
TCK 235’e göre ihaleye fesat karıştırma suçu nedir, cezası kaç yıldır?
İhaleye fesat karıştırma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 235. maddesine göre üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası öngören bir suçtur. Kamu kurumları adına yapılan mal veya hizmet alım ve satım, kiralama ve yapım ihaleleri korunur; ihale sürecini hile, tehdit ya da anlaşmayla bozan kişi bu suçu işlemiş olur.
Madde yalnızca bakanlık, belediye gibi kamu kurumlarının ihalelerini kapsamaz. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurumlarının iştirak ettiği şirketler, vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler ve kooperatifler adına yapılan alım, satım ve kiralamalar da aynı hükme tabidir.
Soruşturma aşamasında ilk soru çoğu zaman cezanın kaç yıl olduğudur. Üç ile yedi yıl arasındaki aralık temel cezadır; cebir veya tehdit gibi ağırlaştırıcı hâl ve zarar doğmaması gibi hafifletici hâl aşağıda ayrıca anlatılmıştır.
Hangi davranışlar ihaleye fesat karıştırma sayılır?
Kanun fesat sayılan davranışları dört bentte sayar. Her bent ayrı bir davranış türünü anlatır.
Birinci bent hileli davranışlarla ihaleye katılma yeterliği olanların katılmasını engellemeyi veya yeterliği olmayanları ihaleye sokmayı kapsar. Aynı bent, şartnameye uygun malı uygun değilmiş gibi, uygun olmayan malı ise uygunmuş gibi göstermeyi de içerir. Örneğin bir komisyon üyesinin şartnameye uyan bir teklifi hileli bir davranışla değerlendirme dışı bırakması bu bende girebilir.
İkinci bent, gizli tutulması gereken teklif bilgilerine başkalarının ulaşmasını sağlamayı suç sayar. Rakip firmanın fiyatını önceden öğrenen ve teklifini buna göre veren kişi, bilgiyi veren görevli ile birlikte bu bent kapsamında sorgulanabilir.
Üçüncü bent cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka davranışlarla isteklilerin ihaleye katılmasını engellemeyi düzenler. Dördüncü bent ise isteklilerin fiyatı ve diğer şartları etkilemek için açık veya gizli anlaşmasını suç sayar. İhale yakınlarında firma yetkilileri arasındaki telefon, mesaj ve toplantı kayıtları soruşturmada çoğunlukla bu dördüncü bent iddiasının delilini oluşturur; savunma bu kayıtların içeriğinin gerçekten fiyat veya şart uyumu anlamına gelip gelmediğini tartışır.
Cebir, tehdit veya zarar doğmaması cezayı nasıl değiştirir?
Fiil cebir veya tehditle işlenmişse hapis cezasının alt sınırı beş yıldan az olamaz. Bu durumda üç yıllık alt sınır uygulanmaz; ayrıca kasten yaralama veya tehdidin nitelikli hâlleri oluşmuşsa bunlar için de ayrı ceza verilir.
İhale sonucunda ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar doğmamışsa ceza bir yıldan üç yıla kadar hapse iner. Tek istisna, fiilin cebir veya tehditle işlendiği hâldir; bu durumda zarar doğmamış olsa da indirimli aralık uygulanmaz. Hileli davranış, bilgi sızdırma veya anlaşma gibi diğer fiillerde zarar doğmamışsa bir ile üç yıllık aralıktan yararlanılabilir. Zararın doğup doğmadığı çoğu dosyada bilirkişi raporuyla, ihale bedelinin piyasa değerine göre karşılaştırılmasıyla belirlenir.
İhaleye fesat karıştırma soruşturmasında gözaltı kaç gün sürer, avukat ifadede bulunabilir mi?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesi gözaltı süresini yakalama anından itibaren 24 saatle sınırlar. Yola gidiş süresi bu süreye dahil edilmez, ancak yalnızca yolda geçen süre en çok 12 saat sayılır. Suç toplu olarak işlenmişse Cumhuriyet savcısı süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç güne kadar uzatabilir.
Gözaltı kararı da somut delile ve zorunluluğa dayanmak zorundadır. Yapılan işlemden şüpheniz varsa gözaltına alma kararına itiraz yolu işletilebilir.
Şüpheli, soruşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 149. maddesi avukatın şüpheliyle görüşme ve ifade sırasında yanında bulunma hakkının kısıtlanamayacağını söyler. İhale soruşturmalarında dosya, firma evrakı ve elektronik kayıtlar nedeniyle hacimli olur; ifadeden önce avukatla görüşüp hangi sorulara hangi belgelerle cevap verileceğini belirlemek gerekir. Henüz gözaltına alınmadan ifadeye çağrıldıysanız, gelmemenin sonuçlarını öğrenmek de ilk iş olmalıdır.
İhaleye fesat karıştırma şüphelisi hangi şartlarda tutuklanır?
Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni birlikte aranır; tedbir ayrıca ölçülü olmalıdır. Tutuklama nedeni, şüphelinin kaçacağı veya kaçmaya hazırlandığı şüphesi ya da delilleri karartacağı ve tanıklara baskı yapacağı yönünde somut olgulardır. Soruşturma aşamasında tutuklamaya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi karar verir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin üçüncü fıkrası, katalog suçları sayar; ihaleye fesat karıştırma bu katalogda yer almaz. Hâkimin tutuklama nedenini dosyadaki somut olgularla göstermesi gerekir. Maddenin dördüncü fıkrasındaki yasak, üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlar için geçerlidir; 235. maddenin üç ile yedi yıllık temel cezası ve zarar doğmayan hâldeki bir ile üç yıllık aralığı bu sınırı aştığı için bu yasak kural olarak işlemez. Bu nedenle tutuklama mümkündür; ancak kendiliğinden verilen bir sonuç da değildir.
