Karar Notu · Tüketici Hukuku

Dolandırıcılıkta Bankanın Sorumluluğu: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 2026

Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre dolandırıcılıkta bankanın sorumluluğu hafif kusurunu da kapsar; hesaptan müşterinin rızası dışında para gönderilmişse müşterinin kusurunu ispat yükü bankadadır. Kurul 17 Eylül 2025 tarihli kararında, telefonu başka numaraya yönlendirilen ve hesaplarından rızası dışında para gönderilen müşteriye kusur yüklemeyen bölge adliye mahkemesinin direnme kararını uygun buldu. Banka işlemleri şüpheli bulmuş, müşteriye telefonla ulaşamamış, buna rağmen işlemlere izin vermişti. Kurul yalnız müşterinin kusuru tartışmasını çözdü ve kalan itirazlar için dosyayı Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderdi; davadaki nihai hüküm bu kararla kurulmadı.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu banka dolandırıcılığında direnme kararını hangi gerekçeyle uygun buldu?

Kurul, bankayı ağırlaştırılmış sorumluluğu olan bir güven kurumu olarak niteledi ve kusur ile ispat konusunda şu ölçütleri koydu:

Karar metninden

“O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.”

“Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını 818 sayılı BK’nın 96. maddesi (6098 sayılı TBK’nın 112. maddesi) gereğince ispat etmek durumunda olup, ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür”

“Bu nedenle, müşterisinin cevap vermemesinin dahi olağan dışı ve şüpheli olduğu dikkate alınarak, güvenlik kontrolü prosedürünün işletilmesi, işlemin durdurulması ve etkin bir güvenlik kontrol sürecinin yürütülmesi gerekirken, davalı bankanın sadece işlemlerin yapıldığına dair davacıya bilgi maili gönderimiyle yetinmesi sorumluluğun yerine getirildiği anlamına gelmemektedir.”

“Hâl böyle olmakla birlikte, Tebliğ’in 26/2. maddesi gereğince sıra dışı ve şüpheli işlemleri tespit etmek için takip mekanizmaları kurmakla mükellef olan davalı bankanın sıradışı işlemi tespit etmesine rağmen davacı mudiden teyit almaksızın işleme devam ettiği, hayatın olağan akışı içinde kişilerin mail kontrolünün sıklığı ile internet okur yazarlığı dikkate alındığında günümüzün teknolojik seviyesinde elektronik imza, yüz tanıma, kimlik okutma vb. gibi gelişmiş güvenlik önlemlerini alması mümkünken bu tedbirleri almadığı da anlaşılmakla birlikte davacının telefonuna yüklenilen zararlı bir yazılımın kendisine erişilmesine engel olduğu yönündeki kabul dahi bilirkişilerce somut verilerle kesin olarak ortaya konulamadığından davacı mudinin müterafik kusurunun dahi davalı banka tarafından ispat edilemediği sonucuna varılmıştır.”

Kurul, direnmeyi uygun bulduktan sonra dosyayı bankanın diğer itirazları için Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderdi:

Hüküm fıkrası

“Direnme uygun olup davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,”

“17.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.”

Direnmenin uygun bulunması, bölge adliye mahkemesinin müşteriye kusur yüklemeyen yaklaşımının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin aksi yöndeki bozmasına karşı kabul edildiği anlamına gelir. Kararda geçen mudi, bankada parası bulunan mevduat sahibidir.

Mobil bankacılık dolandırıcılığında ilk derece ve bölge adliye mahkemesi ne karar vermişti?

Davacının bankada vadeli Türk lirası ve döviz hesabı vardı ve internet bankacılığını kullanıyordu. Davacının anlatımına göre tatilde olduğu 11 Temmuz 2018’de mobil kanaldan hesaplarının boşaldığını fark etti, şubede paranın tanımadığı iki şirkete havale edildiğini öğrendi ve aynı gün suç duyurusunda bulundu. Karara göre hesaplardan 30.000 TL ve 8.884 ABD doları rızası dışında gönderilmişti; telefonu başka bir numaraya yönlendirildiği için tek kullanımlık şifreler ve bankanın teyit araması kendisine ulaşmamıştı. Banka, işlemlerin müşterinin kullanıcı kodu, şifresi ve kayıtlı telefonuna gönderilen tek kullanımlık şifreyle yapıldığını savundu.

Ankara 5. Tüketici Mahkemesi 24 Ekim 2019’da bankayı yüzde 80, kişisel bilgilerini korumadığı gerekçesiyle müşteriyi yüzde 20 kusurlu buldu ve 24.006,04 TL ile 7.107 ABD dolarının ödenmesine karar verdi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 15 Nisan 2021’de bu kararı kaldırıp davayı kabul etti. Bölge adliye mahkemesine göre müşterinin şifrelerini paylaştığını veya zararlı yazılımı yüklediğini ispat yükü bankadaydı ve banka bunu kanıtlayamamıştı. Mahkeme, müşterinin 1 Ocak ile 11 Temmuz 2018 arasındaki hesap hareketlerinde paranın gönderildiği şirketlerle önceden hiçbir işlem bulunmadığını da tespit etti.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 14 Mart 2023’te oy çokluğuyla bu kararı bozdu. Daireye göre müşteri telefonunu bu tür saldırılardan korumamış, kişisel bilgilerini korumada gereken özeni göstermemişti ve banka zararlı yazılıma müdahale edemezdi; bu nedenle müşteri de müterafik kusurluydu. Müterafik kusur, zarar görenin zarara kendi davranışıyla katkıda bulunmasıdır. Bölge adliye mahkemesi önceki kararında direndi ve tüketicilerin telefonlarına zararlı yazılımı engelleyen program yüklemesini zorunlu kılan bir yasal düzenleme veya sözleşme hükmü bulunmadığını ekledi. Banka bu direnme kararını temyiz edince uyuşmazlık Hukuk Genel Kurulunun önüne geldi.

Bankanın hafif kusurundan da sorumlu olması mudiye ne sağlar?

Mudi, bankanın küçük bir özensizliğini de tazminat sebebi olarak ileri sürebilir. Kurula göre bankalar özel kanunla kurulan ve mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan güven kurumlarıdır. Onlardan sıradan bir tacirden daha ağır bir özen beklenir ve bu özen internet bankacılığı hizmetiyle daha da artar. Müşterinin internet bankacılığını kullanması, bankanın mevduatı koruma yükümlülüğünü kaldırmaz ve sorumluluğunu hafifletmez.

Sözleşmeye konan sorumsuzluk kayıtları bu sonucu değiştirmez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 115. maddesi, yalnız kanun veya yetkili makam izniyle yürütülebilen uzmanlık hizmetlerinde hafif kusurdan sorumsuzluk anlaşmasını kesin olarak hükümsüz sayar. Kurul, bankanın hafif kusurundan doğan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümlerinin geçersizliğini bu hükme ve TBK 116’ya dayandırdı.

Kurul ayrıca mevduatın niteliğine dikkat çekti: banka kendisine yatırılan parayı istendiğinde veya vadesinde aynı tür ve miktarda geri vermekle yükümlüdür. Bu nedenle usulsüz işlemle çekilen para doğrudan bankanın zararı sayılır ve mudinin bankaya karşı alacağı aynen devam eder. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi de mevduat sahiplerinin paralarını geri alma hakkının hiçbir suretle sınırlandırılamayacağını düzenler. Rehin, hapis hakkı ve takas gibi kanuni yetkiler ile vade ve ihbar süresi şartları bu kuralın dışındadır.

Müşteriye kusur yüklemek için banka neyi ispatlamalıdır?

Kurula göre iki ispat yükü de bankadadır: banka sorumluluktan kurtulmak için kendi kusursuzluğunu, tazminatın indirilmesi için de müşterinin kusurunu ispatlamalıdır. TBK’nın 112. maddesi, borcu hiç veya gereği gibi ifa etmeyen borçlunun, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermesini öngörür. Mevduat sahibinin kusuru ispatlanırsa bu kusura düşen kısım kendisine iade edilmez.

Müşterinin de yükümlülükleri vardır. Kurul, müşterilerin kullanıcı adı, şifre ve internet bankacılığına girdikleri cihazları üçüncü kişilerden özenle korumaları gerektiğini, bu yükümlülüğü ihlal eden müşterinin zarara kusuru oranında katlanacağını açıkça belirtti. Bu durumda TBK’nın 52. maddesi uyarınca hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Bu dosyada belirleyici olan ispat eksikliğiydi. Bilirkişiler yönlendirmenin telefona yüklenen bir zararlı yazılımla yapılmış olacağını belirtmiş, ancak bunu somut verilerle kesin olarak ortaya koyamamıştı. Kurul bu belirsizlik karşısında müşterinin kusurunun banka tarafından ispat edilemediği sonucuna vardı.

Karar oy çokluğuyla verildi. Karşı oy yazısına göre müşteri kişisel bilgilerini ve telefonunu zararlı yazılımlara karşı koruyamamıştı. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin esas aldığı yüzde 80 banka, yüzde 20 müşteri kusur dağılımı olaya uygundu.

