Sıfır araçta boya hatası ve kapı, bagaj kapağı ayarsızlığı üretimden kaynaklanıyor ve onarılamıyorsa, satıcının orantısızlık savunması tüketicinin misliyle değişim talebini engellemeyebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 6 Nisan 2026 tarihli kararında, bilirkişinin bu kusurları üretici kaynaklı gizli ayıp saydığı ve onarımın mümkün olmadığını tespit ettiği bir dosyada misliyle değişim kararını onadı. Daire, satıcının orantılılık savunmasını ve tüketicinin vekâlet ücretine ilişkin itirazını da reddetti.
Yargıtay boya ve kaporta ayıbında misliyle değişimi neden onadı?
Daire, bölge adliye mahkemesi kararındaki gerekçelere ve denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bulduğu bilirkişi raporuna dayanarak ayıbın üreticiden kaynaklandığını, onarımın mümkün olmadığını ve tüketicinin seçiminin dengeli olduğunu kabul etti. Kararın gerekçesi şöyledir:
Karar metninden
“Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak dava konusu araçta oluşan bu gizli ayıbın üreticiden kaynaklandığı dava konusu aracın kullanılması ile ortaya çıkan ve gizli ayıp niteliğinde olan aracın onarımının mümkün olmadığı ve davacının seçimlik hakkını misli ile değişim şeklinde kullanmasının hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine de uygun olduğu, aracın fatura bedeli üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan tarife esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, anlaşılmakla taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.”
Kararı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 370. maddesi uyarınca onayan Daire, kararı oy birliğiyle verdi:
Hüküm fıkrası
“Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,”
Onama, bölge adliye mahkemesinin verdiği misliyle değişim ve ayıplı aracın satıcıya iadesi hükmünü kapsar. Belirleyici olan, bilirkişinin ayıbı hem üretici kaynaklı hem de onarılamaz bulmasıdır.
Boya soyulması ve farklı panel boşlukları neden gizli ayıp sayıldı?
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8. maddesi, teslim anında objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan ya da tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan maddi eksiklik içeren malı ayıplı sayar. Bu dosyada sıfır alınan araçta kapı içlerinde ve direklerde boyanın soyulması, kapıların ve bagaj kapağının sürtmesi, bilirkişinin üretimden kaynaklandığını tespit etmesiyle bu tanım kapsamında değerlendirildi.
Bu dosyada bilirkişi, araçta boya hataları bulunduğunu, tüm kapılarda ve bagaj kapağında ayarsızlık nedeniyle sürtme şeklinde hasar oluştuğunu, ön göğüs ile sol kapı arasında farklı boşluklar olduğunu tespit etti. Bilirkişi raporuna dayanan kararlara göre bu kusurlar aracın kullanılmasıyla ortaya çıkmıştı ve gizli ayıp niteliğindeydi. Davacının anlatımına göre soyulmalar araç henüz 10.000 kilometreye ulaşmadan ve ilk bakımı yapılmadan başlamıştı.
Satıcı, bir süredir tüketicinin kullanımında olan ve hangi dış etkenlere maruz kaldığı bilinmeyen aracın kaporta sorununun kendisine yüklenemeyeceğini savundu. İlk derece mahkemesi kusurların üretici kaynaklı olduğunu belirleyen bilirkişi raporunu hükme esas aldı ve bu savunma sonucu değiştirmedi. Kanun’un 10. maddesine göre teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğu kabul edilir ve aksini satıcı ispatlar; bu karine malın veya ayıbın niteliğiyle bağdaşmıyorsa uygulanmaz. Kararda bu karineye dayanılmadı, sonuç bilirkişi tespitine dayandı.
Boya hatası davasında ilk derece ve istinaf mahkemesi ne karar verdi?
Tüketici, 2022 model aracı 22 Şubat 2022’de davalı şirketten sıfır olarak satın almıştı. Dava dilekçesinde aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini, bu mümkün olmazsa ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını istedi. Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, tüketicinin aracı ayıplarıyla kullanmaya zorlanamayacağını belirterek davayı kabul etti ve misliyle değişime karar verdi.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, ayıp tespitini ve kabul kararını yerinde buldu. Ancak ayıplı aracın satıcıya iadesi hakkında hüküm kurulmamasının infazda tereddüt yaratacağını belirterek ilk derece kararını kaldırdı ve yeniden hüküm kurdu. Yeni hükümde araç misliyle değiştirildi; tüketicinin ayıplı aracı üzerindeki tüm kısıtlamalardan (takyidattan) arındırılmış olarak satıcıya iade etmesine, iade ve teslim masraflarının satıcı tarafından karşılanmasına karar verildi. Bu hüküm, Kanun’un 11. maddesindeki seçimlik hakların kullanılmasından doğan masrafları hakkı yerine getiren tarafa yükleyen kuralla örtüşür.
Satıcının “misliyle değişim orantısız” savunması neden sonuç vermedi?
6502 sayılı Kanun’un 11. maddesi tüketiciye sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve imkân varsa ayıpsız misliyle değişim haklarını tanır; satıcı tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre onarım veya misliyle değişim satıcı için orantısız güçlük doğuruyorsa tüketici sıfır araçta ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ya da bedelden indirim hakkını kullanabilir. Orantısızlıkta malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer hakların tüketici için sorun yaratıp yaratmayacağı dikkate alınır.
Davalı temyizde araçta ayıp bulunmadığını ve misliyle değişimin orantılılık ilkesine aykırı olduğunu ileri sürdü. Daire, onarımın mümkün olmadığı tespitini esas alarak tüketicinin seçiminin hakkaniyete ve taraflar arasındaki menfaat dengesine uygun olduğunu kabul etti. Kararda kusurun aracın kullanımına etkisi ayrıca tartışılmadı; Daire sonucu onarılamazlık tespitine dayandırdı.
Ayıplı araç davasında vekâlet ücreti hangi değer üzerinden hesaplandı?
Davacı vekilinin temyiz dilekçesine göre dava 30.000 TL değerle açılmış, bilirkişi ek raporu doğrultusunda dava değeri 1.145.500 TL’ye yükseltilmişti. Katılma yoluyla temyiz eden davacı vekili, vekâlet ücretinin bu artırılmış değer üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürdü. Bölge adliye mahkemesi ise aracın satış bedelini, yani fatura bedelini dava değeri olarak kabul etmişti.
Daire, vekâlet ücretine aracın fatura bedeli üzerinden ve karar tarihinde yürürlükte olan tarife esas alınarak hükmedilmesini yerinde buldu ve davacının bu itirazını da reddetti. Böylece bu dosyada vekâlet ücretinde yargılama sırasında artırılan dava değeri değil, aracın satın alma bedeli esas alındı. Katılma yoluyla başvuru, karşı tarafın temyiz dilekçesine verilen cevapla yapılır; HMK’nin 366. maddesi istinaftaki bu kuralı temyize de uygular.
Sıfır araçta boya ve kaporta kusuru gören tüketici neleri belgelemeli?
Bu kararda sonucu belirleyen, bilirkişinin kusurun kaynağını ve onarılıp onarılamayacağını açıkça tespit etmesiydi. Kusuru fark ettiğiniz tarihi, aracın o günkü kilometresini ve bakım kayıtlarını saklayın; boya soyulmalarını ve panel boşluklarını tarihli fotoğraflarla kaydedin. Kusurun dış etkenden değil üretimden kaynaklandığını göstermek için ayıplı araçta delil tespiti yoluyla dava öncesinde bilirkişi incelemesi istenebilir.
Ayıplı maldan sorumluluk, kanunda veya sözleşmede daha uzun süre öngörülmedikçe ayıp sonradan ortaya çıksa bile teslimden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir; ayıp ağır kusur ya da hileyle gizlenmişse 6502 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca zamanaşımı uygulanmaz. Misliyle değişim talebi satıcıya yöneltilebileceği gibi Kanun’un 11. maddesi uyarınca üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir.
Bu dosyadaki gibi misliyle değişim asıl, bedelden indirim ikinci sırada istenirse HMK’nin 111. maddesi uyarınca mahkeme ikinci talebe ancak asıl talebi esastan reddederse geçer. Talebin satıcıya mı üreticiye mi yöneltileceği ve istemlerin hangi sırayla kurulacağı, tüketici uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce verilmesi gereken kararlardır.
Av. Muhammet Ali BEYHAN
Bu konuda sorunuz mu var?
Bu yazının konusuyla ilgili genel nitelikteki sorunuzu aşağıdaki formdan iletebilirsiniz. Sorular yayımlanmadan önce incelenir; yalnız yanıtlanan sorular bu bölümde görünür.