Tutuklama kararı verildiyse tutuklama kararına itiraz dilekçesinde dosyanın adli kontrolle neden yönetilebileceği somutlaştırılmalıdır.
İhaleye fesat karıştırma soruşturmasında adli kontrol tutukluluğa döner mi?
Tutuklama nedenleri varsa bile hâkim tutuklama yerine adli kontrol kararı verebilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi yurt dışına çıkış yasağı, belirli aralıklarla karakola veya kuruma başvurma, güvence yatırma ve belirli yerleri terk etmeme gibi yükümlülükler sayar. Tutuklama kararında ise adli kontrolün yetersiz kalacağının somut olgularla gösterilmesi gerekir.
Adli kontrol yükümlülüklerinin devamı en geç dört aylık aralıklarla incelenir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçeyle bir yıl daha uzatılabilir. Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.
Adli kontrol altındaki şüphelinin tutuklanıp tutuklanmayacağı, tutuklama şartlarının yeniden değerlendirilmesine bağlıdır. Yükümlülüklere uyulup uyulmadığı, kaçma veya delil karartma yönünde yeni bir olgu çıkıp çıkmadığı hâkimin bakacağı noktalardır; bunun için imza ve başvuru kayıtlarını düzenli saklamak savunmaya yarar.
İhaleye fesat karıştırma iddiasında firmanın hesaplarına ve malvarlığına el konulur mu?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesi suçun işlendiğine ve suçtan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe hâlinde şüpheli veya sanığa ait taşınmaz, taşıt, banka hesabı, hak ve alacak ile ortaklık paylarına el konulmasına izin verir. Aynı maddenin ikinci fıkrasındaki katalogda ihaleye fesat karıştırma da sayılmıştır.
Katalogda yer alması el koymayı otomatik hâle getirmez. Şüphelinin ihaleden kazandığı bedelin ya da edindiği malvarlığının suçtan elde edildiğine dair somut delil gerekir. Savunma bu noktada malvarlığının ihale dışı, yasal bir kaynaktan geldiğini belgelemeye odaklanır; hesap hareketleri, vergi beyannameleri ve ticari sözleşmeler bu amaçla sunulur.
Şirket hesapları söz konusu olduğunda ortaklar ve çalışanlar bu tedbirden zarar görebilir. El koyma kararına itiraz edilirken kararın hangi malvarlığı değerini kapsadığı ve bunun suç konusu ihaleyle bağının bulunup bulunmadığı ayrı ayrı belirtilmelidir.
İhale görevlisi menfaat sağlarsa TCK 235/4 nasıl uygulanır?
İhaleye fesat karıştırma dolayısıyla kendisine veya başkasına menfaat sağlayan görevliler, ayrıca ilgili suç hükmüne göre cezalandırılır. Bu hüküm, görevlinin aynı olay nedeniyle iki ayrı cezayla karşılaşabileceğini gösterir.
Hangi suç hükmünün uygulanacağı olayın biçimine bağlıdır. Görevli ihale karşılığında doğrudan para veya başka bir yarar aldıysa rüşvet; görevini kullanarak kişiyi yarar vermeye zorladıysa irtikap suçu gündeme gelebilir. Mahkeme, menfaatin kim tarafından, ne zaman ve hangi karşılıkla verildiğini dosya delilleriyle ayırır.
Rüşvet iddiasında kişinin kendiliğinden itiraf etmesinin sonuçları ayrı bir düzenlemeye tabidir; bu konu rüşvette etkin pişmanlık bakımından ayrıca ele alınır.
Ceza davası ihalelere katılmaktan yasaklanmaya yol açar mı?
Ceza davası ile ihale yasağı iki ayrı yoldan ilerler. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 58. maddesi 17. maddedeki yasak fiilleri yapanlar hakkında fiilin özelliğine göre bir ile iki yıl arasında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilmesini öngörür. Karar ilgili bakanlık veya idarenin ihale yetkilisi tarafından verilir ve Resmî Gazete’de yayımlanır; ortaklara ve şirketlere yansıma kuralları ayrıca düzenlenmiştir.
Kamu İhale Kanunu’nun 59. maddesi ise Türk Ceza Kanunu’na göre suç oluşturan fiiller için suç duyurusu yapılmasını ve hükmolunan cezaya ek olarak mahkeme kararıyla bir ile üç yıl arasında ihalelere katılmaktan yasaklanmasını öngörür. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre bu Kanun kapsamındaki ihalelerle ilgili olarak hakkında kamu davası açılanlar, yargılama sona erene kadar ihalelere katılamaz. Yasak, mahkûmiyeti beklemeden dava açılmasıyla başlar.
Firma açısından en ağır sonuç çoğu zaman cezadan çok, yasaklamanın ihale kazancına etkisidir. Kovuşturma aşamasında savunmayı bu sonuçlarla birlikte kurmak için yargılamanın yürütüldüğü asliye ceza mahkemesindeki savunma süreci ile soruşturma evresindeki hazırlık birlikte planlanır; Ankara’daki dosyalarda başvurulabilecek ceza avukatı desteği de bu planlamanın parçasıdır.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
