Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49

Israrlı Takip Suçu: Şikâyet, Deliller ve Korunma Yolları 2026

Israrlı takip suçu, tekrarlanan takip veya temas girişimlerinin ciddi huzursuzluk ya da güvenlik endişesi doğurmasıyla oluşabilir. Fiziksel izleme, farklı numaralardan arama ve sosyal medya üzerinden sürdürülen temas girişimleri birlikte değerlendirilebilir. Ancak her istenmeyen iletişim aynı suçun kapsamına girmez. Başvuruda davranışların sürekliliği, mağdur üzerindeki etkisi, mevcut belgeler ve korunma ihtiyacı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır. Ceza şikâyeti ile uzaklaştırma veya iletişim yasağı talebi de birbirinin yerine geçen işlemler değildir.

Hangi davranışlar ısrarlı takip suçu oluşturur?

Israrlı takip, kişinin istemediği her karşılaşmayı veya iletişimi kapsayan genel bir suç adı değildir. Türk Ceza Kanunu'nun 123/A maddesi, fiziken takip etmeyi ve iletişim araçları, bilişim sistemleri veya üçüncü kişiler üzerinden temas kurmaya çalışmayı düzenler. Bu davranışların ısrarlı biçimde gerçekleştirilmesi ve kanunda belirtilen sonucu doğurması gerekir. Fiillerin yalnız sayısını belirtmek yerine, ne zaman başladığını, nasıl tekrarlandığını ve aralarındaki bağlantıyı açıklamak önemlidir.

Kanunun aradığı sonuç, mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk oluşması veya kişinin kendisinin ya da yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasıdır. Bu iki sonucun birlikte bulunması zorunlu değildir. Buna karşılık günlük yaşamda karşılaşılan her rahatsızlık, ceza sorumluluğu için gereken ağırlığa ulaşmaz. Davranışların sıklığı, devam ettiği dönem, önceki ilişki, temasın gerçekleştiği yerler ve kişinin yaşamında yarattığı etki birlikte incelenir. Başvuruda yalnızca “sürekli takip ediyor” denilmesi, bu bağlantıların anlaşılmasını güçleştirebilir.

Israr için kanunda herkes bakımından uygulanacak belirli bir mesaj veya arama sayısı yazılı değildir. Farklı araçlarla gerçekleştirilen davranışlar, aynı olay bütünlüğü içinde değerlendirilebilir. İletişimin istenmediğinin bilindiğini gösteren mesajlar, engellemeler veya önceki uyarılar bu değerlendirmede önem taşıyabilir. Bununla birlikte şikâyet hakkının kullanılabilmesi için kişinin önce faille yeniden görüşmesi, yüz yüze uyarıda bulunması ya da kendisini tehlikeye atması beklenmez. Takibin oluşturduğu sonuç da yalnız failin sözlerinden değil, olayın bütününden anlaşılır.

TCK 123'teki kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile TCK 123/A aynı düzenleme değildir. İlkinde sırf huzur ve sükûnu bozma amacı, ikincisinde ise maddede sayılan takip veya temas girişimleri ile ciddi huzursuzluk yahut güvenlik endişesi önem taşır. Sırf bir suçun şartları oluşmadığı için diğer suçun mutlaka oluştuğu söylenemez. Ceza hukuku kapsamında yapılacak değerlendirmede davranış, amaç ve sonuç ayrı incelenir; başvurucu için esas olan olayı doğru anlatmaktır. Suç adının dilekçede eksik veya farklı yazılması, yaşanan davranışların açıkça bildirilmesinin yerine geçmez.

Mesaj, sosyal medya ve eski eş takibi nasıl değerlendirilir?

Dijital ortamda ısrarlı takip değerlendirmesi, yalnız mesajın içinde hakaret veya tehdit bulunmasına bağlı değildir. Farklı hesaplardan ulaşmaya çalışma, engelleme sonrasında yeni numaralar kullanma veya üçüncü kişiler üzerinden tekrar tekrar haber gönderme, süreklilik ve mağdur üzerindeki sonuç bakımından incelenebilir. Buna karşılık bir hesabı takip etmek, bir paylaşımı görmek ya da tek bir ileti göndermek için bağlamdan bağımsız suç sonucu kurulamaz. Dijital davranışın hangi iletişim geçmişi içinde gerçekleştiği ve muhatabın iradesinin nasıl ortaya çıktığı önemlidir.

Mesajlarda ayrıca saldırı veya zarar verme bildirimi varsa tehdit suçunun koşulları da değerlendirilir. Ancak ısrarlı takip için mutlaka açık bir tehdit cümlesi aranmaz. Sürekli fiziksel yakınlık kurma ile yoğun dijital temasın aynı kişiye yönelmesi, olayın değerlendirilmesinde birlikte ele alınabilir. Farklı suçların aynı dosyada bulunması, her davranıştan kendiliğinden ayrı ceza çıkacağı anlamına da gelmez. Hangi fiilin hangi hükme uyduğu ve suçların birlikte değerlendirilme biçimi yargılama makamlarınca belirlenir.

Önceki duygusal ilişki veya evlilik, istenmeyen takibe sürekli izin verildiği anlamına gelmez. Kanun, suçun çocuğa, ayrılık kararı verilen eşe veya boşanılan eşe karşı işlenmesini özel olarak düzenler. Buradaki ayrılık kararı, tarafların gündelik dilde “ayrıldık” demesinden farklıdır. Eski sevgili ile boşanılan eş aynı hukuki statüye sahip değildir. Eski sevgiliye yönelen takip temel suçun veya başka bir nitelikli hâlin koşullarını oluşturabilir; yalnız ilişkinin bitmiş olması eşe ilişkin ağırlaştırıcı sebebi doğurmaz.

Ortak çocuk, eşya teslimi veya devam eden hukuki işlem nedeniyle iletişim kurulması gereken durumlarda iletişimin gerçek amacı ve sınırı ayrıca incelenir. Gerekli bilgi paylaşımı ile bu gerekçenin sürekli kişisel temasa dönüştürülmesi aynı şekilde değerlendirilemez. Görüşme sıklığı, içerik, zamanlama ve mevcut mahkeme kararları dikkate alınmalıdır. Çocukla kişisel ilişki kararı bulunması, diğer ebeveyni her konuda arama veya bulunduğu yere gitme yetkisi vermez. Uygulanan yaklaşmama ya da iletişim yasağının kapsamı okunmalı; belirsizlik, tarafların kendi yorumlarıyla kararı etkisiz bırakmasına yol açmamalıdır.

Israrlı takip şikâyeti nereye ve nasıl yapılır?

Israrlı takip nedeniyle Cumhuriyet başsavcılığına veya polis ve jandarma gibi kolluk birimlerine başvurulabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158. maddesi uyarınca şikâyet yazılı yapılabileceği gibi sözlü beyanın tutanağa geçirilmesiyle de gerçekleştirilebilir. Başvurucunun avukatla temsil edilmesi zorunlu değildir. Yakın tehlike devam ediyorsa öncelik güvenliğin sağlanmasıdır; ayrıntılı dilekçeyi hazırlamak veya bütün belgeleri bir araya getirmek için acil yardım talebi ertelenmemelidir. Olayın sürmekte olduğu başvuru sırasında açıkça bildirilmelidir.

Suç duyurusu hazırlanırken davranışlar tarih sırasıyla anlatılmalıdır. İlk temas, tekrar eden olaylar, kullanılan numaralar veya hesaplar, fiziksel takibin gerçekleştiği yerler ve varsa önceki başvurular ayrı belirtilmelidir. Her olayın karşısına onu destekleyen belge veya tanık bilgisinin yazılması incelemeyi kolaylaştırır. Kesin tarih hatırlanmıyorsa tarih uydurmak yerine yaklaşık dönem açıklanmalı, kesin kayda ulaşılabilecek mesaj veya kamera bilgisi gösterilmelidir. Şikâyet edilen kişinin cezalandırılmasına yönelik irade de tereddüde yer bırakmayacak biçimde ifade edilmelidir.

Şüphelinin gerçek adının bilinmemesi başvuruya engel değildir. Bilinen telefon numarası, kullanıcı adı, profil bağlantısı, hesap kimliği, mesajın gönderildiği zaman ve diğer tanımlayıcı bilgiler sunulabilir. Yalnızca benzer bir kullanıcı adı nedeniyle belirli bir kişiye kesin isnatta bulunulmamalıdır. Şüphelenilen kişi varsa bu şüphenin dayanakları ile kesin bilinen bilgiler ayrılmalıdır. Kimlik tespitinde platform kayıtları ve teknik araştırma gerekebilir; her hesap için aynı kayıtların bulunacağı veya kişinin mutlaka tespit edileceği varsayılmamalıdır.

Başvuru sırasında takip nedeniyle oluşan etki de somutlaştırılmalıdır. İşe veya okula gidişin değişmesi, yakınlardan destek istenmesi, güvenlik görevlilerine yapılan bildirimler ve mevcut tedbir kararları anlatılabilir. Bunların her biri mutlaka suçun nitelikli hâlini kanıtlamaz; olayın anlaşılmasına hizmet eder. Dilekçe ve eklerinin bir kopyası ile başvuru numarası saklanmalı, sonraki olaylar ilgili soruşturmaya ek beyanla bildirilmelidir. Ayrıca vekili bulunmayan ısrarlı takip mağduru, CMK 234 kapsamındaki koşullarla barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilir. Bu talep, şikâyetin veya acil koruma ihtiyacının bildirilmesini bekletmemelidir.

Mesajlar ve takip olayları nasıl belgelenmelidir?

Israrlı takipte belgelerin amacı, yalnız iletişim kurulduğunu göstermek değildir. Davranışların tekrarını, aynı kişiye yöneldiğini, istenmediğini ve doğurduğu etkiyi birlikte ortaya koymak gerekir. Mesajlar, arama listeleri, e-postalar, sesli iletiler, tanık anlatımları ve hukuka uygun kamera kayıtları bu bakımdan değerlendirilebilir. Tek bir görüntünün bulunması kesin mahkûmiyet anlamına gelmez; belge yokluğu da yaşanan olayın açıklanmasından vazgeçilmesini gerektirmez. Hangi bilginin hangi olayla ilgili olduğu belirgin olmalıdır.

Ekran görüntülerinde kullanıcı adı veya numara, tarih, saat ve konuşmanın bağlamı korunmalıdır. Yalnız tepki içeren son mesajın seçilmesi, önceki takip davranışlarının anlaşılmasını engelleyebilir. Özgün mesaj ve medya dosyaları silinmemeli; mümkünse cihazdaki kayıtlarla birlikte güvenli kopyaları saklanmalıdır. Hesap adı değiştirilebileceğinden görünen adın yanında profil adresi ve mevcut diğer hesap bilgileri de kaydedilmelidir. Görüntü üzerinde içerik değiştirme, tarih ekleme veya farklı konuşmaları tek akış gibi birleştirme işlemleri yapılmamalıdır.

Fiziksel takip bakımından tanığın hangi olayı doğrudan gördüğü açıklanmalıdır. Başvurucudan sonradan duyulan anlatım ile bizzat gözlenen davranış aynı bilgi değildir. Kamera kaydı bulunabilecek yer ve zaman aralığı biliniyorsa, kayıtların korunması ve ilgili makamca istenmesi gecikmeden talep edilebilir. Her işletmenin aynı saklama süresini uyguladığı varsayılmamalıdır. Konut veya iş değişikliği ileri sürülüyorsa değişikliğe ilişkin belgeler ile takip arasındaki bağ ayrıca anlatılmalıdır; sırf adresin değişmiş olması sebebi kendiliğinden kanıtlamaz.

Delil toplarken başkasının hesabına izinsiz girilmesi, telefonunun ele geçirilmesi veya özel yazışmalarının yayılması doğru bir yöntem değildir. CMK 217 uyarınca hüküm hukuka uygun elde edilmiş delillere dayanmalıdır. Kişinin kendisine gelen mesajı saklamasıyla, başka kişilerin haberleşmesine müdahale etmesi birbirinden ayrılır. İletilerde hakaret niteliğinde ifadeler bulunması da bunların sosyal medyada topluca yayımlanmasını kendiliğinden hukuka uygun kılmaz. Belgeler, ilgili başvurunun sınırları içinde yetkili makamlara sunulmalıdır. Özel hayatı veya üçüncü kişileri ilgilendiren veriler varsa gereksiz yayılım önlenmeli, delilin aslı üzerinde değişiklik yapılmadan hukuki değerlendirme alınmalıdır.

Şikâyet süresi, vazgeçme ve uzlaştırma ayrımı

TCK 123/A'nın üçüncü fıkrası, maddede düzenlenen suçun soruşturulmasını ve kovuşturulmasını şikâyete bağlar. Bu koşul yalnız temel hâl için değil, aynı maddede düzenlenen nitelikli hâller için de geçerlidir. Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesindeki genel kurala göre şikâyet süresi altı aydır. Süre, dava zamanaşımı aşılmamak üzere, şikâyet hakkı sahibinin hem fiili hem de failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Mesajın görülmesi ile gönderen kişinin öğrenilmesi her zaman aynı tarihe rastlamayabilir.

Takip bir dönem boyunca sürdüğünde bütün olayları tek bir tarih altında toplamak süre incelemesini hatalı hâle getirebilir. Başlama, devam ve sona erme zamanları ile farklı davranışların birbirine bağlı olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle “takip sürüyor, süre hiç başlamaz” düşüncesiyle beklenmemelidir. Bilinen olaylar ve failin ne zaman öğrenildiği başvuruda belirtilmeli, sonradan gerçekleşen davranışlar da dosyaya bildirilmelidir. Altı aylık şikâyet süresi, soruşturmanın mutlaka altı ayda bitirileceği veya ceza davasının bu sürede açılacağı anlamına gelmez.

Şikâyetten vazgeçme, ceza sürecinin aşamasına ve kanundaki koşullara göre sonuç doğurur. Kesinleşmiş hükümden sonraki vazgeçme cezanın infazını engellemez; kovuşturma sırasında sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesine ilişkin kural da dikkate alınır. Ayrıca aynı olaylarda resen soruşturulan başka suçların bulunması mümkündür. Israrlı takip şikâyetinden vazgeçilmesi, bunların tamamını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Vazgeçme metninde kişisel haklardan da vazgeçildiğinin açıklanması, hukuk davası bakımından ayrı sonuç doğurabileceğinden imzalanan beyanın kapsamı dikkatle incelenmelidir.

Ceza muhakemesinde uzlaştırma ise şikâyetten vazgeçmeden farklıdır. CMK 253/3, ısrarlı takip suçunu açıkça uzlaştırma dışında bırakır. Suçun şikâyete bağlı olması bu yasağı kaldırmaz; tarafların görüşmesi de kanuni uzlaştırma işlemi yerine geçmez. Koruma tedbiri varken anlaşma amacıyla temas kurulması ayrıca kararın ihlaline yol açabilir. Başvurunun sürdürülmesi, vazgeçme iradesi ve varsa diğer talepler birbirinden ayrılmalı; tek bir belgenin bütün ceza ve özel hukuk sonuçlarını sona erdirdiği kabul edilmemelidir. Süre hesabında olay kayıtları kadar tebligatların saklanması da önem taşır.

Uzaklaştırma ve iletişim yasağı nasıl talep edilir?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma, ceza davasından bağımsız bir başvuru yoludur. Tek taraflı ısrarlı takip mağdurları kanunun kapsamındadır; faille evli olma veya daha önce birlikte yaşama şartı aranmaz. Tedbir talep etmek için önce mahkûmiyet kararı alınmış olması gerekmez. Başvuruda devam eden tehlike, tarafların ilişkisi, yaşanan davranışlar ve gerekli görülen koruma açıkça anlatılmalıdır. Ceza şikâyetinde bulunulduğunun belirtilmesi yararlı olmakla birlikte, korunma talebinin ayrıca ifade edilmesi gerekir.

6284 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında konuttan uzaklaştırma, korunan kişiye ve belirli yerlere yaklaşmama veya iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme gibi önleyici tedbirler kararlaştırılabilir. Bunların tamamı her olayda birlikte uygulanmaz. Talebin içeriği, tehlikenin niteliği ve yetkili merciin değerlendirmesi önem taşır. Konuta zorla girme veya çıkmama davranışı ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali yönünden incelenebilir; uzaklaştırma başvurusu diğer suçların araştırılmasının yerine geçmez.

Kanunun 8. maddesine göre tedbir, en çabuk ve kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülki amirden veya kolluk biriminden talep edilebilir; hangi tedbiri kimin verebileceği kendi yetki hükümlerine tabidir. İlk tedbir en çok altı ay için verilebilir. Tehlikenin devam etmesi hâlinde sürenin veya şeklin değiştirilmesi ya da tedbirin devamı kararlaştırılabilir. Bu nedenle ilk kararın bitiş tarihi takip edilmeli, risk sürüyorsa yeni olaylar ve mevcut karar bilgileriyle başvuru yapılmalıdır. İlk altı aylık sınır, bütün korumanın toplamda mutlaka altı ayla biteceği anlamına gelmez.

Koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına ilişkin delil veya belge aranmaz; önleyici tedbirin de geciktirilmeksizin verilmesi öngörülür. Bu düzenleme, ceza yargılamasında her iddianın kendiliğinden kanıtlanmış sayılması demek değildir. Elindeki belgeleri sunabilen kişi bunları başvurusuna ekleyebilir, ancak acil koruma talebini sırf belge eksikliği nedeniyle ertelememelidir. Gerekli durumlarda kimlik ve adres bilgilerinin gizli tutulması da talep edilebilir. Kararın kapsamı, süresi ve uygulanmasına ilişkin bilgiler öğrenilmeli; ihlal hâlinde mevcut karar belirtilerek kolluğa ve ilgili mercilere bildirim yapılmalıdır.

Israrlı takip cezası ve soruşturmanın olası sonuçları

Israrlı takip suçunun temel hâlinde altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülür. TCK 123/A'nın ikinci fıkrasındaki nitelikli hâllerde aralık bir yıldan üç yıla kadardır. Suçun çocuğa, ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi; mağdurun okulunu, işyerini veya konutunu değiştirmesine yahut okulunu veya işini bırakmasına neden olması; fail hakkında maddede belirtilen uzaklaştırma ya da yaklaşmama tedbirinin bulunması bu kapsamda değerlendirilir. İlgili şartın olayda gerçekleştiği ayrıca gösterilmelidir.

Mağdurun yalnızca kadın olması, TCK 123/A bakımından kendiliğinden ikinci fıkranın uygulanması sonucunu doğurmaz. İş veya konut değişikliğinde de değişikliğin takip nedeniyle gerçekleştiği incelenir. Kanundaki alt ve üst sınırlar, her dosyada verilecek kesin ceza değildir. Mahkeme suçun sabit olup olmadığını, hangi fıkranın uygulanacağını ve cezanın belirlenmesine ilişkin genel hükümleri değerlendirir. Hapis cezasının başka bir yaptırıma çevrilmesi veya ertelenmesi de yalnız suç adından hareketle garanti edilemez; sonuç ceza ve ilgili kanuni koşullar önemlidir.

Soruşturmada Cumhuriyet savcısı, bildirilen davranışları ve şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri araştırır. İletilerin aidiyeti, tanıkların bilgisi ve takip olaylarının bağlantısı bu incelemenin parçaları olabilir. Kamu davası açmaya yeterli şüphe bulunursa iddianame düzenlenebilir. Yeterli şüphe elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması durumunda ise kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilebilir. Şikâyetin alınması, failin suçlu bulunduğu anlamına gelmediği gibi soruşturmanın uzaması da tek başına başvurunun reddedildiğini göstermez.

KYOK kararına karşı başvuruda, kararın gerekçesi ve hangi araştırmanın eksik kaldığı incelenmelidir. CMK 173 uyarınca, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından itiraz süresi kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Önceki kararlar için geçiş hükmü ayrıca dikkate alınır. Sürenin karar tarihinden mi yoksa tebliğden mi başladığı karıştırılmamalıdır. İtirazda yalnız şikâyeti tekrar etmek yerine, araştırılmayan kayıt veya tanık ile bunların olay açısından önemi açıklanmalıdır. Ceza dosyasında verilen karar, devam eden tehlikenin yetkili mercilere yeniden bildirilmesini gereksiz hâle getirmez; mevcut tedbirlerin durumu ayrıca takip edilmelidir.

Engelleme, karşılıklı iletişim ve tedbir ihlalinde dikkat edilecekler

Telefon numarasını veya sosyal medya hesabını engellemek, şikâyet hakkından vazgeçmek değildir. Engelleme, güvenlik ve iletişim tercihi bakımından alınan bir önlem olabilir. Kişinin takip davranışlarını belgelemek için iletişim kanalını açık tutması ya da yeni mesajları beklemesi gerekmez. Eldeki kayıtlar korunurken hesabın güvenliği de sağlanmalıdır. Buna karşılık engellemenin gerçekleştiği tarih, daha sonra kullanılan farklı hesaplar ve temas girişimleri olayın kronolojisine eklenebilir; böylece davranışların devam edip etmediği daha açık anlaşılır.

Karşılıklı mesajlaşma varsa yazışmanın tamamı incelenmelidir. Bir dönemde iletişime rıza gösterilmiş olması sonraki bütün temaslara süresiz izin anlamına gelmez. Aynı şekilde yalnız karşı taraftan gelen mesajların seçilip kişinin kendi yanıtlarının saklanması da olayın yanlış anlaşılmasına yol açabilir. İletişimin ne zaman ve nasıl istenmeyen hâle geldiği, cevapların amacı ve mevcut mahkeme kararları dikkate alınmalıdır. Güvenlik endişesiyle verilen kısa bir yanıt ile karşılıklı sürdürülen görüşme aynı anlamı taşımaz; değerlendirme tek bir cümle üzerinden yapılmamalıdır.

Tedbir kararına aykırı davranış gerçekleşirse kararın tarihi, kapsamı ve ihlal olayı birlikte bildirilmelidir. 6284 sayılı Kanun'un 13. maddesindeki zorlama hapsi, ısrarlı takip suçundan verilecek cezanın aynısı değildir. Kanuni koşullarda tedbir ihlali ayrıca değerlendirilir; aynı fiilin suç oluşturması bu incelemeyi kendiliğinden kaldırmaz. Her yeni mesaj için otomatik olarak aynı yaptırımın uygulanacağı söylenemez. Kararın neyi yasakladığı, ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediği ve ilgili usul koşulları yetkili makam tarafından incelenir.

Dosyanın numarası, verilen kararlar ve tebligatlar düzenli tutulmalıdır. UYAP Vatandaş üzerinden dosya bilgileri erişim yetkisi ve sistemde gösterilen kapsam içinde izlenebilir; ekranda her soruşturma belgesinin görünmesi beklenmemelidir. Yeni olayların yalnız kişisel notlarda tutulması yerine ilgili makama bildirilmesi önemlidir. Şikâyet, delil sunma, korunma talebi ve ihlal bildirimi ayrı ihtiyaçları karşılar. Hangi başvurunun yapıldığının kaydedilmesi, gerekli işlemin zaten tamamlandığı yönündeki yanlış kabulü önler. Bilinmeyen ayrıntılar kesin bilgi gibi yazılmamalı; kişisel güvenlik ihtiyacı ile dosyanın hukuki takibi birlikte ele alınmalıdır.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49
Black Minimalist Modern Attorney Law Logo 1080 x 1080 piksel
Scroll to Top