Karar Notu · Sigorta Hukuku

Alkollü Kazada Sigorta Rücu Eder mi? Yargıtay Kararı 2026

Alkollü kazada sigorta rücu edebilmek için sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olması yetmez; kaza münhasıran, yani yalnız alkolün etkisiyle meydana gelmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu ilkeyi 23 Haziran 2025’te, bölge adliye mahkemeleri arasındaki içtihat uyuşmazlığını gidermek için oy çokluğuyla ve kesin olarak verdiği kararda teyit etti. Karar, trafik sigortacısının 1 Haziran 2015 sonrası Genel Şartlar’a dayanarak kendi sigortalısına açtığı rücu davalarına ilişkindir; alkol 1 promili aşıyorsa ispat yükü sigortalıya geçer.

Yargıtay alkol nedeniyle rücu uyuşmazlığını hangi gerekçeyle karara bağladı?

Daire, sigortacının rücu hakkını Anayasa ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na (TBK) dayanan illiyet bağı ilkesine bağladı. Kararda ZMMS diye kısaltılan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın bu ilkeyi ortadan kaldıracak biçimde uygulanamayacağını belirtti:

Karar metninden

“Bu bağlamda illiyet bağının varlığından söz edebilmek için, alkollü olmakla trafik kazası arasında ilişki kurulması gerekir. Bu ilişki ancak trafik kazasının alkolün etkisiyle meydana gelmesi ile kurulabilir.”

“Sorumluluk hukukunun prensiplerinden olan bu ilkenin dayanağı Anayasa ve TBK hükümleridir. O nedenle, normlar hiyararşisinde kanundan sonra gelen ZMMS Genel Şartlarının bu ilkeyi bertaraf eden hükmünün kanun karşısında uygulama yeri bulunmamaktadır.”

“Belirtmek gerekir ki, yeni düzenlemenin etkisi sadece ispat yükünedir.”

“Bu durumda, sürücüdeki alkol miktarının mevzuatta öngörülen miktar da (1 promil) olması halinde ispat yükünün sigortacı üzerinde, anılan miktardan (1 promil) fazla olması halinde ise ispat yükünün sigortalı üzerinde olması hakkaniyete uygun olur.”

“… sigortalı, alkolün kazanın meydana gelmesinde etkisi olmadığını ispat ederek durumu lehine çevirebilir. Bu durumda illiyet bağının bulunmadığına ilişkin ispatsızlık riskini sigortalı/sigorta ettiren taşıyacaktır.”

Daire’ye göre alkol dışında yol, hava durumu veya olayın oluşu gibi etkenler kazaya yol açmışsa, yalnız alkol oranına bakarak rücu kabul etmek hakkaniyetle bağdaşmaz. Genel Şartlar’daki değişiklik bu nedenle münhasırlık şartını kaldırmadı, yalnız ispat yükünü etkiledi. Uyuşmazlık şu hükümle giderildi:

Hüküm fıkrası

“Yukarıda açıklanan nedenlerle, 01.06.2015 tarihli değişiklikten sonra ZMMS Genel Şartlarının B.4.c bendine dayalı olarak sigorta şirketleri tarafından sigortalı akidi aleyhine açılan rücuan tazminat davalarında, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmesi gerektiğine, … arasında çıkan hukuki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 23.06.2025 tarihinde … oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.”

Karara bir karşı oy yazıldı. Karşı oya göre Kanun, Yönetmelik ve Genel Şartlar’daki değişikliklerin amacı münhasırlık uygulamasına son vermekti; bu şart sigortacı için ispatı imkânsız hâle getiriyordu. Karşı oy ayrıca poliçenin genel şartlarıyla birlikte geçerli bir sözleşme olduğunu, primi ödenmemiş ve cezaya bağlanmış bir hâlin içtihatla teminat kapsamına sokulmasının kanuna aykırı düştüğünü savundu.

Bölge adliye mahkemeleri alkollü sürücü rücu davalarında nasıl ayrışmıştı?

Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin kesin kararlarının bir kısmı, sürücünün mevzuattaki sınırın üzerinde alkollü olmasını rücu için yeterli saymıştı. Bu dosyalarda sürücüler 1,45, 1,69 ve 2,53 promil alkollüydü. Bir daire ise kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşmediğini belirleyerek sigortacının istinaf başvurusunu reddetmişti. Bir sigorta şirketinin vekili bu çelişkinin giderilmesini istedi.

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35. maddesi bu yolu düzenler. Benzer olaylarda verilen kesin kararlar arasında uyuşmazlık çıkarsa başkanlar kurulu Yargıtay’dan karar ister. İstem hukuk davalarında ilgili hukuk dairesine iletilir ve dairenin bu konudaki kararı kesindir. Başvurulan bölge adliye mahkemesinin hukuk daireleri başkanlar kurulu 19 Şubat 2025’te uyuşmazlığı oy birliğiyle Yargıtay’a gönderdi ve münhasırlık şartının aranması gerektiği görüşünü ekledi.

Daire önceki bölge adliye kararlarını kaldırmadı; hukuki soruyu cevaplayarak uyuşmazlığı giderdi. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 26 Mart 2026 tarihli kararında uyuşmazlığın bu yönde giderildiğine atıf yaptı.

Genel Şartlar’ın alkol rücu hükmü nasıl değişti, 2026 değişikliği bu bende dokundu mu?

2003 tarihli Genel Şartlar’ın B.4/d bendi, olay sürücünün alkollü içki nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneğini kaybetmesinden ileri geliyorsa rücu imkânı tanıyordu. 14 Mayıs 2015’te yayımlanan ve 1 Haziran 2015’te yürürlüğe giren yeni Genel Şartlar’ın B.4/c bendi ise rücu nedenleri arasında şunu sayar: “Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar”.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48. maddesi alkollü sürücülerin karayolunda araç sürmesini yasaklar. Maddenin eski metnindeki “güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş” ifadesi 11 Haziran 2013’te Resmî Gazete’de yayımlanan 6487 sayılı Kanun’la kaldırıldı. Daire’nin aktardığı Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesi, hususi otomobil sürücüleri için 0,50 promili, diğer araç sürücüleri için 0,20 promili sınır alır. Daire’ye göre bu hükümler ceza ve idari yaptırımı düzenler; tazminat sorumluluğunda ise illiyet bağı aranır.

Genel Şartlar’da yapılan ve 12 Haziran 2026 tarihli, 33278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi. Bu değişiklik B.4 maddesinde yalnız olay yerini terk etmeye ilişkin (f) bendini yeniden yazdı; alkole ilişkin (c) bendi aynı sözcüklerle kaldı. Daire’nin yorumladığı metin, 1 Temmuz 2026’dan sonra düzenlenen poliçelerde de geçerlidir.

Yeni (f) bendi, 1 Temmuz 2026’dan sonra yapılan poliçelerde yalnız bedensel zararlı kazaları değil bütün trafik kazalarını kapsar. Bu bende göre zorunlu hâller dışında olay yerini terk etmek veya alkol raporu gibi belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranmak, alkol bendinden ayrı bir rücu nedenidir.

Hangi metnin uygulanacağını poliçenin düzenlendiği tarih belirler; Genel Şartlar’ın C.11 maddesi metnin ve sonraki değişikliklerin yürürlükten sonra yapılan sözleşmelere uygulanacağını düzenler. 1 Haziran 2015’ten önce yapılmış poliçede eski B.4/d bendi uygulanır ve Yargıtay o dönemde de münhasırlık arıyordu. Daire, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin benzer alkol hükmüne dayanan kasko hasar reddinde de alkolün kazada münhasıran etkili olmasını aradığını aktardı.

Sürücü 1 promilin üzerinde alkollüyse ispat yükü kime geçer?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1409. maddesi, rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükünü sigortacıya yükler; 1485. madde bu kuralı sorumluluk sigortalarına da uygular. Daire bu kuralı mutlak uygulamadı. İspatı gereken olgunun kazaya sebep olan neden olduğunu, bunun rizikodan ayrı görülmesi gerektiğini belirterek yükü alkol oranına göre böldü.

Sürücünün alkolü 1 promil ve altındaysa kazanın yalnız alkolün etkisiyle meydana geldiğini sigortacı ispatlar. Alkol 1 promili aşıyorsa sigortalı, alkolün kazanın meydana gelmesinde etkisi olmadığını ispatlamak zorundadır; ispatsızlığın sonucu sigortalı aleyhine olur. Karayolları Trafik Kanunu’nun 48. maddesine göre 1 promilin üzerinde alkollü sürücüye ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesinin üçüncü fıkrasındaki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu uygulanır.

Örneğin sürücü 0,80 promil alkollüyse, Daire’nin koyduğu 1 promil eşiğine göre kazanın yalnız alkolün etkisiyle meydana geldiğini ispat yükü sigortacıdadır; ölçüm tutanağı tek başına bu yükü karşılamaz. Daire, kendi eski uygulamasında bu bağın nöroloji uzmanı hekim ile trafik uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli de değerlendirilerek alınacak raporla belirlendiğini aktardı. Bu ispat yapılırsa sigortacı rücu edebilir.

Alkol nedeniyle rücu, kazada zarar görenin tazminatını etkiler mi?

Hayır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesi, sigorta sözleşmesinden doğan ve tazminatı kaldıran ya da azaltan hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğini düzenler. Ödeme yapan sigortacı, sözleşmeye göre tazminatı kaldırabileceği veya azaltabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir. Zarar gören sigortaya başvururken ya da trafik kazası tazminat davası açarken, sürücünün alkollü olması sigortacının ödeme borcunu kaldırmaz. Daire’nin kararı yalnız sigortacı ile kendi sigortalısı arasındaki geri ödeme ilişkisine yöneliktir.

Sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binen yolcunun tazminatında ise Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, TBK’nın 52. maddesine dayanarak müterafik kusur indirimi uygular. Bu indirim sigorta sözleşmesinden değil, yolcunun kendi davranışından doğar.

Alkol gerekçesiyle rücu ihtarı alan araç sahibi neyi kontrol etmeli?

Önce poliçenin düzenlenme tarihini ve sigortacının hangi Genel Şartlar bendine dayandığını belirleyin. Karar yalnız alkol bendine ilişkindir; sigortacı aynı yazıda olay yerini terk veya ehliyetsizlik gibi başka bir B.4 nedenine de dayanıyorsa o bendin kendi şartları aranır. İlamsız takipte gelen ödeme emrine itiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür; bu yüzden trafik sigortası rücu talebi yazısının ihtar mı, ödeme emri mi, dava dilekçesi mi olduğunu da hemen belirleyin.

Alkol iddiasına karşı şu kayıtları toplayın:

  • Alkol ölçüm tutanağı veya kan tahlili sonucu, ölçümün saati ve kullanılan yöntem.
  • Kaza tespit tutanağı, kusur raporu ve karşı aracın kusurunu gösteren kayıtlar.
  • Yol, hava ve görüş koşullarını gösteren fotoğraf, kamera görüntüsü veya resmî tutanak.
  • Varsa ceza dosyasındaki bilirkişi raporu ve kazanın oluşuna ilişkin kabuller.

Promil değeri ispat yükünü belirlediği için ölçümün yöntemi ve saati ilk incelenecek noktadır. Alkol 1 promilin üzerindeyse kazayı alkol dışındaki bir nedene bağlayan kayıtları sigortalı sunar. Trafik kazası uyuşmazlıklarında bilirkişiye yöneltilecek soruların alkolün kazaya etkisini, karşı tarafın kusurunu ve yol koşullarını ayrı ayrı kapsaması, münhasırlık tartışmasının sonucunu doğrudan etkiler.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp