Tazminat Hukuku

Yoldaki Çukur Kazası Tazminatı 2026

Yoldaki çukur kazası tazminatı konusunu temsil eden, bozuk asfaltta yağmur suyu dolu çukur

Yoldaki çukur kazası tazminatı, yolun yapım ve bakımından sorumlu idareden, yani şehir içinde belediyeden, şehirlerarası yolda Karayolları Genel Müdürlüğünden istenir. Karşı sürücü ve karşı sigorta olmadığı için dava, kusurlu sürücüye değil yol idaresine yöneltilir. Hangi idarenin sorumlu olduğu yolun sınıfına, görevli mahkeme ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesine bağlıdır.

Yoldaki çukur kazası tazminatı kimden istenir?

Tazminat, çukurun bulunduğu yolun yapımından, bakımından ve işletilmesinden sorumlu kuruluştan istenir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesi şehir içi altyapı ve trafik hizmetlerini belediyenin görevleri arasında sayar; belediyenin yetki alanı belediye sınırlarıyla çevrilidir.

Büyükşehirlerde ayrım yol türüne göre yapılır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesinin (g) bendi, mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yolların, bulvar, cadde ve ana yolların yapımını ve bakımını büyükşehir belediyesine verir. Ankara’da ana arterdeki çukur için büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesinin yönettiği iç sokaktaki çukur için ilgili ilçe belediyesi gündeme gelir.

Otoyol, Devlet yolu ve il yolunda ise 6001 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca Karayolları Genel Müdürlüğü sorumludur. Yolda çalışma yapan kurum ya da yüklenicinin önlem alma ve işaretleme yükümlülüğü de ayrıca vardır; çukur bir yol çalışmasından kalmışsa bu kişiler de sorumlu olabilir.

Çukurun hangi idareye ait yolda olduğu kazadan hemen sonra anlaşılamayabilir. Böyle durumda dava dilekçesinde birden fazla idareyi davalı göstermek, yanlış muhatap yüzünden zaman kaybını önler. Yolun sınıfını ve konumunu, çukurun koordinatını gösteren fotoğraflar ve tutanakla belirleyin.

Çukur kazasında idarenin hizmet kusuru nasıl anlaşılır?

Hizmet kusuru, yolun trafik güvenliğini sağlayacak durumda tutulmaması ve bozukluğun zamanında giderilmemesi ya da uyarılmamasıdır. 2918 sayılı Kanun’un 13. maddesi yoldan sorumlu kuruluşları yolu trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlü kılar; 14. madde, yolda ortaya çıkan bozukluk ve eksikliklerin derhal giderilmesini öngörür.

Bu yükümlülüklere uyulmadığında idare, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı fiille verdiği zararı gidermekle karşı karşıya kalır. Somut olayda ispat edilmesi gereken üç şey vardır: çukurun kazadan önce var olduğu, uyarı veya işaretlemenin bulunmadığı ve hasarın ya da yaralanmanın çukurdan kaynaklandığı.

Sürücünün hızı, aydınlatma ve görüş şartları gibi olgular kusur oranını etkiler. Kusur oranını mahkemenin atadığı bilirkişi belirler; idare sürücüye de kusur yüklemeye çalışabilir, bu durumda tazminat bu oranda azalır. Anayasa Mahkemesi, idarenin hizmet kusurunu kabul eden idare mahkemesinin kusurun ağır olmadığı gerekçesiyle manevi tazminata hiç hükmetmemesini maddi ve manevi varlığı koruma hakkının ihlali saymıştır (B.No: 2017/37387).

Çukur kazası davası adli yargıda mı, idare mahkemesinde mi açılır?

Karayolundaki çukur kazalarında dava, kamu kuruluşuna karşı açılsa bile adli yargıda görülür. 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesi, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlar dahil, adli yargıda açılacağını söyler. Madde 6099 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve 19 Ocak 2011’de yürürlüğe girmiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesi de bu yönde karar vermektedir. Mahkeme, 7 Temmuz 2025 tarihli kararında Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açılan bozuk yol tazminat davasında, 12 Ocak 2026 tarihli kararında kapağı açık rögara düşen yayanın davasında, 4 Mayıs 2026 tarihli kararında ise yol yapısı ve işaretleme eksikliğine dayanan ölümlü kaza davasında adli yargıyı görevli bulmuştur. Üç kararın da oy çokluğuyla alındığı ve karşı oy bulunduğu bilinmelidir; görev konusu tartışmalı olduğundan sonuç her olayda aynı çıkmayabilir.

Karayolu trafik kazası niteliği taşımayan olaylarda, örneğin yaya kaldırımında düşmede veya su baskınında, idari yargı gündeme gelebilir; bu tür davaların genel çerçevesi tam yargı davası yazısında anlatılır. Davanın doğru mahkemede açılması için olayın karayolunda ve trafik içinde gerçekleşip gerçekleşmediğine bakın.

Çukur kazası tazminatında hangi süreler işler?

Adli yargıda 2918 sayılı Kanun’un 109. maddesi uyarınca maddi zarar talepleri, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde kazadan itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. 6098 sayılı Kanun’un 72. maddesi de aynı iki ve on yıllık süreleri öngörür; fiil ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımına bağlıysa o süre uygulanır.

Adli yargıda idareye önceden başvurma şartı yoktur. Yine de idareye yazılı başvuru, çukurun bildirildiğini ve idarenin durumdan haberdar olduğunu gösterdiği için delil açısından yararlıdır.

Dava idari yargıda görülecekse süreler farklıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi, idari eylemden hakkı ihlal edilenin öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmasını ister. İdare isteği reddederse ya da otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır; bundan sonra altmış gün içinde dava açılır. Ön başvuru süresi altmış gün değil bir yıldır; altmış gün, dava açma süresidir.

Adli yargıda görevsizlik kararı verilirse, aynı Kanun’un 9. maddesine göre kararın kesinleşmesinden sonra otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. 13. maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu durumda idareye ayrıca başvuru şartı aranmaz. Bu güvence var diye dava süresini geçirmeyin; yetkili mahkemeyi baştan seçin.

Çukur kazasında hangi deliller toplanır?

İlk iş, çukuru ve aracı olay yerinde fotoğraflamak ve videoya almaktır. Çukurun genişliği ve derinliği ölçülebilecek biçimde, yanına bir cisim koyarak ya da ölçü kullanarak çekim yapın; çukurun yolun hangi şeridinde olduğu ve çevresinde levha, bariyer veya ışık bulunup bulunmadığı kadrajda görünsün.

Kaza tespit tutanağı veya kolluk tutanağı, olayın yerini, zamanını ve çukuru kayda geçirir. Hasar ve yaralanma varsa trafik polisi ya da jandarmanın olay yerine çağrılması bu nedenle yararlıdır. Çevredeki kamera kayıtları kısa süre sonra silinebildiğinden ilgili kurumdan kaydın saklanmasını yazılı isteyin.

Delil olarak şunlar toplanır:

  • Olay yeri fotoğraf ve videoları ile konum bilgisi.
  • Kaza tespit veya kolluk tutanağı.
  • Tanık adı, soyadı ve iletişim bilgileri.
  • Kamera kayıtları ve idareye yapılmış önceki şikâyet yazıları.
  • Servis veya onarım faturası, yaralanmada sağlık raporu ve tedavi giderleri.

Aracı onarıma vermeden önce hasarın saptanmasını sağlayın. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1471. maddesi, sigorta ettirenin hasar saptanmadan önce hasarın sebebini ya da miktarını belirlemeyi güçleştirecek değişiklik yapmasını yasaklar; onarım ve hasar belgesi olmadan müdahale hem kasko hem dava ispatını zorlaştırır. Genel olarak kaza sonrası atılacak adımlar için trafik kazası sonrası yapılacaklar yazısına bakılabilir.

Çukur kazasında kasko hasarı öder mi, sigortacı idareye rücu eder mi?

Kasko, poliçe şartlarına bağlı olarak çukur hasarını karşılayabilir; kapsam, teminat türüne ve muafiyetlere göre değişir. Poliçeniz çarpma veya devrilme teminatı içeriyorsa hasarı sigortacıya bildirin, ödeme için kasko şartlarını kontrol edin.

Sigortacı hasarı ödediğinde sorumlu idareye karşı dava hakkına geçer. 6102 sayılı Kanun’un 1472. maddesi, sigortacının ödediği tazminat kadar sigortalının sorumlulara karşı sahip olduğu hakka halef olmasını düzenler. Bu nedenle sigortacı çukurun sorumlusu olan idareye rücu davası açabilir.

Kasko ödemesi zararın tamamını karşılamamışsa muafiyet, değer kaybı gibi kalan kısım için sigortalı kendi adına idareye dava açabilir. Kasko ödemesi alındıysa dava dilekçesinde bu ödemenin tutarı ve sigortacının halefiyet durumu belirtilir. Araç değer kaybı da trafik kazası tazminat davasında olduğu gibi zarar kalemi olarak istenebilir.

Çukur kazasında hangi maddi ve manevi zararlar istenebilir?

Araç hasarında onarım bedeli ve onarım süresince doğan kullanım kaybı gibi doğrudan zararlar istenir. Kişi yaralandıysa 6098 sayılı Kanun’un 54. maddesi uyarınca tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar tazmin edilir.

Bedensel bütünlük zedelenmişse aynı Kanun’un 56. maddesine göre hâkim uygun miktarda manevi tazminata da karar verebilir. Manevi tazminatın tutarı hâkimin takdirindedir ve olayın ağırlığı, yaralanmanın niteliği ve kusur oranına göre belirlenir; önceden bir miktar söylenemez. Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararı, hizmet kusuru kabul edilen olayda manevi zararın karşılanmaması hâlinde Anayasa’nın güvence altına aldığı hakkın ihlal edilebileceğini göstermektedir.

Yaralanma varsa kazanç ve çalışma gücü kaybı bilirkişi raporuyla hesaplanır. Bu hesabın nasıl yapıldığı ve hangi verilerin gerektiği yaralanmalı trafik kazası tazminat hesaplama sayfasında ele alınır. Dosyanızda yol idaresinin sorumluluğu, görevli mahkeme ve delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyorsa Ankara trafik kazası avukatı sayfasındaki çalışma alanı bilgileri incelenebilir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp