
El konulan telefonun iadesi, dosyadaki delil ihtiyacı, dijital incelemenin durumu ve cihazın hukuki niteliğine göre değerlendirilir. Telefonun adli emanette bulunması, yargılama bitinceye kadar mutlaka tutulacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte cihazın geri verilmesi, içindeki verilerin delil olarak kullanılmasını veya alınan kopyaların durumunu tek başına çözmez. Başvuruda hangi kararın uygulandığı, incelemenin ne aşamada olduğu ve cihazı geri isteyen kişinin sıfatı birlikte açıklanmalıdır.
El konulan telefonun iadesi hangi koşullarda istenir?
El koyma, ceza soruşturması veya kovuşturmasında eşyanın delil olarak korunmasını ya da müsadere ihtimalinin güvence altına alınmasını sağlayan geçici bir tedbirdir. Müsadere ise şartları oluştuğunda eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin ayrı bir karardır. Bu ayrım nedeniyle telefona el konulmuş olması, telefonun kesin olarak sahibinden alınacağı anlamına gelmez. Öncelikle arama ve el koyma tutanağındaki cihaz bilgileri, kararı veren merci ve tedbirin gerekçesi incelenmelidir. Telefonun yalnız veri kopyası alınması için mi, yoksa suçla bağlantılı eşya olarak mı tutulduğu başvurunun içeriğini değiştirir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 131. maddesi, muhafazasına gerek kalmayan veya müsadereye tabi tutulmayacağı anlaşılan eşyanın geri verilmesini düzenler. Hüküm, şüpheli ve sanık yanında üçüncü kişiye ait eşyayı da kapsar. Savcı, hâkim veya mahkeme talep üzerine karar verebileceği gibi kendiliğinden de iade kararı alabilir. Başvuruda kanundaki alternatif sebeplerden hangisinin gerçekleştiği açıklanmalı; cihazın başka, bağımsız bir hukuki nedenle tutulup tutulmadığı da ayrıca incelenmelidir. Yalnızca davanın henüz sonuçlanmadığının belirtilmesi, cihazın korunmasına neden hâlâ ihtiyaç bulunduğu sorusunun yerine geçmez.
Telefonun günlük yaşamda gerekli olması başvuruda anlatılabilir. Ancak iş görüşmeleri, banka işlemleri veya iletişim ihtiyacı, dosyadaki delil gereksinimini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Daha etkili bir değerlendirme için incelemenin tamamlandığını gösteren kayıtlar, cihazın suçun işlenmesinde kullanılmadığına ilişkin açıklamalar veya teknik işlemin kopya üzerinden sürdürülebileceğini gösteren bilgiler sunulmalıdır. Talep, yalnız mağduriyetin tekrarından oluşmamalı; tedbirin devamını gerektiren somut sebebe karşılık vermelidir. Delil toplama aşamasındaki ihtiyaç ile aylar sonra devam eden muhafazanın gerekçesi aynı olmayabilir.
İade için bütün dosyalara uygulanan sabit bir bekleme süresi yoktur. Bir başka kişinin telefonunu ne zaman geri aldığı, mevcut dosyada aynı sonucu doğurmaz. El koyma kararının kapsamı ve sonradan yapılan işlemler üzerinden ceza dosyasında savunma ve başvuru yolları değerlendirilmelidir. Dilekçenin sonunda cihazın açık kimliğiyle iadesi istenmesi, kararın hangi eşya hakkında uygulanacağının anlaşılmasını sağlar. Talebin dosyaya kaydedildiğini gösteren belge de sonraki takip ve itiraz aşaması için saklanmalıdır.
Telefona el koyma ile dijital veriyi inceleme arasındaki fark
Telefonun fiziksel olarak alınması ile mesaj, fotoğraf ve uygulama verilerinin incelenmesi farklı müdahalelerdir. Genel eşya hükümleri, cihazın muhafazasını açıklayabilir; dijital içeriğe erişim bakımından ayrıca ilgili özel şartların değerlendirilmesi gerekir. Arama tutanağında telefonun yazılı olması, içindeki bütün verilerin sınırsız biçimde incelenebileceğini göstermez. Özellikle incelemenin hangi suç, zaman aralığı ve veri türüyle ilişkili olduğu karar ile uygulama tutanağı birlikte okunarak anlaşılmalıdır. İade talebi hazırlanırken yalnız cihazın nerede bulunduğunun öğrenilmesi bu nedenle yeterli değildir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 127. maddesi, genel el koyma yetkisini ve hâkim denetimini düzenler. Hâkim kararı olmadan yapılan işlem yirmi dört saat içinde onaya sunulmalı; hâkim kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklamalıdır. Buna karşılık aynı Kanun'un 134. maddesindeki dijital arama, kopyalama ve el koyma rejiminde somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde edilememe şartları bulunur. Gecikmesinde sakınca bulunan durumda savcının verdiği kararın yirmi dört saat içinde hâkime sunulması ve hâkimin yirmi dört saat içinde karar vermesi öngörülür. Bu iki denetim süresi birbirine karıştırılmamalıdır.
Kararın bulunması, uygulamanın kapsamının ayrıca incelenmesine engel değildir. Tutanakta hangi cihazın alındığı, veri kopyasının nasıl oluşturulduğu ve incelemeye ne gönderildiği anlaşılabilmelidir. CMK'nin 121. maddesi kapsamında verilen eşya listesi ve arama belgeleri, cihazın dosyayla bağlantısının izlenmesine yardımcı olur. Savunma bakımından belge isteme, incelemenin hukuka uygunluğuna itiraz etme ve cihazın iadesini isteme ayrı taleplerdir. Bunlardan birinin yapılması diğerlerinin kendiliğinden incelendiği anlamına gelmez. Verinin kullanılabilirliği hakkındaki itiraz da yalnız teslim işlemiyle sonuçlanmaz.
Kovuşturmada dijital kayıtların hangi iddiayı desteklediği, bütünlüğünün korunup korunmadığı ve savunmanın bunları inceleyebilmesi önem taşır. Bu hususlar asliye ceza mahkemesinde delil ve savunma süreci içinde dosyanın diğer delilleriyle birlikte ele alınır. Başvuruda yalnızca telefonun geri verilmesi isteniyorsa bunun açıkça belirtilmesi, dijital inceleme ve delil itirazlarının ise ayrı gerekçelerle açıklanması yararlıdır. Böylece fiziksel eşya hakkındaki talep ile özel hayatın korunmasına ilişkin iddialar aynı cümle içinde belirsiz bırakılmaz.
İmaj alındıktan sonra cihazın tutulması ne zaman gerekir?
Dijital imaj, cihazdaki verilerin inceleme amacıyla oluşturulan teknik kopyasıdır. İmajın alınmış olması ile bilirkişinin değerlendirme raporunu tamamlaması farklı aşamalardır. Teknik incelemenin kopya üzerinden sürdürülmesi mümkünse, fiziksel telefonun neden hâlâ tutulduğu ayrıca açıklanmalıdır. CMK'nin 134. maddesinin ikinci fıkrası, şifre veya gizli bilgi nedeniyle erişilememesi ya da işlemin uzun sürecek olması gibi durumlarda cihazın alınmasını; gerekli işlemler ve kopyalama tamamlanınca gecikmeksizin iadesini düzenler. Bu nedenle raporun henüz yazılmamış olması, her dosyada cihazın da mutlaka bekletilmesini gerektiren tek başına yeterli bir açıklama değildir.
Bununla birlikte cihazın bağımsız bir delil niteliği veya müsadere ihtimali bulunabilir. Telefonun suçun işlenmesindeki rolü, üzerinde ayrıca incelenecek fiziksel bir özellik bulunması veya başka bir dosyadaki tedbir, veri kopyasından farklı değerlendirilir. Başvuruda yalnız imaj tarihinin belirtilmesi yerine, devam ettiği ileri sürülen ihtiyacın ne olduğunun açıklanması istenmelidir. CMK'nin 132. maddesindeki koşullu muhafaza imkânları da doğrudan ve koşulsuz iade ile aynı değildir. Tedbirin amacını koruyacak daha hafif bir uygulamanın bulunup bulunmadığı somut dosya üzerinden tartışılabilir; buna karar verecek olan ilgili adli mercidir.
Kopya alınmasına ilişkin tutanak, işlemin tarihi ve incelemeye gönderme kayıtları savunma bakımından önemlidir. Kanundaki yedekleme ve kopya verme düzenlemeleri, sadece telefonun teslim edilmesiyle karşılanmış sayılmaz. Dijital verinin bütünlüğünün incelenmesi ile cihazın mülkiyetinin korunması ayrı konulardır. Ceza soruşturmasındaki delil incelemesi sırasında bu iki talebin açık biçimde kurulması gerekir. Soruşturma kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonuçlansa da cihaz hakkında verilen kararın kapsamı ayrıca okunmalıdır. Telefon geri verilse bile dosyada tutulan kopyaların hukuki durumu ayrıca değerlendirilir. İade kararı, bütün dijital kayıtların kendiliğinden silindiği veya artık delil olamayacağı anlamına gelmez.
Anayasa Mahkemesinin 2026 yılında dijital arama ve kopyalama düzenlemesine ilişkin verdiği iptal kararı da yürürlük tarihiyle birlikte okunmalıdır. İptal hükmünün yürürlüğü 25 Şubat 2027 tarihine ertelendiğinden, 6 Eylül 2026 itibarıyla düzenleme bütünüyle ortadan kalkmış gibi başvuru yapılamaz. Kararın kişisel verilerin saklanması ve silinmesine ilişkin güvenceler yönünden taşıdığı önem ile mevcut dosyadaki iade koşulları ayrıdır. İleri tarihli iptal, bugün bütün telefonların koşulsuz teslimini sağlayan otomatik bir karar değildir. Başvurunun incelendiği tarihteki mevzuat ve varsa sonraki düzenlemeler yeniden kontrol edilmelidir.
Başvurudan itiraza ve teslim almaya kadar iade süreci
1. Dosyanın bulunduğu mercie başvuru
Soruşturma sırasında iade istemi, soruşturma numarası belirtilerek dosyayı yürüten Cumhuriyet başsavcılığına sunulur. İddianamenin kabulünden sonra ise kovuşturmayı yürüten mahkemeye, güncel esas numarasıyla başvurulur. Dosya başka yere gönderilmişse son işlem ve yeni dosya numarası kontrol edilmelidir. CMK’nin 127/4. maddesi uyarınca, zilyetliğindeki eşyaya el konulan kişinin hâkimden her zaman bu konuda karar isteme hakkı da saklıdır; bu denetim talebi ile savcılığa sunulan iade isteminin konusu açıkça ayrılmalıdır.
Kolluk, inceleme laboratuvarı veya adli emanet bürosundan cihazın yeri ve incelemenin durumu öğrenilebilir; ancak teslim isteği yetkili merciin iade kararının yerini tutmaz. Dilekçe ilgili kabul biriminden veya kullanılabilen elektronik başvuru kanalıyla dosyaya sunulmalı, imzalı başvurunun alındığı doğrulanmalıdır. İnceleme durumu bilinmiyorsa ilgili birimden sorulması istenebilir. Cihazın başka dosyada da tutulduğunu gösteren bir kayıt varsa bu durum ayrıca açıklığa kavuşturulmalıdır.
2. Cihazın ve mülkiyetin belgelenmesi
İade dilekçesinde başvurucunun kimliği ve dosyadaki sıfatı, dosya numarası, el koyma tarihi ve istenen cihazın ayırt edici bilgileri bulunmalıdır. Marka ve model tek başına yeterince belirleyici olmayabilir. Mevcutsa IMEI, seri numarası, renk, emanet makbuzu numarası ve tutanaktaki eşya sıra numarası birlikte yazılmalıdır. Bu bilgiler başvurucunun hatırladığı biçimde değil, mümkün olduğunca dosya belgesindeki kayıtla karşılaştırılarak aktarılmalıdır. Aynı dosyada birden fazla telefon bulunduğunda hangi cihazın kime ait olduğunun açıklanmaması, karar ve teslim aşamasında karışıklık yaratabilir.
Mülkiyet iddiasını destekleyen belgeler, cihazın hukuken kime ait olduğunu göstermelidir. Fatura, satış belgesi, ödeme kaydı veya şirketin zimmet belgesi somut ilişkiye göre kullanılabilir. Faturanın bulunmaması, mülkiyet iddiasının hiçbir şekilde ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez; fakat alternatif kayıtların neyi gösterdiği açıklanmalıdır. Telefon hattının bir kişinin adına olması ile cihazın aynı kişiye ait olması birbirinden farklıdır. Benzer şekilde telefonu olay anında kullanan kişi ile satın alan kişinin farklı olması, bu ilişkinin ayrıca izah edilmesini gerektirir. Üçüncü kişinin başvurusu yalnız kullanıcı sıfatına dayandırılmamalıdır.
İadenin gerekçesi için el koyma kararı, arama tutanağı, teknik inceleme yazışmaları ve varsa raporun tamamlandığını gösteren evrak değerlendirilir. Başvurucu dosyadan öğrenemediği bir hususu gerçekleşmiş gibi yazmamalıdır. İmajın alındığı bilinmiyorsa, bunun sorulması ve sonuca göre iadenin değerlendirilmesi istenebilir. UYAP üzerinden dosya ve evrak inceleme imkânı, erişilebilen kayıtların takip edilmesine yardımcı olur. Bununla birlikte soruşturmanın niteliği ve erişim yetkisi nedeniyle her teknik belgenin aynı anda görünmesi beklenmemelidir. Görünmeyen belgenin hiç düzenlenmediği sonucu da yalnız bu sebeple çıkarılmamalıdır.
Sonuç bölümünde hangi cihazın kime iadesinin istendiği açıkça belirtilmelidir. Birden fazla talep varsa cihazın geri verilmesi, inceleme durumunun sorulması ve kararın tebliği ayrı cümlelerle ifade edilebilir. Eklerin tarih ve numara ile sıralanması, incelemeyi kolaylaştırır. Dilekçeye ilgisiz özel yazışmaların veya üçüncü kişilere ait kişisel verilerin gelişigüzel eklenmesi gerekli değildir; yalnız iddiayı destekleyen belgeler sunulmalıdır. Başvurunun imzalı nüshası ve alındı kaydı saklanmalı, sonradan verilen kararın tarihiyle birlikte dosya takibi yapılmalıdır. İade isteminin gerekçesiz reddedilmesi hâlinde hangi hususların yanıtsız kaldığı da bu kayıtlar üzerinden gösterilebilir.
3. Ret kararının değerlendirilmesi ve itiraz
Önce eldeki belgenin ret kararı mı, incelemenin sürdüğünü bildiren yazı mı olduğu belirlenmelidir; cevap verilmemesi bunlarla aynı değildir. CMK’nin 131. maddesi iade isteminin reddine itiraz imkânı tanır. Savcının ret işlemi ile hâkim veya mahkeme kararının denetim yolu aynı kabul edilmemeli, kararın örneği ve kanun yolu bildirimi incelenmelidir. Savcılık aşamasında el koyma üzerindeki hâkim denetimi talebi de gündeme gelebilir.
7499 sayılı Kanun’un 37. maddesi ile değiştirilen CMK’nin 268. maddesine göre, özel hüküm bulunmadıkça hâkim veya mahkemenin itiraza tabi kararına karşı süre, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Bu düzenleme 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için uygulanır. İtiraz kararı veren mercie dilekçeyle veya usulüne uygun tutanağa geçirilmiş beyanla yapılır. Kararı veren merci itirazı yerinde görmezse incelemeye yetkili mercie gönderir; her karar aynı sulh ceza hâkimliğine götürülmez.
Dilekçede ret gerekçesi karşılanmalıdır: İncelemenin sürmesi ileri sürülüyorsa kopyanın alınıp alınmadığı, müsadere ihtimali belirtiliyorsa cihazın suçla bağlantısı açıklanmalıdır. Değerlendirilmeyen mülkiyet belgesi de gösterilebilir. Sonradan raporun tamamlanması yeniden değerlendirme talebini destekleyebilir; ancak yeni talep önceki karara itiraz süresini kendiliğinden durdurmaz veya yeniden başlatmaz. CMK’nin 269. maddesi uyarınca itiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz; yetkili merci ayrıca uygulamanın geri bırakılmasına karar verebilir.
Müsadere hükmünün kanun yolu, geçici el koymaya veya iade reddine itirazdan farklı olabilir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru olağan yolların yerine geçen ilk başvuru değildir; başvuru yollarının tüketilmesi ve diğer kabul koşulları ayrıca değerlendirilir.
4. Kararın uygulanması ve adli emanetten teslim
İade kararı, doğru emanet kaydıyla eşleştirilip cihazın bulunduğu birime ulaştırılmalıdır. Suç Eşyası Yönetmeliği’nin 16. maddesindeki iki gün, hüküm kesinleşmeden verilen kararın emanet makbuzuyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi içindir; başvurunun sonuçlandırılması veya cihazın teslimi için genel bir süre değildir. Kesinleşmiş hükümle verilen eşya kararlarında 17. maddedeki gönderme işlemleri uygulanır. Cihaz inceleme birimindeyse fiziksel dönüşü; SIM kart ve diğer parçalar alınmışsa bunların karardaki durumu da takip edilmelidir.
Yönetmeliğin 18. maddesine göre eşya, kimliği doğrulanan sahibine, yasal temsilcisine veya vekiline tutanakla teslim edilir. Temsil yoluyla teslimde yetki belgelendirilmelidir; noterden vekâletname verilmesi bu bakımdan önem taşır. Aile yakınlığı tek başına teslim yetkisi sayılmamalıdır. Şirket cihazlarında da şirket adına işlem yapma yetkisi gösterilmelidir.
Teslimde cihaz bilgileri, görünür hasar ve eksik parçalar tutanakla karşılaştırılmalı; uyuşmazlıkların belgeye geçirilmesi istenerek tutanak örneği saklanmalıdır. Yönetmeliğin 21. maddesi, usulüne uygun açıklamalı tebligata rağmen bir ay içinde alınmayan eşya için satış sürecini öngörür. Bu nedenle teslim çağrısı takip edilmeli, olumlu kararın cihazı süresiz olarak emanette bekletme imkânı verdiği düşünülmemelidir.
Üçüncü kişinin telefonu, müsadere ve gecikme durumları
Telefonun şüpheli veya sanığa ait olmaması, üçüncü kişinin bağımsız talepte bulunmasını gerektirebilir. İşverenin verdiği cihaz, aile bireyine ait telefon veya başka bir kişiden alınmış eşya bakımından mülkiyet ilişkisi belgelenmelidir. Kullanıcının suçlanması, malik olan herkesin aynı hukuki durumda bulunduğunu göstermez. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesi, iyi niyetli üçüncü kişilere ait eşya yönünden müsadere sınırını düzenler. Bununla birlikte mülkiyet ve iyi niyet iddiası somut olayın belgeleriyle değerlendirilir; yalnız faturanın başka isimde olması bütün tartışmayı kendiliğinden bitirmez.
Müsadere incelemesinde eşyanın suçla bağlantısı, ortak mülkiyet ve orantılılık da önem taşır. Telefonun pahalı olması veya günlük kullanım ihtiyacı tek başına kararın sonucunu belirlemez. Suçla bağlantının ve kanundaki şartların bulunup bulunmadığı açıklanmalıdır. Eşya hakkında verilmiş kesinleşmiş hüküm varsa onun içeriği görülmeden sadece adli emanet bürosuna iade dilekçesi verilmesi yeterli olmayabilir. Dosya sona erdiği hâlde eşya hakkında hiç karar bulunmaması veya kararın belirsiz olması durumunda Suç Eşyası Yönetmeliği'nin 20. maddesindeki karar tamamlama süreci gündeme gelir. Dosyanın kapanmasıyla otomatik teslim yapılacağı düşünülmemelidir.
Telefonun koşulları oluşmadan alınması, korunmaması veya zamanında geri verilmemesi ayrıca zarar doğurabilir. CMK'nin 141. maddesinin birinci fıkrasının j bendi, bu tür eşya tedbirlerinden kaynaklanan tazminat sebeplerini düzenler. Ancak her bekleme veya her ret kararı otomatik tazminat hakkı yaratmaz. Hukuka aykırılık, zarar ve bunlar arasındaki bağlantı gösterilmelidir. Cihazın değer kaybı, onarım gideri veya kullanım kaybı ileri sürülüyorsa uygun belgeler saklanmalıdır. Maddi ve manevi tazminat arasındaki ayrım zarar türlerinin anlaşılmasına yardımcı olsa da buradaki özel ceza muhakemesi başvurusunun görevli merci ve süreleri ayrıca incelenir.
Eşya nedeniyle tazminat talebi, CMK'nin 142. maddesindeki özel usule tabidir; her koruma tedbiri isteminin Tazminat Komisyonuna gittiği söylenemez. Özellikle ilgili bent yönünden ağır ceza mahkemesinde başvuru rejimi ile kanunda komisyona bırakılan diğer sebepler ayrılmalıdır. İade talebi, kararın denetimi ve zarar giderimi birbirinin yerine geçmez. El konulan telefonun iadesi için önce mevcut tedbirin dayanağı ve teknik inceleme kayıtları belirlenmeli; olumlu kararın ardından teslim süreci de tamamlanmalıdır. Ret, eksik karar veya zarar iddiası varsa bunların her biri kendi başvuru şartları içinde ele alınmalıdır.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
