Karar Notu · Tüketici Hukuku

Konut Kredisi Hayat Sigortası Bitince Banka Sorumlu mu? Yargıtay HGK Kararı 2026

Konut kredisi hayat sigortası kredi vadesi dolmadan sona ermiş ve banka bunu kredi borçlusuna bildirmemişse, Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre banka da kusurludur. Kurul 3 Aralık 2025 tarihli kararında bankayı tamamen sorumlu tutmadı; sigortayı yenileme yükü borçluda olduğu için tarafları ortak kusurlu saydı. Olayda 120 ay vadeli krediye 12 aylık ve “yenilemesiz” bir poliçe bağlanmış, borçlu poliçe bittikten yaklaşık on altı ay sonra ölmüştü. Kusur oranlarını ve mirasçıların kalan borçtan ne ölçüde kurtulacağını ilk derece mahkemesi belirleyecek.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu konut kredisi hayat sigortası davasında direnme kararını hangi gerekçeyle bozdu?

Kurul, sigortayı yenileme yükünü borçluda bırakırken bildirim yükünü bankaya verdi ve sonucu ortak kusura bağladı:

Karar metninden

“Dosya kapsamından, sigorta sözleşmesi süresinin 24.07.2018 tarihinde sona ermesine rağmen davalı banka tarafından, Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrası hükmünün ve açıklanan sair mevzuat ile taraflar arasındaki sözleşmeler hilafına olacak şekilde davacıların murisine herhangi bir şekilde bildirimde bulunulmadığı, davacılar murisinin de sigorta sözleşmesinin yenilenmesi konusunda başvuruda bulunmadığı anlaşılmaktadır.”

“Kredi süresi içerisinde sigorta poliçesini yenileme sorumluluğu kredi kullanana ait olmakla birlikte, kredinin vadesi ve tutarıyla uyumlu sigorta temini veya en azından sigortanın yenilenmesine ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun kredi veren Bankaya ait olduğunun kabulü gerekir.”

“Kredi veren kuruluş olan davalı Bankanın 24.07.2018 tarihinde sona eren davacılar murisine ait […] sigortasının yenilenmesi için en azından muhatabına bildirim yapmak suretiyle kredi borçlusunu konuyla ilgili bilgilendirmesi, asgari özen yükümlülüğünün bir sonucudur. Bu durumda tarafların müterafık (ortak) kusurlu olduklarının kabulü ile tarafların kusur oranları takdir edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.”

Hüküm fıkrası

“Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,”

“Dosyanın HMK’nın 373. maddesi uyarınca direnme kararını veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,”

“03.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi.”

Direnme, dosya kendisine gönderilen ilk derece mahkemesinin veya bölge adliye mahkemesinin Yargıtay dairesinin bozma kararına uymayıp önceki kararında ısrar etmesidir. Kararda Özel Daire diye anılan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tarafların kusur durumu değerlendirilmeden dava reddedildiği için bozma yapmıştı; Kurul bu bozmayı benimsedi. Kararda sigortanın adı anonimleştirmede gizlenmiştir. Poliçe, unvanında “Emeklilik” geçen bir şirketle yapılmış ve mirasçılar kalan borcun borçlunun ölümü üzerine bu sigortadan ödenmesini istemiştir. Kurulun aktardığı Türk Ticaret Kanunu tanımında da “hayat” kelimesi aynı biçimde gizlendiği için sigortanın hayat sigortası olduğu anlaşılmaktadır.

Kredi borçlusu öldükten sonra mirasçılar bankadan ne istemişti?

Borçlu 24 Temmuz 2017’de bankayla 120 ay vadeli, 130.000,00 TL tutarlı konut finansmanı sözleşmesi imzaladı. Aynı gün 24 Temmuz 2018’de bitecek 12 aylık bir poliçe düzenlendi; tarife adı “Eko Paket At Yenilemesiz” idi. Kurula göre teminat tutarı kredinin tutarı ve vadesiyle uyumlu değildi. Primler dokuz taksitte tamamen ödendi, poliçe yenilenmedi ve borçlu 7 Aralık 2019’da öldü.

Mirasçıların anlatımına göre banka ölümden sonra taksitlerin ödenmesini istedi ve mirasçılardan biri Aralık ile Ocak taksitleri için 3.860,00 TL ödedi. Mirasçılar, ölüm tarihindeki kalan anapara olarak gösterdikleri 111.920,77 TL bakımından borçlu olmadıklarının tespitini ve ödenen taksitlerin faiziyle iadesini istedi. Bu davaya menfi tespit ve istirdat davası denir. Banka ise talebin sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini, borçlunun seçme zorunluluğu yokken ve otomatik yenilenen paketler de varken yenilemesiz, kesin süreli poliçe istediğini savundu.

Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, tüketici mahkemesi sıfatıyla 10 Haziran 2021’de davayı reddetti. Mahkemeye göre poliçedeki yenilemesiz ibaresi yenileme yapılmayacağını kesinleştiriyordu ve bankaya yenileme yetkisi verilmemişti. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 22 Aralık 2022’de istinaf başvurusunu esastan reddetti. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise 20 Kasım 2023’te bu kararları bozdu. Daireye göre rehinli alacaklı sıfatı taşıyan banka, sözleşmeden ve mevzuattan doğan bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemişti. Mahkeme önceki gerekçesini tekrar ederek direndi ve mirasçılar bu kararı temyiz etti.

Kredi bağlantılı sigortada yenileme bildirimini banka mı yapmalıdır?

Evet; yenileme kredi kullananın, bildirim ise bankanın yükümlülüğüdür. Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 12. maddesi kredi vadesi boyunca bu iki yükü ayrı ayrı düzenler. Kredi kuruluşu, yenileme döneminin geldiğini poliçenin vade sonundan on beş iş günü önce kredi kullanana bildirir. Yenileme yapılmadıysa bunu da vade sonundan itibaren beş iş günü içinde bildirir.

Yönetmelik 13 Mart 2015’te yayımlanmış, 13 Eylül 2015’te yürürlüğe girmiştir ve zorunlu sigortaların yanında ihtiyari sigortaları da kapsar. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre kredi kullananın yenileme taahhüdü vermiş olması bankanın bildirim yükümlülüğünü kaldırmaz. Bu dosyada borçlunun imzaladığı talep belgesinde, zorunlu ve ihtiyari sigortaları yenileme yükümlülüğünün kendisine ait olduğu yazılıydı. Aynı belgede borçlu, sigortaları yenilemezse kredi borcu sona erinceye kadar yenilemenin primleri kendisine ait olmak üzere banka tarafından yaptırılmasını da talep ve kabul etmişti.

Bildirimlerin zamanında ve gereği gibi yapıldığını ispat yükü, Yönetmeliğin 12. maddesinin altıncı fıkrasıyla kredi kuruluşuna verilmiştir. Bildirimin usul ve esaslarını Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu belirler.

Poliçedeki “yenilemesiz” ibaresi bankayı neden korumadı?

Kurula göre tarife adı bankayı sorumluluktan kurtarmadı, çünkü bankayla borçlu arasındaki belgeler kredinin vadesi ve tutarıyla uyumlu sigorta yapılmasını şart koşuyordu. Bankayla borçlu arasında imzalanan sigorta yaptırılması sözleşmesine göre banka yalnız bu şekilde uyumlu ve kendisinin rehinli alacaklı olarak yer aldığı sigortayı kabul edebilirdi. Kurul, uyumsuz sigortanın banka tarafından kabul edilemeyeceğini ve bankanın masrafı borçluya ait olmak üzere uyumlu sigortayı temin etmesi gerektiğini belirtti.

Borçlunun imzaladığı bilgi formunda yenileme bildirimi için tercih edilen yöntem e-posta veya kısa mesaj olarak yazılmıştı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de poliçede otomatik yenileme yapılmazsa sigorta ettirenin şirket tarafından kısa mesaj, e-posta, telefon ve benzeri yollarla bilgilendirileceğinin belirtildiğini tespit etmişti. Kurula göre poliçe bittiğinde banka borçluya herhangi bir bildirimde bulunmamıştı.

Hukuk Genel Kurulu bankadan ağır bir özen beklediğini dolandırıcılıkta bankanın sorumluluğu kararında da göstermişti. Bu kararda ise Kurul, süresi biten sigortayı borçluya bildirmeyi bankanın asgari özen yükümlülüğünün sonucu saydı.

Ortak kusur kararı mirasçıların kalan kredi borcunu nasıl etkiler?

Mirasçılar bu kararla kalan borcun tamamından kurtulmuş değildir. Kurul, sigortayı yenileme sorumluluğunu kredi kullananda bıraktı ve borçlunun da yenileme için başvurmadığını tespit etti; bu yüzden bankayla birlikte borçlu da müterafik, yani ortak kusurlu sayıldı. Bu kabul mahkemeyi bağlar: mahkeme ne bankanın hiç kusuru yokmuş gibi davayı reddedebilir ne de bankayı tek sorumlu sayabilir.

Müterafik kusur, zarar görenin zararın doğmasında kendi davranışıyla etkili olmasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi böyle bir durumda hâkime tazminatı indirme, hatta tamamen kaldırma yetkisi verir. Bu dosyada ise Kurul iki tarafın da kusurlu olduğunu kabul ederek kusur oranlarının takdir edilmesini istedi. TBK 114 ise haksız fiil hükümlerinin sözleşmeye aykırılık hâllerine de kıyasen uygulanacağını düzenler. Kurul bu maddeleri anmadı, kusur oranını ya da mirasçıların ödeyeceği tutarı da belirlemedi.

Karar oy çokluğuyla verildi. Kararda ayrı bir karşı oy yazısı yok; görüşmelerde ileri sürülen azınlık görüşü şöyle aktarıldı:

Karar metninden

“Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; müteveffa ile dava dışı sigorta kuruluşu arasında imzalanan […] sigortasının ihtiyari olması ve yenilemesiz kaydının bulunması nedeniyle direnme kararının yerinde olduğu ve İlk Derece Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.”

Bu görüşe göre davanın reddi yerindeydi. Görüşe kaç üyenin katıldığı kararda yazmıyor.

Hukuk Genel Kurulu bozmasından sonra konut kredisi davasında ne olacak?

Dosya, direnme kararını veren Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesine geri gönderildi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373. maddesi Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymayı zorunlu kılar. Mahkeme bu kez tarafların kusur oranlarını belirleyip sonucuna göre hüküm kuracaktır.

Kurulun kararı kesindir. Mahkemenin bozmaya uygun olarak vereceği yeni karara karşı ise aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca temyiz yoluna başvurulabilir.

Borçlu ölünce mirasçılar hangi belgeleri toplamalı, nereye başvurmalı?

Önce poliçenin başlangıç ve bitiş tarihini, tarife adını ve teminat tutarını kredinin vadesi ve ölüm tarihindeki kalan borçla karşılaştırın. Poliçe ölümden önce bittiyse bankadan, vade sonunda borçluya yenileme ve sona erme bildirimi yapıldığını gösteren kayıtları isteyin. Bankayla imzalanan sigorta yaptırılması sözleşmesini ve bilgi formunu da dosyaya ekleyin; Kurul bu iki belgedeki uyumlu sigorta şartına dayandı. Borçlunun imzaladığı sigorta talep belgesi ise hem onun yenileme yükümlülüğünü hem de yenilemenin bankaca yaptırılmasına verdiği talimatı gösterir.

Bankaya ve mahkemeye mirasçı sıfatınızı mirasçılık belgesi (veraset ilamı) ile gösterin. Mirası reddetmeyi düşünüyorsanız 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesi üç aylık süre öngörür; bu süre yasal mirasçılar için kural olarak ölümün öğrenildiği tarihten işler. Banka kalan borç için mirasçılara karşı icra takibi başlatabilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 53. maddesine göre terekenin borçları için takip ölüm günüyle birlikte üç gün geri bırakılır. Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse ret süresi doluncaya kadar da geri kalır.

Bu dava, asliye hukuk mahkemesinde tüketici mahkemesi sıfatıyla görüldü. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73/A maddesi tüketici mahkemesinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar. Her yıl güncellenen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklar ise tüketici hakem heyetine götürülür. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa dava, tüketici uyuşmazlıklarında görevli tüketici mahkemesinde açılır.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp