
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cezası temel hâlde bir yıldan beş yıla kadar hapistir; cebir, tehdit veya hile varsa iki yıldan yedi yıla çıkar. Olay borç yüzünden yaşanmışsa ve alacak bir hukuki ilişkiye dayanıyorsa, cebir veya tehdit yağma değil tehdit ya da yaralama hükümlerine göre değerlendirilir; alıkoyma ise ayrıca değerlendirilebilir. Gözaltına alındıysanız ilk işiniz müdafi istemek ve ifade tutanağını okumadan imzalamamaktır.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nedir, hangi davranışlar bu suçu oluşturur?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesi, hukuka aykırı biçimde bir kimsenin bir yere gitmesini veya bir yerde kalmasını engelleyen kişiyi cezalandırır. Temel hâl için cebir, tehdit veya hile aranmaz; kapıyı kilitlemek, kişiyi araca bindirip götürmek ya da gitmesine izin vermemek yeterli olabilir.
Maddenin koruduğu değer kişi hürriyetidir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 19. maddesi herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğunu söyler; Anayasa’da gösterilen haller dışında, kanunun öngördüğü şekil ve şartlara uyulmadan kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu nedenle fiilin hukuka aykırı olması gerekir; yakalama gibi kanunun izin verdiği bir yetkinin kullanılması bu suçu oluşturmaz.
Bir olayın bu suça girip girmediğini mahkeme, kişinin hangi yerden ayrılamadığına, bunun kim tarafından engellendiğine ve engellemenin hukuki bir dayanağı olup olmadığına bakarak belirler. Bir Yargıtay bozma kararındaki gerekçeyi anlatan beraat karar notu mahkemenin bu unsurlara nasıl baktığını gösterir.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmanın cezası TCK 109’a göre kaç yıldır?
Ceza, fiilin nasıl işlendiğine göre fıkra fıkra değişir. Aşağıdaki aralıklar TCK 109. maddenin fıkralarından gelir ve nitelikli hâller henüz eklenmemiştir.
- Cebir, tehdit veya hile kullanılmadan işlenen temel hâlde ceza bir yıldan beş yıla kadar hapistir.
- Fiilin işlenmesi için ya da işlenirken cebir, tehdit veya hile kullanılırsa ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapistir.
- Mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybı doğarsa ayrıca bin güne kadar adli para cezası verilir.
- Fiil cinsel amaçla işlenirse ceza yarı oranında artırılır.
- Alıkoyma sırasında kasten yaralamanın ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.
Son maddedeki yaralama kısmı ayrı bir cezayı gündeme getirir; alıkoyma sırasında mağdur yaralandıysa kasten yaralama cezası alıkoyma cezasına eklenebilir. Mahkûmiyet çıkarsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması ayrı şartlara bağlıdır; bu şartlar HAGB kararının koşulları yazısında anlatılır.
TCK 109/3’teki nitelikli haller cezayı ne kadar artırır?
Üçüncü fıkra altı nitelikli hâl sayar ve bunlardan biri varsa cezayı bir kat artırır. Bu hâller şunlardır: fiilin silahla işlenmesi, birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi, kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması, üstsoya, altsoya, eşe veya boşandığı eşe karşı işlenmesi ve çocuğa ya da kendini savunamayacak durumdaki kişiye karşı işlenmesi. Boşandığı eşe karşı işlenme ibaresi 7331 sayılı Kanunla eklenmiştir.
Artırım sonucunda temel hâlde ceza iki yıldan on yıla, cebir, tehdit veya hile hâlinde dört yıldan on dört yıla ulaşır. Örneğin üç kişinin bir kişiyi araca bindirip bir yerde bekletmesi “birden fazla kişi” bendini, boşanma davası sürerken eşini evden çıkarmayan kişinin durumu ise eşe karşı işlenme bendini gündeme getirir. Aynı olay birden fazla bende uyuyorsa sonucu mahkeme belirler.
Borç veya alacak yüzünden birini alıkoymak hangi suça girer, yağma sayılır mı?
Alacağını almak için borçluyu bir yerde tutan kişi hakkında alıkoymanın kendisi TCK 109 kapsamında değerlendirilebilir. Alacak bir hukuki ilişkiye dayanıyorsa ve tahsil amacıyla cebir veya tehdit kullanılmışsa, TCK 150. maddenin birinci fıkrası gereği fiil yağma olarak cezalandırılmaz; yalnızca tehdit veya kasten yaralama hükümleri uygulanır. Bu hüküm alacaklı sıfatıyla hareket eden kişi lehine olan ve ilk bakışta gözden kaçan bir ayrımdır.
Yağma ise ağır bir suçtur: TCK 148. maddenin birinci fıkrası altı yıldan on yıla kadar hapis öngörür. Yağma ancak alacağın hukuki bir ilişkiye dayanmadığı hâllerde ya da alacaktan fazlasının alındığı olaylarda gündeme gelebilir. Örneğin gerçekte var olmayan bir borç bahanesiyle para veya senet verilmesi için kişinin zorla bekletilmesi, hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili sayılmaz.
Şüpheli açısından ayrıca TCK 26. maddenin birinci fıkrasındaki “hakkını kullanan kimseye ceza verilmez” kuralı savunma olarak ileri sürülebilir. Mahkeme, başvurulan yolun hakkın kullanılması sayılıp sayılmayacağını olayın ayrıntılarına bakarak belirler; alıkoyma bakımından bu savunmanın kabul edileceği önceden söylenemez. Alacak belgelerini, mesaj kayıtlarını ve olay anındaki görüşmeleri ifade öncesinde müdafie gösterin.
Mağdur serbest bırakılırsa TCK 110 etkin pişmanlık indirimi uygulanır mı?
TCK 110. madde, soruşturma başlamadan önce mağdurun şahsına zarar vermeden onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakan fail için cezanın üçte ikisine kadarının indirilmesini öngörür. Dört şart birlikte aranır: soruşturmanın başlamamış olması, serbest bırakmanın kendiliğinden yapılması, mağdura zarar verilmemesi ve güvenli bir yerde bırakılması.
En çok tartışılan şart zarar vermemektir. Mağdur alıkoyma sırasında darp edilmişse zarar vermeme şartı gerçekleşmediğinden indirim uygulanmaz. Fail polis veya jandarma devreye girdikten sonra mağduru bıraktıysa soruşturma başlamış olduğundan, serbest bırakma kendiliğinden ve soruşturma öncesinde sayılmaz.
Gözaltına alındı ne demek, alıkoyma şüphesinde gözaltı kaç saat sürer?
Gözaltı, yakalanan şüphelinin soruşturma için kısa süreyle özgürlüğünden alıkonulmasıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesi gözaltı için kişinin yakalanmış olmasını, soruşturma bakımından zorunluluğu ve somut delili arar. Süre yakalama anından başlar ve yakalama yerine en yakın hâkime götürme için zorunlu süre hariç yirmi dört saati geçemez; bu zorunlu süre en çok on iki saat olabilir.

Üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen toplu suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle savcı yazılı emirle gözaltını her defasında bir günü geçmemek üzere en çok üç gün uzatabilir. Gözaltındaki kişi yakınına haber verilmesini isteyebilir; Anayasa’nın 19. maddesi de yakalananın yakınlarına derhal bildirilmesini güvenceye alır. Müdafi ile görüşme hakkı gözaltında da vardır, gözaltı kararına itiraz yolu ise ayrı bir yazıda ele alınmıştır.
Soruşturmada adli kontrol tutukluluğa döner mi, TCK 109’da tutuklama ne zaman verilir?
Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, bir tutuklama nedeni (kaçma şüphesi, delilleri karartma ya da tanıklara baskı) ve ölçülülük birlikte gerekir. CMK 100. maddenin üçüncü fıkrasındaki katalogda yağma yer alır, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yer almaz; katalogdaki suçlarda tutuklama nedeni var sayılabilir. TCK 109 için ise nedenin somut olgularla gösterilmesi gerekir.
Hâkim tutuklama yerine adli kontrol uygulayabilir; soruşturma aşamasında bu karar savcının istemiyle sulh ceza hâkimince verilir. Adli kontrol kendiliğinden tutukluluğa dönmez, ancak yükümlülükleri isteyerek yerine getirmeyen şüpheli hakkında CMK 112 uyarınca hemen tutuklama kararı verilebilir. İmza yükümlülüğünü aksatmak, yurt dışı çıkış yasağına uymamak bu riski doğurur.
Temel hâlin üst sınırı beş yıl olduğundan, üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlarda tutuklamayı yasaklayan CMK 100. maddenin dördüncü fıkrası bu suça uygulanmaz. Tutuklama kararına itiraz edilebilir; süre, merci ve dilekçe içeriği için tutuklama kararına itiraz yazısına bakın.
Suç şikâyete bağlı mıdır, hangi mahkeme bakar, dava zamanaşımı ne kadardır?
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma şikâyete bağlı değildir. Mağdur şikâyetinden vazgeçse bile savcı suçu öğrendiğinde re’sen soruşturma yapar; suç CMK 253 uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında da yer almaz.
Görevli mahkeme cezanın üst sınırına göre belirlenir. 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda ağır ceza mahkemesini görevlendirir; aynı Kanun’un 14. maddesi ise görevin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırının esas alınmasını söyler. Bu ölçüye göre temel hâlin (bir yıldan beş yıla) ve cebirli hâlin (iki yıldan yedi yıla) üst sınırı on yılı geçmediğinden bu hâller asliye ceza mahkemesinde görülür. Üçüncü fıkradaki bir kat artırım ile beşinci fıkradaki yarı oranında artırım ise ceza aralığını on yılın üzerine çıkarabilir (örneğin üçüncü fıkra artırımıyla cebirli hâlde dört yıldan on dört yıla, üçüncü ve beşinci fıkra artırımları birlikte uygulanınca üst sınır daha da yükselir). Bu artırımlı hâllerin görev bakımından nasıl hesaba katılacağını, yani davanın asliye ceza mahkemesinde mi yoksa ağır ceza mahkemesinde mi görüleceğini dosyanın somut hâline göre mahkeme belirler; bunu önceden kesin olarak söylemek doğru olmaz.
Dava zamanaşımı da üst sınıra bağlıdır. TCK 66. madde uyarınca üst sınırı beş yıl olan temel hâlde süre sekiz yıldır; üst sınırı beş yılı aşan cebirli ve nitelikli hâllerde ise on beş yıldır. Cebirli hâlin hem nitelikli şekli hem cinsel amaç artırımı birlikte gerçekleşirse üst sınır yirmi bir yıla ulaşır ve süre yirmi yıl olur. Sorgu veya tutuklama gibi işlemler TCK 67 gereğince zamanaşımını keser, bu yüzden tek bir rakam vermek yanıltıcıdır.
İfadeye çağrılan veya gözaltına alınan şüpheli ilk gün ne yapmalıdır?
CMK 147 şüpheliye ifade öncesinde müdafi seçme, ifadede müdafiin hazır bulunması, suçlamanın kendisine anlatılması ve açıklamada bulunmama haklarını bildirir. Müdafisiz alınan kolluk ifadesi, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Müdafi seçemeyen şüpheli istemesi hâlinde baro tarafından görevlendirilen müdafiden yararlanır. İlk gün için şu adımlar sıralanabilir:
- Müdafi gelmeden esasa ilişkin soruya cevap vermeyin ve müdafi talebinizi tutanağa yazdırın.
- Susma hakkınızı kullanıp kullanmayacağınıza müdafi ile görüştükten sonra karar verin.
- Tutanağı satır satır okumadan imzalamayın; yanlış yazılan cümlenin düzeltilmesini isteyin.
- Yakınınıza haber verilmesini isteyin ve gözaltı süresinin başladığı saati öğrenin.
- Alacak-borç ilişkisi varsa belgeleri ve yazışmaları müdafie verin.
Çağrıya uymayan şüpheli hakkında CMK 98 uyarınca yakalama emri çıkarılabilir; çağrıya gelmemenin sonuçları ifadeye çağrıldım gitmezsem yazısında ayrıca anlatılmıştır. Dosyanın Ankara’da yürütülmesi hâlinde ifade öncesi hazırlık için Ankara ceza avukatı ile görüşülebilir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
