
İflas yoluyla takip nedir ve alacaklı şirketin iflasını nasıl ister?
İflas yoluyla takip, vadesi gelmiş alacağı ödemeyen tacir borçluya karşı icra dairesinde başlatılan ve ticaret mahkemesinin iflas kararıyla sonuçlanabilen takip yoludur. Alacaklı önce icra dairesine takip talebi verir, daire borçluya ödeme emri gönderir; itiraz gelmezse alacaklı ticaret mahkemesinden iflasa karar verilmesini ister.

Süreç dört adımda işler: icra dairesinde takip talebi, ödeme emrinin tebliği, yedi günlük süre içinde borçlunun ödemesi veya itirazı, ardından ticaret mahkemesinde iflas davası. Borçlu itiraz ederse takip durur; bu durumda alacaklı itirazın kaldırılmasını ve iflasa karar verilmesini mahkemeden birlikte ister. Takibe yetkili icra dairesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 154. maddesine göre borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki dairedir.
İflas bir tahsil aracı olarak da kullanılır, ancak sonucu tek alacaklıya değil bütün alacaklılara yöneliktir. Bu yüzden yola girmeden önce alacağın büyüklüğünü, borçlunun malvarlığını ve diğer yolların neyi sağlayacağını karşılaştırmak gerekir.
Genel haciz yoluyla takip nedir, iflas yoluyla takipten farkı ne ve hangisi seçilmeli?
Genel haciz yoluyla takip, para alacağı için borçlunun malvarlığına haciz konulup mallarının satılmasını amaçlayan yoldur; borçlunun tacir olması gerekmez. Bu yolun ayrıntıları ilamsız icra takibi yazısında anlatılmıştır. İflas yolu ise yalnızca 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 43. maddesinde sayılan tacirlere ve tacirlere ilişkin hükümlere tabi kişilere karşı açılır.
Aynı Kanun maddesi, iflasa tabi borçluya karşı haciz yoluyla takip yapılmasına da engel görmez. Alacaklı bir yolu seçtikten sonra harç ödemeden yalnızca bir kez diğerine geçebilir; geçişte yeni takip talebi ve yeni ödeme emri gerekir.
Seçimi şu sıra belirler. Önce borçlunun iflasa tabi olup olmadığına bakın. Alacak çek, bono veya poliçeye dayanıyorsa kambiyo yolu ayrıca düşünülür. Borçluda takipsiz iflas sebebi varsa doğrudan dava açılabilir. Bunların hiçbiri yoksa ve borçlunun haczedilebilir malı bulunuyorsa genel haciz çoğu zaman alacaklıya doğrudan ödeme sağlar. Borçlunun malı tükeniyor ya da başka alacaklılar sıraya girmişse iflas yolu, bütün malvarlığını tek tasfiyede toplamasıyla farklı bir sonuç doğurur. Mal kaçırma şüphesi varsa ihtiyati haciz ve tasarrufun iptali davası da seçenekler arasındadır.
Şirkete karşı iflas yoluyla takip yapılabilir mi, ödeme emri nereye tebliğ edilir?
Evet, şirkete karşı iflas yoluyla takip yapılabilir; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 43. maddesi tacirleri ve tacirlere ilişkin hükümlere tabi kişileri iflas yoluyla takibe açık tutar. Borçlu iflasa tabi olmadığını da ödeme emrine itirazla ileri sürebilir. Takip talebinden önce borçlunun sıfatını ve ticaret sicil kaydını kontrol etmek, boşa geçecek bir takibi önler.
Ödeme emrinin tebliği süreyi başlattığı için usule uygun yapılmalıdır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesi uyarınca özel hukuk tüzel kişilerine tebligat kural olarak elektronik yolla yapılır. Elektronik tebligat zorunlu bir sebeple yapılamazsa diğer yöntemlere geçilir; bu hâlde Kanun’un 35. maddesi gereği tüzel kişiye resmî kayıtlardaki adresinde tebligat yapılır. Bu yüzden takip talebinde şirketin güncel ticaret sicil adresini yazın ve sicil kaydının çıktısını dosyaya ekleyin.
İflas ödeme emrine yedi günde itiraz edilirse alacaklı ne yapar?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 155. maddesi ödeme emrinde borcun yedi gün içinde ödenmesini, borca veya iflasa tabi olmamaya itirazın ise yine yedi gün içinde dilekçeyle bildirilmesini ister. İtiraz sözlü yapılamaz; dilekçe icra dairesine verilir.
İtiraz gelirse takip durur ve alacaklı beklemekle yetinmez; ticaret mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve iflasa karar verilmesini birlikte ister. Yedi gün geçtiği hâlde itiraz ve ödeme yoksa mahkemeden yalnızca iflas istenir. İtiraz icra dairesindeki takibi durdurur; yolun devamı mahkemede aranır.
Süre hesabında tebliğ günü sayılmaz, süre ertesi gün işlemeye başlar. Yedinci gün resmî tatile denk gelirse süre ilk iş günü biter. Borçlunun itirazı ödeme emrinde yazan süre içinde olmadıysa ve hâlâ ödenmediyse alacaklı bu aşamada dava açmaya hazırlanır. Genel icra itirazlarıyla karşılaştırma için icra takibine itiraz yazısına bakılabilir.
İflas davası hangi mahkemede ve ne kadar süre içinde açılır?
İflas davası, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde açılır ve bu konuda taraflar yetki sözleşmesi yapamaz. Muamele merkezi Ankara’da olan bir şirket için yetkili yer Ankara ticaret mahkemeleridir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 156. maddesine göre iflas isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden bir yıl sonra düşer. Ödeme emri tebliğ edildikten sonra dosya beklerken yıl dolarsa takip yeniden başlamak zorunda kalır. Kanun’un 157. maddesi uyarınca iflas talebini geri alan alacaklı, bir ay geçmedikçe talebi yenileyemez.
Mahkeme iflas talebi üzerine borçlunun malvarlığını korumak için muhafaza tedbirleri alabilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse, alacaklının talebi üzerine bu tedbirlere karar vermek zorundadır. İflas isteyen alacaklı ilk alacaklılar toplantısına kadar masraflardan sorumludur; mahkeme masrafın peşin verilmesini ister, bu nedenle dava açarken bütçeyi önceden hesaplayın.
İflas talebi ilan edilince mahkeme ne yapar, yedi günlük depo emri nedir?
Takip kesinleşince iflas talebi ilan edilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 158. maddesi diğer alacaklılara ilandan itibaren on beş gün içinde davaya müdahale etme veya itiraz etme imkânı verir. Mahkeme basit yargılama usulüyle duruşma yapar.
Borçlu itiraz etmemişse veya itirazı yerinde bulunmamışsa mahkeme yedi gün içinde borcun faiz ve masrafla birlikte ödenmesini ya da depo edilmesini emreder; buna depo emri denir. Süre içinde ödeme veya depo gerçekleşmezse mahkeme iflasa karar verir. Depo emrinin usulüne uygun tebliği ve tutarın doğru hesaplanması sonucu etkiler; anapara, işlemiş faiz ve icra masrafı birlikte gösterilmelidir.
İflas kararına karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinafa, bölge adliye mahkemesinin kararına karşı yine iki hafta içinde temyize gidilebilir. Kanun’un 164. maddesine göre bu başvurular iflasın ilanına engel olmaz.
Takip yapmadan doğrudan iflas davası hangi hâllerde açılabilir?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 177. maddesi belirli hâllerde önceden takip yapılmadan iflas istenmesine izin verir. Bu hâller şunlardır:
- Borçlunun malum bir yerleşim yerinin bulunmaması veya kaçması.
- Borçlunun alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemler yapması ya da haciz sırasında mallarını saklaması.
- Borçlunun ödemelerini tatil etmesi.
- Konkordatonun tasdik edilmemesi veya tamamen feshi hâlinde doğrudan iflas sebebinin bulunması.
- İlama dayalı alacağın icra emrine rağmen ödenmemesi.
Bu davada alacaklı hem alacağını hem de seçtiği iflas sebebini ispat eder. Kanun’un 177. maddesi, Türkiye’de yerleşim yeri veya temsilcisi bulunan borçlunun duruşmaya çağrılmasını ister. Kanun’un 181. maddesi bu iflaslara yalnızca 159, 160, 164, 165 ve 166. maddeleri uyguladığı için 158. maddedeki yedi günlük depo emri verilmez.
Sermaye şirketi ve kooperatiflerde ayrı bir yol bulunur. İcra ve İflas Kanunu’nun 179. maddesi şirketin borca batık olduğunu bir alacaklının da mahkemeye bildirmesine izin verir; mahkeme borca batıklığı tespit ederse önceden takip gerekmeden iflasa karar verir. İflasın ertelenmesi kurumu 2018 yılında kaldırılmıştır; bu nedenle eski kaynaklardaki erteleme anlatımı artık geçerli değildir. Borçlunun korunma yolu bugün konkordatodur, ayrıntısı borçlu konkordato ilan ettiğinde alacaklının durumu yazısında yer alır.
Çek veya bonoya dayanan alacakta iflas yolu beş günde nasıl işler?
Alacak çek, poliçe veya emre muharrer senede dayanıyorsa ve borçlu iflasa tabiyse alacaklı takip talebinde haciz veya iflas yolunu seçer. Haciz yolunun işleyişi kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yazısında anlatılmıştır.
Kambiyo iflas yolunda süreler kısalır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 171. maddesine göre ödeme emrinde borcun beş gün içinde ödenmesi, itiraz ve şikayetin beş gün içinde bildirilmesi ihtar edilir. Bu sürede ödeme, itiraz veya şikayet yoksa alacaklı ticaret mahkemesinden iflasa karar verilmesini ister. Kanun’un 173. maddesi ilanı ve ilandan sonraki on beş günlük müdahale süresini düzenler; 176. maddesi de 156. maddenin son fıkrası ile 157 ila 166. maddelerin bu yolda da uygulanmasını sağlar.
İflas kararı verilirse alacaklı alacağını nasıl tahsil eder?
İflas kararı alacağın ödendiği anlamına gelmez. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 193. maddesi iflas açılmasıyla borçlu aleyhindeki haciz yoluyla takiplerin durmasını, karar kesinleşince bu takiplerin düşmesini öngörür; rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipler bunun dışındadır. Kanun’un 195. maddesi ise borçları vadesinden önce muaccel kılar; taşınmaz rehniyle temin edilmiş borçlar bu kuralın dışında kalır.
İflas hâlinde alacaklı alacağını iflas masasına kaydettirir. Masadaki malvarlığı tasfiye edilip sıra cetveline göre paylaştırılır; alacaklı bu paylaşımdan diğer alacaklılarla birlikte yararlanır. Masadaki varlık bütün alacaklara yetmezse alacak kısmen ödenir.
Konkordato tasdik edilmez ve doğrudan iflas sebebi bulunursa mahkeme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca kendiliğinden iflasa karar verir. Bu nedenle borçlunun malvarlığı yetersizse ve diğer alacaklılar sıraya girmişse iflas yolunun ne getireceğini seçmeden önce hesaplayın. Ankara’da bir ticari alacak için hangi yolun uygun olduğunu belirlemek amacıyla Ankara icra avukatı ile ödeme emrinin tebliğ tarihi, borçlunun sicil kaydı ve senet durumu birlikte gözden geçirilebilir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
