Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, kazada 17 yaşında olan ve yüzde 85 malul kalan motosiklet sürücüsüne verilen düşük manevi tazminatı bozma nedeni saydı. Daire’nin 24 Şubat 2025 tarihli kararına konu dosyada ilk derece mahkemesi 100.000,00 TL’ye hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi ise sürücünün uygun sürücü belgesi bulunmadığını da gözeterek tutarı 50.000,00 TL’ye indirmişti. Daire, iki sürücünün eşit kusurlu olduğu bu olayda tutarı az buldu ve daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtti.
Yargıtay yaralanan sürücünün manevi tazminatını indiren kararı hangi gerekçeyle bozdu?
Daire, önce manevi tazminatın amacını ve tutarın nasıl belirleneceğini açıkladı, ardından bu ölçütleri somut dosyaya uyguladı:
Karar metninden
“6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56 ncı maddesi gereğince hâkimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.”
“Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir.”
“Somut olayda; davaya konu trafik kazasında yaralanan davacının maluliyet oranı, davacının kaza tarihindeki yaşı, tarafların kusur oranı, sosyal ve ekonomik durumu ile yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında, davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.”
Daire, davalının itirazlarını reddederek davacının temyizini kabul etti:
Hüküm fıkrası
“Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,”
“Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,”
“Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,”
Karar oy birliğiyle verildi. Daire yeni bir tutar yazmadı; 50.000,00 TL’nin az olduğunu söyleyerek tutarın yeniden belirlenmesini istedi. Aynı kararda davalının kusur raporuna ve maluliyet oranına yönelik itirazlarını da yerinde görmedi.
Motosiklet kazasında ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hangi tutara hükmetmişti?
Kaza 26 Mart 2014’te, davacının kullandığı motosiklet ile davalının kullandığı otomobil arasında meydana geldi. Davacı yaralanarak malul kaldığını belirterek 180.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınmasını istedi. Davalı ise zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının kusurlu olduğunu ve koruyucu tertibat kullanmadığını savundu.
Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi, kusur bilirkişi raporuna dayanarak iki sürücüyü eşit oranda kusurlu buldu. Davacının yüzde 85 oranında malul kaldığını, kaza tarihinde 17 yaşında olduğunu, başından yaralandığını ve kaskının takılı olmadığını tespit etti. Kaskın takılı olmamasını davacının zararın artmasına katkısı sayarak müterafik kusur indirimi yaptı ve 100.000,00 TL manevi tazminatın 26 Mart 2014’ten işleyecek yasal faiziyle ödenmesine hükmetti.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, davacının istinaf başvurusunu esastan reddetti, davalınınkini kabul etti. Olay tarihini, kusur durumunu, yaralanma derecesini ve uygun sürücü belgesinin bulunmadığını gözeterek ilk derece tutarını “bir miktar fazla” buldu. İlk derece kararını kaldırıp yeniden hüküm kurdu ve manevi tazminatı 50.000,00 TL’ye indirdi.
1966 tarihli içtihadı birleştirme kararı manevi tazminatın miktarı için hangi ölçütleri koyar?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 56. maddesi, bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye hâkimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak uygun bir miktar parayı manevi tazminat olarak vermesine imkân tanır. Kanun tutarı belirlemez; tutarı etkileyen özel durum ve koşulları Yargıtay’ın 22 Haziran 1966 tarihli ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesi gösterir. Bu karar 818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi döneminde verilmiştir; Daire 2025 kararında onu TBK 56 ile birlikte uyguladı.
İçtihadı birleştirme kararına göre önce manevi zararın önemli olması, yani zarar görende gerçek bir tatmin ihtiyacı doğması gerekir. Hâkim ardından olayın oluş şeklini, tarafların sosyal durumunu, eğitimini ve ekonomik durumunu, kusur ve birlikte sebebiyet verme oranlarını gözetir. Paranın değeri de hesaba katılır: tutar sadaka niteliği taşımamalı, karşı tarafı da sıkıntıya ve yıkıma uğratmamalıdır.
Manevi tazminat bir ceza değildir ve malvarlığındaki eksilmeyi karşılamayı da amaçlamaz. Ölçütler her olaya göre değişebildiğinden 2025 kararı hâkimden, takdirini etkileyen nedenleri karar yerinde nesnel ölçülerle göstermesini ister.
Kask takmamak ve eşit kusur yaralananın manevi tazminatını azaltır mı?
Azaltabilir; indirimin oranını kanun belirlemez, hâkim takdir eder. TBK’nin 52. maddesi, zarar gören zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkimin tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini düzenler. Bu dosyada ilk derece mahkemesi, başından yaralanan davacının kask takmamasını bu kapsamda değerlendirip indirim yaptı.
İçtihadı birleştirme kararına göre zarar görenin kusuru manevi tazminata engel değildir; tutarın belirlenmesinde özel durumlardan biri olarak gözetilir. Hâkim manevi tazminata hiç hükmetmeyebilir; ancak bunun için zarar görenin kusuru tazminatı haksız ve yersiz kılacak kadar ağır olmalıdır. Eşit kusur bu dosyada böyle bir sonuca yol açmadı.
Daire, tarafların kusur oranını ölçütler arasında açıkça saydığı hâlde 50.000,00 TL’yi az buldu. Bölge adliye mahkemesinin indirimde dayandığı sürücü belgesi yokluğu ve ilk derece mahkemesinin kask nedeniyle yaptığı indirim, Daire’nin gerekçesinde ayrıca tartışılmadı.
Yaralanan sürücünün manevi tazminatı trafik sigortasından istenebilir mi?
Hayır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 92. maddesi, manevi tazminata ilişkin talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamı dışında sayar. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları da bu talepleri teminat dışında bırakır. KTK’nin 90. maddesine göre manevi tazminatta Kanunda düzenlenmeyen konulara TBK’nin haksız fiil hükümleri uygulanır.
İncelenen dosyada da dava, sigorta şirketine değil karşı aracın sürücüsüne açılmıştı. Çalışma gücü kaybı gibi maddi kalemler ise poliçe limiti içinde karşı aracın trafik sigortacısına yöneltilebilir; KTK’nin 92. maddesine göre zarar görenin kendi kusuruna denk gelen kısım teminat dışında kalır. Kazazedeye sunulan sağlık hizmetlerinin bedeli ise KTK’nin 98. maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanır. Sigortacıya karşı dava açmadan veya tahkime gitmeden önce KTK’nin 97. maddesi uyarınca şirkete yazılı başvuru yapılır.
Manevi tazminatı az bulan bozmadan sonra yeni tutarı hangi mahkeme belirler?
Bölge adliye mahkemesi bu dosyada yeniden esas hakkında karar vermişti. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 373. maddesi, böyle bir karar bozulduğunda dosyanın kararı veren ya da uygun görülen başka bir bölge adliye mahkemesine gönderilmesini öngörür. Daire de dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar verdi.
Bölge adliye mahkemesi tarafları duruşmaya çağırıp dinledikten sonra bozmaya uyup uymayacağına karar verir. Uyarsa tutarı bozma gerekçesindeki ölçütlere göre yeniden belirler; direnirse bu karar temyiz edildiğinde önce bozan Daire inceler, direnmeyi yerinde görmezse dosyayı Hukuk Genel Kuruluna gönderir.
Yeni tutar davacının talep ettiği 180.000,00 TL’yi aşamaz; HMK’nin 26. maddesi hâkimi talep sonucuyla bağlı tutar. HMK’nin 370. maddesi de hâkimin takdir yetkisiyle belirlediği edalarda Yargıtay’ın kararı düzelterek onamasına izin vermez; tutarı bu nedenle bozmadan sonra bölge adliye mahkemesi belirler.
Benzer bir dosyada düşük manevi tazminata itiraz ederken hangi olgular öne çıkarılır?
Daire’nin saydığı dört ölçüt dosyada belgeyle desteklenmelidir: maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaş, tarafların kusur oranı ve sosyal ve ekonomik durum. Maluliyet oranı bu dosyada davalının itirazına rağmen hükme esas alındı; oran düşük çıkmışsa maluliyet raporuna itiraz manevi tazminatın tutarını da etkileyebilir.
İstinaf ve temyiz dilekçesinde tutarın neden az olduğunu bu ölçütlerle somut olarak gösterin. HMK’nin 341. maddesi manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktara bakılmaksızın istinaf yolunu açar. Bu dosyada davacının istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, tutarın düşük olduğuna ilişkin temyiz itirazı ise kabul edilmişti.
Davalının cevapta ileri sürdüğü zamanaşımı savunması temyiz itirazları arasında yer almadı; karar metni bu savunmanın nasıl karşılandığını göstermez. Manevi tazminat istemi TBK’nin 72. maddesine göre zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılda, her hâlde fiilden başlayarak on yılda zamanaşımına uğrar. Fiil, ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımına bağlı bir suçsa o süre uygulanır. Kazadan sonra uzun süre geçtiyse trafik kazasında zamanaşımı hesabını ceza zamanaşımıyla birlikte yapın.
Manevi tazminat sürücüye veya KTK’nin 85. maddesi uyarınca araç işletenine, maddi kalemler ise karşı aracın trafik sigortacısına yöneltilir. Bu dosyalarda başvuru sırası ve talep edilecek tutar, maluliyet raporu ve kusur raporu birlikte incelenerek trafik kazası avukatı desteğiyle belirlenebilir.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
