Yargıtay 8. Ceza Dairesi, adli raporun mağdurun anlatımıyla uyuşmadığı ve sanığı suçlayan tanığın çelişkiye düştüğü bir dosyada kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda beraat gerektiğine karar verdi. Daire, 30 Haziran 2025 tarihli kararında 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin hükmü bozdu. Savunmanın iki tanıkça doğrulanmasını ve yaralanmaların, mağdura yönelik kasten yaralamadan ceza alan bir tanığın darbesiyle oluştuğu kanaatini birlikte gözetti. Bozma beraati kendiliğinden doğurmaz; dosya yeniden hüküm kurulmak üzere yerel mahkemeye döner.
Yargıtay kişiyi hürriyetinden yoksun kılma mahkûmiyetini hangi gerekçeyle bozdu?
Daire, sanığın savunmasını, tanık beyanlarını ve adli muayene raporunu birlikte ele aldı ve sanığın cezalandırılması için her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı sonucuna vardı. Kararın gerekçesi şöyledir:
Karar metninden
“…sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasının tanık … ve …’nin beyanı ile doğrulandığı, tanık …’nin mağdura yönelik kasten yaralama suçundan ceza aldığı ve mağdurdaki yaralanmalara ilişkin adli muayene raporu dikkate alındığında tanık …’nin darp eylemi ile oluştuğu kanaatinin dosya kapsamında oluştuğu, mağdurun iddia ettiği yaralama eylemine ilişkin adli rapor içeriğinin uyumlu olmadığı, tanık …’ın ifadesinde önce sanığın mağduru darp ettiğini gördüğünü beyan etmekle sonraki ifadesinde araç içerisinde kilitli olduğuna dair çelişkili beyanlarının olduğu gözetildiğinde sanığın cezalandırılması için her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediği gözetilmeksizin beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırılık bulunmuştır.”
Sanığı suçlayan tanığın önce darbı gördüğünü söylemesi, sonraki ifadesinde ise araç içinde kilitli olunduğuna dair beyanda bulunması, Daire’nin gözettiği çelişkidir. Daire olayın hiç yaşanmadığını tespit etmedi; sanığın cezalandırılmasına yetecek kesinlikte delil elde edilemediğini belirtti.
Hüküm, eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu olan 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca bozuldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi onama yönündeydi; Daire bu görüşe katılmadı:
Hüküm fıkrası
“Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2024 tarihli ve 2022/791 Esas, 2024/1982 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321.maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,”
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nedir, cezası ne kadardır?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 109. maddesi, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmayı suç sayar ve bir yıldan beş yıla kadar hapis öngörür. Fail bunun için ya da bu sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapistir. İncelenen dosyada iddia, mağdurun zorla bir araca bindirilip götürülmesiydi.
Kanun’un bugünkü metnine göre TCK 109/3, altı nitelikli hâlde cezayı bir kat artırır. Bunlar suçun silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesidir. Suçun üstsoy, altsoy, eş ya da boşanılan eşe (bu ibare 2021’de eklendi) veya çocuğa ya da kendini savunamayacak durumdaki kişiye karşı işlenmesi de bu hâllerdendir. Suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.
Yerel mahkeme bu dosyada cezayı iki indirimle belirledi. Müebbet hapis dışındaki cezalarda TCK 29, haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elem etkisiyle işlenen suçta cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarının indirilmesini düzenler. TCK 62 ise takdiri indirim nedenleri varsa bu cezalarda altıda birine kadar indirim öngörür.
Sanık hangi olay nedeniyle hürriyetten yoksun kılmadan mahkûm edilmişti?
İddiaya göre mağdur, sanığın kızıyla konuşmak için ailenin oturduğu polis lojmanına gitti. Lojmanda görevli bir polis memuru durumu sanığa telefonla bildirdi. Sanığın, kızını rahatsız ettiği düşüncesiyle kimlikleri belirlenemeyen iki kişiyle gelip mağduru birlikte zorla sivil plakalı bir araca bindirdikleri, araçta yumrukla darp ettikleri ve sonra lojmana geri getirdikleri ileri sürüldü. Mağdurun basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir şekilde yaralandığı belirtildi.
Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24 Eylül 2014 tarihli ilk hükmü, sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesince 21 Şubat 2022’de bozuldu; ilk bozmanın gerekçesi incelenen kararda yer almıyor. Bozmadan sonraki yargılamada mahkeme 25 Eylül 2024’te sanığı 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına ve hak yoksunluklarına mahkûm etti. Hükümde karar metninde TCK 109/3-b-f olarak gösterilen nitelikli hâller ile TCK 29/1 ve 62/1 uygulandı.
Sanık müdafii bu hükmü de temyiz etti. Temyiz sebepleri arasında yeterli delil bulunmaması, katılan ve tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmemesi, talep edilen tanığın dinlenmemesi ve suçun zamanaşımına uğradığı iddiası vardı. Daire bozmayı delil yetersizliğine dayandırdı; gerekçede zamanaşımı ve tanık dinletme talebine değinilmedi.
Adli rapor ve çelişkili tanık beyanı mahkûmiyete neden yetmedi?
Mahkûmiyet için suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması gerekir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223. maddesi, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâlinde beraat kararı verilmesini öngörür. Daire bu kararda aranan ölçüyü “her türlü şüpheden uzak kesin delil” olarak ifade etti.
Kararda üç olgu birlikte gözetildi: savunmanın iki tanık beyanıyla doğrulanması, adli rapor içeriğinin mağdurun iddia ettiği yaralama eylemiyle uyumlu olmaması ve sanığı suçlayan tanığın ifadeleri arasındaki çelişki. Adli rapor yaralanmanın varlığını gösteriyordu; ancak dosyadaki kanaat, yaralanmaların mağdura yönelik kasten yaralamadan ceza alan bir tanığın darp eylemiyle oluştuğu yönündeydi.
Kararın sonucu bu olguların birlikteliğine dayanır. Tanık ifadeleri arasındaki her farklılık beraati gerektirmez; CMK 217 uyarınca mahkeme, duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delilleri vicdani kanaatiyle serbestçe takdir eder.
1412 sayılı Kanun’a göre verilen bozmadan sonra yerel mahkeme ne yapar?
Bu dosyada ilk hüküm, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından önce, 24 Eylül 2014’te verildi. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesi, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlara kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Kanun’un temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasını öngörür ve bu dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceğini düzenler. Daire de bozmayı 1412 sayılı Kanun’a dayandırdı ve dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verdi.
1412 sayılı Kanun’un 326. maddesine göre davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Mahkeme bozmaya uyabilir ya da bozma kararına karşı ısrar edebilir; ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun vereceği karara uymak zorunludur.
Aynı madde, hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse yeniden verilecek hükmün önceki cezadan daha ağır olamayacağını düzenler. İncelenen kararda temyiz istemi sanık müdafiine aitti.
Hürriyetten yoksun kılma suçlamasında savunma hangi çelişkilere dayanabilir?
Adli raporu mağdurun anlattığı eylemle karşılaştırın: yaraların yeri, sayısı ve niteliği anlatılan darpla uyuşmuyorsa bu farkı duruşmada açıkça ileri sürün. Aynı yaralanma nedeniyle başka bir kişi hakkında dava açılmış veya hüküm kurulmuşsa o dosyanın getirtilmesini isteyin; bu kararda yaralamadan ceza alan tanığın varlığı, raporun kime bağlanacağını belirleyen olgulardan biriydi.
Suçlayıcı tanığın her ifadesini tarih sırasıyla karşılaştırın; bu dosyada tanığın önce darbı gördüğünü söylemesi, sonraki ifadesinde araç içinde kilitli olunduğuna dair beyanda bulunması çelişki olarak gözetildi. Savunmayı doğrulayan tanıkların dinlenmesini isteyin; usulüne uygun çağrılıp mazeret bildirmeden duruşmaya gelmeyen tanık CMK 44 uyarınca zorla getirilir.
Sanık, CMK 149 uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ceza davasında müdafi yardımından yararlanabilir; ifade alma veya sorgu süresince avukatın yanında bulunma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