Şüpheli işlemde müşteriye ulaşamayan banka ne yapmalıdır?

Kurula göre banka işlemi durdurmalı ve etkin bir güvenlik kontrolü yürütmelidir; işlemlerin yapıldığını e-postayla bildirmek yetmez. Bu dosyada banka, olağan dışı tutarlarda ve üçüncü kişi şirketlere yapılan havaleleri şüpheli bulmuş, müşteriyi aramış, telefon yönlendirildiği için teyit alamamıştı. Kurul, müşterinin cevap vermemesini de olağan dışı ve şüpheli bir durum saydı.

Kurul, 14 Eylül 2007 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ’in 26/2. maddesine dayandı. Bu hüküm bankaya sıra dışı ve şüpheli işlemleri tespit etmek için takip mekanizması kurma yükümlülüğü yüklüyordu. Kurul, Tebliğ’deki önlemleri asgari standart olarak gördü ve bankanın bu standardın üzerine çıkarak daha gelişmiş önlemler almasına engel bulunmadığını belirtti.

Olay 2018’de gerçekleştiğinden kararda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) 1 Temmuz 2020’de yürürlüğe giren düzenlemesine yer verilmedi. Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’in 36. maddesi bankaya olağan dışı, sahtekârlık amaçlı veya dolandırıcılık riski bulunan işlemleri tespit edip önleyecek takip mekanizması kurma yükümlülüğü yükler. Takip edilecek risk unsurları arasında zararlı yazılım bulaşmış olabileceğini gösteren belirtiler de vardır. Riskli işlem tespit edilirse banka müşteriyi telefon ya da kısa mesaj gibi uygun yöntemlerle en kısa sürede uyarır.

Hukuk Genel Kurulu kararından sonra banka davasında ne olacak?

Dava bu kararla bitmedi. Kurul, diğer temyiz itirazlarının 11. Hukuk Dairesince incelenmediğini belirterek dosyayı Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderdi. Kalan itirazlar hakkındaki kararı 11. Hukuk Dairesi verecektir; bu nedenle bankanın ödeyeceği tutar Hukuk Genel Kurulu kararıyla kesinleşmedi.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 373. maddesi Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymayı zorunlu kılar; 11. Hukuk Dairesi kalan itirazları müşterinin kusuru konusundaki bu karar çerçevesinde inceler.

Hesabından izinsiz para çekilen kişi bankaya karşı hangi olgulara dayanabilir?

Önce işlemin bilginiz ve rızanız dışında yapıldığını ortaya koyun; karar bu durumdaki bir müşteriye ilişkindir. Parayı dolandırıcının yönlendirmesiyle kendiniz gönderdiyseniz kusur tartışması başka olgulara dayanır ve bu kararın sonucu doğrudan aktarılamaz.

Bu dosyada mahkemelerin dayandığı olgular, bankanın işlemleri şüpheli bulması, teyit aramasının müşteriye ulaşmaması, bankanın yalnız bilgi e-postası göndermesi ve alıcı şirketlerle önceden hiçbir işlem bulunmamasıydı. Bankadan işlem kayıtlarını, teyit aramasının kaydını ve gönderilen kısa mesaj ile e-posta bildirimlerinin saatlerini isteyin. Banka şifre paylaşımı veya zararlı yazılım iddiasında bulunursa bilirkişi raporunun bu konuda bir ihtimal mi, somut verilere dayanan bir tespit mi içerdiğini kontrol edin.

Dolandırıcılığı fark ettiğinizde bankaya derhâl bildirin ve dolandırıcılık şikâyeti yapın. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128/A maddesi, nitelikli dolandırıcılık gibi belirli bilişim suçlarında paranın gönderildiği hesabın banka tarafından kırk sekiz saate kadar askıya alınmasına imkân tanır. Bu hesapta el konulan para mağdura aitse soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade edilir.

Hesabı ticari veya mesleki olmayan amaçla kullanan müşteri ile banka arasındaki sözleşme tüketici işlemidir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 68. maddesine göre uyuşmazlığın değeri her yıl yeniden değerleme oranında artırılan parasal sınırın altındaysa tüketici hakem heyetine başvurmak zorunludur. Sınırın üstündeki uyuşmazlıklar tüketici mahkemesinde görülür; bu dosya da Ankara 5. Tüketici Mahkemesinde açılmıştı.

Kanun’un 73/A maddesi tüketici mahkemesinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar; tüketici hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar bu şartın dışındadır. Dava tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir ve taraf arabuluculuk görüşmesinde de davada da tüketici uyuşmazlıklarında avukat aracılığıyla temsil edilebilir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp