Ekspertiz şirketinin sorumluluğu, düzenlenen raporun aracın ekspertiz tarihindeki gerçek teknik durumunu yansıtmaması ve bu yanlışlığın alıcıda zarara yol açması hâlinde gündeme gelir. Hatalı ekspertiz raporunda rapor ücreti, onarım gideri, bedel farkı ve diğer belgeli zararlar; tüketici hakem heyeti, arabuluculuk veya dava yoluyla talep edilebilir. Başvuru yolu; tüketici sıfatına, talep tutarına ve uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir.
Ekspertiz Şirketinin Sorumluluğu ile Satıcının Sorumluluğu Farklı mı?
Ekspertiz şirketinin sorumluluğu ile araç satıcısının sorumluluğu, aynı araç üzerinden doğabilse de farklı hukuki ilişkilere dayanır. Ekspertiz işletmesi, aracın belirli teknik özelliklerini inceleyerek gerçeğe uygun rapor düzenleme hizmeti sunar. Güncel Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik’in 16. maddesi uyarınca ekspertiz işletmesi, rapordaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumludur. Tüketici bakımından bu sorumluluğa, 6502 sayılı Kanun’un ayıplı hizmet hükümleri de uygulanabilir. Ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğu ise doğrudan aracın sözleşmede kararlaştırılan veya objektif olarak bulunması gereken özelliklere sahip olmamasıyla ilgilidir.
Araç, ticari veya mesleki amaç taşımayan bir kişiye araç ticareti yapan işletme tarafından satılmışsa, satıcının sorumluluğu 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8–12. maddeleri kapsamında değerlendirilir. Satıcı, aracı kendisinin incelemediğini veya ekspertiz raporuna güvendiğini söyleyerek ayıplı mal sorumluluğundan kendiliğinden kurtulamaz. Öte yandan satıcı gerçek kişi ise ve satış ticari ya da mesleki faaliyet kapsamında yapılmamışsa, uyuşmazlık çoğunlukla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin hükümlerine göre incelenir.
Araç ticareti yapan işletmeler bakımından Yönetmeliğin 17. maddesindeki özel garanti de ayrıca değerlendirilir. Bu madde kapsamındaki, üretici tarafından yenilenmiş olmayan taşıtların motoru, şanzımanı ve elektrik-elektronik sistemleri satıştan itibaren üç ay veya beş bin kilometre boyunca işletmenin garantisi altındadır. Kapsam belirlenirken 18. maddedeki garanti dışı hâller de incelenmelidir. Bu koruma, tüketicinin ayıplı mal ve hizmetten doğan diğer haklarını ortadan kaldırmaz.
Satıcı ile ekspertiz şirketinin birlikte sorumlu tutulması ise otomatik değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesi gereğince aynı zarara birlikte sebep olunması veya aynı zarardan farklı hukuki nedenlerle sorumlu bulunulması hâlinde müteselsil sorumluluk gündeme gelebilir. Örneğin satıcı bildiği ağır hasarı gizlemiş, ekspertiz işletmesi de teknik olarak belirlenebilir bu hasarı “hasarsız” şeklinde raporlamışsa, her iki davranışın aynı değer kaybına etkisi incelenir. Ancak satıcının satıştan, ekspertiz şirketinin de rapordan kaynaklanan sorumlulukları ayrı ayrı kurulmalı; aynı zarar iki kez tahsil edilmemelidir.
Hangi Ekspertiz Hataları Şirketin Sorumluluğunu Doğurur?
Ekspertiz şirketinin sorumluluğunu doğuran temel durum, raporda yer alan bilgilerin aracın ekspertiz tarihindeki gerçek teknik durumuyla uyuşmamasıdır. Bununla birlikte araçta sonradan ortaya çıkan her arıza, hatalı ekspertiz raporu bulunduğunu göstermez. İncelemede raporun kapsamı, satın alınan ekspertiz paketi, ilgili teknik standart, kullanılan ölçüm yöntemi, araç üzerinde incelemeyi engelleyen koşullar ve arızanın o tarihte tespit edilip edilemeyeceği birlikte değerlendirilir. Yönetmelik, raporda araç bilgileriyle birlikte ilgili TSE standardınca belirlenen hususların bulunmasını zorunlu tutmaktadır.
Kaporta üzerinde mevcut değişen veya boyalı parçanın yanlış gösterilmesi, şasi-podye-direk gibi taşıyıcı unsurlardaki onarım izlerinin rapora işlenmemesi, çalışmayan hava yastığının sağlam yazılması, arıza kodlarının yanlış aktarılması ve ölçüm sonucunun gerçeğe aykırı kaydedilmesi sorumluluk doğurabilecek başlıca ekspertiz hatalarıdır. Aynı şekilde aracın kilometresi, motor durumu veya elektronik sistemleri hakkında fiilî ölçümle çelişen kesin ifadeler kullanılması da ayıplı hizmet oluşturabilir. Bu noktada yalnızca raporda hiç değinilmeyen hususlar değil, eksik açıklamalar ve tüketicide yanlış kanaat oluşturan değerlendirmeler de önem taşır.
Öte yandan ekspertiz hizmetinin sınırı göz ardı edilmemelidir. Örneğin yalnızca kaporta-boya kontrolü satın alınmışsa, özel bir motor içi incelemenin yapılmamış olması tek başına hizmet kusuru sayılmayabilir. Ancak işletme, yapmadığı bir testin sonucunu olumluymuş gibi rapora yazamaz; açıkça taahhüt ettiği incelemeyi gerçekleştirmemişse paket adı veya standart sözleşme kaydı arkasına sığınamaz. Tüketici sözleşmelerindeki belirsiz ve tüketici aleyhine dengesizlik oluşturan kayıtlar, 6502 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki haksız şart denetimine de tabi olabilir. Ayıplı araçta iade ve diğer seçimlik haklar ayrıca aracın satıcısına yöneltilebilecek talepler bakımından değerlendirilmelidir.
Tazminat istenebilmesi bakımından rapor hatası ile zarar arasında illiyet bağı (sebep-sonuç ilişkisi) kurulmalıdır. Alıcının rapora güvenerek aracı piyasa değerinin üzerinde satın alması, tespit edilmeyen arıza nedeniyle makul onarım masrafına katlanması veya ek teknik inceleme yaptırması buna örnek gösterilebilir. Buna karşılık raporda yanlışlık bulunmasına rağmen bu yanlışlığın satın alma kararını ya da zararın miktarını etkilemediği anlaşılırsa, istenebilecek tutar sınırlanabilir.
Örneğin raporda ön şasi bölümünün işlemsiz olduğu belirtilmiş, satıştan hemen sonra yapılan teknik incelemede eski tarihli kaynak ve düzeltme izleri belirlenmişse; bu izlerin ilk incelemede uygun yöntemle saptanabilir olup olmadığı araştırılır. Sorumluluk, sonucun yalnızca farklı çıkmasına değil, ilk raporun gerçek durumu yansıtmadığına ilişkin teknik ve hukuki değerlendirmeye dayanır.
Hatalı Ekspertiz Raporunda Başvuru, Arabuluculuk ve Dava Süreci
Hatalı ekspertiz raporunda ilk olarak raporu düzenleyen şirkete, gerekiyorsa araç satıcısına ayrı ayrı yazılı bildirim yapılması yararlıdır. Bildirimde rapor tarihi ve numarası, aracın şasi bilgisi, sonradan belirlenen hata, teknik tespitler, talep edilen çözüm ve aracın yeniden incelenmesine ilişkin öneri açıkça gösterilmelidir. Yazılı başvuru her durumda dava şartı olmamakla birlikte, uyuşmazlığın ne zaman öğrenildiğini ve karşı taraftan hangi hakkın istendiğini kanıtlamaya yardımcı olur. Tüketici uyuşmazlıklarında başvuru yolları belirlenirken satıcı ile ekspertiz işletmesi arasındaki hukuki ayrım korunmalıdır.
Ekspertiz hizmetini ticari veya mesleki olmayan amaçla alan tüketiciler bakımından parasal değeri 2026 yılında 186.000 TL’nin altında bulunan uyuşmazlıklarda il veya ilçe tüketici hakem heyetine başvurulur. Değeri 186.000 TL ve üzerinde olan uyuşmazlıklar tüketici hakem heyetine götürülemez. Başvuru, tüketicinin yerleşim yerindeki veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki heyete fiziken, posta yoluyla ya da e-Devlet üzerinden TÜBİS aracılığıyla yapılabilir. Parasal sınır her yıl yeniden belirlendiğinden başvuru tarihindeki tutar esas alınmalıdır.
Tüketici uyuşmazlığının değeri 2026 yılında 186.000 TL ve üzerindeyse tüketici mahkemesinde dava açılması gerekir. Ancak 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesi kapsamında, tüketici mahkemesinde açılacak davalardan önce kural olarak arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Tüketici hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar ve hakem heyeti kararına yapılan itirazlar bu zorunluluğun dışındadır. Arabuluculuk anlaşmayla sonuçlanmazsa son tutanakla birlikte tüketici mahkemesine; ayrı bir tüketici mahkemesi bulunmayan yerde tüketici mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesine başvurulabilir.
Ticaret İl Müdürlüğüne veya Bakanlığın ilgili kanallarına yapılacak bildirim ise ekspertiz işletmesinin mevzuata aykırı faaliyeti bakımından idari denetim sağlayabilir. Yönetmelik, gerçeğe aykırı rapor düzenlenmesinin tekrarlanması hâlinde hizmet yeterlilik belgesine ilişkin idari sonuçlar da öngörmektedir. Bununla birlikte idari şikâyet, ücret iadesi veya tazminata hükmedilmesini kendiliğinden sağlamaz; tüketici hakem heyeti veya mahkeme yolunun yerine geçmez. Aracı şirket adına ve ticari amaçla alan kişilerde ise tüketici hükümleri otomatik olarak uygulanmayacağından görevli mahkeme, tarafların tacir sıfatı ve talebin hukuki niteliğine göre ayrıca belirlenir.
Tüketici uyuşmazlıklarında süreç yürütülürken ekspertiz şirketi ve satıcıya yöneltilen talepler ile tutarları ayrı ayrı açıklanmalı; başvuruya rapor, satış belgesi, teknik tespitler, fotoğraflar, bildirim ve zarar belgeleri eklenmelidir.
6502 sayılı Kanun’un 70. maddesi uyarınca tüketici hakem heyeti kararı tarafları bağlar ve ilamların icrası hükümlerine göre yerine getirilir. 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen hakem heyeti kararlarına, tebliğden itibaren iki hafta içinde hakem heyetinin veya tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edilebilir. 7499 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi gereğince, 1 Haziran 2024’ten önce verilen kararlar için tebliğden itibaren on beş günlük eski süre uygulanır. Hangi sürenin uygulanacağı karar tarihine göre belirlenir; sürenin başlangıcında ise tebliğ tarihi esas alınır. İtiraz icrayı kendiliğinden durdurmaz; hâkim talep üzerine tedbiren durdurabilir. Bu itirazda zorunlu arabuluculuk aranmaz.
Ekspertiz Hatası Hangi Belgelerle Kanıtlanır?
Ekspertiz hatasının kanıtlanmasında yalnızca aracın sonradan arızalandığını göstermek yeterli değildir. İddia sahibi, raporun hangi bölümünün gerçeğe aykırı olduğunu, gerçek durumun rapor tarihinde de mevcut bulunduğunu ve bu yanlışlık nedeniyle hangi zararın doğduğunu ortaya koymalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi uyarınca kural olarak, ileri sürdüğü vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşır. Bununla birlikte tüketici hukukundaki özel ispat karineleri ve karşı tarafın elindeki kayıtları sunma yükümlülüğü ayrıca dikkate alınabilir.
Uygulamada delil dosyası şu üç grupta oluşturulabilir:
- İlk işleme ilişkin belgeler: Ekspertiz raporunun aslı, seçilen paket ve test kapsamı, fatura, ödeme belgesi, varsa ölçüm çıktıları ile araç teslim ve satış evrakı.
- Aracın gerçek durumunu gösteren teknik kayıtlar: Tarihli fotoğraf ve videolar, arıza teşhis çıktıları, yetkili veya özel servis tespitleri, ikinci ekspertiz raporu, onarım öncesi ölçümler ve değiştirilen parçalar.
- Zararı ve güven ilişkisini gösteren belgeler: Noter satış sözleşmesi, araç ilanı, satıcı beyanları, yazışmalar, ihtarlar, onarım teklifleri, faturalar, çekici ve ulaşım giderleri ile ödeme dekontları. Araç uyuşmazlıklarında teknik deliller bakımından dijital verilerin tarih ve bütünlüğünün korunması özellikle önemlidir.
Araç onarılmadan önce mevcut durumun korunması ispat açısından önem taşır. Güvenlik nedeniyle gecikmeden onarım yapılması gerekiyorsa, arızalı bölüm ayrıntılı biçimde görüntülenmeli, teşhis kayıtları alınmalı, sökülen parçalar mümkünse muhafaza edilmeli ve servis iş emrinde şikâyet ile tespit ayrı ayrı yazılmalıdır. Aksi hâlde daha sonra yapılacak bilirkişi incelemesinde arızanın kaynağını ve ne zamandan beri mevcut olduğunu belirlemek güçleşebilir. Delilin kaybolması veya ileride ileri sürülmesinin zorlaşması tehlikesi varsa HMK’nın 400. maddesi kapsamında dava açılmadan önce delil tespiti talep edilebilir.
İkinci ekspertiz veya özel teknik görüş önemli bir başlangıç delilidir; ancak hakem heyetini ya da mahkemeyi kendiliğinden bağlamaz. Teknik uyuşmazlık, çoğu zaman HMK’nın 266. maddesi kapsamında otomotiv alanında görevli bilirkişi tarafından incelenir. Bilirkişiden ilk rapordaki her tespitin araçtaki fiilî durumla karşılaştırılması, kusurun rapor tarihinde bulunup bulunmadığı, uygun yöntemle belirlenebilirliği ve zarara etkisi konusunda gerekçeli değerlendirme istenmelidir. Başka bir deyişle güçlü bir dosya, yalnızca çok sayıda belgeye değil, belgeler arasında kurulmuş tutarlı bir kronolojiye dayanır.
Bilirkişi raporu eksik veya çelişkiliyse süresinde itiraz edilerek ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi istenebilir. Ekspertiz şirketi ile satıcının aynı davada gösterilmesi ise talepler arasındaki hukuki ve fiilî bağlantıya göre değerlendirilir.
İhtar ve Başvuru Süreleri Nasıl Belirlenir?
Ekspertiz hatalarında herkese uygulanabilecek tek bir ihtar veya dava süresi bulunmaz. Süre; alıcının tüketici olup olmadığına, talebin ekspertiz hizmetinden mi yoksa araç satışından mı doğduğuna, karşı tarafın satıcı, sağlayıcı veya tacir sıfatına ve istemin sözleşmeye aykırılık ya da haksız fiil temeline dayanmasına göre değişir. Bu nedenle yalnızca “gizli ayıp sonradan öğrenildi” düşüncesiyle beklemek, özellikle kısa ihbar yükümlülüklerinin bulunduğu ilişkilerde hak kaybına yol açabilir.
Tüketici işlemi niteliğindeki ekspertiz hizmetinde 6502 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca ayıplı hizmetten doğan talepler, kanunda veya sözleşmede daha uzun süre öngörülmedikçe hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Araç satıcısına yöneltilecek ayıplı mal taleplerinde genel süre teslimden itibaren iki yıldır. İkinci el tüketici satışında sözleşmeyle daha kısa süre kararlaştırılabilse de bu süre bir yıldan az olamaz. Ayıp ağır kusur veya hileyle gizlenmişse ilgili zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.
Satış tüketici işlemi değilse bildirim kuralları farklılaşır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesi kapsamında alıcı, aracı olağan işlerin akışına göre imkân bulunur bulunmaz incelemeli; açık ayıpları uygun sürede, sonradan anlaşılan gizli ayıpları ise öğrenir öğrenmez satıcıya bildirmelidir. Her iki tarafın tacir olduğu ticari satışlarda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca açıkça belli ayıplar için iki gün, olağan incelemeyle anlaşılabilecek ayıplar için sekiz günlük özel süreler gündeme gelebilir. Bu süreler ekspertiz hizmetiyle araç satışının her ikisine ayrım yapılmadan uygulanmamalıdır.
Talep haksız fiile dayandırılıyorsa Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıllık; her hâlde fiilden itibaren on yıllık süre düzenlenmiştir. Fiil için ceza kanununda daha uzun zamanaşımı öngörülmüşse bu süre uygulanır. Kanunda başka bir özel süre bulunmayan sözleşmesel alacaklarda aynı Kanun’un 146. maddesindeki genel on yıllık süre gündeme gelebilse de tüketici hukukundaki özel iki yıllık düzenleme öncelikle incelenir. Birden fazla hukuki sebebin ileri sürülmesi, dolmuş bir sürenin her durumda yeniden başlamasını sağlamaz.
İhtarname hazırlanırken dikkat edilecek hususlar bakımından bildirimin noter, KEP, iadeli taahhütlü posta veya teslimi kanıtlanabilen başka bir yöntemle yapılması mümkündür. Ancak tek taraflı ihtar, Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesi uyarınca zamanaşımını kural olarak kendiliğinden kesmez. Dava, icra takibi veya kanunda belirtilen diğer kesilme sebepleri ayrıca değerlendirilmelidir. Dava şartı arabuluculukta, 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesi uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
Tazminat Talepleri ve Sorumluluğu Etkileyen Durumlar
Hatalı ekspertiz raporunda talep edilebilecek tutar, her olayda aracın bütün onarım bedeline eşit değildir. Öncelikle 6502 sayılı Kanun’un 15. maddesi kapsamında hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucunun ücretsiz düzeltilmesi, ayıp oranında bedel indirimi veya sözleşmeden dönme seçenekleri değerlendirilebilir. Ekspertiz hizmetinin niteliği gereği uygulamada rapor ücretinin tamamen ya da kısmen iadesi ve yanlış rapor nedeniyle doğan ek zararların karşılanması öne çıkar. Araç satıcısına karşı ise aynı Kanun’un 11. maddesindeki ücretsiz onarım, ayıpsız misliyle değişim, bedel indirimi veya satıştan dönme hakları gündeme gelebilir.
Ekspertiz şirketinden makul ikinci inceleme gideri, zorunlu teşhis ve onarım masrafı, araç için ödenen bedelle gerçek değer arasındaki fark, çekici ücreti ve şartları varsa araçtan yoksun kalma nedeniyle doğan somut zararlar istenebilir. Bununla birlikte her giderin fatura, ödeme belgesi veya başka güvenilir delille kanıtlanması ve rapor hatasının uygun sonucu olması gerekir. Maddi ve manevi tazminatın genel şartları bakımından zarar, kusur veya sorumluluk sebebi ve illiyet bağı ayrı ayrı değerlendirilir. Sözleşmeye aykırılıkta Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi, haksız fiilde ise 49. maddesi temel dayanaklar arasındadır.
Sorumluluğu azaltan veya ortadan kaldıran durumlar da bulunabilir. Arızanın ekspertizden sonra doğması, inceleme paketinin açıkça dışında kalması, mevcut teknik yöntemle belirlenmesinin mümkün olmaması, alıcının raporda yazılı uyarıyı bilerek göz ardı etmesi, araca sonradan uygunsuz müdahale yapılması veya delillerin onarımla ortadan kaldırılması değerlendirmeyi etkiler. Ayrıca zararın büyümemesi için makul önlem alınmaması, Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında tazminatta indirim sebebi olabilir. Buna karşılık işletmenin yaptığı inceleme hakkında gerçeğe aykırı olumlu beyan vermesi, yalnızca genel bir “sorumluluk kabul edilmez” kaydıyla bertaraf edilemez.
Manevi tazminat, araçta maddi zarar veya ekonomik hayal kırıklığı bulunduğu için kendiliğinden doğmaz. Kişilik hakkının ihlali ve manevi zararın özel koşulları ayrıca kanıtlanmalıdır. Bu nedenle tazminat hesabı, cezalandırıcı veya varsayımsal bir tutara değil; belgelendirilebilir gerçek kayba, zararın öngörülebilir sonuçlarına ve tarafların davranışlarına dayanmalıdır.
Onarım süresince araç kullanılamamışsa araçtan yoksun kalma zararının ispatı ayrıca yapılmalı; makul kullanım dışı kalma süresi ile rapor hatası arasındaki bağlantı gösterilmelidir.
Ekspertiz Raporunun Zorunluluğu, Tarihi ve Saklanması
Sekiz yaşın veya 160.000 kilometrenin üzerindeki araçta ekspertiz şirketi sorumlu olur mu?
Yönetmelik, bu sınırların üzerindeki araçlar için satıcı işletmenin ekspertiz raporu alma zorunluluğunu kaldırmaktadır. Ancak isteğe bağlı olarak ekspertiz hizmeti verilmişse raporun gerçeğe uygun olması gerekir. Başka bir deyişle rapor alma zorunluluğunun bulunmaması, düzenlenen yanlış rapor nedeniyle ayıplı hizmet sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Ekspertiz raporu kaç gün geçerlidir?
Yönetmeliğin 16. maddesinde belirtilen taşıtları satan işletmeler, satıştan önceki on gün içinde rapor almalıdır; TSE hizmet yeterlilik belgeli ekspertiz işletmesi bulunmayan illerde faaliyet gösteren işletmeler için istisna vardır. Bu süre, aracın on gün boyunca hiç arızalanmayacağına ilişkin teknik garanti değildir; satıcı işletmenin satış öncesi rapor alma yükümlülüğünün zamanını gösterir. Aracın rapor ile satış arasındaki dönemde hasar görmesi veya teknik durumunun değişmesi hâlinde değişikliğin ayrıca açıklanması gerekir.
Ekspertiz raporunun bir örneği sonradan alınabilir mi?
Yönetmelik gereğince rapor üç nüsha düzenlenir; iki nüsha satıcı işletmeye verilir ve rapor hem satıcı hem ekspertiz işletmesi tarafından en az beş yıl saklanır. Raporun kaybedilmiş olması hâlinde yazılı talepte bulunularak nüshasının veya onaylı örneğinin istenmesi mümkündür. Raporla birlikte ödeme kaydı, test çıktıları ve kullanılan paket bilgisi de talep edilmelidir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN

