Yargıtay 2. Ceza Dairesi, mühürlü sayacı açıp kesilen elektriği sayaçtan geçirerek kullanan hükümlünün kaçak elektrik suçundan beraatine karar verdi. Daire’nin 24 Şubat 2026 tarihli kararı, ek bilirkişi raporunda sayaca müdahale bulunmadığının belirtildiği ve tüketim miktarının belirlenebildiği bir dosyaya ilişkindir. Kesinleşmiş mahkûmiyet kanun yararına bozuldu; Daire dosyayı yeniden yargılamaya göndermeden beraate ve cezanın kaldırılmasına kendisi hükmetti.
Yargıtay mühürlü sayaç dosyasındaki mahkûmiyeti hangi gerekçeyle bozdu?
Daire, tüketim miktarının belirlenmesini engelleyen bir kullanım bulunmadığı için karşılıksız yararlanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığını kabul etti. Kararın gerekçesi şöyledir:
Karar metninden
“Hükümlünün, iş yerinde daha evvel kurum görevlileri tarafından mühürlenen sayacı açarak ve kesilen elektriği bu şekilde (sayaçtan geçirerek) kullandığından bahisle hakkında tutulan kaçak elektrik tutanağına istinaden karşılıksız yararlanma suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, atılı karşılıksız yararlanma suçunu işlediğinin sabit olduğu belirtilerek yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; dosya içerisinde bulunan 03.01.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda, sayaca herhangi bir müdahale olmadığının belirtilmesi ve buna göre tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde elektrik kullanımının bulunmaması karşısında, karşılıksız yararlanma suçunun yasal unsurları oluşmadığı hâlde hükümlünün beraati yerine yazılı gerekçe ile mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.”
Daire’nin gerekçesi mührün açılmasını tartışmıyor; sonucu, ek bilirkişi raporunda sayaca müdahale bulunmadığının belirtilmesine dayandırıyor. Daire bu rapora göre tüketim miktarının belirlenmesini engelleyen bir kullanım görmedi ve mahkûmiyeti hukuka aykırı buldu.
Hüküm, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 309. maddesi uyarınca oy birliğiyle kuruldu; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi de kanun yararına bozma yönündeydi:
Hüküm fıkrası
“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Konya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2021 tarihli ve […] sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendinin verdiği yetkiyle, hükümlünün unsurları oluşmayan karşılıksız yararlanma suçundan BERAATİNE, tayin olunan cezanın kaldırılmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”
Kaçak elektrik suçu hangi şartlarla oluşur?
Halk arasında kaçak elektrik denilen eylem, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 163. maddesinin üçüncü fıkrasında karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlenir. Fıkra, abonelik esasına göre yararlanılabilen elektriğin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve “tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde” tüketilmesini bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır.
Kanun metni iki şartı “ve” bağlacıyla birlikte arar: sahibinin rızasının bulunmaması ve tüketimin miktarı belirlenemeyecek biçimde yapılması. Bu kararda Daire ikinci şarta dayandı; rıza yönünden ayrı bir değerlendirme yapmadı. Elektrik sayaçtan geçerek kullanıldığı ve sayaca müdahale bulunmadığı için tüketim miktarı ölçülebiliyordu.
Mühürlü sayaç açılan dosyada mahkeme neden mahkûmiyet vermişti?
Hükümlünün iş yerindeki sayaç daha önce kurum görevlilerince mühürlenmiş ve elektrik kesilmişti. Hükümlünün mühürlü sayacı açarak kesilen elektriği sayaçtan geçirip kullandığı gerekçesiyle kaçak elektrik tutanağı tutuldu ve karşılıksız yararlanma suçundan kamu davası açıldı.
Dosyada 3 Ocak 2020 tarihli ek bilirkişi raporu bulunuyordu; raporda sayaca herhangi bir müdahale olmadığı belirtilmişti. Buna rağmen Konya 12. Asliye Ceza Mahkemesi 13 Temmuz 2021’de suçun sabit olduğunu kabul ederek mahkûmiyet kararı verdi. Yargıtay kararında verilen cezanın miktarı yer almıyor. Hüküm kesinleşti; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 7 Ocak 2026 tarihli yazısıyla kanun yararına bozma istedi.
Kanun yararına bozmada Yargıtay beraate doğrudan nasıl karar verdi?
CMK 309, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen karar ve hükümlerdeki hukuka aykırılığın giderilmesi için öngörülür. Hukuka aykırılığı öğrenen Adalet Bakanlığı bozma istemini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir; Başsavcılık istemi ilgili ceza dairesine verir. CMK 310’a göre Başsavcı, cezanın kaldırılmasını veya daha hafif ceza verilmesini gerektiren hâllerde bu yola kendiliğinden de başvurabilir.
Bozma nedeni hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa ceza dairesi buna doğrudan hükmeder (CMK 309/4-d). Daire bu yetkiyle beraate ve cezanın kaldırılmasına kendisi karar verdi; dosya, mahkemesine gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdi edildi. Bu bende dayanan bozmada ilk derece mahkemesi yeniden yargılama yapmaz ve CMK 309/5 uyarınca kanun yararına bozma kararına karşı direnilemez.
İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bir mahkûmiyette benzer bir hukuka aykırılık görülürse Adalet Bakanlığından ya da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından kanun yararına bozma talebi yoluna gidilmesi istenebilir. Hükümlü lehine yeni olay veya delil ise CMK 311’deki yargılamanın yenilenmesi yoluyla ileri sürülür.
Sayaç mührünü açmak başka bir suç ya da elektrik borcu doğurur mu?
Karar bu soruyu cevaplamıyor. Kamu davası karşılıksız yararlanma suçundan açılmıştı ve Daire yalnız bu suçun unsurlarını inceledi. TCK 203 mühür bozma suçunu düzenler. Madde, kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanması ya da varlığının aynen korunması için konulan mührü kaldırmayı veya konuluş amacına aykırı hareket etmeyi cezalandırır. Sayaç mührünün açılmasının bu suçu oluşturup oluşturmadığı kararda tartışılmadı.
Beraat kararı ceza sorumluluğuna ilişkindir. Dağıtım kuruluşunun kullanılan elektriğin bedeline veya kaçak kullanım tahakkukuna ilişkin talepleri ceza dosyasından ayrı yürür ve kararda bunlara ilişkin bir değerlendirme yoktur.
Kaçak elektrik tutanağı tutulan kişi savunmada nelere dayanabilir?
Tutanak tutulduysa sayacın incelenmesini ve tüketimin sayaçtan geçip geçmediğinin bilirkişiyle belirlenmesini isteyin. Bu dosyada sonucu, sayaca müdahale bulunmadığını belirten ek bilirkişi raporu belirledi. Raporda eksik veya çelişki görürseniz bilirkişi raporuna itiraz ederek ek rapor alınmasını talep edebilirsiniz.
Başsavcılığın istemi, Daire’nin 29 Mayıs 2025 tarihli bir kararına (E. 2024/1478, K. 2025/10455) dayanıyordu. O kararda kaçak kullanım süresi belirlenerek sayaçtaki tüketimin kurulu güçle ve eski dönem tüketimleriyle uyumlu olup olmadığının, tutanaktan sonra bariz bir artış bulunup bulunmadığının bilirkişiyle tespit edilmesi gerektiği belirtilmişti. Bu ölçütler 24 Şubat 2026 tarihli kararın kendi gerekçesinde yer almıyor.
Karşılıksız yararlanma suçlamasında TCK 168 etkin pişmanlık hükmü de sonuç doğurur. Zarar soruşturma tamamlanmadan tamamen tazmin edilirse kamu davası açılmaz; hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilirse ceza üçte birine kadar indirilir. Başsavcılığın isteminde aktarılan 2025 tarihli Daire kararına göre, soruşturmada şüpheliye zarar miktarı bildirilip ödeme için süre verilmesi gerekir. Bu bildirim yapılmadan kovuşturmada zarar tamamen ödenirse ödeme soruşturmada yapılmış sayılır ve CMK 223/8 uyarınca düşme kararı verilir. Kişi bu hükümden iki defadan fazla yararlanamaz.
CMK 149 uyarınca şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanabilir; sayaç incelemesi ve ek bilirkişi raporu talepleri bu aşamalarda dosyaya sunulur.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
