Karar Notu · Ceza Hukuku

Şikâyet Hakkı İftira Sayılır mı? Yargıtay Kararı 2026

Şikâyet edilenin suçu işlemediğini bilmeden, somut olgulara dayanarak yapılan şikâyet iftira değil, şikâyet hakkının kullanılmasıdır; Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu gerekçeyle bir mahkûmiyeti bozdu. Dosyada babası bir kavganın ardından hastanede hayatını kaybeden sanık karşı tarafı şikâyet etmiş, aylar sonra darbı görmediğini söyleyince şikâyet edilenler takipsizlik kararı almış ve sanık iftiradan mahkûm edilmişti. Daire, 1 Temmuz 2024 tarihli kararında darp olayını destekleyen rapor, kamera kaydı ve tutanaklar karşısında sanığın şikâyet hakkını kullandığını ve beraat etmesi gerektiğini belirtti.

Yargıtay iftira mahkûmiyetini hangi gerekçeyle bozdu?

Daire, dosyadaki olguları birlikte tartarak darp olayının yaşandığını, babanın bu olay nedeniyle fenalaşıp kaldırıldığı hastanede öldüğünün sabit olduğunu ve sanığın iddialarının somut olgulara dayandığını kabul etti. Olayın hemen ardından alınan doktor raporu babanın alnında yüzeysel bir kesi tespit etmişti; tanıklar da kavgayı görmediklerini ama olduğunu duyduklarını söyledi. Şikâyet edilenlerin evlerini ve iş yerlerini bırakıp ilçeyi terk ettiği polis tutanaklarına yansıdı. İki kişinin iş yerlerini olaydan hemen sonra aceleyle kapattığı da kamera kaydı tutanağıyla belirlendi. Gerekçenin sonuç kısmı şöyledir:

Karar metninden

“…sanık …’ın da bu nedenlerle iddialarının bir takım somut maddi olgu ve olaylara dayandığı gözetildiğinde, sanığın iftira kastı ile hareket etmediği Anayasal hak olan şikayet hakkını kullandığı anlaşılmış olup, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken sadece değişen beyanı esas alınmak sureti ile verilen mahkumiyet kararı hukuka aykırı bulunmuştur.”

Daire’nin eleştirdiği nokta, mahkûmiyetin yalnız sanığın sonradan değişen beyanına dayandırılmasıdır. Gerekçeye göre ilk şikâyeti destekleyen olgular karşısında yalnız bu beyana dayanarak mahkûmiyet kurulamazdı.

Hüküm, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (CMUK) 321. maddesi uyarınca bozuldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi onama yönündeydi; Daire bu görüşe katılmadı:

Hüküm fıkrası

“…sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,”

Şikâyet hakkı ne zaman iftira sayılır, hangi kast gerekir?

Şikâyet, şikâyetçi isnat ettiği fiili şikâyet edilenin işlemediğini bildiği hâlde yapılmışsa iftira suçu oluşturur; fiil hiç işlenmemiş olabileceği gibi başkası tarafından işlenmiş de olabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 267. maddesi iftirayı, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla işlenebilen bir suç olarak düzenler. Fail, “işlemediğini bildiği halde” bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eder; amacı, o kişi hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım başlatılmasını sağlamaktır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 12 Temmuz 2023 tarihli kararında (E. 2021/37, K. 2023/394) bu suçun ancak doğrudan kastla işlenebileceğini belirtti. Kurul, ayrıca soruşturma başlatılmasını sağlama amacının, yani özel kastın aranacağını vurguladı. Doğrudan kast arandığı için isnadın yanlış olabileceğini öngörmek, yani olası kast, bu suç için yeterli değildir. Ceza Genel Kurulu’na göre failin “belirli olay veya olgulardan yola çıkarak, isnat ettiği fiilin mağdur tarafından işlendiği inancı ve şüphesi ile ihbarda bulunması hâlinde iftira suçunun unsurları oluşmayacaktır.”

Şikâyet ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 74. maddesi ile güvence altına alınan bir haktır; vatandaşlar kendileriyle veya kamuyla ilgili şikâyetleri hakkında yetkili makamlara yazıyla başvurabilir. Daire kararda madde göstermeden şikâyet hakkını “Anayasal hak” olarak niteledi ve olgulara dayanan şikâyeti iftira değil, bu hakkın kullanılması saydı.

Babasını kavgadan sonra kaybeden sanık neden iftiradan mahkûm edildi?

Mahkûmiyetin dayanağı, sanığın şikâyetinden aylar sonra değişen beyanıydı. Olay 2015 yılında, sanık ve babasının bulunduğu araca başka bir aracın çarpması üzerine çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle başladı. Karara göre sanık ve babası sopalarla ve tekme tokat darp edildi; baba yere yığıldı, hastaneye kaldırıldı ve yapılan tedaviye rağmen hayatını kaybetti.

Sanık, olayın hemen ardından müşteki sıfatıyla verdiği ifadede babasının darp edilmesi nedeniyle fenalaştığını söyledi ve şikâyet edilenler hakkında kasten öldürme suçundan soruşturma başladı. Sanık 16 Kasım 2015’te alınan ifadesinde ise babasının bu kişilerce darp edildiğini görmediğini beyan etti. Cumhuriyet Başsavcılığı 10 Şubat 2016’da şikâyet edilenler hakkında kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından ek takipsizlik kararı verdi; sanık hakkında iftira suçundan kamu davası açıldı.

Asliye ceza mahkemesi 15 Mart 2016’da sanığı iftira suçundan 6.740 TL adli para cezasıyla cezalandırdı. Sanık, suçsuz olduğunu ve kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek hükmü temyiz etti.

İftira suçunun cezası nedir, iftiradan dönmek cezayı azaltır mı?

TCK 267/1 iftiraya bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörür. İftira, fiilin maddi eser ve delilleri uydurularak yapılırsa ceza yarı oranında artırılır (TCK 267/2). Mağdur fiili işlemediği için beraat etmiş veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olabilir. Bu mağdur isnat nedeniyle gözaltına alınmış ya da tutuklanmışsa, iftira eden ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak sorumlu tutulur (TCK 267/4). İftira suçunda dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar (TCK 267/8).

TCK 269, iftirasından dönen kişiye etkin pişmanlık indirimi tanır: mağdur hakkında adli veya idari soruşturma başlamadan önce dönülürse ceza beşte dört, kovuşturma başlamadan önce dönülürse dörtte üç oranında indirilir. Daha sonra dönülürse mahkeme cezayı, mağdur hakkında hükümden önce üçte iki, mağdurun mahkûmiyetinden sonra yarı, infaz başladıktan sonra üçte bir oranında indirebilir. Bu indirim, iftiranın oluştuğu dosyalarda gündeme gelir; incelenen kararda etkin pişmanlık tartışılmadı.

Eski usuldeki iftira bozmasından sonra yerel mahkeme ne yapar?

Hüküm, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından önce verilmişti. Bu nedenle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesi uyarınca eski CMUK’un temyiz hükümleri uygulandı; istinaf incelemesi yapılmadı ve dosya doğrudan Yargıtay’a geldi. Daire, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verdi.

CMUK 326’ya göre davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Mahkeme bozmaya uyabilir veya ısrar kararı verebilir; ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun vereceği karara uymak zorunludur. Bozma kararı beraati doğrudan sağlamaz; mahkeme bozmaya uyarsa beraat kararını kendisi verir. Hüküm yalnız sanık tarafından temyiz edildiği için yeniden verilecek hüküm, önceki hükümdeki cezadan daha ağır olamaz.

Takipsizlikten sonra iftira suçlamasıyla karşılaşan şikâyetçi hangi olgulara dayanır?

Şikâyet ettiğiniz kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiyse ve şimdi iftira suçlamasıyla karşılaşıyorsanız, şikâyetinizin dayandığı olguları ve bunları destekleyen delilleri, soruşturmada toplananlar dâhil, dosyaya sunun. Bu kararda olduğu gibi rapor, görüntü kaydı ve kolluk tutanağı gibi bağımsız deliller, şikâyetin bir olguya dayandığını gösterebilir. Şikâyet edilenin takipsizlik veya beraat kararı alması iftira için yetmez; mahkeme ayrıca şikâyetçinin isnadın gerçek dışı olduğunu bilip bilmediğine bakar.

Beyanınız sonradan değiştiyse değişikliğin nedenini açıklayın. Kendi gördüğünüz ile başkasından duyduğunuz veya olgulardan çıkardığınız sonucu ayrı ayrı anlatmak, isnadın inanç ve şüpheye dayandığını göstermeyi kolaylaştırır. Şüpheli veya sanık, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 149. maddesi uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ceza davalarında müdafi yardımından yararlanabilir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp