Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49

Ayıplı Araç Satışında Satıcının Sorumluluğu 2026

Ayıplı Araç Nedir? Açık Ayıp ve Gizli Ayıp Farkı

Ayıplı araç, satış veya teslim anında kararlaştırılan nitelikleri taşımayan ya da objektif olarak sahip olması gereken özelliklerden yoksun bulunan araçtır. Araçtaki eksikliğin yalnızca sürüşü tamamen engellemesi gerekmez. Aracın değerini düşüren, güvenli kullanımını etkileyen, ilanda veya satış görüşmelerinde bildirilen özelliklerle çelişen maddi, hukuki ya da ekonomik kusurlar da ayıp oluşturabilir. Galeri ile tüketici arasındaki satışlarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8. maddesi, şahıslar arasındaki satışlarda ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219. maddesi temel kanuni dayanaklardır.

Açık ayıp, olağan ve makul bir incelemeyle satış sırasında fark edilebilen kusurdur. Kaportadaki belirgin çizik, görülebilen cam çatlağı veya alıcıya açıkça bildirilen boya işlemi bu kapsamda değerlendirilebilir. Alıcının satış sırasında bildiği ve kabul ettiği kusur, kural olarak sonradan ayıp iddiasına dayanak yapılamaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 222. maddesi gereğince alıcının yeterli incelemeyle görebileceği ayıplardan satıcı, ancak o ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu tutulabilir.

Gizli ayıp ise basit bir gözden geçirmeyle anlaşılamayan ve çoğunlukla aracın kullanılması, teknik inceleme yapılması veya kayıtların araştırılması sonucunda ortaya çıkan kusurdur. Önceden mevcut motor veya şanzıman arızası, gizlenmiş ağır hasar, kilometre bilgisinin gerçeğe aykırılığı, şasi işlemi ya da satıştan önce var olduğu teknik olarak belirlenen elektronik sistem arızası gizli ayıp niteliği taşıyabilir. Ayıbın satıştan sonra belirti vermesi, kusurun mutlaka sonradan meydana geldiği anlamına gelmez; önemli olan ayıbın sebebinin teslim anında bulunup bulunmadığıdır.

Öte yandan her arıza ayıp değildir. Aracın yaşı, kilometresi, bakım geçmişi, satış bedeli ve olağan yıpranma düzeyi birlikte değerlendirilir. Bu nedenle ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğu belirlenirken kusurun niteliği kadar satış öncesindeki açıklamalar ve tarafların makul beklentileri de önem taşır.

Satıcı Hangi Araç Kusurlarından Sorumlu Tutulabilir?

Satıcının sorumluluğu, aracın satış anında vaat edilen veya objektif olarak bulunması gereken nitelikleri taşımaması halinde gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu’nun 219. maddesi uyarınca satıcı, ayıbı bilmese dahi kural olarak sorumludur. Başka bir deyişle satıcının “ben de arızadan haberdar değildim” şeklindeki savunması tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Ancak alıcının bildiği, satış belgesinde açıkça gösterilen ve bedel belirlenirken dikkate alınan kusurlar bakımından farklı değerlendirme yapılır.

Sorumluluk doğurabilecek başlıca durumlar; motor ve şanzıman arızaları, gizlenmiş kaza veya onarım geçmişi, kilometre bilgisinin gerçeğe aykırı olması, taşıyıcı unsurlardaki müdahaleler, elektronik sistem kusurları, ilanda “değişensiz” denilmesine rağmen değişen parça bulunması ve aracın hukuki kullanımını etkileyen kayıt sorunlarıdır. Bunun yanında aracın belirli bir donanım paketine, çekiş sistemine veya teknik özelliğe sahip olduğu bildirilmişse, bildirilen niteliğin bulunmaması da ayıp sayılabilir.

Galeriden tüketici sıfatıyla alınan araçlarda 6502 sayılı Kanun’un 10. maddesi önemlidir. Teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıbın teslim tarihinde mevcut olduğu kabul edilir; malın ayıplı olmadığını ispat yükü satıcıya geçer. Altı aylık süre bir başvuru veya dava süresi değil, ispat kolaylığı sağlayan kanuni karinedir.

Ayrıca 27 Ağustos 2024 tarihli Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik’in 17. maddesi kapsamında, belirli sınıftaki ve model yılına göre sekiz yaşın veya 160.000 kilometrenin altında bulunan ikinci el taşıtların motor, şanzıman, elektrik ve elektronik sistemleri satıştan itibaren üç ay veya 5.000 kilometre işletmenin garantisi altındadır. Bu özel garanti, tüketicinin 6502 sayılı Kanun’dan kaynaklanan daha geniş ayıplı mal haklarını ortadan kaldırmaz.

Ekspertiz raporunun bulunması da satıcıyı kendiliğinden sorumluluktan kurtarmaz. Raporda yer almayan fakat satış sırasında mevcut olduğu teknik olarak belirlenen kusurlar yönünden satıcı sorumlu tutulabilir; gerçeğe aykırı rapor düzenlenmişse ekspertiz işletmesinin sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir. Sıfır araçlardaki üretim ve teslim kusurlarına ilişkin ayrıntılar sıfır aracın ayıplı çıkması kapsamında da değerlendirilmelidir.

Galeriden ve Şahıstan Alımda Nereye Başvurulur?

Galeriden alınan ayıplı araç ile şahıstan alınan ayıplı araç arasında başvuru mercii bakımından önemli fark vardır. Aracı ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kişi ile galeri, bayi ya da araç ticareti yapan işletme arasındaki satış, kural olarak tüketici işlemidir. Bu durumda 6502 sayılı Kanun uygulanır ve uyuşmazlığın parasal değerine göre tüketici hakem heyetine veya tüketici mahkemesine başvurulur.

2026 yılında değeri 186.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında il veya ilçe tüketici hakem heyetine başvuru yapılması gerekir. Başvurular tüketicinin yerleşim yerindeki veya işlemin yapıldığı yerdeki hakem heyetine; elden, posta yoluyla ya da e-Devlet üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi aracılığıyla yapılabilir. Araç iadesi isteniyorsa uyuşmazlık değeri genellikle aracın satış bedeli üzerinden değerlendirileceğinden güncel parasal sınır özellikle kontrol edilmelidir.

Uyuşmazlık tüketici hakem heyeti sınırını aşıyorsa tüketici mahkemesi görevlidir. 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesi gereğince tüketici mahkemesinde dava açılmadan önce, istisna kapsamına girmeyen uyuşmazlıklar yönünden arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Tüketici davaları, davalının yerleşim yerinin yanında tüketicinin kendi yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. Tüketici mahkemesi bulunmayan yerde asliye hukuk mahkemesi, tüketici mahkemesi sıfatıyla görev yapar.

Aracın ticari faaliyet yürütmeyen bir şahıstan satın alınması halinde ise işlem genellikle tüketici işlemi sayılmaz. Bu nedenle tüketici hakem heyetine başvurulamaz; Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayalı dava asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yetki, davalının yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa yeri gibi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki genel kurallara göre belirlenir.

Tarafların her ikisinin de tacir olduğu ve aracın ticari işletmeleriyle ilgili olarak satın alındığı durumlarda uyuşmazlık ticari dava niteliği kazanabilir. Böyle bir durumda asliye ticaret mahkemesi ile ticari uyuşmazlıklara özgü arabuluculuk kuralları ayrıca incelenmelidir. Galeri satışındaki başvuru sırası ve ayıplı araç iadesi süreci bu ayrım yapıldıktan sonra planlanmalıdır.

Ayıplı Araç İçin İhtar, Ekspertiz ve Gerekli Belgeler

Ayıplı araçta ihtar, satıcıya kusurun bildirildiğini ve hangi hakkın kullanıldığını ispatlamaya yarar. Noter ihtarnamesi çoğu durumda kanuni bir geçerlilik şartı değildir; ancak bildirimin tarihi, içeriği ve teslimi bakımından güçlü delil sağlar. İhtarda aracın plaka ve şasi bilgileri, satış ve teslim tarihi, ayıbın ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı, mevcut teknik tespitler ve seçilen talep açıkça belirtilmelidir. “Gereğinin yapılması” gibi belirsiz ifadeler yerine araç iadesi, ücretsiz onarım veya bedel indirimi seçeneklerinden hangisinin istendiği gösterilmelidir.

Tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun, ayıbın öğrenilmesinden itibaren ayrıca kısa bir ihbar süresi öngörmez. Bununla birlikte gecikme, kusurun satıştan önce bulunduğunun ispatını zorlaştırabilir. Şahıslar arasındaki satışlarda ise Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesi uygulanır; alıcı aracı olağan akışa göre incelemeli, açık ayıpları uygun sürede, sonradan ortaya çıkan gizli ayıpları ise öğrenir öğrenmez satıcıya bildirmelidir.

Ekspertiz incelemesi mümkünse araç onarılmadan önce yaptırılmalıdır. Raporda yalnızca arıza kodunun yazılması yeterli olmayabilir; arızanın kaynağı, teslim tarihinde mevcut olup olmadığı, olağan yıpranma sayılıp sayılmayacağı, onarım yöntemi, tahmini maliyet ve aracın piyasa değerine etkisi incelenmelidir. Araç güvenlik nedeniyle hemen onarılacaksa sökülen parçalar, fotoğraflar, videolar, servis kayıtları ve faturalar korunmalıdır. Uygulamadaki ayıbın tespiti ve ihtar süreci birlikte yürütülmelidir.

Dosyada özellikle şu belgelerin bulunması yararlıdır:

  1. Noter satış sözleşmesi, fatura, ödeme dekontu, ruhsat ve teslim belgesi.
  2. İlan görüntüleri, mesajlaşmalar, e-postalar, ekspertiz raporu ve satış öncesi taahhütler.
  3. Yetkili veya özel servis kayıtları, arıza tespit raporları, fotoğraflar, videolar ve onarım faturaları.

Ayıbın onarımla kaybolması veya aracın mevcut durumunun değişmesi tehlikesi varsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400. maddesi kapsamında dava açılmadan önce delil tespiti istenebilir. Böylece mahkemece görevlendirilen bilirkişi aracın mevcut durumunu inceleyebilir. Tüketici hakem heyeti başvurusunun da dilekçe ve delil niteliğindeki belgelerle yapılması gerekir.

Ayıplı Araçta İhtar ve Dava Süreleri Nasıl Hesaplanır?

Ayıplı araçta süre hesabında teslim tarihi, ayıbın öğrenildiği tarih ve tarafların hukuki sıfatı birbirinden ayrılmalıdır. Galeri ile tüketici arasındaki satışlarda 6502 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile kural olarak aracın tüketiciye tesliminden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. İkinci el satışlarda satıcının sorumluluğu bir yıldan az olamaz; dolayısıyla sözleşmede geçerli biçimde daha kısa bir sorumluluk süresi kararlaştırılmışsa bu süre bir yılın altına indirilemez.

Şahıslar arasındaki satışlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 231. maddesi uygulanır. Satıcı daha uzun bir süre üstlenmemişse ayıptan doğan davalar, ayıp daha sonra ortaya çıksa dahi aracın alıcıya devrinden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Ayıbın satıştan uzun süre sonra fark edilmesi, kural olarak teslimden başlayan iki yıllık süreyi yeniden başlatmaz.

Satıcının ayıbı ağır kusurla veya hileyle gizlediği durumlarda farklı sonuç doğar. Tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun’un 12. maddesi, böyle bir durumda zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağını düzenler. Türk Borçlar Kanunu’nun 225 ve 231. maddeleri kapsamında da ağır kusurlu satıcı, kısa ihbar veya iki yıllık zamanaşımı hükümlerinden yararlanamaz. Bununla birlikte ayıbın hileyle gizlendiği iddiasının somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Altı aylık ispat karinesi ile üç ay veya 5.000 kilometrelik işletme garantisi, dava süresi değildir. Altı aylık süre yalnızca ispat yükünü etkiler; Yönetmelik’teki garanti ise belirli araç ve sistemler için özel koruma sağlar. Bu sürelerin sona ermesi, iki yıllık kanuni sorumluluğun kendiliğinden bittiği anlamına gelmez.

İhtarname gönderilmesi de tek başına dava veya tüketici hakem heyeti başvurusu yerine geçmez. Zamanaşımı dolmadan görevli mercie başvurulmalı; tüketici mahkemesine gidilecekse zorunlu arabuluculuk süreci de sürenin son günlerine bırakılmamalıdır. Ayıplı araç davasında zamanaşımı hesabı yapılırken teslim belgesi, noter satış tarihi ve fiilî teslim günü birlikte kontrol edilmelidir.

Araç İadesi, Bedel İndirimi ve Onarım Süreci Nasıl İşler?

Ayıplı aracın tespit edilmesi halinde tüketici, 6502 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca dört seçimlik haktan birini kullanabilir: Aracı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, aracı elinde tutup ayıp oranında bedel indirimi isteme, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere ücretsiz onarım talep etme veya imkân varsa aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini isteme. Satıcı, kural olarak tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Araç iadesi, kanunda sözleşmeden dönme olarak ifade edilir. Alıcı aracı satıcıya geri vermeye hazır olduğunu bildirir; satıcı da satış bedelini iade eder. Aracın iade anındaki kilometresi, kullanım süresi, üzerinde rehin veya haciz bulunup bulunmadığı ve aracın dava sırasında hasar görüp görmediği teslim aşamasını etkileyebilir. Bu nedenle aracın hukuki ve fiziksel durumu korunmalı, zorunlu kullanım varsa kilometre ve bakım kayıtları düzenli tutulmalıdır.

