Karar Notu · Tazminat Hukuku

Maluliyet Oranı Hangi Yönetmeliğe Göre Belirlenir? Yargıtay HGK Kararı 2026

Trafik kazasında maluliyet oranı, yani sürekli iş göremezlik oranı, kaza tarihinde yürürlükte olan ve Yargıtay’ın benimsediği yönetmeliğe göre belirlenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, aracın yayaya çarptığı 29 Kasım 2017 tarihli kazada yürürlükte olmayan yönetmeliğe dayanan yüzde 0 maluliyet raporunu esas alan direnme kararını oy çokluğuyla bozdu. Kurul’un 29 Nisan 2026 tarihli kararına göre bu rapor ile yüzde 40 maluliyet bildiren rapor arasındaki çelişki, kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun ve muayeneli yeni bir raporla giderilmeden karar verilemez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu direnme kararını hangi gerekçeyle bozdu?

Kurul, haksız fiilden doğan zararın fiilin gerçekleştiği tarihteki mevzuata göre hesaplanacağını ve aynı dönemde başka düzenlemelerin bulunmasının bu ilkeden ayrılmaya gerekçe olamayacağını belirtti:

Karar metninden

“Kaza tarihinde uygulanması gereken yönetmelik Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleridir. Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan zararların tespitinde fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükteki mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemelerin bulunması da genel ilkelerden ayrılması için bir gerekçe olarak kabul edilemez. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir.”

“Bu durumda, mahkemece olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, muayeneli, dosyada mevcut maluliyet raporları da irdelenerek, söz konusu raporlar arasında oluşan (%0 – %40) çelişkiyi giderecek şekilde ve denetime uygun olacak şekilde davacının maluliyet oranının tespiti ve kaza ile illiyet bağının saptanması için Adli Tıp Kurumundan yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Kurul’a göre aynı dönemde birden fazla yönetmeliğin bulunması, rapor için seçim serbestliği doğurmaz; uygulanacak düzenleme, Yargıtay içtihadının kaza tarihine bağladığı yönetmeliktir.

Direnme kararı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesi uyarınca bozuldu. Davalılardan birinin temyizi ise, bu davalı bozmadan önceki bölge adliye mahkemesi kararını temyiz etmediği için hukuki yarar yokluğundan reddedildi:

Hüküm fıkrası

“(A) bendinde belirtilen nedenlerden dolayı davalı […] vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan oy birliğiyle REDDİNE,”

“(B) bendinde belirtilen nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince oy çokluğuyla BOZULMASINA,”

“Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olarak karar verildi.”

Yaya kazasında sürekli iş göremezlik tazminatı neden reddedilmişti?

Davalıların maliki ve trafik sigortacısı olduğu araç, 29 Kasım 2017’de yaya olan davacıya çarptı. Davacı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, belgesiz tedavi gideri ve 50.000 TL manevi tazminat istedi; yargılama sırasında sürekli iş göremezlik talebini 101.709,24 TL’ye yükseltti.

Dosyaya üç rapor girdi. Bir üniversitenin adli tıp anabilim dalı, 19 Temmuz 2019 tarihli raporunda davacıda yüzde 40 maluliyet buldu. Rapor, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe (Özürlülük Yönetmeliği) göre düzenlenmişti.

Adli Tıp Kurumunun 15 Şubat 2021 tarihli raporu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre maluliyetin belirlenemeyeceğini bildirdi. Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu ise 19 Ağustos 2021’de Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğini (2008 Yönetmeliği) uyguladı. Üst Kurul, sürekli maluliyet tayinine yer olmadığını ve iyileşme süresinin dokuz aya kadar uzayabileceğini belirtti.

İlk derece mahkemesi 14 Ekim 2021’de Üst Kurul raporunu esas aldı. Dokuz aylık iyileşme süresi için toplam 9.573,30 TL’ye hükmetti: 3.911,51 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 3.861,79 TL bakıcı gideri ve 1.800 TL tedavi gideri. Sürekli iş göremezlik ve manevi tazminat taleplerini reddetti. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 24 Mayıs 2022’de kararı kaldırıp yeniden hüküm kurdu. Aynı maddi kalemlere ek olarak davalılardan biri aleyhine 5.000 TL manevi tazminata hükmetti, sürekli iş göremezlik talebini yine reddetti.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 27 Haziran 2024 tarihli kararıyla (E. 2022/10124, K. 2024/6663) hükmü bozdu. Bölge Adliye Mahkemesi önceki gerekçesini genişleterek bozmaya direndi (E. 2024/2806, K. 2025/447); dosya bu nedenle Hukuk Genel Kuruluna geldi.

Maluliyet oranı için kaza tarihine göre hangi yönetmelik uygulanır?

Kurul, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış kararlarındaki takvimi aktardı. Bu takvime göre sağlık kurulu raporu, kaza tarihine göre şu düzenlemeye uygun hazırlanır:

  • 11 Ekim 2008’den önceki kazalarda Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü uygulanır.
  • 11 Ekim 2008 ile 1 Eylül 2013 arasındaki kazalarda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanır.
  • 1 Eylül 2013 ile 1 Haziran 2015 arasındaki kazalarda Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği uygulanır.
  • 1 Haziran 2015 ile 20 Şubat 2019 arasındaki kazalarda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uygulanır.
  • 20 Şubat 2019’dan sonraki kazalarda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uygulanır.

Kurul’a göre oran, Adli Tıp Kurumu ihtisas dairesi ya da üniversite veya araştırma hastanelerinin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarınca belirlenir. Rapor, kişinin şikâyetlerine göre oluşturulan uzman doktor heyetinden alınır ve kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulmalıdır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 54. maddesi çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları bedensel zararlar arasında sayar; TBK 55 ise bu zararların Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanmasını öngörür. Kurul’a göre kusur, gelir ve bakiye ömür gibi verilerle birlikte maluliyet oranı da yaralanmalı trafik kazasında tazminat hesabının girdilerindendir.

Bölge adliye mahkemesi ve Kurul’daki farklı görüş hangi yönetmeliği savundu?

Bölge Adliye Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin 17 Temmuz 2020 tarihli, E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı iptal kararına dayandı. Bu kararla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 90. maddesindeki genel şartlara yapılan atıflar iptal edilmişti. Maddenin bugünkü metni, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatları Kanun’da öngörülen usul ve esaslara, düzenlenmeyen konularda TBK’nin haksız fiil hükümlerine bağlar.

Mahkemeye göre bu iptalden sonra, 1 Haziran 2015’te yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile bu şartlarda belirlenen yönetmelikler uygulanamazdı. Mahkeme bu nedenle 2008 Yönetmeliğine göre alınan raporu yeterli gördü.

Kurul bu görüşü benimsemedi. Gerekçeye göre 2008 Yönetmeliğinin çalışma gücü kaybına ilişkin hükümlerini, 1 Eylül 2013’te yürürlüğe giren Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği kaldırmıştı; Üst Kurul raporu bu nedenle kaza tarihinde yürürlükte olmayan hükümlere dayanıyordu.

Görüşmelerde ileri sürülen farklı bir görüş de direnme kararının bozulmasını istedi, ancak değişik gerekçeyle. Bu görüşe göre engellilik ve özürlülük oranı çalışma gücünü karşılamadığından oran, Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmeliydi. Kurul çoğunluğu bu görüşü de benimsemedi. Bozmaya karşı oy kullanan üyelerin gerekçesi yayımlanan karar metninde yer almıyor.

Hukuk Genel Kurulu, 8 Nisan 2026 tarihli başka bir kararında (E. 2025/488, K. 2026/223) 11 Eylül 2017’de yaralanan bir yolcu için de bu konuda oy çokluğuyla aynı sonuca vardı. O dosyada oran, 2008 Yönetmeliğine göre yüzde 10,3, Özürlülük Yönetmeliğine göre yüzde 5 bulunmuştu. Kural bu nedenle her dosyada daha yüksek bir oran sonucu doğurmaz; belirleyici olan kaza tarihidir.

Hukuk Genel Kurulu bozmasından sonra maluliyet oranı nasıl belirlenecek?

Dosya, HMK 373/2 uyarınca kararı veren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilecek. HMK 373/7’ye göre Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur. Bölge adliye mahkemesi bu kez Adli Tıp Kurumundan Özürlülük Yönetmeliğine uygun, muayeneli, dosyadaki raporları irdeleyen ve yüzde 0 ile yüzde 40 arasındaki çelişkiyi gideren yeni bir rapor alacak. Sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilip hükmedilmeyeceği ve tutarı, bu rapordaki orana ve illiyet bağına ilişkin tespite bağlıdır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, davacının hesap raporuna ve manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarını bozma nedeni ve şekline göre şimdilik incelemeye yer olmadığına karar vermişti. Bu itirazlar, yeni rapora göre kurulacak hükümle birlikte yeniden gündeme gelebilir.

Kaza tarihine uymayan yönetmelikle verilen rapora nasıl itiraz edilir?

Raporun gerekçesinde hangi yönetmeliğin uygulandığını bulun ve kaza tarihinizle yukarıdaki takvime göre karşılaştırın. Raporun muayeneye dayanıp dayanmadığını ve yaralanma ile kaza arasındaki illiyet bağını açıklayıp açıklamadığını da kontrol edin. Örneğin 2018’de olan bir kazada rapor 2008 Yönetmeliğine dayanıyorsa, bu dosyadaki itirazın aynısı gündeme gelir.

Dava sırasında alınan rapor için HMK 281’deki süreyi esas alın: taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksikliklerin tamamlatılmasını, açıklama yapılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden isteyebilir. İtiraz dilekçesinde raporun dayandığı yönetmeliği, kaza tarihini ve dosyadaki diğer raporla çelişkiyi birlikte gösterin.

Oran belli olmadan trafik kazası tazminat davası açılacaksa belirsiz alacak davası artık bir seçenek değildir: HMK 107, 7589 sayılı Kanunla 31 Temmuz 2026’dan itibaren yürürlükten kaldırıldı. Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davalarında madde, aynı Kanun’un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca uygulanmaya devam eder. Kısmi davada ise HMK 109’a eklenen dördüncü fıkra, talebin aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılmasına imkân tanır. Artırım tek sefer yapılabildiği için talebi, kaza tarihine uygun maluliyet raporuna dayanan hesap raporu alındıktan sonra artırın.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp