Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49

Sıfır Aracın Ayıplı Çıkması (Arıza) Değişim ve Tazminat 2026

Sıfır Aracın Ayıplı Çıkması Nedir?

Sıfır aracın ayıplı çıkması, teslim edilen aracın kararlaştırılan veya objektif olarak taşıması gereken özelliklere uymamasıdır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8. maddesi kapsamında bu tür bir sözleşmeye aykırılık “ayıplı mal” olarak kabul edilir. Aracın hiç kullanılmamış olması, üretimden, depolamadan veya teslim sürecinden kaynaklanan bir kusurun bulunmasına engel değildir.

Motor, şanzıman, fren veya elektronik sistem arızaları; fabrikasyon boya kusuru, teslimden önce yapılmış fakat açıklanmamış parça değişimi, su alma, donanım eksikliği ya da güvenli kullanımı etkileyen üretim hataları ayıp niteliği taşıyabilir. Bununla birlikte, sıfır araçta ortaya çıkan her ses, ikaz veya arıza kendiliğinden hukuki ayıp sayılmaz. Kusurun aracın teslim anında mevcut olması veya teslim anındaki bir nedenden kaynaklanması gerekir. Kullanıcı hatası, kaza, yetkisiz müdahale veya olağan aşınma nedeniyle sonradan oluşan sorunlar farklı değerlendirilir.

Ayıp, teslim sırasında görülebilecek nitelikte olabileceği gibi ancak kullanım başladıktan sonra ortaya çıkan gizli ayıp da olabilir. Örneğin, kaportadaki belirgin çizik açık ayıp; motorun belirli bir sıcaklığa ulaştıktan sonra durması ise teknik inceleme gerektiren gizli ayıp niteliğinde olabilir. Uygulamada ayıbın niteliği, servis kayıtları, arıza kodları, ölçümler ve bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Anılan Kanun’un 10. maddesi uyarınca, teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıbın teslim tarihinde var olduğu kabul edilir ve bunun aksini ispat yükü satıcıya aittir. Ancak bu karine, ayıbın niteliğiyle bağdaşmıyorsa uygulanmaz. Altı aylık sürenin geçmesi tüketicinin haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; yalnızca ayıbın teslim anında bulunduğunun teknik delillerle gösterilmesi daha önemli hâle gelir. Sıfır araçta ayıp ve iade süreci değerlendirilirken teslim tutanağı, fatura, garanti belgesi ve servis kayıtları birlikte saklanmalıdır.

Sıfır Aracın Ayıplı Olması Durumunda Hukuki Sorumluluklar

Sıfır aracın ayıplı olması durumunda temel sorumluluk, aracı tüketiciye satan bayi, galeri veya diğer ticari satıcıya aittir. 6502 sayılı Kanun’un 9. maddesi gereğince satıcı, aracı satış sözleşmesine uygun şekilde teslim etmekle yükümlüdür. Satıcının üretim hatasını bilmemesi, kural olarak tüketiciye karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Satıcı, ancak reklam açıklamasından haberdar olmadığını, açıklamanın sözleşme kurulmadan önce düzeltildiğini veya satın alma kararıyla açıklama arasında illiyet bağı(sebep-sonuç ilişkisi) bulunmadığını kanıtladığı ölçüde belirli tanıtım beyanlarından sorumlu olmayabilir.

Tüketici, sözleşmeden dönme ve bedelden indirim haklarını esas olarak satıcıya yöneltir. Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim talepleri ise satıcının yanında üreticiye ve ithalatçıya karşı da ileri sürülebilir. Bu kişiler, söz konusu iki hakkın yerine getirilmesi bakımından müteselsilen, yani tüketiciye karşı birlikte sorumludur. Üretici veya ithalatçı, ayıbın araç piyasaya sürüldükten sonra doğduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir.

Yetkili servis, satış sözleşmesinin doğrudan tarafı olmayabilir; ancak garanti ve satış sonrası hizmet düzenlemelerinden kaynaklanan yükümlülükleri bulunur. Servis kaydının doğru açılması, tüketicinin şikâyetinin eksiksiz yazılması, değiştirilen parçaların ve yapılan işlemlerin belgelenmesi gerekir. Garanti süresi içinde yetkili servise veya satıcıya teslim edilen aracın arızası, teslimden itibaren on iş gününde giderilemezse üretici veya ithalatçı, tüketici istemediğini belirtmedikçe onarım bitene kadar benzer özellikte bir aracı kullanıma tahsis etmekle yükümlüdür. Binek otomobilleri için azami tamir süresi ise güncel düzenlemede kırk beş iş günüdür.

Servisin “kullanıcı hatası” değerlendirmesi tek başına kesin sonuç doğurmaz. Bu iddianın azami tamir süresi içinde düzenlenen bir raporla açıklanması ve raporun bir nüshasının tüketiciye verilmesi gerekir. Tüketici rapora karşı hakem heyeti veya mahkeme önünde bilirkişi incelemesi talep edebilir. Ayıplı araçtan doğan sorumluluğun taraflara göre belirlenmesinde tüketici hukuku hükümleri ile garanti ve satış sonrası hizmet düzenlemeleri birlikte ele alınmalıdır.

Tüketicinin Seçimlik Hakları

Ayıplı sıfır araç satın alan tüketici, 6502 sayılı Kanun’un 11. maddesinde düzenlenen dört seçimlik haktan birini kullanabilir. Seçim hakkı kural olarak tüketiciye aittir; satıcı tüketiciyi yalnızca ücretsiz onarıma zorlayamaz. Bununla birlikte ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim, satıcı açısından orantısız güçlük doğuruyorsa dönme ya da bedel indirimi haklarından biri gündeme gelir. Orantısızlık değerlendirmesinde aracın ayıpsız değeri, kusurun önemi, onarım maliyeti ve diğer hakların tüketici bakımından doğuracağı sorunlar dikkate alınır.

Seçimlik haklar iki grupta açıklanabilir:

  1. Sözleşmenin ekonomik sonucunu değiştiren haklar: Tüketici aracı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilir ve ödediği satış bedelinin iadesini isteyebilir. Aracı kullanmaya devam etmek istiyorsa ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir.
  2. Aracın kullanılmasını sağlamaya yönelik haklar: Tüketici, aşırı masraf gerektirmediği takdirde ücretsiz onarım veya imkân varsa aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini isteyebilir. Onarımda parça, işçilik, nakliye ve benzeri adlar altında ücret alınamaz.

Sözleşmeden dönme hâlinde kural olarak tüketicinin gerçekten ödediği satış bedeli iade edilir; aracın dava tarihindeki piyasa değerinin kendiliğinden ödenmesi söz konusu değildir. Bedel indiriminin miktarı ise ayıbın aracın değerine etkisi dikkate alınarak, gerektiğinde bilirkişi tarafından belirlenir. Değişim talebi “aynı aracın mutlaka üretim bandından yeni çıkmış örneği” anlamına gelmez; kanundaki ölçüt ayıpsız mislin mevcut ve değişimin mümkün olmasıdır.

Ayıpsız misliyle değiştirme talebinin bildirildiği tarihten itibaren en geç otuz iş günü içinde yerine getirilmesi gerekir. Ücretsiz onarım için binek otomobillerine özgü kırk beş iş günlük azami tamir süresi uygulanır. Dönme veya bedel indirimi seçildiğinde ise satış bedeli ya da indirim tutarı derhâl iade edilmelidir. Seçimlik hakkın kullanılması nedeniyle oluşan masraflar da hakkı yerine getiren tarafça karşılanır.

Tüketici, seçimlik haklarından biriyle birlikte şartları oluşmuşsa Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre tazminat da isteyebilir. Ayıplı sıfır araçta değişim ve tazminat taleplerinin aynı dosyada ileri sürülmesi, her talebin dayanağının ve miktarının ayrı ayrı açıklanmasını gerektirir.

Seçimlik Hakların Kullanımı ve Alıcının Yükümlülükleri

Tüketici satışlarında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesindeki “derhâl ayıp ihbarı yapılmazsa malın kabul edilmiş sayılması” kuralı doğrudan ve aynı sertlikle uygulanmaz. 6502 sayılı Kanun, tüketicinin seçimlik haklarını kullanabilmesi için belirli gün sayısına bağlanmış ayrı bir ayıp ihbarı şartı öngörmemektedir. Bununla birlikte ayıbın öğrenilmesinden sonra uzun süre sessiz kalınması, kusurun niteliğinin ve ne zaman ortaya çıktığının ispatını güçleştirebilir. Bu nedenle bildirimin gecikmeden ve yazılı yapılması uygulamada önem taşır.

Bildirimde aracın marka, model, şasi numarası ve teslim tarihi; arızanın ilk ne zaman ve hangi koşullarda ortaya çıktığı; servis başvuruları ve tercih edilen seçimlik hak açıkça belirtilmelidir. E-posta, noter ihtarı, iadeli taahhütlü mektup veya teslim alındığı kanıtlanabilen kurumsal başvuru kanalları kullanılabilir. Sözlü başvuru hukuken bütünüyle geçersiz değildir; ancak içeriği ve tarihi konusunda uyuşmazlık çıkabileceğinden yazılı delil daha güvenlidir. İhtarname hazırlanması ve gönderilmesi sırasında yalnızca “mağduriyetimin giderilmesini istiyorum” denilmesi yerine hangi seçimlik hakkın kullanıldığı açıkça yazılmalıdır.

Tüketici, arızayı mümkün olduğunca değiştirmeden belgelemelidir. Gösterge uyarıları, video ve fotoğraflar, çekici belgeleri, servis iş emirleri, arıza tespit çıktıları, değiştirilen parça listeleri ve yazışmalar saklanmalıdır. Güvenliği tehlikeye düşüren bir sorun varsa araç kullanılmamalı; zorunlu müdahaleler dışında yetkisiz tamirden kaçınılmalıdır. Aksi hâlde kusurun üretim kaynaklı mı yoksa sonradan yapılan müdahaleden mi doğduğu tartışmalı hâle gelebilir.

Satıcıya her seçimlik hakkı yerine getirmesi için genel ve tek tip bir “otuz günlük süre” tanındığı yönündeki açıklama doğru değildir. Süre, seçilen hakka ve malın türüne göre değişir: değişim için otuz iş günü, binek otomobilinin onarımı için kırk beş iş günü uygulanır; bedel iadesi ve indirim tutarı ise derhâl ödenmelidir. Talep karşılanmazsa uyuşmazlık değerine göre tüketici hakem heyeti veya dava şartı arabuluculuk sonrasında tüketici mahkemesi yoluna gidilebilir.

Sıfır Aracın Ayıplı Çıkması (Arıza) Değişim ve Tazminat

Sıfır Aracın Ayıplı Çıkması (Arıza) Değişim ve Tazminat

Sıfır aracın ayıplı çıkması hâlinde değişim talebi ile tazminat talebi birbirinden farklıdır. Değişim, ayıplı aracın iadesi karşılığında imkân varsa ayıpsız mislin teslim edilmesini amaçlayan seçimlik haktır. Tazminat ise ayıp nedeniyle meydana gelen ve seçimlik hakkın kullanılmasıyla tamamen giderilmeyen zararın karşılanmasına yöneliktir. 6502 sayılı Kanun’un 11. maddesi, tüketicinin seçimlik hakkıyla birlikte Türk Borçlar Kanunu kapsamında tazminat talep edebilmesine izin vermektedir.

Değişim talebinde ayıbın önemi, onarımın kalıcı çözüm sağlayıp sağlamadığı, arızanın tekrarlanması, aracın güvenli ve olağan kullanımını etkileyip etkilemediği ile değişimin satıcı açısından orantısız güçlük yaratıp yaratmadığı değerlendirilir. Küçük ve kolay giderilebilir bir kaplama kusuru ile aracın yolda kalmasına veya sürüş güvenliğinin bozulmasına yol açan üretim hatası aynı ağırlıkta değildir. Öte yandan, arızanın birden çok kez onarılmasına rağmen sürmesi, değişim talebinin haklılığı bakımından önemli bir teknik bulgu olabilir.

Tazminat bakımından zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağı(sebep-sonuç ilişkisi) gibi koşullar somut olayda incelenir. Çekici gideri, zorunlu ulaşım veya ikame araç masrafı, ayıp tespit giderleri ve kusur nedeniyle doğrudan oluşan diğer maddi kayıplar talep konusu yapılabilir. Aracın kullanılamadığı dönem için araç mahrumiyet tazminatı istenirken mahrumiyetin makul süresi, aracın kullanım amacı ve yapılan ulaşım giderleri önem taşır. Her servis günü veya ileri sürülen her masraf kendiliğinden tazminata dönüşmez.

Onarım nedeniyle aracın ikinci el değerinde düşüş oluştuğu ileri sürülüyorsa bu değer kaybının da teknik ve ekonomik verilerle kanıtlanması gerekir. Özellikle büyük parça değişimi, boya işlemi veya kalıcı kayıt oluşması değer üzerinde etkili olabilir; ancak yalnızca servise girilmiş olması tek başına belirli bir tazminat miktarını haklı kılmaz. Bedel iadesinde faiz başlangıcı da otomatik olarak satın alma tarihi değildir; satıcının temerrüde düşürüldüğü tarih, talebin içeriği ve dava dilekçesindeki istem dikkate alınır.

Ayıbın Gizlenmesi ve Sorumsuzluk Anlaşmaları

Satıcının sıfır araçtaki ayıbı bilerek açıklamaması, kusuru geçici yöntemlerle görünmez hâle getirmesi veya tüketiciyi yanıltıcı bilgi vermesi ayıbın gizlenmesi olarak değerlendirilebilir. Örneğin teslimden önce boyanan veya parçası değiştirilen aracın işlem görmemiş gibi sunulması, kast(niyet/irade) unsurunun delillerle kanıtlanması hâlinde ağır kusur ya da hile tartışmasına yol açar. Böyle bir durumda servis kayıtları, stok ve taşıma belgeleri, boya ölçümleri, teslim fotoğrafları ve kurum içi yazışmalar önem kazanır.

6502 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince ayıplı maldan sorumluluk kural olarak teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak ayıp, satıcının ağır kusuru veya hilesiyle gizlenmişse bu özel zamanaşımı hükmü uygulanmaz. Bu düzenleme “her zaman ve süresiz dava açılabileceği” anlamına gelmez; uyuşmazlıkta uygulanabilecek genel zamanaşımı hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Satış sözleşmesinde yer alan “alıcı aracı mevcut hâliyle kabul etmiştir”, “satıcı hiçbir arızadan sorumlu değildir” veya “yalnızca onarım yapılabilir” şeklindeki genel kayıtlar, tüketicinin kanundan doğan zorunlu seçimlik haklarını ortadan kaldırmaz. 6502 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında, tüketici aleyhine dürüstlük kuralına aykırı dengesizlik yaratan ve müzakere edilmeksizin sözleşmeye konulan hükümler haksız şart sayılabilir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 221. maddesi uyarınca satıcının ağır kusurlu olduğu hâllerde ayıptan sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Bununla birlikte tüketicinin sözleşme kurulurken açıkça bildiği, satış belgesinde somut biçimde gösterilen ve fiyatlandırmada dikkate alınan belirli bir kusur sonradan aynı içerikle ayıp iddiasına konu edilemez. Genel ve belirsiz bir kabul beyanı ile belirli kusurun ayrıntılı biçimde açıklanması aynı değildir. Ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğu belirlenirken ayıbın bilinirliği, yapılan açıklamanın kapsamı ve tüketicinin satın alma kararına etkisi birlikte incelenir.

