Karar Notu · Ceza Hukuku

Reçete Dolandırıcılığı İddiasında Beraat: Ceza Genel Kurulu Kararı 2026

Reçete dolandırıcılığı iddiasıyla yargılanan doktor, eczacılar ve eczane kalfaları hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulu, deliller suçu şüpheye yer bırakmadan göstermediği için beraat gerektiğine karar verdi. Dâhiliye doktoru talasemi hastalarına beyan edilen kiloya göre yüksek dozda ilaç yazmış, eczaneler bu reçeteleri ilaç bedelini ödeyen kamu kurumuna fatura etmişti. Genel Kurul 1 Ekim 2025 tarihli kararında, reçetelerde tahrifat bulunmadığından yetki aşımının ve tıbben uygunsuz reçetenin disiplin cezasını gerektirebileceğini belirtti. Hastanın beyan ettiği kilonun reçeteye yazılmasını suç kastını gösteren somut delil saymadı ve mahkûmiyetleri oy çokluğuyla bozdu.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu talasemi reçetesi mahkûmiyetlerini hangi gerekçeyle bozdu?

Genel Kurul, hastaların anlatımlarını, reçete yetkisinin kaynağını ve reçetelerde değişiklik bulunmamasını birlikte değerlendirdi ve kastı gösteren somut delil olmadığı sonucuna vardı. Kararın gerekçesi şöyledir:

Karar metninden

“Sanıkların tüm aşamalarda isnat edilen suçlamaları kabul etmemeleri, inceleme dışı sanıklar ile tanıkların; talasemi hastası olduklarını, bebekliklerinden itibaren takip ve tedavilerinin yapıldığı […] Hastanesi Çocuk Hematoloji bölümüne on sekiz yaşını doldurduktan sonra kabul edilmemeleri nedeniyle tedavilerinin aksamaması için ilaçlarını […] Hastanesinde dâhiliye doktoru olan sanık […]’e yazdırdıklarını ve […] […] Eczanesi ile […] […] Eczanesinden temin ettiklerini ve ilaçları doktorların belirlediği dozlarda kullandıklarını belirtmeleri, suça konu edilen reçetelerde yazılı ilaçların talasemi hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar olması, 06.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi katılan Kurumca çıkarılan Sağlık Uygulama Tebliği’ne göre, hematoloji uzmanına ulaşma güçlüğü bulunması ve hastaların tedavilerinin aksamaması nedenleriyle dâhiliye uzmanı doktorlara da talasemili hastalara usulüne uygun düzenlenmiş heyet raporunun varlığı ön koşuluyla reçete düzenleme yetkisinin verilmesi, sanık […]’in bu yetkisini aşması ve düzenlediği reçetelerin tıbben uygunsuz olması eylemlerinin, reçetelerdeki yazı ve imzalara itiraz edilmemesi ve reçeteler üzerinde herhangi bir tağyir veya tahrifatın da bulunmaması nedenleriyle disiplin cezasını gerektirebileceği, reçetelere, beyana göre hastaların kilolarının yazılmasının isnat edilen suçları işleme kastı ile hareket edildiğini ortaya koyan somut delil niteliği taşımadığı da dikkate alındığında; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanıkların müsnet suçları işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.”

Genel Kurul, Yargıtayın delilleri yeniden takdir edemeyeceğini, ancak kabul edilen olayın mantık kurallarına ve hayat tecrübesine uygunluğunu denetleyebileceğini hatırlattı. Bu dosyada şüphenin sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği sonucuna vardı.

Hüküm fıkrası

“3- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 28.10.2020 tarihli ve 1786-1828 sayılı sanıklar […], […] ve […] hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçları ile sanıklar […] ve […] hakkında resmî belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,”

“4- Dosyanın, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 01.10.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.”

Kamu kurumunu zarara uğratan nitelikli dolandırıcılık hangi unsurlarla oluşur?

Dolandırıcılık, hileli davranışla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır. Yararın hileli davranışın sonucu olması gerekir; önceden doğmuş borç için verilen sahte çekte dolandırıcılığın oluşmaması bu nedenledir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 158. maddesi, suç kamu kurum ve kuruluşlarının zararına işlenirse bugünkü metinde üç yıldan on yıla kadar hapis öngörür. Bu hâlde hapsin alt sınırı dört yıldır; adli para cezası da suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Bu sınırlar 2016’da 6763 sayılı Kanun’la yükseltildi; daha önce iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve kamu kurumu zararında üç yıllık alt sınır uygulanıyordu. Fiilleri 2008 ile 2013 yılları arasına uzanan bu dosyada olduğu gibi, değişiklikten önce işlenen fiillerde TCK 7 uyarınca failin lehine olan kanun uygulanır.

Suç ancak kastla işlenebilir; TCK 21 kastı, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlar. Kurumun zarara uğradığının tespiti tek başına yetmez; sanığın aldatmayı bilerek ve isteyerek yaptığı ispatlanmalıdır.

Sanıklara ayrıca resmî belgede sahtecilik isnat edilmişti. TCK 210/2, gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip, eczacı ve diğer sağlık mesleği mensubunu cezalandırır. Belge kişiye haksız bir menfaat sağlıyor ya da kamunun veya kişilerin zararına sonuç doğurucu nitelik taşıyorsa resmî belgede sahtecilik hükümleri uygulanır.

Talasemi reçetesi dosyasında beraatten mahkûmiyete nasıl gelindi?

Talasemi, kandaki hemoglobinin yapısındaki bozukluktan kaynaklanan kalıtsal bir hastalıktır. Tedavideki kan nakilleri vücutta demir biriktirdiği için demir şelatörü ilaçlar kullanılır; dozu hastanın kilosu ve kandaki demir seviyesi belirler. Katılan kurumun teftiş raporuna göre çocukluktan beri hematoloji bölümlerinde izlenen bir grup hastanın reçeteleri 2008’den itibaren bir eğitim ve araştırma hastanesinde dâhiliye doktoru tarafından, hastalar görülmeden yazılmaya başlandı. Rapor, kiloların reçetelere yüksek yazıldığını ve ilaçların hepsi ya da bir kısmı hastalara verilmeden kuruma fatura edildiğini ileri sürdü.

Teftiş raporu kurumun zararını iki eczane yönünden toplam 561.759,67 TL, mali müşavir ve eczacı bilirkişiler ise 539.997,94 TL olarak hesapladı. Hekim bilirkişi, Sağlık Uygulama Tebliği’nin dâhiliye uzmanına verdiği yetkinin hematologların belirlediği tedavinin aynı dozda reçetelenmesiyle sınırlı tutulması gerektiğini, doktorun bu yetkiyi aştığını ve reçetelerin tıbben uygunsuz olduğunu bildirdi. Hastalardan biri kilosunu dozun yetmesi için doktora yüksek söylemiş olabileceğini, bir diğeri doktorun kendisini hiç tartmadığını anlattı.

İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi 18 Mart 2019’da sanıkların beraatine karar verdi. Katılan kurumun istinafı üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi duruşma açtı ve 28 Ekim 2020’de beraat hükümlerini kaldırıp mahkûmiyet kurdu. Daire, doktorun hastaneye gitmeyen hastalar adına kalfaların getirdiği sağlık kurulu raporlarına dayanarak reçete yazdığını ve kan değerlerini dikkate almadığını kabul etti.

Nitelikli dolandırıcılıktan doktor ve iki eczacıdan ikisine beşer yıl hapis ile 50.000 TL ve 125.000 TL adli para cezası verildi. Yardım eden sayılan üçüncüsü 2 yıl 6 ay hapis ve 87.500 TL adli para cezası aldı. Resmî belgede sahtecilikten üç sanığa beşer yıl, iki sanığa yardım eden sıfatıyla 2 yıl 6’şar ay hapis verildi.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 21 Eylül 2023’te, yardım eden sayılarak indirim yapılan bir sanığın dolandırıcılık hükmünü asli fail olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle bozdu; diğer mahkûmiyetleri onadı.

Reçetede yetki aşımı neden dolandırıcılık kastına delil sayılmadı?

Genel Kurul, kastı gösteren somut delil aradı ve bunu dosyada bulamadı. Hastalar ilaçları doktora yazdırdıklarını, eczanelerden aldıklarını ve doktorların belirlediği dozlarda kullandıklarını söyledi. Reçetelerdeki ilaçlar talasemi tedavisinde kullanılan ilaçlardı. Reçetelerdeki yazı ve imzalara itiraz edilmemişti ve reçetelerde herhangi bir değişiklik yoktu.

Reçete yetkisinin kaynağı da bu sonucu etkiledi. Sağlık Uygulama Tebliği, hematoloji uzmanına ulaşma güçlüğü nedeniyle dâhiliye uzmanlarına usulüne uygun heyet raporu bulunması koşuluyla bu ilaçları yazma yetkisi veriyordu. Genel Kurul, reçetelerdeki yazı ve imzalara itiraz edilmediğini ve reçetelerde değişiklik bulunmadığını gözeterek yetkinin aşılmasını ve tıbben uygunsuz reçeteyi disiplin cezasını gerektirebilecek eylemler olarak nitelendirdi. Hastanın beyan ettiği kilonun reçeteye yazılmasını da kastı gösteren somut delil saymadı.

Karar, yüksek doz reçetenin her durumda suç dışı kaldığı yönünde genel bir kural koymuyor. Belirleyici olan, hastaların ilacı aldıklarını söylemesi, reçetelerin değiştirilmemiş olması ve kastı gösteren başka bir delilin bulunmamasıydı. Hastaların ilacı almadığını söylediği veya reçetelerde değişiklik tespit edilen bir dosyada bu olgular bulunmayacağından, karar aynı sonuca doğrudan dayanak oluşturmaz.

İtiraz Ceza Genel Kurulunda nasıl incelendi, karşı oylar ne dedi?

Dosya Ceza Genel Kuruluna Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazıyla geldi. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 308. maddesi Başsavcıya ceza dairesi kararlarına itiraz yetkisi verir; itiraz önce kararı veren daireye gider, daire itirazı yerinde görmezse dosyayı Genel Kurula gönderir. Başsavcılık 11 Mart 2024’te sanıkların beraati gerektiği görüşüyle itiraz etti; 11. Ceza Dairesi 9 Temmuz 2024’te itirazı yerinde görmedi.

Genel Kurulun incelemesi doktor, iki eczacı ve iki kalfa hakkındaki mahkûmiyetlerle sınırlıydı. Hasta olan beş sanık hakkındaki beraat hükümleri ile sahtecilikten mahkûm edilen iki sanığın dolandırıcılıktan beraatine yönelik istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmişti. 17 Eylül 2025’teki birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadı; karar 1 Ekim 2025’teki ikinci müzakerede oy çokluğuyla verildi.

Beş karşı oy vardı. Bir Genel Kurul mensubu, Bölge Adliye Mahkemesinin delillere doğrudan muhatap olarak ulaştığı vicdani kanaatin ilgili ve yeterli gerekçeye dayandığını ve isabetsizlik bulunmadığını belirtti. Dört üye de itirazın reddi gerektiğini düşündü.

Talasemi reçetesi davasında bozmadan sonra yeni hükmü hangi mahkeme kurar?

Genel Kurul, 11. Ceza Dairesinin onama ve bozma kararlarını kaldırdı ve dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verdi. Mahkûmiyeti kuran bu daire, CMK 307 uyarınca ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Bozma kararı beraati kendiliğinden doğurmaz; beraat hükmünü bu daire kurar. Ceza Genel Kurulu 20 Aralık 2023 tarihli kararında (E. 2023/513, K. 2023/668), itiraz üzerine verdiği bozma kararlarına karşı bölge adliye mahkemesinin ve ilk derece mahkemesinin direnemeyeceğini kabul etmiştir.

Reçete ve fatura nedeniyle suçlanan sağlık çalışanının savunması neye dayanır?

Bu kararda sonucu belirleyen olgular, benzer bir dosyada savunmanın kontrol edeceği noktaları da gösterir. Reçete asıllarında yazı, imza veya miktar değişikliği bulunup bulunmadığını ve reçetenin dayandığı sağlık kurulu raporunu inceleyin. Hastaların ilacı teslim alıp almadığını, kullandıkları dozu ve kilolarını kimin beyan ettiğini tanık anlatımlarıyla dosyaya taşıyın.

Bilirkişi raporunun tıbbi uygunsuzluk tespitini, kastı gösteren bir olgu içerip içermediği yönünden ayrıca tartışın; bu dosyada tıbbi uygunsuzluk tespiti mahkûmiyete yetmedi. Dolandırıcılık ve sahtecilik isnadının birlikte yöneltildiği bu tür dosyalarda şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ceza davalarında müdafi yardımından yararlanabilir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp