilmesi için belirlenmiş bir son gün değildir; savunmaya hazırlık içindir. Sürenin kısa kaldığını düşünüyorsanız bunu mahkemeye bildirin; kendiliğinizden duruşmanın iptal edildiğini varsaymayın.
Duruşmaya katılamayan sanık mazeretini nasıl bildirir?
Hastalık, ulaşımı fiilen engelleyen bir olay veya başka ciddi bir engel, gerçekleştiği koşullarla birlikte açıklanmalıdır. CMK 193/1 bakımından mesele, gelmemenin geçerli bir nedeninin bulunup bulunmadığıdır. Her sağlık raporunun kabul edileceği ya da her iş yoğunluğunun yeterli mazeret sayılacağı söylenemez. Belgede yazan durumun duruşma günü katılımı neden önlediği anlaşılmalıdır.
Mazeret dilekçesini hazırlarken şu bilgileri somutlaştırın:
- Davaya bakan mahkeme, dosya numarası ve katılamayacağınız duruşmanın tarih ve saati.
- Engelin ne olduğu, ne zaman ortaya çıktığı ve katılımı neden önlediği.
- Sağlık raporu, tedavi belgesi veya olaya uygun diğer dayanaklar ile açık talebiniz.
Bu liste, kanunda her dosya için zorunlu tutulmuş bir belge listesi değildir; mahkemenin engeli değerlendirebilmesini kolaylaştırır. Dilekçeyi veya avukatınız aracılığıyla sunulan talebi mümkün olduğunca duruşma öncesinde dosyaya ulaştırın. Ani bir olay yaşandıysa bunu da tarih sırasıyla açıklayın. Belgenin dosyaya girdiğini ve talebin sonucunu takip edin.
Yalnız bir oturuma gidememe nedeniyle mazeret bildirmek ile bundan sonraki oturumlarda hazır bulunmaktan bağışık tutulmayı istemek farklıdır. Talebinizin hangisi olduğunu açık yazın. Bir oturum için kabul edilen mazeretin gelecekteki bütün duruşmaları kapsadığını düşünmeyin.
Avukatın katılması ve duruşmadan bağışık tutulma
Ceza yargılamasında savunmanızı yapan avukata “müdafi” denir. CMK 197’ye göre siz hazır bulunmasanız da müdafiiniz bütün oturumlarda bulunabilir. Ancak bu yetki, mahkemenin sizi dinleme veya hazır bulundurma gereğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Özellikle ilk sorgunun yapılması gerekiyorsa yalnız avukatın katılması yeterli olmayabilir.
CMK 196/1, mahkemece sorgusu yapılmış kişinin istemi üzerine duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulmasına imkân verir. Bu konuda sizin tarafınızdan yetkili kılınan müdafiiniz de talepte bulunabilir. Sorgunun yapılmış olması, talep ve mahkemenin kabul kararı birlikte değerlendirilmelidir. “Avukatım var” veya “İlk duruşmaya katıldım” demek, tek başına sonraki oturumlara gitmeme izni değildir.
Bağışık tutulma kararı varsa kapsamını duruşma tutanağından öğrenin. Mahkeme, CMK 199 uyarınca daha sonra yeniden hazır bulunmanıza karar verebilir. Avukatın dosya inceleme, delil sunma ve savunmayı takip etme görevi hakkında asliye ceza yargılamasında avukatın rolü ayrıca incelenebilir; bu yardım kişisel katılım konusunda verilmiş mahkeme kararının yerine geçmez.
Sanığın yokluğunda hangi durumlarda karar verilebilir?
Yoklukta duruşma veya karar verilmesi tek bir kurala dayanmaz. İlk olarak CMK 193/2, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varılırsa, sorgu yapılmadan da davanın bitirilebilmesine izin verir. Örneğin beraat gerektiği değerlendirmesi bu kapsamda olabilir; kişinin duruşmaya gelmemesi kendiliğinden beraat nedeni değildir.
Bu fıkra 7445 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değiştirilmiştir. Yalnız “mahkûmiyet dışında karar verilebilir” şeklindeki eski ve eksik açıklama, ceza verilmesine yer olmadığı ile güvenlik tedbiri ayrımını gözden kaçırır. Fıkrada, bir yıllık hapis cezası alt sınırına bağlı genel bir yoklukta yargılama izni de bulunmaz.
CMK 194/2 farklı bir durumu düzenler: Daha önce sorgusu yapılmış kişi duruşmadan ayrılır veya ara sonrasındaki oturuma gelmezse, mahkeme artık hazır bulunmasını gerekli görmediğinde dava yokluğunda bitebilir. Burada hem önceki sorgu hem mahkemenin hazır bulunmayı gerekli görmemesi önemlidir. Önceden bir kez mahkemeye gelmiş olmak tek başına yeterli değildir.
CMK 195 ise suçun yalnız adli para cezasını veya müsadereyi, yahut bunları birlikte gerektirdiği durumlara ilişkindir. Müsadere, belirli eşya veya kazancın kanuni şartlarla alınmasına yönelik yaptırımdır. Davetiyede, kişi gelmese de duruşma yapılacağı yazılmalıdır. Hapis cezası öngörülen her suçu, ileride para cezasına çevrilebileceği düşüncesiyle bu istisnaya sokmak doğru değildir.
Dolayısıyla değerlendirme, duruşmanın kaçıncı oturum olduğu kadar uygulanacak hükme ve dosyada verilmiş kararlara bağlıdır. İlk oturuma gitmemenin mutlaka yoklukta mahkûmiyet doğuracağı da, sonraki oturumlara artık gitmek gerekmeyeceği de söylenemez.
Başka şehirden veya SEGBİS ile katılmak mümkün mü?
Başka şehirde yaşamak, duruşmaya katılma yükümlülüğünü kendiliğinden kaldırmaz. CMK 196/2’deki istinabe, sorgunun başka yerdeki mahkeme eliyle yapılabilmesidir. Alt sınırı beş yıl veya daha fazla hapis cezası gerektiren suçlar bu yolun dışındadır. Ölçüt, beklenen ceza veya suçun cezasının üst sınırı değil, kanundaki alt sınırdır. Sorgudan önce kişiye ifadesini esas mahkemesinde vermek isteyip istemediği sorulur.
SEGBİS yoluyla katılım ise aynı anda sesli ve görüntülü iletişim kurulmasıdır. CMK 196/4, hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda yurt içinde bulunan kişinin bu yöntemle sorgulanmasına veya duruşmalara katılmasına karar verilebileceğini düzenler. Talepte bulunmak tek başına yeterli değildir; bağlantının nerede ve ne zaman kurulacağı mahkeme kararı ve hazırlıklarıyla netleşmelidir. Onay almadan en yakın adliyeye giderek bağlantı kurulacağını varsaymayın.
Yurt dışında bulunma ayrıca ele alınır. CMK 196/6, belirlenen günde hazır bulunmanın zor olması halinde daha önce duruşma açılması veya istinabe yoluyla sorgu yapılabilmesini öngörür. Yurt içindeki SEGBİS düzenlemesini her yurt dışı katılımına doğrudan uygulamak yerine, bulunduğunuz yeri ve engeli davaya bakan mahkemeye açıklayarak uygun usulün belirlenmesini istemelisiniz.
Duruşmayı kaçırdıktan sonra hangi adımlar izlenmeli?
Önce kaçırdığınız oturumun tutanağını ve verilen kararları öğrenin. Yeni gün belirlenip belirlenmediğini, mazeretin değerlendirilip değerlendirilmediğini ve hazır bulunmanız için bir işlem yapılıp yapılmadığını inceleyin. Belgeli engeliniz varsa hangi tarihte ortaya çıktığını açıklayarak dosyaya sunun. Yeni duruşma tarihini öğrenmek, önceki oturumda verilmiş bir kararı kendiliğinden kaldırmaz.
Zorla getirme, yakalama ve tutuklama aynı işlem değildir. CMK 199, mahkemeye hazır bulunmanızı ve zorla getirme ya da yakalama emriyle getirilmenizi kararlaştırma yetkisi verir. Tutuklama için ise CMK 100’deki ayrıca düzenlenmiş şartlar ve ölçülülük aranır. Her gelmeme olayında otomatik olarak tutuklama uygulanacağını düşünmek de, hiçbir işlem yapılmayacağını varsaymak da yanlıştır.
Yokluğunuzda karar verilmişse yalnız mazeret dilekçesiyle yetinmeyin. Kararın türüne, bildirimine ve dosyanın aşamasına göre başvuru yolu ve süresi belirlenmelidir. CMK 198’de yoklukta yapılan duruşmadaki karar ve işlemler için kanuni nedenlere bağlı eski hâle getirme imkânı bulunur; kendi isteğiyle bağışık tutulan veya müdafi aracılığıyla temsil yetkisini kullanan kişi yönünden ayrıca istisna vardır. Her kararın bu yolla kaldırılabileceği sonucuna varılamaz. Tebliğ ve duruşma belgelerini birlikte inceleterek başvuru gereğini gecikmeden değerlendirin.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