Bedel indirimi, aracın ayıplı değeri ile ayıpsız değeri arasındaki farkın satış bedeline yansıtılmasını amaçlar. İndirim miktarı yalnızca onarım faturasıyla sınırlı olmayabilir; kusurun aracın piyasa değerine etkisi de bilirkişi tarafından incelenebilir. Ücretsiz onarım seçildiğinde işçilik, parça ve ayıbın giderilmesi için gerekli diğer masraflar tüketiciye yüklenemez. Onarım talebinin hangi tarihte ve hangi içerikle yapıldığının servis teslim belgesine yazdırılması ispat bakımından önemlidir.

Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim satıcı açısından orantısız güçlük yaratıyorsa tüketici, sözleşmeden dönme ya da bedel indirimi haklarından birini kullanabilir. Şahıslar arasındaki satışlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 227. maddesindeki benzer haklar uygulanır. Ancak ayıp sözleşmeden dönmeyi haklı gösterecek ölçüde önemli değilse hâkim, bedel indirimine veya onarıma karar verebilir.

Seçimlik hakların yanında çekici, zorunlu onarım veya uygun şartlarda araçtan yoksun kalma gibi ek zararlar, illiyet bağı(sebep-sonuç ilişkisi) ve belgelerle ispatlanabildiği ölçüde tazminat konusu olabilir. Araç iadesi ve bedel iadesi süreci başlatılırken talebin sonradan değiştirilmesini gerektirecek çelişkili işlemlerden kaçınılmalıdır.

Ayıplı Araç Satışında Sık Sorulan Sorular

Ekspertiz raporunda kusur bulunmaması satıcıyı sorumluluktan kurtarır mı? Hayır. Ekspertiz raporu önemli bir delildir ancak kesin ve değiştirilemez nitelikte değildir. Raporda gösterilmeyen kusurun satış sırasında mevcut olduğu servis kayıtları, bilirkişi incelemesi veya diğer teknik delillerle belirlenirse satıcının sorumluluğu devam edebilir. Raporun aracın gerçek durumunu yansıtmaması halinde ekspertiz işletmesinin sorumluluğu da ayrıca incelenir.

Noter sözleşmesindeki “aracı mevcut haliyle aldım” kaydı hakları ortadan kaldırır mı? Bu kayıt her durumda satıcının sorumluluğunu kaldırmaz. Alıcının bildiği ve açıkça kabul ettiği kusurlar bakımından sonuç doğurabilir; ancak satıcının ağır kusurla gizlediği ayıplar yönünden sorumsuzluk anlaşması geçerli olmaz. Genel ve belirsiz bir kayıt, gizli ayıpların alıcı tarafından bilindiğini tek başına göstermeyebilir.

Araç dava süresince kullanılabilir mi? Kullanım mutlak olarak yasak değildir. Bununla birlikte aşırı kullanım, yeni hasar oluşması veya kusurun ağırlaşması iade ve zarar hesabında tartışma yaratabilir. Güvenlik riski bulunan arızalarda araç kullanılmamalı; kilometre, servis ve bakım kayıtları korunmalıdır.

Araç hemen tamir ettirilirse dava açılabilir mi? Dava açılması mümkündür; ancak onarım ayıbın kaynağını ortadan kaldırabileceğinden öncesinde teknik rapor, fotoğraf, video ve mümkünse delil tespiti alınması önemlidir. Zorunlu onarım yapılmışsa sökülen parçalar ile ayrıntılı faturalar saklanmalıdır.

Araçsız kalınan dönem için ayrıca ödeme istenebilir mi? Seçimlik haklardan bağımsız olarak doğan ve ayıpla uygun illiyet bağı bulunan zararlar tazminat konusu olabilir. Talebin değerlendirilebilmesi için aracın kullanılamadığı dönem, onarım süresi ve yapılan zorunlu giderler belgelenmelidir. Bu zarar kalemi, trafik kazasına dayalı araç mahrumiyet tazminatından hukuki sebep bakımından ayrılmalıdır.

Tüketici hakem heyeti kararı uygulanmazsa ne olur? Tüketici hakem heyeti kararları tarafları bağlar ve şartları oluştuğunda ilamların icrası yoluyla yerine getirilebilir. Karara karşı tebliğden itibaren kanuni süre içinde tüketici mahkemesine itiraz edilmesi mümkündür.Ayıplı araç, açık ayıp ve gizli ayıp değerlendirmesi her satışın belgelerine, aracın teknik durumuna ve tarafların sıfatına göre değişebilir. Somut olayın özelliklerine göre profesyonel hukuki değerlendirme gerekebilir.Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49
Black Minimalist Modern Attorney Law Logo 1080 x 1080 piksel
Scroll to Top