Ceza Hukuku

TCK 102 Tutuklama Kararı ve Cinsel Saldırı Şüphelisinin Hakları 2026

TCK 102 tutuklama kararı öncesi boş adliye koridorunda mermer zemin ve ahşap kapılar

TCK 102 tutuklama kararı, cinsel saldırı şüphesinin yanında somut delil ve bir tutuklama nedeni gerektirir; suç katalogda yer alsa bile karar kendiliğinden verilmez. Cinsel saldırının temel hâli olan TCK 102/1 katalog dışında kalır, organ veya cisim sokulmasını düzenleyen 102/2 ise katalogdadır. Gözaltı, ifade, örnek alma ve itiraz aşamalarının her biri kısa sürelerle işlediği için sürecin sırasını baştan bilmek gerekir.

Cinsel saldırı şüphesiyle gözaltına alınan kişiye ilk 24 saatte ne olur?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesi kural olarak gözaltı süresini yakalama anından başlayarak 24 saatle sınırlar; kişiyi hâkime göndermek için zorunlu yol süresi en çok 12 saattir ve bu süre 24 saate dahil edilmez. Gözaltı soruşturma bakımından zorunlu olmalı ve somut delile dayanmalıdır. Toplu olarak işlenen suçlarda savcı süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere en çok üç güne kadar uzatabilir. Gözaltı kararının kendisine karşı başvuru yolları gözaltına alma kararı ve itiraz yazısında ayrıca anlatılmıştır.

Gözaltından sulh ceza hâkiminin kararına kadar işleyen dört adımlı süreç şeması
Gözaltı sürecinin sırası: süre, başvuru, sorgu ve karar

Aynı maddenin dördüncü fıkrasında suçüstü hâline özgü bir istisna vardır ve cinsel saldırı (TCK 102) bu fıkrada sayılan suçlar arasındadır. Suçüstü hâlinde mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri 24 saate kadar gözaltı kararı verebilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki fıkralara göre işlem yapılır; ancak kişi en geç 48 saat, toplu olarak işlenen suçlarda en geç dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu nedenle suçüstü dışındaki dosyalarda 24 saatlik kural esas alınırken, suçüstü cinsel saldırı şüphesinde hâkim önüne çıkarma süresinin 48 saate kadar uzayabileceği bilinmelidir.

Yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı serbest bırakılması için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Hâkim başvuruyu evrak üzerinden, 24 saat dolmadan sonuçlandırır. Kişi serbest bırakılmazsa sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır ve sorgusu müdafi hazır bulunarak yapılır. Hâkim üç sonuçtan birine karar verir: serbest bırakma, adli kontrol veya tutuklama.

TCK 102/1 ile 102/2 arasındaki fark tutuklama riskini nasıl değiştirir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinin birinci fıkrası cinsel davranışlarla vücut dokunulmazlığının ihlalini mağdurun şikâyeti üzerine beş yıldan on yıla kadar hapisle cezalandırır; fiil sarkıntılık düzeyinde kalırsa ceza iki yıldan beş yıla kadardır. İkinci fıkra, vücuda organ veya sair cisim sokulması hâlinde en az on iki yıl hapis öngörür. Fiil eşe karşı işlenmişse soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır.

Üçüncü fıkra, mağdurun savunamayacak durumda olması, nüfuz kötüye kullanımı, hısımlık, silah kullanılması veya birden fazla kişinin birlikte işlemesi gibi hâllerde cezayı yarı oranında artırır. Tutuklama bakımından asıl ayrım Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin üçüncü fıkrasındaki listeden gelir: liste cinsel saldırıyı “birinci fıkra hariç” olarak sayar. Bu nedenle 102/1 listenin dışındadır, 102/2 ve nitelikli hâller ise içindedir. Listenin genel mantığı katalog suç yazısında anlatılır.

TCK 102 tutuklama kararı hangi durumlarda verilir?

5271 sayılı Kanun’un 100. maddesi tutuklama için iki şart arar: suçun işlendiğine dair kuvvetli şüpheyi gösteren somut delil ve bir tutuklama nedeni. Tedbirin ölçülü olması da gerekir. Katalogdaki suçlarda, somut delile dayanan kuvvetli şüphe bulunduğunda tutuklama nedeni var sayılabilir; ifade “sayılabilir” biçimindedir, “sayılır” değildir. Hâkim yine de dosyadaki olgulara bakar ve kararı gerekçelendirmek zorundadır. Anayasa Mahkemesi de tutuklamada kuvvetli suç belirtisinin dosya içeriğiyle somut biçimde ortaya konulmasını aramaktadır.

Soruşturma aşamasında tutuklamaya sulh ceza hâkimi, savcının istemi üzerine karar verir. Karar, adli kontrolün yetersiz kalacağını somut olgularla gösterir; şüpheliye sözlü bildirilir ve bir örneği verilir. Şüpheli bu aşamada müdafi yardımından yararlanır. Kuvvetli şüphe ile tutuklama nedenini ve itirazın nasıl kurulacağını tutuklama ve tutuklama kararına itiraz yazısı genel çerçevede anlatır. Burada belirleyici olan, 102/1 kapsamında kalan bir dosyada katalog kolaylığının hiç bulunmaması, 102/2 dosyasında ise bulunsa bile adli kontrolün neden yetmeyeceğinin gösterilmesidir.

Cinsel saldırı şüphelisi ifade verirken avukat ister mi, susabilir mi?

Şüpheli, ifade alınırken kendisine yöneltilen suçlamanın anlatılmasını, müdafi seçme ve ifadesinde müdafiin hazır bulunmasını isteme hakkının bulunduğunu, susma hakkını ve lehine delil toplanmasını isteyebileceğini öğrenmek zorundadır. Bu hakların bildirilmesi 5271 sayılı Kanun’un 147. maddesi kapsamındadır. Susmak suçu kabul anlamına gelmez; ifade vermek ya da vermemek şüphelinin tercihidir.

Avukatın şüpheliyle görüşmesi ve ifade sırasında yanında bulunması engellenemez. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda ise istem aranmaksızın müdafi görevlendirilir. 102/1’in alt sınırı beş yıl olduğundan “beş yıldan fazla” ölçütü bu fıkra için kendiliğinden sağlanmaz; 102/2’nin alt sınırı on iki yıl olduğu için zorunlu müdafilik kapsamındadır. Bu ayrım avukat çağırmanın 102/1 dosyasında da mümkün olduğunu değiştirmez.

Müdafi bulunmadan kolluk tarafından alınan ifade, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Davetiye veya telefonla çağrıldıysanız ifadeye gidilmemesinin sonuçlarını ifadeye çağrıldım gitmezsem ne olur yazısında bulabilirsiniz.

Cinsel saldırı soruşturmasında avukat dosyayı inceleyebilir mi?

Genel kural, müdafiin soruşturma dosyasını incelemesi ve belge örneği almasıdır. 5271 sayılı Kanun’un 153. maddesi ise cinsel saldırı (birinci fıkra hariç) soruşturmalarında bu yetkinin, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse savcının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabileceğini düzenler. Yani 102/1 temel hâli bakımından bu kısıtlama imkânı yoktur.

Kısıtlama kararı verilse bile şüphelinin veya yakalananın ifade tutanağı ile bilirkişi raporları kısıtlamanın dışındadır. Avukat bu belgeleri incelemeye ve örneğini almaya devam eder. Savunma da çoğunlukla bu belgeler üzerinden kurulur: şüphelinin kendi anlatımı ve adli tıp ya da kriminal raporlar dosyanın çekirdeğini oluşturur.

Cinsel saldırı şüphelisinden DNA örneği ve beden muayenesi zorla alınabilir mi?

İç beden muayenesi ile kan, saç, tükürük gibi örnek alınmasına, 5271 sayılı Kanun’un 75. maddesi uyarınca savcının veya mağdurun istemi üzerine ya da kendiliğinden hâkim karar verir. Gecikmesinde sakınca varsa savcı da karar verebilir; bu karar 24 saat içinde hâkim onayına sunulur. Onaylanmayan karar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz. İşlemi tabip veya sağlık meslek mensubu yapar. Cinsel organ ve anüs muayenesi de iç beden muayenesi sayılır. Karara itiraz edilebilir.

Genetik inceleme için hâkim kararı gerekir ve inceleme yalnızca soybağının veya bulgunun şüpheliye ya da mağdura ait olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılabilir. Sonuçlar kişisel veridir ve kural olarak başka amaçla kullanılamaz. 5271 sayılı Kanun’un 80. maddesi 7589 sayılı Kanun’la değiştirilmiş, kanun 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu değişiklikle eklenen üçüncü fıkra, sisteme kaydedilen bilgilerin yürütülen başka bir soruşturma veya kovuşturmada mahkeme, hâkim ya da savcı kararıyla kullanılabilmesine imkân tanır; yani kayıtlı genetik verinin kullanım alanı yalnızca kaydın yapıldığı dosyayla sınırlı kalmayabilir. Örnek alma kararında karar merciine, 24 saatlik onay süresine ve örneğin kullanım amacına bakılır. Rapor hazırlandıktan sonra eksik ya da çelişkili yönler ceza soruşturmasında bilirkişi raporuna itiraz yoluyla ileri sürülebilir.

Rıza savunması ve mağdur beyanı delil olarak nasıl tartılır?

Hâkim kararını duruşmada tartışılmış delillere dayandırır; deliller vicdani kanaatle serbestçe takdir edilir ve yüklenen suç hukuka uygun elde edilmiş her türlü delille ispatlanabilir. Bu kural 5271 sayılı Kanun’un 217. maddesinde yer alır. Kanunda mağdur beyanının veya rızanın nasıl tartılacağını belirleyen ayrı bir kural yoktur. Uygulamada beyanın tutarlılığına, şikâyetin zamanında yapılıp yapılmadığına, taraflar arasında husumet bulunup bulunmadığına ve beyanın tıbbi ve teknik delillerle uyumuna bakılır.

Rıza savunması söylenmekle değil, olgularla gösterilmekle ağırlık kazanır. Olay öncesi ve sonrası mesajlaşmalar, konum kayıtları, güvenlik kamerası görüntüleri ve tanıklar bu bakımdan öne çıkar. Adli tıp bulgusunun bulunmaması fiilin işlenmediğini göstermeyebilir; bulgunun bulunması da tek başına rıza dışı fiili kanıtlamayabilir. Örneğin DNA bulgusu bir temasın varlığını gösterebilir, ancak temasın rıza ile mi gerçekleştiğini göstermez.

Kanuna aykırı elde edilen delil reddolunur. Savunma lehine sunulacak bir kayıt başkasının görüşmesini izinsiz kaydederek alınmışsa kullanılabilirliği ayrıca tartışılır; bu konu gizli ses kaydı hukuka aykırı delil yazısında ele alınmıştır.

Cinsel saldırı şüphesinde adli kontrol şartıyla serbest bırakılanlar tutuklanır mı?

Tutuklama nedenlerinin bulunduğu durumda hâkim, şüpheliyi tutuklamak yerine adli kontrol altına alabilir. 5271 sayılı Kanun’un 109. maddesi yükümlülükleri sayar: yurt dışına çıkmama, belirli aralıklarla başvuru, konutu terk etmeme, belirli yerlere gitmeme ve güvence yatırma bunların arasındadır. Katalog suç adli kontrolü yasaklamaz; hâkim yetersiz bulursa tutuklamaya gider.

Adli kontrol kararının devamı en geç dört aylık aralıklarla gözden geçirilir ve hâkim yükümlülükleri değiştirebilir. Adli kontrol süresi de sınırlıdır. Yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen şüpheli hakkında yetkili merci hemen tutuklama kararı verebilir; bu nedenle imza gibi görünüşte basit bir yükümlülüğün aksatılması bile tutuklamaya yol açabilir. Yükümlülüğe karşı başvuru yolları adli kontrol kararına itiraz ve imza ihlali yazısında açıklanmıştır.

Cinsel saldırı şüphesiyle tutuklamaya itiraz nereye yapılır, süre ne kadardır?

Tutuklamaya ve adli kontrole ilişkin sulh ceza hâkimliği kararlarına itiraz edilebilir; bu yol 5271 sayılı Kanun’un 101. maddesinin beşinci fıkrasında ve adli kontrol için 111. maddede öngörülmüştür. İtiraz süresi kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır ve dilekçe kararı veren mercie verilir. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol kararlarına yapılan itirazı, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler; sulh ceza işlerine asliye ceza hâkimi bakıyorsa itirazı ağır ceza mahkemesi başkanı değerlendirir.

İtiraz kural olarak kararın yerine getirilmesini durdurmaz; bu nedenle şüpheli genellikle itiraz sonuçlanana kadar tutuklu kalır. Kararı veren hâkim itirazı yerinde görürse kararını kendisi de düzeltebilir. İtiraz dilekçesinde kuvvetli şüpheyi gösteren somut delilin bulunmadığı, tutuklama nedeninin kararda olgularla gösterilmediği ve adli kontrolün yeterli olacağı ileri sürülür. Dosya kısıtlaması varsa ifade tutanağı ve bilirkişi raporları kullanılarak bu üç noktaya cevap verilir. Gözaltı, ifade ve tutuklama aşamalarında hukuki yardım almak isteyen şüpheli ya da yakınları, Ankara ceza avukatı sayfasında büronun ceza hukuku alanındaki çalışmalarına bakabilir.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Bu konuda sorunuz mu var?

Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.

Sorunuzu iletin

Yayımlanmaz; yalnız yanıt bildirimi için kullanılır.

Soru metnine kimlik numarası, dosya numarası, plaka, sağlık bilgisi gibi kişisel verileri yazmayınız. Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Muhammet Ali BEYHAN

Kurucu Avukat · Beyhan Hukuk Bürosu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay için hukuki görüş alınması gerekir.

AraWhatsApp