Farklı Durumlarda Tüketicinin Hakları

Sıfır aracın piyasa fiyatının altında satın alınması, tek başına tüketicinin ayıplı mal haklarını kaldırmaz. İndirim belirli ve açıkça bildirilen bir kusur nedeniyle yapılmışsa tüketici aynı kusuru sonradan sözleşmeye aykırılık olarak ileri süremeyebilir. Buna karşılık kampanya, filo indirimi, model yılı veya pazarlık nedeniyle düşük bedelle satış yapılması, satıcının açıklanmamış üretim ve teslim kusurlarından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Aracın yetkili bayiden değil galeriden alınması da tek başına sonucu değiştirmez. Galeri ticari veya mesleki amaçla hareket eden satıcı, alıcı ise özel kullanım amacıyla hareket eden tüketici olduğunda 6502 sayılı Kanun uygulanır. Buna karşılık aracı mesleki faaliyeti dışında satan bir gerçek kişiden yapılan satış genellikle tüketici işlemi sayılmaz; uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre genel mahkemelerde görülür. Aracı ticari işletmesinde kullanmak amacıyla satın alan şirket veya kişi de somut ilişkinin niteliğine göre tüketici sayılmayabilir.

Araç kredili alınmışsa kredi sözleşmesinin niteliği özellikle incelenmelidir. 6502 sayılı Kanun’un 30. maddesindeki bağlı kredi, kredinin belirli aracın finansmanı için verilmesi ve satış ile kredi sözleşmeleri arasında ekonomik birlik bulunması hâlinde söz konusudur. Bağlı kredide tüketici dönme veya bedel indirimi hakkını kullandığında satıcı ile kredi veren belirli sınırlar içinde birlikte sorumlu olabilir. Kredi verenin sorumluluğu kullanılan kredi miktarıyla ve Kanunda belirtilen bir yıllık süreyle sınırlıdır. Tüketicinin bankadan bağımsız olarak aldığı genel ihtiyaç veya taşıt kredisi ise otomatik biçimde bağlı kredi sayılmaz.

Dava devam ederken aracın satılması kanunen her durumda yasak değildir. Ancak sözleşmeden dönme veya ayıpsız misliyle değişim talepleri, ayıplı aracın karşı tarafa iade edilmesini gerektirdiğinden üçüncü kişiye satış bu taleplerin yerine getirilmesini güçleştirebilir. Satıştan sonra bedel indirimi veya tazminat talebinin sürüp sürmeyeceği; devrin koşullarına, zararın kim üzerinde kaldığına ve talep sonucuna göre değerlendirilir.

Kredi, galeriden satış, düşük bedel veya dava sırasında devir gibi durumlarda araç değer kaybı ve ekonomik zarar ile seçimlik haklar birbirine karıştırılmamalıdır. Her talebin hukuki sebebi, muhatabı ve ispat koşulu farklıdır.

Zamanaşımı Süresi ve Görevli Mahkeme

Sıfır aracın ayıplı çıkmasından doğan talepler, taraflarca daha uzun bir süre kararlaştırılmamışsa 6502 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca aracın tüketiciye tesliminden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıbın ikinci yılın sonlarına doğru ortaya çıkması, sürenin ayıbın öğrenildiği tarihten itibaren yeniden başlamasını sağlamaz. Bu nedenle garanti veya servis görüşmeleri sürerken zamanaşımı süresinin ayrıca takip edilmesi gerekir. Satıcının ayıbı ağır kusur veya hileyle gizlediği kanıtlanırsa iki yıllık özel süre uygulanmaz; ancak genel zamanaşımı hükümleri saklıdır.

Uyuşmazlığın hangi mercide görüleceği, başvurunun yapıldığı tarihteki uyuşmazlık değerine göre belirlenir. 1 Ocak 2026’dan itibaren değeri 186.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında tüketici hakem heyetine başvuru gerekir. Bu sınır her takvim yılında yeniden belirlenir. Araç bedelinin yüksek olması, uyuşmazlık değerinin her durumda araç bedeli olduğu anlamına gelmez; örneğin yalnızca belirli bir onarım gideri veya bedel indirimi talep ediliyorsa talebin parasal değeri esas alınabilir.

Uyuşmazlık değeri 186.000 TL veya üzerindeyse tüketici hakem heyetine başvurulamaz. Dava açılmadan önce 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesi kapsamında arabulucuya başvurulması kural olarak dava şartıdır. Hakem heyeti kararına itiraz, ihtiyati tedbir ve mevzuatta belirtilen diğer istisnalar bu zorunluluğun dışındadır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa tüketici mahkemesinde; tüketici mahkemesi bulunmayan yerde ise tüketici mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde dava açılır.

Tüketici, kendi yerleşim yerindeki veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki yetkili mercie başvurabilir. Dava dilekçesinde hangi seçimlik hakkın istendiği, aracın iadesinin teklif edilip edilmediği, tazminat kalemleri ve faiz talebi açıkça gösterilmelidir. Yargılama başladıktan sonra düzenlenen tensip zaptı, tarafların sunacağı deliller ve süreler bakımından dikkatle incelenmelidir.

1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen tüketici hakem heyeti kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir. Bu tarihten önce verilen kararlarda önceki on beş günlük süre uygulanır. 7499 sayılı Kanun’un 37. maddesinin on birinci fıkrası ve Geçici 1. maddesi uyarınca hangi sürenin uygulanacağını karar tarihi, sürenin başlangıcını ise tebliğ tarihi belirler. İtiraz, kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; hâkim talep üzerine tedbir yoluyla icrayı durdurabilir.

Garanti Süresi ve Onarım Hakkı

Binek otomobillerinde zorunlu garanti, Garanti Belgesi Yönetmeliği’nin 6. maddesi ve ek listenin 10.1 sırası uyarınca teslimden itibaren iki yıl veya 60.000 kilometredir; hangisi önce dolarsa o sınır esas alınır. Kilometre ölçüsünün tespit edilemediği durumda Yönetmeliğin 6. maddesindeki asgari iki yıllık kural uygulanır. Üretici veya ithalatçı daha geniş garanti sağlayabilir. Bu garanti sınırı, 6502 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki ayıptan sorumluluk zamanaşımıyla aynı değildir ve kanuni seçimlik hakları daraltmaz. Aracın tamirde kaldığı süre garanti süresine eklenir. Fatura garanti belgesinin yerine geçmez ve garanti belgesinin tüketiciye yazılı veya kalıcı veri saklayıcısıyla verilmesi gerekir.

Ücretsiz onarım seçildiğinde işçilik, değiştirilen parça, arıza tespiti veya başka bir ad altında ücret istenemez. Bu hak satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilebilir. Binek otomobillerinde azami tamir süresi kırk beş iş günüdür. Süre, garanti süresi içinde arızanın yetkili servis istasyonuna veya satıcıya bildirildiği tarihte; garanti süresi dışında ise aracın servise teslim edildiği tarihte başlar.

Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği’nin 14. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, garanti süresi içinde yetkili servise veya satıcıya teslim edilen aracın arızası teslimden itibaren on iş gününde giderilemezse üretici veya ithalatçı, tüketici istemediğini bildirmedikçe onarım bitene kadar benzer özelliklere sahip başka bir aracı kullanıma tahsis etmelidir. Bunun yanında aracın garanti süresi içinde yeniden arızalanması, azami tamir süresinin aşılması veya tamirin mümkün olmadığının raporla belirlenmesi hâllerinde tüketici bedel iadesi, bedel indirimi ya da imkân varsa ayıpsız misliyle değişim haklarından birini satıcıdan isteyebilir. Satıcı bu talebi reddedemez.

Yetkili servis arızanın kullanım hatasından doğduğunu ileri sürüyorsa gerekçeli rapor düzenlemeli ve bir nüshasını tüketiciye vermelidir. Raporda yalnızca “kullanıcı hatası” yazılması yerine, kullanım talimatına hangi davranışla aykırı hareket edildiği ve bu davranışın arızayı nasıl meydana getirdiği açıklanmalıdır. Tüketici, raporun teknik açıdan doğru olmadığını düşünüyorsa bilirkişi incelemesi talep edebilir. Sıfır araçta garanti, onarım ve iade hakları birlikte değerlendirilmelidir; garanti süresinin sona ermesi, iki yıllık zamanaşımı dolmadan doğmuş kanuni hakları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Tüketici Mahkemesi Tarafından Verilecek Karar ve İcrası

Tüketici mahkemesi, tarafların talep ve savunmalarıyla bağlı olarak aracın ayıplı olup olmadığını, ayıbın teslim anında mevcut bulunup bulunmadığını ve seçilen hakkın uygulanabilirliğini inceler. Teknik nitelikli araç uyuşmazlıklarında makine veya otomotiv alanında uzman bilirkişiden rapor alınması yaygındır. Bilirkişinin arızanın kaynağını, güvenli kullanıma etkisini, onarım geçmişini, ayıbın giderilebilirliğini ve değişim talebinin orantılı olup olmadığını denetime elverişli biçimde açıklaması gerekir. İlk altı ay içinde ortaya çıkan ayıplarda ispat yüküne ilişkin tüketici lehine karine de dikkate alınır.

Mahkeme, talebe göre aracın iadesi karşılığında satış bedelinin geri verilmesine, ayıp oranında indirim yapılmasına, ücretsiz onarıma veya imkân varsa ayıpsız misliyle değişime karar verebilir. Tazminat talep edilmişse çekici, ulaşım, ikame araç, tespit gideri ve diğer zarar kalemleri ayrı ayrı değerlendirilir. Dönme ve değişim kararlarında aracın iadesi ile bedel veya ayıpsız mislin teslimi çoğunlukla karşılıklı edim olarak düzenlenir.

Kararın kendiliğinden yerine getirilmemesi durumunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 24. maddesi kapsamında taşınır teslimine ilişkin ilamlı icra hükümleri gündeme gelebilir. Aracın ayıpsız mislinin piyasada veya üretimde bulunmaması hâlinde kararın nasıl icra edileceği, hüküm fıkrasının içeriğine ve icra hukukundaki değer tespiti kurallarına göre belirlenir. Bu nedenle dava aşamasında talep sonucunun açık, uygulanabilir ve alternatif ihtimalleri karşılayacak biçimde kurulması önemlidir. İlamlı icra takibi mahkeme kararındaki edimin zorla yerine getirilmesini amaçlar.

Tüketici hakem heyeti kararları da tarafları bağlar ve ilamların icrasına ilişkin hükümler çerçevesinde takip edilebilir. Karara yukarıda açıklanan süre içinde itiraz edilmesi icrayı otomatik olarak durdurmaz; bunun için mahkemeden tedbir kararı alınması gerekir. Mahkeme kararlarında ise istinaf başvurusu kural olarak tek başına icrayı durdurmaz; kararın türü, kesinleşme gerekip gerekmediği ve icranın geri bırakılması koşulları ayrıca incelenir.

İcra aşamasında araç, bedel, faiz, masraf ve karşılıklı teslim koşullarının her biri hüküm fıkrasına göre uygulanır. Somut olayın özelliklerine göre profesyonel hukuki değerlendirme gerekebilir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kültür Mah. Mithatpaşa Cad. No: 71/4 Çankaya/ANKARA
0 (543) 454 11 49
Black Minimalist Modern Attorney Law Logo 1080 x 1080 piksel
Scroll to Top