Hesap kullandırma dolandırıcılık suçlamasında hesap sahibinin, hesabın dolandırıcılıkta kullanılacağını bildiği şüpheden uzak delille gösterilemediği için Yargıtay 11. Ceza Dairesi bir mahkûmiyeti bozdu. Daire, 13 Haziran 2024 tarihli kararında, PTT hesap numarasını, borçları nedeniyle kendi hesabını kullanamayan bir tanıdığına verdiğini savunan sanığın savunmasının hesabı isteyen kişinin beyanıyla doğrulandığını esas aldı. Dosyada başka sanıklar da bulunuyor; bu not yalnız hükmü temyiz eden sanık hakkındaki bozma gerekçesini anlatır.
Yargıtay hesabını veren sanığın mahkûmiyetini hangi gerekçeyle bozdu?
Daire, sanığın savunmasını hesabı isteyen kişinin beyanıyla birlikte ele aldı ve sanığın hesabın dolandırıcılıkta kullanılacağını bildiğini gösteren delil bulunmadığı sonucuna vardı. Kararın gerekçesi şöyledir:
Karar metninden
“Sanık …’un alınan beyanlarında, suçlamaları kabul etmeyerek mahalleden tanıdığı temyiz dışı sanık …’ın borçları nedeniyle kendi hesabını kullanamadığını, PTT hesabı olup olmadığını sorarak hesabını kullanmak istediğini söylediği, kendisinin de bu teklifi kabul edip hesap numarasını verdiğini, daha sonra hesaba para geldiğini 5.000,00 TL parayı çekip temyiz dışı sanığa verdiğini beyan ettiği, temyiz dışı sanık …’ın da sanık …’dan hesap numarasını kendisinin istediğini beyan ederek sanık …’u doğrulaması karşısında sanık …’un hesap numarasının dolandırıcılık eylemi için kullanılacağını bilerek sanık …’a verdiğine ve gelen parayı çektiğine dair, savunmasının aksine, mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.”
Sanık parayı çektiğini kendisi kabul ediyordu; Daire’nin aradığı, hesap numarasının dolandırıcılık eylemi için kullanılacağı bilinerek verildiğini ve paranın bu bilgiyle çekildiğini gösteren somut delildi. Hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesine uygun olarak oy birliğiyle bozuldu:
Hüküm fıkrası
“Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,”
Daire, bozma üzerine kurulan bu hükmün eski usule göre temyiz edilebildiğini belirtti. Dayanak, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesi ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesidir. Aynı madde, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından önce verilen kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceğini öngörür. Hüküm bu nedenle istinafa uğramadan Yargıtay’da incelendi; dosya, hükmü veren mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi. Bozma beraati kendiliğinden doğurmaz; yeni hükmü dosyayı yeniden ele alan mahkeme kurar.
Hesabını başkasına veren kişi dolandırıcılıktan ne zaman sorumlu olur?
Hesap sahibi, hesabın dolandırıcılıkta kullanılacağını bilerek ve isteyerek ya da bu ihtimali öngörerek vermişse sorumlu tutulabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 157. maddesi hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına yarar sağlamayı suç sayar. Bu suçun cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. TCK 21’e göre suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır; kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
Hesap sahibi aldatma eylemini kendisi yapmamışsa sorumluluğu iştirak hükümleri üzerinden tartışılır. TCK 37 suçu birlikte gerçekleştirenleri fail sayar; TCK 39 ise fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamayı yardım etme hâlleri arasında düzenler. Her iki yolda da hesap sahibinin kastı ispatlanmalıdır; TCK 21/2, suçun unsurlarının gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işleyen kişide olası kastı da kabul eder.
Yargıtay’ın bu karardaki ölçütü, hesap numarasının dolandırıcılık eylemi için kullanılacağını bilerek verildiğine dair “her türlü şüpheden uzak, somut delil” bulunmasıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223. maddesi beraat hâllerini sayar; bunlardan biri, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmamasıdır.
Kararda sanık hangi olay nedeniyle dolandırıcılıktan mahkûm edilmişti?
Kimlikleri tam olarak tespit edilemeyen iki kişi, katılanın köydeki evine misafir olarak geldi. Bu kişiler yurt dışından ucuza getirecekleri bir arazi aracını katılana uygun fiyata satabileceklerini söyledi; ardından gümrük parası gibi bahanelerle dört kez toplam 57.000 TL havale ettirdi. Paralar farklı sanıkların hesaplarına yatırıldı; temyiz eden sanığın hesabına yatan 5.000 TL’nin sanık tarafından çekildiği PTT tahsilat belgeleriyle tespit edildi.
Basit dolandırıcılık (TCK 157) uzlaştırma kapsamında olduğundan dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, ancak uzlaşma sağlanamadığı kararda belirtiliyor. Asliye ceza mahkemesi, bozma üzerine kurduğu hükümle (E. 2017/516, K. 2019/981) sanığı TCK 157/1 uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezasıyla cezalandırdı. Sanık hükmü gerekçe göstermeden temyiz etti.
Para karşılığı hesap kullandırmada Yargıtay farklı sonuca ulaştı mı?
Evet; hesabın ücret karşılığında kullandırıldığı bir dosyada Daire beraati bozdu. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 7 Nisan 2025 tarihli kararında (E. 2021/19521, K. 2025/3933), internetteki satılık telefon ilanı için kapora olarak gönderilen 200 TL’nin yattığı hesabın sahibini değerlendirdi. Sanık, soruşturma ve kovuşturmada kimlik bilgilerini vermediği bir kişiye 30 TL ücret karşılığında hesabını kullandırmaya rıza göstermişti. Daire bu olguyu dikkate alarak bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun sabit olduğunu belirtti. Beraat hükmü, Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine bozuldu.
İki karar arasındaki fark dosyadaki olgulardadır. 2024 kararında hesabı isteyen kişi sanığın mahalleden tanıdığıydı ve hesap numarasını kendisinin istediğini söyleyerek savunmayı doğruladı; kararda ücret alındığına ilişkin bir tespit yer almıyor. 2025 kararında ise hesap, kimliğini sanığın açıklamadığı bir kişiye ücret karşılığında verilmişti. Hesabın bankanın araç olarak kullanıldığı bir aldatmada verilmesi, suçlamanın TCK 158/1-f kapsamında IBAN kullandırma ve nitelikli dolandırıcılık olarak kurulmasına yol açabilir.
Hesap kullandırmanın cezası 2026’da değişti mi?
Evet; 31 Temmuz 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan ve 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, TCK 158’e hesap kullandırmaya özgü bir indirim fıkrası ekledi. Fıkra, dolandırıcılığa veya nitelikli dolandırıcılığa iştirakin haksız menfaat sağlamak amacıyla bazı bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı kaldığı hâli düzenler.
Kapsamda banka veya kredi kartı gibi ödeme araçları ile banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki hesabı kullandıran zorunlu bilgi veya araçlar vardır. Bunların kişinin kendisine veya başkasına ait olması fark etmez. Bu hâlde ceza yarı oranında indirilir.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı nitelikli dolandırıcılıkta (TCK 158/1-f) hapis cezası dört yıldan on yıla kadardır. Adli para cezası suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Yeni indirim, suça iştirak ve haksız menfaat amacı ispatlanmış, katkısı hesap veya ödeme aracını vermekle sınırlı kalan kişiye uygulanır. 13 Haziran 2024 kararındaki gibi bilme ispatlanamamışsa tartışma indirime değil beraate ilişkindir. Fıkra bu karardan sonra eklendi; TCK 7/2’ye göre suç tarihindeki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır.
Hesap kullandırma suçlamasında savunma hangi olgulara dayanır?
Açıklama yapmayı seçerseniz hesabı kime ve hangi açıklamayla verdiğinizi ilk ifadeden itibaren tutarlı biçimde anlatın; CMK 147 susma hakkını da tanır. Bu kararda hesabı isteyen kişinin kimliği ve savunmayı doğrulayan beyanı, sonucu belirleyen olgulardı. Hesap için ücret alınıp alınmadığı, hesabı isteyen kişiyle yapılan yazışmalar ve çekilen paranın kime teslim edildiği de dosyada yer almalıdır.
CMK 147 uyarınca şüpheliye, şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği ifade sırasında hatırlatılır; mesaj kayıtları ve hesap hareketleri bu talebin konusu olabilir. Şüpheli, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ceza davalarında müdafi yardımından yararlanabilir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
