Kilometre düşürme dolandırıcılık suçlamasında Yargıtay 11. Ceza Dairesi, aracı alıcıya kendisi satmamış ve alıcıyla hiç görüşmemiş önceki satıcının mahkûmiyetini, beraat gerektiği gerekçesiyle bozdu. Araç önce sanıktan bir ara alıcıya, ondan da davaya katılan alıcıya geçmişti. Daire, hilenin katılana yönelmediğini ve sanıkla ara alıcının birlikte hareket ettiğine dair delil bulunmadığını esas aldı. 9 Eylül 2025 tarihli bozma sanığı kendiliğinden beraat ettirmedi; Daire, dosyanın yeniden hüküm kurulmak üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verdi.
Yargıtay kilometre düşürme dolandırıcılık mahkûmiyetini hangi gerekçeyle bozdu?
Daire, dolandırıcılığın unsurlarını aracı son olarak satın alan katılan bakımından aradı. Kararın belirleyici gerekçesi şöyledir:
Karar metninden
“Somut olayımızda, sanığın katılanla yüz yüze gelmediği gibi katılana aracı satan araç maliki […] olduğundan , katılan yönelmiş hile unsuru gerçekleşmediği, dosya kapsamında sanık ile […]’un fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerine yönelik delil de bulunmadığından, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.”
Daire, katılanı aldatmaya yönelik ve sanığa ait bir hileli davranış bulamadı; bu nedenle suçun kanuni unsurlarının oluşmadığını kabul etti. Hüküm şöyle kuruldu:
Hüküm fıkrası
“Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 27.02.2024 tarihli ve … sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,”
“Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2025 tarihinde karar verildi.”
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde hükmün onanmasını istemişti; Daire bu görüşe katılmadı ve kararı oy birliğiyle verdi.
Kilometre düşürme hangi şartlarda dolandırıcılık suçu oluşturur?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 157. maddesi, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine ya da başkasına yarar sağlayan kişiyi cezalandırır. Ceza, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Kilometresi düşürülmüş araç satışında suçun oluşması için alıcının bu hileli davranışla aldatılması ve bu yolla failin ya da başkasının yarar sağlaması gerekir.
Daire’ye göre dolandırıcılık suçunda hileli davranış “belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı”, ortaya konuluş biçimiyle mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Bu kararda sonucu ise hilenin katılana yönelmesi şartı belirledi.
Dava nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla açılmıştı; kararda iddianamenin hangi nitelikli hâle dayandığı belirtilmiyor. TCK 158 nitelikli hâlleri sayar. Örneğin suç, tacir veya şirket adına hareket eden kişi tarafından ticari faaliyet sırasında işlenirse ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Bölge Adliye Mahkemesi ise sanığı basit dolandırıcılıktan, TCK 157/1 uyarınca cezalandırmıştı.
Kilometre düşürme davasında ilk derece mahkemesi ve istinaf hangi kararları vermişti?
Kararda anlatılan olaya göre sanık aracı 24 Nisan 2019’da bir kişiye sattı; bu kişi de 6 Mayıs 2019’da aracı katılana sattı. Aracın kilometresiyle oynandığı iddia edildi. Sanık, satış ilanında kilometrenin 137.000, fiyatın 40.750 TL olarak yazıldığını savundu. Ara alıcıyla yüz yüze görüşmede kilometrenin 417.000 olduğunu söylediğini, aracı bu yüzden ilandan düşük bir bedelle, 23.000 TL’ye sattığını ileri sürdü.
Noter onaylı satış sözleşmesinin kenarında aracın kilometresinin 417.000 olarak kabul edildiği yazılıydı ve bu kısım ara alıcı tarafından imzalanmıştı. Ara alıcı imzanın kendisine ait olduğunu, ancak metni okumadan imzaladığını söyledi. Dosyada tanık olarak dinlenen ara alıcı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişti.
Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi 29 Haziran 2021’de sanığın beraatine karar verdi. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223. maddesi ikinci fıkrasının (e) bendi, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmazsa beraat kararı verilmesini öngörür. Katılan vekilinin istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi duruşma açtı. Daire 27 Şubat 2024’te CMK 280/2 uyarınca beraat hükmünü kaldırdı ve sanığı 2 yıl hapis ve 20.000 TL adli para cezasına mahkûm etti.
Sanık müdafii temyizde, aynı iddialarla farklı kişilerce çok sayıda şikâyette bulunulmasının mahkûmiyete yol açtığını ileri sürdü. Müdafi ayrıca aracın sanıktan bütün kilometre bilgileri bilinerek satın alındığını ve sanığın suç işleme kastı bulunmadığını savundu.
Aracı alıcıya ara satıcı sattıysa önceki malik dolandırıcılıktan sorumlu olur mu?
Bu kararda sorumlu tutulmadı. Sanık katılanla hiç yüz yüze gelmemişti ve aracı katılana satan, o tarihteki malik olan ara alıcıydı. Daire, katılanı aldatan bir davranışın sanıktan çıktığını kabul etmedi.
Daire, sanığın sorumluluğunu ara alıcıyla birlikte hareket edilip edilmediği yönünden de inceledi. Kararda sanıkla ara alıcının “fikir ve eylem birliği” içinde hareket ettiğine dair delil bulunmadığı belirtilir; Daire bu konuda bir iştirak maddesine atıf yapmadı. Birlikte hareket hâlinde örneğin TCK’nin 37. maddesinin birinci fıkrası, suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren kişilerin her birini fail sayar.
Noter sözleşmesindeki 417.000 kilometre kaydı, ara alıcının bu kaydı okumadan imzaladığı beyanı ve ilandan düşük satış bedeli, Daire’nin değerlendirmesinde sanığın savunmasıyla birlikte anılıyor. Bozmanın sonuç cümlesi ise katılanla temas bulunmamasına ve birlikte hareket edildiğine dair delil olmamasına dayanıyor. Kilometrenin gerçekten düşürülüp düşürülmediği ve sanığın ara alıcıya karşı davranışı hakkında Daire ayrı bir tespit yapmadı.
Bozmadan sonra Ankara Bölge Adliye Mahkemesi beraat kararı vermek zorunda mı?
Hayır; bozma kararı beraati kendiliğinden doğurmaz. Yargıtay hükmü CMK 302/2 uyarınca bozdu ve dosyanın CMK 304/2’ye dayanarak hükmü veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verdi. Bölge Adliye Mahkemesi, CMK 307/1 uyarınca önce ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
Mahkeme bozmaya uyarsa yeni hükmü Daire’nin gerekçesi doğrultusunda kurar. CMK 307/4 ise bölge adliye mahkemesine bozmaya karşı direnme hakkı tanır. Direnme kararını önce Yargıtay 11. Ceza Dairesi inceler; yerinde görürse kendi kararını düzeltir, görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Bölge Adliye Mahkemesinin bozmadan sonra verdiği karar, bu notun dayandığı Yargıtay kararında yer almıyor.
Kararda temyiz eden olarak yalnız sanık müdafii görünüyor. CMK 307/5’e göre hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse, yeniden verilecek hüküm önceki 2 yıl hapis ve 20.000 TL adli para cezasından daha ağır olamaz. Uygulamada bu kurala aleyhe bozma yasağı denir.
Kilometre düşürme suçlamasında önceki satıcının dosyasında hangi olgular belirleyici olur?
Bu kararda sanığın katılanla temasının bulunmaması ve ara alıcıyla birlikte hareket ettiğine dair delil olmaması belirleyici oldu. Benzer bir suçlamayla karşılaştıysanız aracı kime, hangi tarihte ve hangi bedelle sattığınızı gösteren noter sözleşmesini ve ödeme kayıtlarını dosyaya sunun.
Satış ilanını ve kilometre bilgisinin alıcıya nasıl bildirildiğini gösteren yazışmaları da saklayın; bu dosyada sanık, noter sözleşmesinin kenarındaki kilometre kaydına ve ilan fiyatıyla satış bedeli arasındaki farka dayandı. Şüpheli ve sanık, ilk ifade dâhil soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ceza davalarında müdafi yardımından yararlanabilir.
Kilometresi düşük gösterilen aracı alan kişi zararını kimden ister?
Alıcı, ayıp hükümlerine dayanarak aracı satın aldığı kişiye başvurabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 219. maddesi satıcıyı, ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu tutar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de bir kilometre düşürme Yargıtay kararında bireyden alınan araçta düşürülmüş kilometreyi gizli ayıp saymıştır. Kilometreyi düşüren kişi belirlenebiliyorsa alıcı, TBK 49’daki haksız fiil hükmüne dayanarak ondan da tazminat isteyebilir; bu yolda failin kusurunu alıcı ispatlar.
Satıcının ayıptan sorumluluğu ceza sorumluluğundan ayrı şartlara bağlıdır ve satıcının kusuruna dayanmaz. TBK 74’e göre hukuk hâkimi, kusur bulunup bulunmadığını belirlerken ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla bağlı değildir. Aracın galeriden mi yoksa bireysel satıcıdan mı alındığı uygulanacak kanunu değiştirir ve kilometresi düşürülmüş araçta alıcının hakları bu ayrıma göre belirlenir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
