Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49

Mala Zarar Verme Suçu: Şikâyet, Delil ve Zararın Giderilmesi 2026

Mala zarar verme suçu, başkasının malına kasten zarar verilmesinde şikâyet, delil ve zararın giderilmesi koşullarına göre değerlendirilir. Bir eşyanın kırılması veya kullanılamaz duruma gelmesi, tek başına failin kimliğini ve kastını göstermez. Başvuruda olayın nasıl gerçekleştiği, hangi malın zarar gördüğü ve bunu destekleyen kayıtlar birlikte ortaya konulmalıdır. Basit ve nitelikli hâl ayrımı şikâyet koşulunu etkilerken, sonradan yapılan ödeme de uzlaşma, etkin pişmanlık ve tazminat bakımından farklı sonuçlar doğurabilir.

Mala zarar verme suçu hangi davranışlarla oluşur?

Türk Ceza Kanunu'nun 151/1. maddesi, başkasının taşınır veya taşınmaz malına yönelik belirli zarar verme davranışlarını düzenler. Malı tamamen ortadan kaldırmak şart değildir; kısmen tahrip etmek, bozmak, kullanılamaz hâle getirmek veya kirletmek de hükmün kapsamına girebilir. Değerlendirmede eşyanın olaydan önceki ve sonraki durumu karşılaştırılır. İşlevinin, bütünlüğünün veya kullanım imkânının nasıl etkilendiği açıklanmalıdır. Sadece tarafların birbirinden hoşlanmaması ya da bir bedel konusunda anlaşamaması, bu maddede aranan zararın ve eylemin yerine geçmez.

Başvurunun konusu açıkça belirlenmelidir. Hasar bir kapıya, araca, duvara, mobilyaya veya başka bir eşyaya ilişkinse bunun kime ait olduğu ve olay sırasında kimin kullanımında bulunduğu gösterilmelidir. Fatura, tapu kaydı, kira sözleşmesi veya teslim belgesi bu bağlantının açıklanmasına yardımcı olabilir. Mülkiyet ile kullanım hakkı her zaman aynı kişide bulunmaz. Bir malı geçici olarak kullanabilmek, onu tahrip etme yetkisi vermez. Ortak hak sahipliği veya aidiyet tartışması bulunan dosyalarda da yalnız taraflardan birinin beyanıyla sonuca gidilmemelidir.

Malın alınması ile malın bozulması ayrı fiillerdir. Bir olayda eşyanın kaybolması, başka bir olayda yerinde durmasına rağmen kullanılamaması söz konusu olabilir. Dosyadaki hareketlerin sırası ve amacı bu nedenle önemlidir. Ceza hukuku kapsamında yapılacak değerlendirmede olayın yalnız gündelik adı değil, kanuni unsurları esas alınır. Aynı süreçte birden fazla suç iddiası bulunması hâlinde bunların ilişkisi ayrıca incelenir; her maddi hasarın mutlaka bağımsız ve ek bir ceza doğuracağı varsayılmaz.

Hayvanlara yönelik eylemler hakkında eski metinlere dayanılmamalıdır. Sahipli hayvanlara ilişkin TCK 151/2 hükmü, 7332 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tür bir olayın güncel hukuki değerlendirmesi, hayvanların korunmasına ilişkin özel düzenlemeler üzerinden yapılmalıdır. Eski bir kararın veya rehberin aynı ifadeyi kullanması, kaldırılmış hükmün bugün de uygulanacağını göstermez. Suç tarihi, yürürlükteki düzenleme ve korunmakta olan hukuki değer ayrı ayrı belirlenmelidir. Böylece eşya hasarı için hazırlanan bir başvurunun başka bir olay türüne yanlış biçimde uyarlanması önlenir.

Kast, dikkatsizlik ve hukuka uygun davranış nasıl ayrılır?

Mala zarar verme, kasten işlenebilen bir suçtur. TCK 21 uyarınca kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesini ifade eder. Olası kast değerlendirmesi de koşulları varsa ayrıca yapılır. Failin olaydan sonra “istemeden oldu” demesi tek başına belirleyici değildir; kullanılan araç, hareketin yönü, olayın gelişimi, önceki ve sonraki davranışlar birlikte incelenir. Buna karşılık taraflar arasında önceden tartışma bulunması da daha sonra meydana gelen her hasarın o kişi tarafından kasten oluşturulduğunu kanıtlamaz.

Dikkat ve özen eksikliğiyle verilen zarar ile kasten gerçekleştirilen tahrip birbirinden ayrılmalıdır. TCK 22 gereğince taksirli davranış ancak kanunda açıkça düzenlenmişse cezalandırılır; mala zarar vermenin taksirli biçimi TCK 151'de ayrıca suç olarak gösterilmemiştir. Bununla birlikte kazayla oluşan hasar tamamen hukuki sonuçsuz değildir. Özel hukuk bakımından kusur ve zarar koşulları gerçekleşmiş olabilir. Olayda bir kişinin yaralanması da varsa taksirle yaralama suçunun koşulları ayrıca değerlendirilir; eşya hasarına ilişkin açıklama bedensel zararın hukuki incelemesini ortadan kaldırmaz.

Hukuka uygun bir yetkinin kullanılması veya ilgili kişinin geçerli rızası da önem taşır. TCK 26'daki düzenleme, üzerinde tasarruf edilebilen hak bakımından açıklanan rızanın sınırları içinde değerlendirilir. Onarım için verilen izin, bütün eşyanın ortadan kaldırılmasına yönelik sınırsız bir yetki olarak yorumlanamaz. İznin kim tarafından, ne için ve hangi kapsamda verildiğini gösteren yazışmalar bu nedenle korunmalıdır. Sonradan ortaya çıkan anlaşmazlıkta, izin verilen müdahale ile fiilen yapılan işlemin birbirine uyup uymadığı araştırılır. Bir alacağın bulunması ise karşı tarafın malını tahrip ederek tahsil yetkisi sağlamaz.

Meşru savunma veya zorunluluk hâli iddiasında da yalnız tehlikeden söz etmek yeterli değildir. Saldırının yahut tehlikenin niteliği, zamanlaması, başka korunma imkânı ve yapılan müdahalenin ölçüsü ilgili kanuni koşullarla karşılaştırılır. Olay bittikten sonra gerçekleştirilen bir karşılık verme eylemi, sırf önceki tartışmaya dayanılarak savunma sayılmaz. Şikâyetçi ve şüpheli, kendi değerlendirmelerinin yanında gözlenebilir olguları açıklamalıdır. Müdahaleyi gösteren kayıtların tamamının incelenmesi, kısa bir görüntü kesitinden yanlış kast veya hukuka uygunluk sonucu çıkarılmasını önlemeye yardımcı olur. Lehe olan belgeler de dosyaya sunulmalıdır.

Basit ve nitelikli hâllerde hangi koşullar değerlendirilir?

TCK 151/1'deki basit şeklin yaptırımı, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Buradaki seçenekli düzenleme, her dosyada mutlaka para cezası verileceği anlamına gelmez. Mahkeme kanuni koşullar çerçevesinde değerlendirme yapar. TCK 152/1 kapsamındaki nitelikli hâlin temel cezası ise bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Eski metinlerde görülen altı yıllık üst sınır, 6545 sayılı Kanun'un 65. maddesiyle değiştirilmiştir. Bu yüzden güncel yaptırım açıklaması yalnız ilk kanun metnine dayandırılmamalıdır.

Nitelikli hâller yalnız hasarın parasal büyüklüğüne göre belirlenmez. Kamu kurumuna ait veya kamu hizmetine tahsis edilmiş eşya, felaketlerden korunmaya ayrılmış tesisler ve kanunda belirtilen diğer mal türleri özel olarak düzenlenmiştir. Devlet ormanı statüsündeki yerler dışındaki dikili ağaçlara ilişkin ayrım da maddede yer alır. Eşyanın nerede bulunduğu kadar hangi amaçla tahsis edildiği önemlidir. Bir malın sokakta veya ortak kullanım alanında bulunması, tek başına her nitelikli unsurun gerçekleştiği sonucuna götürmez. İlgili özellik belge ve olay bilgileriyle gösterilmelidir.

Fiilin işleniş yöntemi ayrıca artırıma yol açabilir. Yakma, yakıcı veya patlayıcı madde kullanma gibi TCK 152/2'de sayılan yöntemlerde verilecek ceza bir katına kadar artırılır. Artırımın her olayda mutlaka en üst oranda uygulanacağı söylenemez. Aynı maddenin kamu hizmetlerinin aksamasıyla ilgili diğer düzenlemeleri de koşulları varsa değerlendirilir. Hasarın kapsamı, kullanılan yöntem ve ortaya çıkan sonuç ayrı sorulardır. Asliye ceza yargılamasındaki savunma bakımından, isnat edilen nitelikli unsurun hangi delile dayandığının belirlenmesi bu nedenle önemlidir.

Basit şekil şikâyete bağlıyken nitelikli hâller kural olarak resen takip edilir. Ancak yakın akrabalığa ilişkin TCK 167 gibi özel hükümler ayrıca gözetilmelidir. Dilekçeye “nitelikli” yazmak veya karşı tarafın “basit hasar” demesi, hukuki nitelendirmeyi tek başına belirlemez. Soruşturma ve yargılamada olayın kanundaki koşulları karşılayıp karşılamadığı incelenir. Yanlış nitelendirme, hem süre hem de uzlaştırma beklentisinde hataya yol açabilir. Başvuruda hasarın niteliği doğru anlatılmalı, daha ağır yaptırım elde etmek için gerçekleşmeyen olgular eklenmemelidir. Suç tarihi bakımından uygulanacak kanun ve varsa lehe düzenleme de dosya özelinde değerlendirilir.

Şikâyet nereye yapılır ve altı aylık süre nasıl işler?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158. maddesine göre ihbar veya şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir. Başvuru yazılı olabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü de olabilir. Dilekçede olayın yeri, zamanı, zarar gören mal, bilinen kişi bilgileri ve mevcut deliller açıkça belirtilmelidir. Hukuki terimlerin eksiksiz kullanılması yerine, ne olduğunun anlaşılır ve doğru anlatılması önceliklidir. Şikâyet iradesinin açık olması ve verilen belgenin kayıt bilgisiyle birlikte saklanması, başvurunun sonradan takip edilebilmesini kolaylaştırır.

Şikâyete bağlı basit şekilde TCK 73'teki altı aylık süre dikkate alınır. Süre, dava zamanaşımını aşmamak koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kimliğini öğrendiği tarihten başlar. Yalnız onarım faturasının kesildiği gün veya bir avukata danışılan tarih esas alınmaz. Öğrenme zamanına ilişkin yazışma ve kayıtlar uyuşmazlıkta önem kazanabilir. Birden fazla hak sahibi bulunuyorsa her kişinin öğrenme durumu ayrıca değerlendirilebilir. Altı aylık şikâyet süresi ile ceza davasının zamanaşımı veya tazminat isteminin süresi aynı kavram değildir.

Failin kimliğinin bilinmemesi, olayın yetkili makamlara bildirilmesini engellemez. Hasarın yeri ve zamanı, kamera bulunabilecek noktalar ve tanık bilgileri sunularak failin araştırılması istenebilir. Suç duyurusunun hazırlanması ve başvuru yeri bakımından, şüphe duyulan kişi ile eylemi bizzat görülmüş kişi ayrılmalıdır. Bir kişiye yönelik kuşkunun dayanağı açıklanmalı, kesin bilinmeyen hususlar gerçekleşmiş olgu gibi yazılmamalıdır. Kamera kaydı veya belge henüz elde edilememişse nerede bulunduğu ve hangi zaman aralığının araştırılması gerektiği belirtilmelidir.

Nitelikli hâlin resen takibi söz konusu olduğunda, basit şekle ilişkin altı aylık kural aynen uygulanmaz; özel takip şartları ve zamanaşımı ayrıca incelenir. Buna rağmen delillerin kaybolabileceği düşünülerek başvuru gereksiz yere ertelenmemelidir. Şikâyetten sonra yeni belge elde edilirse mevcut soruşturma numarasıyla sunulması, aynı olay için dağınık kayıtlar oluşmasını azaltır. Verilen kararların ve tebligatların izlenmesi de gerekir. Başvuru yapılmış olması her delilin otomatik toplandığı veya soruşturmanın mutlaka dava açılarak sonuçlanacağı anlamına gelmez. Eksik görülen araştırmalar somut biçimde belirtilmeli, yalnız genel bir cezalandırma isteğiyle yetinilmemelidir.

Hasar, kamera kaydı ve onarım giderleri nasıl belgelenir?

Delillendirmede iki ayrı soruya cevap aranır: Hangi zarar meydana gelmiştir ve bu zararla isnat edilen kişinin davranışı arasında nasıl bir bağlantı vardır? Kırık eşyanın fotoğrafı hasarı gösterebilir, ancak eylemi kimin gerçekleştirdiğini tek başına kanıtlamayabilir. Olayın öncesi ve sonrasını gösteren görüntüler, tanık anlatımları, mesajlar ve teknik inceleme birlikte değerlendirilir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesi gereğince delilin hukuka uygun elde edilmiş olması gerekir. Bir kaydın yararlı görünmesi, elde edilme yönteminin ayrıca incelenmesini gereksiz kılmaz.

Kamera kayıtlarının saklama süresi sistemden sisteme değişebilir; bütün kayıtların belirli ve değişmez bir süre tutulduğu varsayılmamalıdır. Başvuruda kamera konumu, yaklaşık zaman aralığı ve kaydın kimde bulunduğu belirtilerek gecikmeden araştırılması istenmelidir. Elde bulunan görüntülerin özgün dosyaları korunmalı, yalnız kesilmiş veya üzerine açıklama eklenmiş kopyalarla yetinilmemelidir. Tanığın olayı hangi noktadan gördüğü, hareketin tamamına mı yoksa yalnız sonrasına mı tanık olduğu açıklanmalıdır. Bir başkasından duyulan bilgi ile doğrudan gözlem aynı ispat değerine sahipmiş gibi sunulmamalıdır.

Onarım zorunluysa güvenliği tehlikeye atmadan önceki durumun fotoğraf, servis kaydı veya uygun teknik incelemeyle belgelenmesi yararlıdır. Değiştirilen parçalar, yapılan işlem, işçilik ve malzeme bedelleri mümkün olduğunca ayrıştırılmalıdır. Tek bir toplam teklif, her kalemin olaydan kaynaklandığını kendiliğinden göstermez. Fatura bulunmaması da zararın hiç araştırılamayacağı anlamına gelmez; zarar diğer uygun deliller ve gerektiğinde uzman incelemesiyle değerlendirilir. Daha önceki hasar, kullanım eskimesi ve sonradan meydana gelen başka bir olayın etkisi mevcut zarardan ayrılmalıdır. Onarımın kapsamı ile olay arasındaki ilişki açıklanmalıdır.

Sunulan belgelerin tarih sırasıyla düzenlenmesi incelemeyi kolaylaştırır. Fotoğrafın hangi mala ait olduğu, faturanın hangi onarıma ilişkin bulunduğu ve dekontun kime ödendiği anlaşılır olmalıdır. UYAP Vatandaş üzerinden dosya takibi yapılabilen durumlarda görülebilen evrak kontrol edilebilir; erişim kapsamının her soruşturmada aynı olduğu kabul edilmemelidir. Dosyaya sunulan belgeyle teslim alınan evrak kaydı birlikte saklanmalıdır. Delil araştırması yalnız şikâyetçinin iddiasını destekleyen kayıtlarla sınırlandırılamaz; şüpheli lehine olan belgeler de değerlendirmeye alınmalıdır. Böylece zararın gerçek kapsamı kadar olayın oluş biçimi de incelenebilir.

Uzlaştırma, vazgeçme ve etkin pişmanlığın farkları

TCK 151/1 kapsamındaki şikâyete bağlı basit şekil, CMK 253 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. Bununla birlikte dosyada başka suçların da bulunması hâlinde kapsam incelemesi birlikte yapılır. Aynı mağdura karşı işlenen diğer suçun niteliği önemlidir; önödemeye tabi suçlarla birlikte işlenmeye ilişkin güncel istisna da gözetilmelidir. Ceza hukukunda uzlaştırma süreci, tarafların kendi aralarında ödeme konuşmasından farklı bir usuldür. Özel bir anlaşma veya banka havalesi, usulüne uygun uzlaşma raporunun ve gerekli kararların kendiliğinden oluştuğu anlamına gelmez.

Şikâyetten vazgeçme ise şikâyete bağlı suçlarda, TCK 73'ün koşulları içinde sonuç doğurur. Hükmün kesinleşmesinden önceki aşama ve sanığın vazgeçmeyi kabulüne ilişkin düzenleme dikkate alınmalıdır. Resen takip edilen bir suç, mağdurun artık şikâyetçi olmadığını söylemesiyle her durumda sona ermez. Ödeme yapılması da mutlaka şikâyetten vazgeçildiğini göstermez. Verilen beyanın yalnız ceza şikâyetine mi, kişisel haklara mı yoksa her ikisine mi ilişkin olduğu açıkça anlaşılmalıdır. İmzalanacak metindeki ifadeler, tarafların amaçladığından daha geniş hak kaybı yaratabilecek nitelikte olmamalıdır.

Etkin pişmanlıkta ise suçun tamamlanmasından sonra zararın giderilmesi ve pişmanlık değerlendirilir. TCK 168'e göre kovuşturma başlamadan önce zararın tamamen giderilmesi hâlinde cezanın üçte ikisine kadar; kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce giderilmesinde yarısına kadar indirim öngörülür. Kovuşturma, iddianamenin mahkemeye gönderilmesiyle değil kabulüyle başlar. 5377 sayılı Kanun'un 20. maddesindeki düzenlemenin mala zarar vermeye ilişkin bu ayrımı, ödeme tarihinin doğru belirlenmesini gerektirir. Kanundaki üst indirim oranı, her dosyada aynı oranın uygulanacağına ilişkin güvence değildir.

Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık için ayrıca mağdurun rızası aranır. Bu nedenle hasarın bir bölümüne ilişkin ödeme yapılarak bütün koşulların gerçekleştiği kabul edilemez. Ödemenin hangi zarar kalemini karşıladığı, tutarı, tarihi ve mağdurun açıklaması belgelenmelidir. Tam giderimin tartışmalı olduğu durumda eksik kalemler ve bunların dayanakları dosyada değerlendirilir. Zararın giderilmesi, beraat veya cezasızlıkla aynı sonuç değildir; ilgili indirim hükmünün uygulanması bakımından incelenir. Uzlaşma, vazgeçme ve etkin pişmanlık taleplerinin birbirine karıştırılmadan sunulması, hangi hukuki sonucun istendiğinin anlaşılmasını sağlar.

Ceza ve tazminat talepleri birbirini nasıl etkiler?

Ceza yargılaması, suçun oluşup oluşmadığını ve yaptırımını inceler. Zarar görenin onarım gideri veya diğer kayıpları için ileri sürdüğü tazminat istemi ise ayrı hukuki koşullara dayanır. Mahkemenin adli para cezasına hükmetmesi, bu tutarın mağdura ödeneceği anlamına gelmez; adli para cezası Devlet Hazinesine ödenir. Aynı olay nedeniyle mağdura yapılan ödeme ile kamuya ödenecek ceza farklı kalemlerdir. Bunlardan birinin yerine getirilmiş olması, diğerinin de karşılandığını veya bütün dosyaların kendiliğinden kapandığını göstermez.

Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 50. maddelerinde haksız fiil sorumluluğu ile zarar ve kusurun ispatı düzenlenir. Talep edilen giderin olayla bağlantısı kurulmalı, yapılan ödeme ve onarımın kapsamı gösterilmelidir. Maddi ve manevi tazminat talepleri aynı koşullara bağlı değildir. Bir eşyanın zarar görmesi, tek başına her olayda manevi tazminat doğurmaz; kişilik hakkına yönelik ihlal gibi ilgili hukuki koşullar ayrıca değerlendirilir. Ceza dosyasındaki hasar tespiti önemli olabilir, ancak her özel hukuk zarar kaleminin kendiliğinden hesaplanmış olduğu kabul edilmemelidir.

Ceza dosyasında beraat verilmesi de bütün tazminat taleplerini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. TBK 74 uyarınca hukuk hâkiminin kusur ve sorumluluk değerlendirmesi ceza hukukunun kurallarıyla aynı biçimde bağlı değildir. Bununla birlikte bu ayrım, ceza dosyasındaki maddi olguların ve delillerin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Beraatin gerekçesi ile özel hukuk talebinin dayanağı birlikte incelenmelidir. Zararın kasıt yerine dikkatsizlikten kaynaklandığı değerlendirmesi ile eylemin ilgili kişi tarafından hiç gerçekleştirilmediği tespiti aynı mesele değildir. Dosyalar arasındaki ilişkinin, kararın yalnız sonuç cümlesi okunarak kurulması yanıltıcı olabilir.

Usulüne uygun uzlaşmanın tazminat bakımından özel sonucu vardır. 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle düzenlenen CMK 253/19 uyarınca, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar dışında soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış davada feragat sonucu gündeme gelir. Bu yüzden uzlaşma belgesinde bilinen zararların kapsamı dikkatle değerlendirilmelidir. Şikâyetten vazgeçerken kişisel haklardan da açıkça vazgeçilmesi ayrıca farklı bir sonuç doğurabilir. Sadece ödeme makbuzu, uzlaşma raporu ve haklardan vazgeçme beyanı aynı belge türüymüş gibi ele alınmamalıdır.

Kiracı, komşu ve akrabalar arasındaki olaylarda ayrımlar

Kiralanan yerdeki her bozulma kasıtlı zarar anlamına gelmez. TBK 334 uyarınca kiracı, sözleşmeye uygun kullanımdan doğan eskime ve bozulmalardan sorumlu değildir. Başlangıçtaki durum, kullanım süresi ve teslimdeki bulgular karşılaştırılmalıdır. Kira sözleşmesinden doğan yükümlülükler bakımından olağan kullanım, özensizlik ve kasıtlı tahrip farklı değerlendirilir. TBK 335'teki teslim sırasında inceleme ve eksiklikleri hemen yazılı bildirme yükümlülüğü ile olağan incelemede saptanamayan ayıplara ilişkin ayrım da gözetilmelidir. Ceza şikâyeti, bu özel hukuk işlemlerinin yerine geçtiği varsayımıyla kullanılmamalıdır.

Komşular arasında yaşanan olaylarda, zarar gören yerin özel mülk mü yoksa ortak alan mı olduğu ve müdahalenin kim tarafından yapıldığı belirlenmelidir. Yönetim yazışmaları, bakım kararları, önceki fotoğraflar ve müdahale izinleri açıklayıcı olabilir. Gürültü veya kullanım anlaşmazlığı yaşanması, karşı tarafın eşyasına zarar vermeyi haklı kılmaz. Buna karşılık yetkili onarım sırasında yapılan müdahale, sırf bir komşunun itirazı nedeniyle otomatik olarak suç sayılmaz. Yetkinin kapsamı, fiilin uygulanış biçimi ve oluşan zarar birlikte değerlendirilir. Suç iddiası ile devam eden kullanım uyuşmazlığının çözüm yolu birbirinden ayrılmalıdır.

Yakın akrabalıkta TCK 167'nin özel hükümleri önem taşır. Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin; üstsoy, altsoy, bu derecedeki kayın hısımlarının, evlat edinenin veya evlatlığın zararına işlenen kapsamdaki suçlarda ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Aynı konutta birlikte yaşayan kardeşler de ilk fıkrada düzenlenir. Buradaki eş ayrımı, tarafların yalnız fiilen farklı adreslerde yaşamasına indirgenmemelidir; mahkemenin ayrılık kararı araştırılır. Yakınlığın türü ve malın kime ait olduğu belirlenmeden “aile içinde ceza olmaz” biçiminde genel bir sonuca varılamaz.

Haklarında ayrılık kararı bulunan eşler ve aynı konutta yaşamayan kardeşler bakımından ikinci fıkrada şikâyet ve yarı oranında indirim düzenlenmiştir. Aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımları için de belirtilen koşullar aranır. Bu şahsi hükümler, ailedeki bütün kişilere veya aynı olayda ileri sürülen her suça sınırsız biçimde uygulanmaz. Ayrıca ceza verilmemesi, malın aidiyetini değiştirmez ve özel hukuk bakımından bütün zarar taleplerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Akrabalık, birlikte oturma ve ayrılık kararına ilişkin belgeler, hasar ve ödeme kayıtlarıyla birlikte incelenmelidir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49
Black Minimalist Modern Attorney Law Logo 1080 x 1080 piksel
Scroll to Top