
Trafik kazasında işleten kimdir sorusunun cevabı kural olarak araç sahibidir; aracı kendi hesabına işlettiği ispat edilen kişi ise işleten sayılır. Satılmış, ödünç verilmiş, kiralanmış veya çalınmış araçlarda kayıttaki malik ile işleten farklı kişiler olabilir. Zarar gören ilk bakışta ruhsat sahibine yöneldiği için, işleten olmadığını ileri süren kişi bunu belgeyle göstermek zorunda kalır.
Trafik kazasında işleten kimdir? Araç sahibiyle aynı kişi midir?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi araç sahibini, adına tescil belgesi verilmiş veya sahiplik ya da satış belgesi düzenlenmiş kişi olarak tanımlar. İşleten ise araç sahibi, mülkiyeti muhafaza kaydıyla sicilde alıcı görünen kişi, uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin hâllerinde de kiracı, ariyet alan ya da rehin alandır.
Aynı maddenin son kısmı bu sıralamayı esnetir: başkasının aracını kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işleten ve fiilî tasarrufu bulunan kişi, bunu ispat ederse işleten sayılır. Dolayısıyla ruhsatta adı geçen kişinin işleten olmadığı ispatlanabilir; bunu tartışmaya açmak için ispat gerekir.
İşleten sayılmanın sonucu ağırdır, çünkü sürücü kusurlu olsa bile sorumluluk işletene yönelir. Zarar gören tarafın dava yolunu anlatan trafik kazası tazminat davası rehberi bu yazının karşı yüzüdür; burada araç sahibi veya kullanıcı tarafı ele alınır.
Aracı sattım ama noterde devretmedim, kazadan sorumlu muyum?
Sicilde adınız kayıtlıysa Kanun’un 3. maddesine göre araç sahibi sayılırsınız ve zarar gören sizi ilk bakışta işleten kabul eder. Satışı yapmış olmanız bu görünümü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Alıcı aracı teslim almış, kendi hesabına kullanıyor ve fiilî tasarrufu elinde tutuyorsa, aynı maddenin “ispat edilirse” ifadesi gereği alıcı işleten sayılabilir. Bu ispat yükü kural olarak işleten olmadığını söyleyen satıcıdadır. Satış sözleşmesi, teslim tarihini gösteren tutanak, bedelin ödendiğine dair dekont ve alıcının aracı kendi adına sigortalattığını gösteren kayıtlar bu iddiayı destekler.
Örneğin araç kazadan aylar önce teslim edilmiş ve bedeli ödenmişse, alıcının aracı kendi hesabına kullandığı kanıtlanabilir; teslim tarihi belirsizse satıcı işleten görünümünü taşımaya devam eder.
Aracı ödünç verirsem veya kiraya verirsem işleten kim sayılır?
Kanun’un 3. maddesi ariyet, yani karşılıksız ödünç verme ile uzun süreli kiralamada işleteni kiracı veya ariyet alan olarak gösterir. Aracı arkadaşınıza uzun süreyle kullanması için bırakmışsanız ya da uzun dönemli kiralamışsanız, kazadan sorumlu işleten genellikle aracı fiilen kullanan kişidir.
Kısa süreli kiralama ve vale hizmeti ise bu maddede ayrıca sayılmamıştır. Bu durumlarda işleten, fiilî tasarruf, hesap ve tehlike ölçütleriyle somut olaya göre belirlenir. Uygulamada kısa süreli kiralamada kiraya verenin işleten kaldığı yönünde görüş ve yaklaşımlar bulunur; ancak bunu kanun metni açıkça söylemez, bu nedenle sözleşmenin süresi, aracın kimin kontrolünde olduğu ve kullanım menfaatinin kime ait olduğu birlikte değerlendirilir.
Şirket aracında da aynı ölçüt işler: adına tescilli şirket araç sahibidir, ancak aracı sürekli kendi işi için kullanan başka bir kişi veya işletme varsa, işleten sıfatı bu kişinin fiilî tasarrufuna bağlı olarak tartışılır.
Aracım çalındıysa veya gasbedildiyse kazadan sorumlu olur muyum?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 107. maddesi aracı çalan veya gasbeden kişiyi işleten gibi sorumlu tutar. Sürücü aracın çalındığını biliyorsa ya da gereken özenle öğrenebilecek durumdaysa, çalanla müteselsilen sorumlu olur.
Araç sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin aracın çalınmasında ya da gasbedilmesinde kusuru bulunmadığını ispat ederse sorumlu tutulamaz. Aracın nasıl muhafaza edildiği ve anahtarın nerede tutulduğu bu kusur tartışmasında sorulur. Çalınmayı hemen savcılığa ve sigortacıya bildirdiğinizi gösteren kayıtlar da dosyada yer almalıdır.
İşletenin sorumlu tutulamadığı bu tür kazalarda yaralanan kişinin başvurabileceği yol için plakası bilinmeyen araç ve Güvence Hesabı yazısına bakılabilir.
İşleten kazadan doğan sorumluluktan nasıl kurtulur?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi işleteni ve teşebbüs unvanı ya da işletme adı altında işletme hâlinde bağlı olduğu teşebbüs sahibini müştereken ve müteselsilen sorumlu tutar. İşleten, sürücünün ve yardımcı kişilerin kusurundan da kendi kusuru gibi sorumludur. Bu nedenle “aracı ben kullanmıyordum” savunması işletenliği ortadan kaldırmaz; ancak sıfatın başka birinde olduğunu ispatlamak mümkündür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 86. maddesi kurtuluş yolunu çizer. İşleten, kendisinin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru ile araçtaki bozukluğun etkisi bulunmadığını ve kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan doğduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Zarar görenin kusuru ispatlanırsa hâkim tazminatı indirebilir.
Araç kaza anında işletilme hâlinde değilse, örneğin park hâlindeyse, zarar gören işletene ilişkin kusuru veya araçtaki bozukluğun kazaya yol açtığını ispat etmek zorundadır. İşleten sorumlu tutulursa, ödediği tutarı kusurlu sürücüye veya diğer sorumlulara yönelterek trafik sigortası rücu talebi kapsamındaki yollarla geri isteme imkânı doğabilir.
İşleten olmadığımı hangi belgelerle göstereceğim?
Kanun işleten olmadığınızı gösterecek belgeleri tek tek saymaz; her türlü delille ispat edilebilir. Hangi belgenin işe yarayacağı, savunmanın dayandığı senaryoya göre değişir.
Satış iddiasında noter dışı satış sözleşmesi, teslim tutanağı, bedelin ödendiğini gösteren dekont ve araç teslim fotoğrafları kullanılır. Ödünç veya kira iddiasında yazılı sözleşme, teslim tarihi, kira bedelinin ödemeleri ve aracı kullananın kendi adına yaptığı bakım, yakıt ve otoyol geçiş kayıtları fiilî tasarrufu gösterir. Çalınma iddiasında ise suç duyurusu ve anahtarın nerede tutulduğunu açıklayan kayıtlar öne çıkar.
İşleten sıfatı belirlendikten sonra ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi işletene, 85. maddenin birinci fıkrasındaki sorumluluğunu karşılayacak zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümlülüğü getirir. Poliçesi bulunmayan aracın karıştığı kazalarda sonuçlar için sigortasız araç kazasında tazminat yazısı ayrıntı verir. Yolcunun hatır için taşındığı kazalarda ise aynı Kanun’un 87. maddesi genel hükümlere gider; bu konuyu trafik kazasında hatır taşıması yazısı ele alır.
İşletene karşı tazminat talebi kaç yıl içinde zamanaşımına uğrar?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi motorlu araç kazalarından doğan maddi tazminat taleplerinde iki yıllık ve on yıllık zamanaşımı öngörür. İki yıl, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten; on yıl ise her hâlde kaza gününden işler.
Fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabiyse tazminat için de o süre uygulanır. Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş sayılır. Yükümlüler arasındaki rücu hakkı ise iki yılda zamanaşımına uğrar; işleten ödeme yaptıktan sonra sürücüye veya diğer sorumlulara başvuracaksa bu süreyi izlemelidir.
Sürelerin başlangıcını ve kesilme hâllerini ayrıntılı gösteren trafik kazasında zamanaşımı yazısı bu bölümün devamı niteliğindedir. Aracınızın kaydı ve kazaya karışan kişilerle ilişkiniz birlikte değerlendirilecekse Ankara trafik kazası avukatı sayfasındaki çalışma alanı bilgisi yol gösterir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
